Kanımdan iç ve sonsuza kadar yaşa... Interview with the Vampire (1994)

V/H/S

Korku Film Arşivi

Korku Sinema

GülşahYeğenoğlu

14 Ağustos 2012

3 Adet Yorum

3

Yönetmen(ler): David Bruckner, Glenn McQuaid, Radio Silence, Joe Swanberg, Ti West, Adam Wingard
Senaryo(lar): David Bruckner, Glenn McQuaid, Radio Silence, Ti West, Simon Barrett, Nicholas Tecosky
Imdb Puanı: 6.2/10
Yapım: 2012, ABD
Oyuncular: Joe Swanberg, Calvin Reeder, Adam Wingard, Sophia Takal, Kate Lyn Sheil, Matt Bettinelli-Olpin, Chad Villella, Tyler Gillett

Son zamanlarda el kamerasıyla çekilen filmlerin bolluğu düşünüldüğünde ortaya bir antoloji çıkması kaçınılmazdı. Bu yüzden bizler de trailer gösterimi umut vaat eden fakat hayal kırıklığı yaratan düşük bütçeli ve el kamerasıyla çekilen V/H/S filmini tanıtmak istedik. Benim en büyük sorunum VHS formatının anlamsız şekilde kullanımı oldu.

Film bize, kadınlara ve evlere saldıran bu eylemlerini de VHS kameraya çeken bir grup suçluyu tanıtıyor. Görünüşe göre bu adamlar çektikleri filmleri başka insanlara satıyorlar ve bu yüzden de bilinmeyen biri bu suçluları tek bir VHS kaset çalmaları için kiralıyor. Bunlar da işi kabul ediyorlar (ve yanlarına kocaman VHS kameralarını alıyorlar) ardından da çalınması istenen kasetin peşine düşüyorlar. Filmin aynı zamanda başlangıcı olan bu kısımda adamlar kaseti çalmaya girdikleri evde eski televizyonlar ve kasetler yığınının karşısında oturan gizemli bir ceset buluyorlar. Her hikaye adamların elindeki kasetleri oynatmasıyla başlıyor.

Amateur Night (David Bruckner)

İlk hikaye bir grup kankinin ve onların (gözlüğüne gizli kamera iliştirmiş) daha tutucu inek arkadaşlarının içmesi, parti yapması ve ardından bir grup sarhoş pilici motel odalarına taşımalarıyla başlıyor. Kamerayı taşıyan baş oyuncumuzun kulağına sürekli bir şeyler fısıldayan iri gözlü kız haricinde her şey adamların ahlaksız planına uygun gidiyor gibi gözüküyor. Tabii bu iri gözlü kız sivri dişlerini çıkartıp elemanlardan birini yemeye başlayana kadar!

Kız adamları parçalarına ayırana kadar hikayeye adapte olamadım çünkü bu noktaya kadar sadece durmak bilmeyen kahkahalar, yuvarlanan içkiler, titrek bir kamera ve hızlı edit edilmiş saçmalıklar vardı. Gizli kamerası olan aptal haricinde diğer iki karakterden nefret ettim. Kız gerçek niyetini gösterdiğinde hikaye daha ilginç oldu ve diğer hikayelere göre daha yaratıcı bir hal aldı. Gözlüklerden çekilen filmin nasıl VHS olduğu beni aşıyor. Aslında her hikayenin sonunda bunu kendinize soruyorsunuz çünkü ÇOK ANLAMSIZ.

Second Honeymoon ( Ti West)

Muhtemelen koleksiyondaki en kötü hikaye, bu hikaye araba ile yolculuğa çıkmış genç bir çifti anlatarak yeterince gerçekçi başlıyor. Ülkedeki bu seyahatlerini kameraya çekmek istiyorlar ama sonunda peşlerine maskeli ve kapüşonlu bir katil takılıyor. Ama ne yazık ki bunu çok geç olana kadar fark etmiyorlar. Hikaye bununla ilgili.

Ümit vaat eden bir şekilde başlıyor ama sonradan tutarsız ve karmaşık bir doruk noktasına ulaşıyor ve burada izleyici vaktini boşa harcıyormuş hissine kapılıyor. İtiraf etmeliyim ki hikayenin sonu oldukça şok edici ama hepsi bu kadar. Bu malzemeyle çok daha fazlası yapılabilirdi özellikle de tüm motel ve takip eden katil materyaliyle. Bu gerçekten bende hayal kırıklığı yarattı.

Tuesday the 17th (Glenn McQuaid)

Bu üçüncü kısım parti yapmak ve biraz rahatlamak için saklı bir göle giden bir grup arkadaşın hikayesini anlatıyor. Ancak her birini tek tek öldürmeye hevesli bir katille karşılaşıyorlar. Vay canına bunun her yerinden orjinallik akıyor!

Acı bir şekilde 13. Cuma serisinin bir parodisi olduğu çok belli oluyor. Tek fark yeni el kamerasıyla çekim modasına uygun olarak yapılmış olması. Ne kadar orjinallikten uzak olursa olsun ben bu kısımdan hoşlandım. Tempo iyiydi ve hiç görmediğimiz için karşımızda aslında çok titiz bir katil vardı. Ne zaman kamera önünde belirse özellikle katilin etrafındaki görüntü yamuluyordu. Bu da ona doğaüstü bir nitelik kazandırmış gibi oluyor. Ne yazık ki ortada çok fazla bir hikaye yok aksi halde en iyi hikayelerden biri olabilirdi.

The Sick Thing That Happened to Emily When She Was Younger (Joe Swanberg)

Bu dördüncü hikaye iki karakter arasında geçen bir tür video görüşmesi. Elimizde bir adet kız ve bir adet oğlan var, kızın okulu çok uzakta olduğu için birbirlerinden ayrılar. Kız yeni taşındığı ve perili olduğunu düşündüğü apartman dairesine alışmaya çalışıyor bu yüzden de tüm hikaye kız ve oğlan video görüşmesi yaparlarken doğaüstü bir takım olayların gerçekleşmesiyle ilgili. Hikayenin sonunda muhtemelen kendinizi kafanızı kaşırken bulacaksınız çünkü hikayelerin içinde en muğlak olanı bu öykü.

Bir hayli Paranormal Aktivite taklidi ama tamamen video görüşmesi formatında yapılmış bir bölüm. Bana göre sıkıcı ve hiç korkutucu bulmadım. Bütün hikayede kız laptopunu evde gezdiriyor ve oğlan da bu arada kapalı bir kapıya doğru koşan veya karanlıkta uzakta dikilen küçük bir kız görüntüsü gibi doğaüstü olaylara tanık oluyor. Daha önce görülmüş ve yapılmış şeyler, ama beklenenden biraz farklı sona eriyor. Aslında hikaye çok karmaşık bitiyor. Yine de bu olay nasıl oldu da VHS’ye dönüştü diye merak ediyorsunuz ama ben konudan uzaklaşmayayım.

10/31/98 (Radio Silence)

En iyiyi en sona saklamışlar, bu beşinci ve son hikaye kesinlikle bekleneni veriyor. Halloween partisi için bir araya gelen bir grup adamı izliyoruz. Başrol adamımız tipik bir ayı kostümü içinde Dadı Kamerasıyla izlediğimiz görüntüleri çekiyor. Bu adamlar boş olduklarını düşündükleri bir eve giriyorlar. Biraz daha ilerleyince tavan arasından gelen gürültüleri duyuyorlar ve buraya baktıklarında bir çeşit egzorsizm töreniyle karşılaşıyorlar. Başlangıçta bunu günün anlam ve önemine ithaf edilmiş bir oyun sanan grubumuz işin aslının öyle olmadığını çok çabuk fark ediyor.

Ben bu hikayeyi çok tuttum çünkü hızlı bir temposu var ve adamlar evin içine girdiğinde gerçekten çok garip şeyler oluyor. Konsept çok taze ve CG kullanımı da yerinde. Son sahne bile çok iyi oynanmış. Fakat bu film nasıl VHS’ye dönüştü? Asla bilemeyeceğiz…

Bu 5 hikayeden kimi iyi kimi kötü ama filmin sonunu bağlayan bölüm en kötüsü. Film tamamen mantıksız bir şekilde ve çok kötü bitiyor. Önceden dediğim gibi filmlerin neden ve nasıl VHS formatına dönüştüğü bilinmiyor.Yine de bütün olarak bakıldığında umduğum kadar iyi olmasa da bu film ilginç bir deneme ve doğru yönde atılmış bir adım olmuş.

Umut vaat eden ve hızlı tempoya sahip bir trailer’ı olan V/H/S bende hayal kırıklığı yarattı. Diğer antolojiler gibi bu da “birkaç”tan daha az sayıda iyi hikayeye sahip bir film çünkü içlerinden sadece bir tanesini beğendim ve diğerlerinden ikisi de idare eder haldeydi. En çok da şu VHS formatı olayının boş çıkmasına ve filmin kapanışının çok kötü olmasına üzüldüm. El kamerasıyla çekilen film hayranları bu filmi bir dereceye kadar beğeneceklerdir ama benim gibi iyi bir antoloji filmi arayanlar hayal kırıklığına uğrayabilir.

Önceki Sonraki

27

Paylaşım

Yazar: Gülşah Yeğenoğlu

Tüm Yazıları
6 Nisan 1978’de dünyaya geldi. Doğma büyüme İzmirlidir. Aydın Adnan Menderes Veteriner Fakültesi mezunudur. Hatırladığı kadarıyla korku filmleriyle ilk tanışıklığı ilkokul çağlarında sinemada izlediği Terminator filmi ile gerçekleşmiştir. Ancak aktif olarak ciddi bir birikim elde edeceği zamanlar orta okul çağlarıdır. Dean R. Koontz’un Kara Büyü isimli kitabıyla başlayan ve çok geniş bir Stephen King + Dean Koontz kitaplığı ile sona eren uzun soluklu ve tek yönlü okuma macerasının yanında İzmir’de evinin hemen dibindeki açık hava sinemasının yardımıyla korku filmlerine adeta doymuştur. Korkucu'ya tesadüfen internette rastlayan, Gülşah’ın korku dünyasıyla bağı tazelenmiştir. İşinden ve “Guççük Leprekon’um ya da Donlu Demon’um” diyerek sevdiği 2 yaşındaki oğlundan arta kalan vakitlerinde müdavimi olduğu siteye yazı ve çevirilerle katkıda bulunmaktadır.

Yorumlar (3 Yorum)

YORUM YAZ

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.