Hepimiz ara sıra deliririz! Norman Bates - Psycho (1960)

William Peter Blatty ve “The Exorcist” Romanı

Kamera Arkası

Korku Sinema

YasinKarakaya

28 Mayıs 2008

1 Adet Yorum

1

1949 yılında, Washington’da 14 yaşında bir erkek çocuğunun Şeytan’ın etkisi altına girdiği ve seksüel anomalilerle karışık saldırgan davranışlarda bulunduğu duyuldu. Bu haber hızla yayılıyordu. “Washington Daily News”in haberine göre olay Katolik Kilisesi’nin müdahalesi ile durdurulmuş ve psikolojinin çaresiz kaldığı noktada “exorcism” devreye girmiş ve “Washington Parapsikoloji Derneği” ile de işbirliği yapılmıştı.

Bu ironik olay geniş çapta sansasyona neden olduğu için ilgili kayıtlar ve sonuçlar Georgetown Üniversitesi’nin tarih bölümünde Prof.Rahip Thomas Bermingham tarafından anlatıldı. İşte o anda sınıfta bulunan öğrencilerden birisi de yıllar sonra “The Exorcist” romanını yazacak olan William Peter Blatty idi.

Olayın yaşandığı yer ve yakınlarında 27 benzer olaya daha rastlanmış, zaten koyu bir katolik olan Blatty bu olayların da etkisiyle son derece sert, babaerkil yapıda bir kitap çıkarmış ortaya. Kitap beyaz perdeye uyarlanmadan önce de bestseller’lar arasında ilk sıralara kadar yükseldi ve uzunca bir süre de orda kaldı. Filme aktarıldığında birçok eleştirmen ve yazar film hakkında bol bol kitap, makale yazdılar. Bu denli katmanlı bir romanın uyarlandığı film de en az onun kadar katmanlı oluyordu haliyle.

Filme ateist, feminist, kocasından ayrılmış bir kadına yapılan işkence adeta “ders olsun!” diye anlatılıyor diye bakanlar olduğu gibi siyasal yönünün de olduğu ve özellikle filmin gösterime girdiği yıllardaki öğrenci olayları ve sol görüş hareketlerinin karşısında olduğunu hatta Burke’ün -komünist- ölümünün bu denli acımasız gerçekleşmesinin de buna bağlandığını söyleyenler var. Sadece roman değil çekim tekniği, filtreler ve kamera açıları da mesaj dolu. Bunun için hastane sahnelerinin gereğinden fazla acılı ve zorlu gösterilmesi ile kiliselerin ne kadar sıcak renklerde ve huzurlu ortamlar olarak gösterilmesi karşılaştırılabilir. Bunların aksine filmin satanic bir film olduğunu öne sürenlerde oldukça fazla, Şeytan’ın filmin sonunda kazanması ve amacına ulaşması, pederlerin öldürülmesi, ateist ailenin yaşamlarının altüst edilmesi gibi birçok alıntı ile görüşlerine kaynaklık gösteriyorlar. Filmin başında duyulan ezan -yeni versiyonda sonunda da duyuluyor- ve başa dert açan Şeytan Pazuzu ile betimlenenin İslam tehlikesi olduğunu düşünenler de yok değil.

William Peter Blatty “The Exorcist:Heretic” adlı kötü devam filminin araya girmesinden pek memnun değildi çünkü asıl yapmak istediği gerçek bir devam filmiydi, yeni versiyon The Exorcist’te tam da bu sonu içeriyordu: The Exorcist:Legion. Bu film her ne kadar karşımıza 3. film olarak da çıksa aslında devam edecekse -ki hiç gerek yok- böyle etmeliydi. Bu filmin kitabı da piyasaya sürüldü ama bestseller olamadı.

William Peter Blatty kendini The Exorcist’e adamış olsa gerek ki yeni The Exorcist uzantısı 4. filmin yazarlarındandı. Hatırlayacaksınız bu filmde Heretic’e de konu olan Afrikalı çocuk derinlemesine inceleniyordu. Heretic gibi hayal kırıklığı yaratan film umarız serinin sonu olur.

Filmin Çekim Efsanesi

1973 yılının Noel’inde sinemalarda bir fırtına kopmaya başlamıştı, The Exorcist fırtınası…

Tüyler ürperten fragmanı bir süredir gösteriliyordu ama kimse böyle bir film beklemiyordu. William Peter Blatty 1949’da Georgetown Üniversitesi’nde okurken okulun yakınlarında bir erkek çocuğunun başına gelenler yıllar sonra şekillenip Regan’ın öyküsü olarak önce sayfalara sonra da beyaz perdeye yansıdı.

Blatty’nin T.V. için yazdığı senaryo pek çok yapımcı tarafından sinemaya uyarlanması gereken bir iş olarak görülüyordu ve öyle de oldu. Warner Bros. şirketi ve William Peter Blatty yapımcılığında senaryonun beyaz perdeye uyarlanmasına karar verildi. Yönetmen olarak seçilen William Friedkin “French Connection” adlı 1971 yapımı filmiyle o zamanların en ünlü yönetmenlerindendi.

400 çocuk arasından seçilen Linda Blair ise tamamen deneyimsiz ve herşeyi bir oyun sanan 12 yaşında bir kızdı. Regan’ı kimin oynayacağı belliydi ama Friedkin “anne Chris” için Jane Fonda, Ali McGraw, Shirley MacLaine ve Ellen Burstyn arasında düşünüyordu. Fonda politik kişiliği olan ve inançsız biriydi, McGraw henüz anne rolü için olgun değildi, Mclaine ise yönetmene göre en uygun kişiydi ama Blatty tam o sırada ortaya inanılmaz bir iddia attı:

“Romanımdaki sinema oyuncusu yani Chris tiplemesini gerçek bir kişiden hem de çok ünlü bir sinema aktrisinden yola çıkarak yarattım. Söz konusu oyuncu Shirley McLaine’dır. Saklanan gerçek ise McLaine’ın kızı Sachi’nin başından da Regan’la aynı şeyin geçmiş olmasıdır. Shirley benim çok yakın dostum olduğu için bu olayı biliyorum. Ne kendisi ne de yakınları bu filmde asla yer alamaz. Hatta sözünü dahi ettirmeyiz, çünkü kendisi ve kızı çok acı çektiler ve bu filmin tasarısı dahi onlara çok büyük acı verdi. Bu nedenle yönetmene ona bu teklifi götürmesine karşı çıktım ve ona Burstyn’in uygun aday olduğunu söyledim.”

Senaryonun sertliği, Blatty’nin inatçılığı ve Friedkin’in anormal davranışları zorlu bir film çıkacağının habercisiydi lakin çekimlerle beraber 14 Ağustos 1972’de sorunlarda başladı. Sürekli problem yaratan diktatör yönetmen birkaç kez Blatty tarafından kovulmuş ama sonra yine alınmıştı, aynı şekilde Friedkin’de boş durmuyor sabah kovduklarını akşamüstü geri çağırıyordu. Sinirlerin gergin olduğu ortamın oyuncuların yüzlerine pek yansımadığını düşünen Friedkin elindeki kuru sıkı tabancasıyla oyuncuların arkasından havaya ateş açıp onların daha da gerilmelerini sağlıyordu. Regan’ın odasına yerleştirilen dev soğutucular ise cabasıydı. Meşhur haçla mastürbasyon sahnesinde Regan’ın tokadıyla yere düşen Ellen Burstyn’in gerçekten -üstelik Friedkin sayesinde- düştüğü ve filme de o acılı (kuyruk sokumunun üstüne düşer) bağırışla birlikte alınır. Sette Friedkin’e alaycı lakaplar takanlar dışında onun içine Şeytan girdiğini düşünenler de olmuş.

Film acısıyla tatlısıyla bitip gösterime girdiğinde hem sinema tarihinde hem de oyuncuların yaşamlarında yeni bir milat başlamıştı. Warner Bros. ise işten en karlı çıkan oldu.12 Milyon dolara çekilen film 30 sinema salonunda 6 ay boyunca vizyonda kaldı ve 160 milyon dolar hasılat yaparak bir rekor kırdı.

The Exorcist: The Version You’ve Never Seen (Hiç Görmediğimiz Versiyon!!!)

Mark Kermode -The Exorcist uzmanı, eleştirmen- ve W.Peter Blatty meşhur “Örümcek Yürüyüşü” sahnesi için Friedkin’in sürekli üstüne geliyorlardı. Friedkin ise sürekli “unutun bunu” diyerek geçiştiriyordu. Yıllar sonra -28 yıl sonra- Blatty Friedkin’i ikna etmeyi başardı ve Warner Bros.’un arşivlerinden bu sahneyi montajsız olarak izlediler. Ardından Friedkin tek bir şey söyledi: “haklıydın”.Ardından sesler dijital olarak temizlendi, sountrack baştan mixlendi ve hazır yeni bir versiyon hazırlanırken yıllardır “keşke şöyle yapsaydım” denilen her şeyi de yapmaya karar verdiler.

Ve muhteşem bir fragman ve TV spot dizisiyle 22 Ekim 2000’de hazırlık başladı. Türkiye’de de 4 Mayıs’ta izleme şansına eriştiğimiz bu versiyon yadırganacak hiçbir şey taşımıyor üstelik daha iyi olduğu kanısındayım. Yeni versiyonla eski versiyonu aynı anda başlatıp izlediğimizde en dikkat çeken farklılıkları şöyle sıralayabiliriz:

1-Açılış Kuzey Irak ile değil Regan’ların evinin ürkünç bir planı ile başlıyor.

2-Regan’ın doğumgünü için ilgisiz kocasını arayan Chris’i dinleyen Regan dinledikten sonra yatağına oturur. Yatakta oturarak geçirdiği süre ikinci versiyonda kısaltılmıştır.

3-Regan’ın sinirsel sorunları vardır ve bu yüzden annesi onu doktora götürür. Oldukça uzun bir hastane sahnesi izleriz. Bu sahne önemlidir çünkü Regan partide işedikten sonra annesi onu yatırırken “doktorun da söylediği gibi sorunun sadece sinirsel” der. Böylece biz “ne doktoru yaa, hangi doktor” demekten kurtuluruz.

4-Partiye tekrar dönersek eğer, ilk versiyonda Regan’ın davetliler arasında dolaştığını görürüz, yeni versiyonda Regan bu sıralarda hiç görünmez, yani işemeden önce astronota söyledikleri partide duydukları değildir, olay böylece daha ilginç bir hal alır.

5-Burke Dennings’in ölüm haberini getiren adam Chris’i avuttuğu sırada yakın çekim ile izleriz, ayrıca üçü -yani Sharon da- aynı karede görülürler ve bu sahne daha uzundur, ardından meşhur örümcek yürüyüşü sahnesi gelir.

6-Klisede Karras’ın pazar ayini sahnesinden önce pederi Regan’ın babasına gönderdiği santral kayıtlarını dinlerken görürüz.

7-Merrin Regan’lara geldikten sonra Karras’a alması gereken exorcism araçlarını söyler. Yeni versiyonda bundan önce eve gelen Merrin’den etkilenip sesini yükselten Regan’dan rahatsız olup radyoyu kulaklıkla dinlemeye başlayan Sharon’u ve ardından da Merrin’in tesbih çekmesi ardından Chris’le beraber içki içip konuşmasını görürüz.

8-Ayini başlatmadan önce Merrin, anneye kızının göbek adını sorar.

9-Ayinin ilk yarısından sonra merdivenlerde dinlenen Merrin ve Karras arasında bir diyalog geçer.

10-Şeytan çıktıktan sonra evi terk eden Regan’la Chris, Sharon’un Regan’ın odasında bulduğu Meryem Ana ve İsa kolyesini giderken peder Dyer’a verirler. ilk versiyonda Dyer kolyeyi cebine koyar, yeni versiyonda ise almaz ve sizde kalsın diyerek geri verir.

11-Ardından Kinderman ile Dyer dost olurlar ve bu dostluk Legion ile bağlantı kurar.

Bunların dışında soundtrack, anlık imgeler gibi ekstralar da vardır.

Önceki Sonraki

27

Paylaşım

Yazar: Yasin Karakaya

Tüm Yazıları
9 Eylül 1977’de İstanbul’da doğdu. İlkokuldan Üniversiteye kadar ki eğitimini burada tamamladı. Korku filmlerine olan ilgisini ilk defa memleketi Aydın’da ki bir kahvehanede videodan izlediği Elm Sokağında Kabus filmi ile keşfetti. O sıralar 8 yaşındaydı. 80’lerin kanlı video kültürü ile yoğrulan beyni ilerde yapacağı bu site için ilk kıvılcımı çakmıştı bile. Bundan sonraki dönemde korku sineması ile ilgili herşeyle ilgilenmeye başladı. Geniş bir film arşivi ve korku figürleri koleksiyonu yapmaya başladı. 2003 yılında tamamen kendi çabasıyla korkucu.com sitesini kurdu. 5 yıl boyunca kendi yağı ile kavrulmaya çalışsa da pek başarılı olamadı ve bu konuda tıpkı kendisi gibi rahatsız ve inatçı olan Murat Özkan ile tanıştı. İkili 2008 yılında Murat Özkan’a ait olan Gerilimhatti.com sitesi ile korkucu.com’u birleştirme kararı aldı…

Yorumlar (1 Yorum)

YORUM YAZ

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.