Annem bana bunu asla yapmamamı söylemişti. The Hitcher (1986)

Viy (Вий)

Korku Film Arşivi

Korku Sinema

wherearethevelvets

27 Nisan 2009

0 Adet Yorum

0

Yönetmen : Georgi Kropachyov, Konstantin Yershov
Senaryo : Aleksandr Ptuşko, Nikolay Gogol
Yapım:1967, Rusya Siyah/Beyaz, 78 dakika
Oyuncular: Leonid Kuravlyov, Natalya Varley, Aleksei Glazyrin, Nikolai Kutuzov

Nikolai Gogol, korku sineması için uygun öyküler yazan bir Rus edebiyatçı, bildiğiniz gibi. Aynı adlı kısa öyküsünden, serbest bir biçimde uyarlanan “Black Sunday/ Mask of the Devil” adlı filmi daha önce yazmıştım. Bu ise, yazarın anavatanından, aslına daha sadık bir uyarlama.

Eski Rusya’da diğer Ortaçağ ülkeleri gibi, üniversite eğitimi dini akademilerde veriliyordu. İlahiyat fakültesi de denen bu yerlerde felsefe, teoloji, gramer, astroloji, müzik ve hatta simya gibi bilimler öğretiliyordu. İşte böyle bir okulda öğrenci olan serseri Khoma filmimizin ana kahramanı.

Tatil nedeniyle akademiden ayrılarak anavatanlarına dönen öğrencilerin boşalttığı okulda sadece Khoma ve iki arkadaşı kalmıştır. Bu 3 delikanlı, içki içip şarkılar söyleyerek, kızlara sarkıntılık edip, pazar yerindeki satıcıları talan ederek yola çıkarlar. Fakat üç kafadar o kadar içmiştir ki; belki dumanlı kafalarından, belki de sisten yollarını kaybederler. Gece olmuştur ve gidecekleri yere varamayacakları bellidir. Yollarına çıkan döküntü bir kulübenin kapısını çalarlar. Kapıyı hayli çirkin, yaşlı bir kadın açar. Delikanlılar, geceyi geçirmek için yer isterler fakat kadın kabul etmez. Fakat ısrarlara dayanamaz ve herbirine bir yatak gösteriri. Khoma’nın yatağı ise ağılda, domuzların yanındaki saman yığınıdır. Gece, yaşlı kadının ziyareti ile uyanan adam, kadının tacizine uğrar. Pek istekli olmayan Khoma önce daracık yerde kaçmaya çalışır fakat kadın yakaladığı gibi delikanlının sırtına çıkar.

Kadının bir cadı olduğunu farkeden Khoma, sırtındaki kadının sihriyle bulutların arasında uçmaya başlar. Cadı onu bir at gibi kullanmaktadır. Fakat didişmede Khoma galip gelir ve kadını sırtından alaşağı ederek, eline geçirdiği bir sopayla öldüresiye döver. Birden cadı şekil değiştirir ve dünyalar güzeli bir kıza dönüşür. Dehşete düşen Khoma kaçarak uzaklaşır.

Filmden bir sahne

Akademiye geri döndüğünde kendisini bir sürpriz beklemektedir. Rektör, civardaki varlıklı bir adamın kızının öldüğünü; kızın ağzından çıkan son sözün “Khoma” olması nedeniyle; babası tarafından göreve çağrıldığını söyler. Khoma, ölünün ruhunu kutsayacak üç gecelik bir ayin düzenleyecektir ama bunu reddeder. Zorla köye getirilir ve ölen kızın, kendisinin öldürdüğü cadı olduğunu farkeder. Adamın emrindekilerin gardiyanlığından bir türlü kaçamayan Khoma pisi pisi, kızın tabutunun bulunduğu küçük kiliseye girer ve asıl film başlar. İntikam almak isteyen güzel cadı, Khoma’nın 3 gecesini cehenneme çevirecektir.

Rusya’nın ilk korku filmi olma özelliği de taşıyan bu film komedi unsurları da barındırıyor. Rus folklöründe geniş yer edinen cadı edebiyatının güzel bir örneği; bir masal şeklinde anlatılmasının sebebi bu olmalı. Görüntüler gerçekten eşsiz; gotik sinemanın göstergelerini, anavatanından izlemek çok zevkli. Üstelik ahşap kilise ve yaşanan üç gece dönemine göre çok çok iyi bir atmosfer sunuyor. Zamanımızda ne kadar eski olarak değerlendirilse de, bu korkunç sahnelerdeki makjajlar, efektler ve görsel oyunlar o kadar iyi ki; Ruslar korku filmi yapmak için neden bu kadar beklemişler merak ediyor insan. Güzel cadı Pannochka’yı canlandıran Natalya Varley’in kuzey ırkının tüm özelliklerini yansıtan duru güzelliğiyle; aptal, korkak ve beceriksiz Khoma’yı canlandıran Leonid Kuravlyov’un esprili oyunculuğu birleşince ortaya güzel bir sonuç çıkmış.

Bu arada filmin 2009 tarihli, görsel efektlerle desteklenmiş yüksek bütçeli bir yeniden yapımı var. Henüz ülkemizde gösterime girmedi ama fragmanlarından gördüğüm kadarıyla komedi unsurları çıkarılmış ve konu fantastik maceraya dönüştürülmüş.

Ha, Bu arada! Adı geçen Viy, Ukrayna folklöründen gelme, herşeyi gören ve kendisiyle göz göze gelen kişileri taşa çeviren bir dev olarak tarif edilebilir. Hikayede daha korkunç ve gizemli olarak anlatılan bu yaratık maalesef filmde pek te korkunç değil. İzleyin, görün…

Wherearethevelvets

Önceki Sonraki

27

Paylaşım

Yazar: wherearethevelvets

Tüm Yazıları
17 Ocak 1978 yılında Edirne’nin Keşan ilçesinde dünyaya gözlerini açan Ali Murat Akçıl, korku ile küçük yaşlarda tanıştı. İzlediği ilk korku filmi (ki ilkokuldaydı) The Evil Dead idi. İlkokuldayken, şimdilerde çokça yararlanacağı korku filmleri ve istismar sineması örnekleri izledi. Hatta Cumartesi geceleri Yunan kanallarında yayınlanan sakıncalı ve dehşetengiz filmlere de göz atma şansı oluyordu. Ortaokul ve liseyi daha çok erotik materyallerle geçiren Wherearethevelvets nihayet üniversitede İstanbul’a yerleşti ve büyük şehrin tüm imkanlarını kullandı. Kendi gibi sinemasever sınıf arkadaşları vardı ve en sevdiği şey bir filmi başından sonuna dek saatlerce anlatmaktı. Bu nedenle beyni düzülen bir arkadaşı “neden izlediğin filmleri yazmıyorsun” dedi ve Wherearethevelvets hiç aşina olmadığı internet diyarında film anlatır oldu. Bu sayede tanıştığı Korkucu.com'da 2008’den beri yazı yazmaktadır.

YORUM YAZ