Bir erkeğin en iyi arkadaşı annesidir... Norman Bates - Psycho (1960)

Yellow: A neo Giallo short film

Kısa Filmler

YasinKarakaya

21 Şubat 2013

0 Adet Yorum

0

yellow-afisYönetmen: Ryan Haysom
Senaryo: Ryan Haysom, Jon Britt
Tür: Giallo
IMDb Sayfası ve Puanı: 6,1/10
Yapım: 2012, Almanya/İngiltere Süre: 25 Dakika
Oyuncular: Stephen M Gilbert, Hester Arden, Rocco Menzel

İtalyan slasher/thriller film janrı olan giallo’nun kökleri, 20’li ve 30’lu yıllarda, bir ikon haline gelmiş sarı kapakla yayınlanan ucuz romanlara dayanmaktadır. Sinematik olarak da Psycho ve Peeping Tom gibi filmler bu janrın temelini atmıştır; bu gün giallo türünün ortaya çıkmasını sağlayanlar Mario Bava, Sergio Martino, Lucio Fulci ve giallo’nun kralı, Dario Argento gibi İtalyan film yapımcılarıdır. 60’lı ve 70’li yıllar ise İtalyan slasher filmlerinin en iyi olduğu zamanlardır. 1980’lere geldiğimizde ise bu tür dibe vurmaya başlamıştır. Hatta yeni milenyumda giallo olarak sayılabilecek filmlerin sayısı iki elin parmağını geçmez.

2000’li yıllarda çekilen, Fransız giallo türü Amer isimli filmle birlikte uzun süredir ölü yatan bu tür için bir umut ışığı doğmuştur. Film, Hélène Cattet ve Bruno Forzani tarafından yönetilmiştir ve bu türün klasik özellikleriyle birlikte, özellikle Fransız film sanatına ait değişiklikler içermektedir. 2010’lara gelirsek, Masks, Sororal gibi İtalyan gerilim filmlerinden etkilenen filmler ve bu yazıda bahsi geçecek olan Ryan Haysom’un kısa filmi Yellow gibi filmlerin sayesinde, giallo türü yeniden canlanmanın belirtilerini göstermektedir.

Bir nabza dönüşebilecek bu hafif kalp atımı, bizi Yellow’un dünyasına götürmektedir. Filmde, cinayetler işleyen bir seri katil hakkındaki haberler tanıdık bir fon oluşturuyor. Berlin’deki ışıkların havadan çekimi bizi shotgun ile araba süren gizemli bir adama yönlendiriyor. Şehrin manzarası otoyola doğru değişirken gizemli adamımızın statik çekimi karşımıza çıkıyor.

yellow1

Güzel bir kadın köpük banyosu yapıyor. Müzik gerilimli ortamı kurarken biz de derilere bürünmüş katili görüyoruz. Hiçbir şeyden haberi olmayan kurbanımız banyosuna devam ederken, katil de bir enjektör hazırlıyor. Enjektörü kurbana saplıyor ve hareketsiz başını yakalayarak zahmetsizce suyun altına batırıyor. Sonra yavaşça kadını geri çekiyor ve gerçek eğlence başlıyor. Bir eliyle kadının göz kapağını kaldırıyor ve diğer eliyle bir ustura tutuyor. Muhtemelen olayın anısını saklamak amacıyla bir Polaroid fotoğraf çekiliyor. Daha önce arabasında gördüğümüz adamı izliyoruz ve filmin adı ekranda beliriyor.

Yellow’un konusu sorgusuz sualsiz giallo hayranlarını tatmin ediyor. Berlin’de bir kadın katili vardır ve şimdiden 3 kurban öldürmüştür. Yellow’u izlerken hem katili durdurmaya çalışıyormuş gibi gözüken adsız ana karakterimizin (Stephen Gilbert) yanında oturuyoruz, hem de en iğrenç şekilde işlenen cinayetlere tanıklık ediyoruz.

yellow2

Yellow’daki performanslar mükemmel. Ekranda karakterler tek kelime bile söylemiyor; onun yerine radyo, telefon veya ses kayıt cihazından gelen sesler duyuluyor. Bu yüzden de oyuncular duygularını vücut diliyle ve yüz mimikleriyle anlatmak durumundalar. Bu görevi kusursuz bir şekilde başardıkları için ayakta alkışlanmayı hak ediyorlar.

Filmin bir başka özelliği de, Antoni Maiovvi’nin yaptığı müzikler. Bir gece kulübünün arka kapısından tipik bir giallo synth-laden müziği duyduğunuzu düşünün ama cesaret edip içeri giremiyorsunuz işte Yellow’un sunduğu işitsel fon budur. Tabii müziğe mükemmel bir sinematografi de eşlik ediyor. Ryan Haysom ve Jon Britt’in (Görüntü Yönetmeni) yaptığı iş tek kelimeyle müthiş. Berlin’in neon ışıkları, kısa film boyunca tüm etkisini gösteriyor. Görsel tarz bakımından Gaspar Noe’nun başyapıtı Enter the Void ve geçen senenin Beyond the Black Rainbow’u referans noktaları.

yellow3

Elbette burada bir korku filminden bahsediyoruz ve tabii bir giallo söz konusu. Bu yüzden, özel efektler ve kanlı sahneler filmin temelini oluşturuyor. Alman kanlı efekt kralı Olaf Ittenbach (The Burning Moon, Dard Divorce, Garden of Love, Premutos: Lord of the Living Dead), burada işe el atıyor ve bize güvenin tüm yeteneğini konuşturuyor. En azılı korku filmi hayranlarının bile kendilerine doğru sıçrayanlardan çekindiği sahneler var.

Yellow, kendi kimliğini yaratırken, aynı zamanda eski klasik giallo filmlerini de hatırlatıyor. Bu janrın tüm temel parçaları mevcut olsa da Yellow, bu öğeler üzerinden kendini genişleterek bir sanat filmi hissini yakalıyor. Bu film hem Noe, Haneke ve Lynch gibi uç film yapımcılarına hem de Bava, Fulci ve Argento gibi giallo ustalarına rahatlıkla uyuyor. Haysom ve Britt, 25 dakikalık kısa filme sığdırdıklarıyla büyük ödüller almayı hak ediyorlar. Bu ikiliden uzun metrajlı bir film yapmalarını ve zaman sınırlaması olmadan yaratabileceklerini görmeyi sabırsızlıkla bekliyoruz.

Bu yazı http://www.followingyourfears.com/2013/01/22/yellow-review sitesinden çevrilmiştir.

korkumetre-4 kan_ve_siddet-4 gerilim_dozu-5 puan-4-5

Önceki Sonraki

27

Paylaşım

Yazar: Yasin Karakaya

Tüm Yazıları
9 Eylül 1977’de İstanbul’da doğdu. İlkokuldan Üniversiteye kadar ki eğitimini burada tamamladı. Korku filmlerine olan ilgisini ilk defa memleketi Aydın’da ki bir kahvehanede videodan izlediği Elm Sokağında Kabus filmi ile keşfetti. O sıralar 8 yaşındaydı. 80’lerin kanlı video kültürü ile yoğrulan beyni ilerde yapacağı bu site için ilk kıvılcımı çakmıştı bile. Bundan sonraki dönemde korku sineması ile ilgili herşeyle ilgilenmeye başladı. Geniş bir film arşivi ve korku figürleri koleksiyonu yapmaya başladı. 2003 yılında tamamen kendi çabasıyla korkucu.com sitesini kurdu. 5 yıl boyunca kendi yağı ile kavrulmaya çalışsa da pek başarılı olamadı ve bu konuda tıpkı kendisi gibi rahatsız ve inatçı olan Murat Özkan ile tanıştı. İkili 2008 yılında Murat Özkan’a ait olan Gerilimhatti.com sitesi ile korkucu.com’u birleştirme kararı aldı…

YORUM YAZ