Buradan tek bir çıkış yolu var... ve ben o yoldan geliyorum! SIMON SAYS (2006)

Videodrome

Korku Film Arşivi

Korku Sinema

CanEvrenol

17 Mart 2009

6 Adet Yorum

6

Yönetmen: David Cronenberg
Senaryo: David Cronenberg
Yapım: 1983 Kanada, ABD Süre: 93 Dakika
Oyuncular: James Woods, Deborah Harry, Sonja Smits, Peter Dvorsky, Leslie Carlson, Jack Creley

Can Evrenol / www.otekisinema.com

“Television is reality, and reality is less than television.”

“Televizyon gerçekliktir, ve gerçeklik televizyondan daha azıdır.”

“Deri”, “hastalık” ve “değişim” gibi metaforlarla, seks ve teknoloji merkezli felsefelerin en büyük kabusları doğurduğu filmlerin efsane yönetmeni Cronenberg’in belki de kariyerinin doruk noktası Videodrome…

Videodrome, VHS’nin patlama yaptığı 80’lerin başında yapılmış bir film. Videonun ve kablolu televizyonun sosyal dengeleri derinden etkilemeye ve değiştirmeye başladığı zamanlar… Filmin kalbinde, yirminci yüzyıl bilimkurgu edebiyatına hakim olan “teknoloji sayesinde insanın evrim geçirmesi” fikri yatıyor. Ancak bu sefer evrim, medya üzerinden yani televizyon ve video üzerinden geliyor…

Konu:
Max Renn, sahibi olduğu ufak bir televizyon kanalında seks ve şiddet içerikli programlar yayınlayarak mümkün olduğunca basit ve efektif bir şekilde reytinglerini arttırmak istiyordur. Bir gün, yardımcısı, video korsanı Harlan, sayesinde Videodrome isimli bir korsan yayına rastlar. Videodrome denen program son derece basit, ucuz, tek bir odada geçen bir dizi seks, şiddet ve işkence görüntüsünden başka birşey değildir. Televizyon dünyasında yeni bir furya yakaladığını düşünen Max, korsan olarak indirdiği bu kasetleri izlemeye başlar ve programın kaynağını arar. Çok yakında bir dizi halüsinasyon ve karanlık olay hayatını kabusa çevirmeye başlar. Kabus ve gerçeklik arasındaki sınır kayboldukça, Max de kendini fantazyanın sınırlarında bir maceranın içinde bulur.

Videodrome, sadece medya-toplum-teknoloji arasındaki ilişkileri değil aynı zamanda korku ve vahşet sinemasının doğasını da sorgulayan bir film. Hatta öyle ki, filmin açılış karesi ve final karesi, filmin içindeki Videodrome programıyla aynı. Yani film kendini de anlattığı olayın içine yerleştiriyor. Film ve filmdeki Videodrome birbirine geçiyor. Filmin finali adeta “dikkat, bu film sizin televizyonunuzu patlatacak” diye izleyiciyi hedef alıyor, korkutuyor, heyecanlandırtıyor, düşündürüyor.

James Woods ve Debby Harry’nin oyunculukları son derece bastan çıkartıcı. James Woods her hareketiyle filmin o “garip”liğini ve yasadıgı kabusu filmin her karesine yansıtırken, Debby Harry de sinema tarihinin en duygusuz ama en seksi karakterlerinden birini çiziyor. İkilinin izledikleri işkence görüntüleri esnasında yaptıkları S&M sekse dikkat…

Ekşisözlük’te “mistaken identity” isimli bir kullanıcı 24.05.2004 tarihinde Videodrome hakkında çok güzel bir inceleme yapmış. (Bu arada filmde “gelecekte herkesin televizyon üzerinden bir takma ismi olacak” fikrinin nasıl gerçekleştiğini de görüyoruz… ve korkuyoruz bile belki biraz…)

Mistaken Identity şöyle diyor:
“En basit anlamda üç tema göze çarpar Videodrome’da; insanın varlığı, psikolojisinin şiddet ve sekse olan tutkusu (varoluşçu dilemma), onun insan üzerinde yarattığı yıkıcı etki, rahatsızlık, değişim (paranoya), bu tutkunun egemen bir güç tarafından kontrol amaçlı kullanılması (komplo teorisi). Bu konuları merkeze koyar Videodrome. Belki medya ve düşünce kontrolünü eleştiren bir film olarak özetleyebiliriz ama bu yeterli olmaz. Filmin üzerine eğildiği psikolojik, fizyolojik (vücut-mekanik ilişkisi) ve de sosyolojik bir çok derin konuyu gözden kaçırabiliriz. … Filmde söylediği gibi; gün gelecek videodromedaki yada sanal dünyadaki gerçeklik, gerçek hayattan daha gercekçi olacaktır (çok gerçekçi bir cümle oldu bu arada). Günümüzde reality showların ve internetteki sanal dünyanın hayatımızdaki önemi buna örnek gösterilebilir, belki de bu tür yeni bir gerçeklik-reality’nin başlangıcıdır.”

Cronenberg’e Videdrome için ilham veren muhtemel kaynaklar arasında, üniversitedeki hocası, profesörü Marshall McLuhan birinci sıradadır. McLuhan, 21. Yüzyılın en tartışılan ve en ünlü olmuş İngilizce profesörüdür diyebiliriz. Medyanın toplumdaki yeri üzerine yazdığı yazılar ve kitaplar, TIME’ın kapağında “Ya o haklıysa?” şeklinde manşet olmuştur. Bundan başka, Kanada’da ve Amerika’da bir zamanlar çıkan aşırı sağcıların televizyon üzerinden beyin-kontrolü yapan bir teknoloji kullandığı gibi bir şehir efsanesi de Videodrome için başka bir ilham kaynağıdır. Ayrıca beyinde tümör oluşturan televizyon programlarının varlığı ile ilgili 1940’lardan beri ortalıkta dolaşan bir başka şehir efsanesi de Videodrome için ilham kaynağı olmuştur diyebiliriz.

Videodrome’un felsefesi dışında, filmdeki Grand Guignol ve Erotomechanic efektleri de filmi bugünkü kült statüsüne getiren unsurlar… (Ufak bir hatırlatma: Grand Guignol: 1900ler başında Fransız işkence tiyatrosu. Erotomechanic: HR Giger’in biyoloji ve teknolijiyi birleştiren tarzı) Cronenberg filmlerinde en garip ve en akıl almaz vahşet sahneleri hep baş roldedir. Ancak bu sahneler o kadar garip, o kadar seksi, o kadar vahşet dolu ve o kadar derin anlamlarla yüklüdür ki, izleyiciyi korkutmaktan ve şoke etmekten çok, öncelikle kafasını karıştırmaya yöneliktir. Videodrome’da da seyirciyi Max Renn’in televizyonla öpüşmesi, midesinde açılan vajina benzeri deliğe betamax kaset sokulması gibi sinema tarihinde geçmiş sahneler bekliyor. Tabi bu dahiyane efektlerle beraber, filme karakterini veren Howard Shore’un soğuk, korkutucu ve cazibeli müziğini de unutmamak lazım.

Videodrome ile insanlığın televizyon yoluyla geçireceği evrimi ve yeni benliğimizi kucaklayarak haykırmaya hazır olun:

“Long live new flesh!”
“Çok yaşa yeni beden!”

Önceki Sonraki

27

Paylaşım

Yazar: Can Evrenol

Tüm Yazıları
1982’de İstanbul’da doğdu. Üsküdar Amerikan Lisesi’nden mezun olduktan sonra, önce Bilgi Üniversitesi’nde 3 sene Uluslararası Finans ile cebelleşti, ardından İngiltere’de University of Kent’de Sanat Tarihi ve Sinema Teorisi dallarında çift diploma sahibi oldu. Bitirme tezini Jason Voorhees üzerine yazdı. Mezun olduktan sonra eline bir de kamera almış olmak için NYFA’nin 8 haftalık film kursuna katıldı. Burada çektiği “Vidalar” adlı kısa filmi çeşitli festivallerde gösterilince kendi imkanlarıyla kısa filmler, b-tipi korku ve fantastik sinema örnekleri çekmeye başladı. “Sandık” isimli kısa filmi, Avrupa’nın en büyük korku festivallerinden Bruksel BIFFF, L’Etrange Strasbourg ve London Frightfest’de gösterildi.

Yorumlar (6 Yorum)

YORUM YAZ