Eskiden iyilikle aldığımı, sonsuza dek intikam ile alacağım! Tooth Fairy - Darkness Falls (2003)

Turn of the Screw‏

Korku Film Arşivi

Korku Sinema

GülşahYeğenoğlu

15 Nisan 2010

5 Adet Yorum

5

Yönetmen: Tim Fywell
Senaryo: Henry James (Roman), Sandy Welch
Imdb Puanı: 5.8/10
Yapım: 2009, İngiltere Süre: 90 Dakika
Oyuncular: Michelle Dockery, Eva Sayer, Joseph Lindsay, Dan Stevens, Mark Umbers, Sue Johnston, Edward MacLiam

Henry James’in 1898 yılında yazdığı kısa romanından uyarlanmış İngiliz yapımı bir film. Hakkında yazmak gerekir diye düşündüm çünkü bu hikaye korku edebiyatında yer etmiş klasiklerden biri. Genel olarak bakıldığında bir hayalet öyküsü. Ancak edebi eserlerde sıkça görüldüğü üzere genel hikaye kurgusu içine çeşitli mesajlar ve dönemin toplumsal yapısı yerleştirilmiş durumda. Ben hikayeyi lise çağımdayken okumuştum ve açıkçası pek ürkütücü olmadığını söylemeliyim fakat dediğim gibi klasik bir edebiyat eseri, bir korku hikayesi bu yüzden de hakkında biraz yorum yapılmalı ve arşivimize katılmalı diye düşünüyorum.

Film, bir akıl hastanesinde başlıyor. Ann isimli genç bir kadın, çocuk öldürmekten suçlu bulunarak hastaneye getiriliyor. Sadece bilime inanan, idealist bir psikiyatrist olan Dr.Fisher ise ağzını bıçak açmayan Ann’i sorgulamaya çalışıyor. Biraz uğraştıktan sonra ise Ann hikayesini anlatmaya başlıyor. Genç kadın, Londra’da yaşayan bir adam tarafından ebeveynleri ölmüş olan kuzenlerine (Flora ve Miles) bakmak amacıyla dadı olarak işe alınır ve adamın şehir dışındaki malikanesine yerleşir. Başlangıçta evde sadece Flora vardır fakat bir müddet sonra Miles da okulunda çıkan bir sorun nedeniyle evine geri gönderilir. Ann’e iki çocuğun da tam sorumluluğu verilmiştir ve vasileri hiçbir şekilde çocukların sorunlarıyla uğraşmak istemediğini açıkça belirtmiştir. Bu yüzden Ann, Miles’ın bir türlü bahsetmek istemediği ve okulundan temelli atılmasına yol açan sorununun üstüne gitmemeyi tercih etmiştir. Hayaletler nerede? Malikanedeler. Ann’den önce görevli olan Miss Jessel ve ev sahibinin yardımcısı Peter Quint’in hayaleti genç kadına rahat yüzü göstermemektedir. Ann bir süre sonra bu iki hayaletin evde yaşayan çocukların peşinde olduğunu anlar.

Filmin akışı içinde işlenen genel konular Birinci Dünya Savaşı’nın İngiltere’de yarattığı etkiler ve çocuk istismarı. Savaş bir çok açıdan ülkeyi perişan hale sokmuştur. Örneğin tüm erkekler savaşa gittiği için Ann’in görev aldığı malikanede sadece kadınlar kalmıştır ve evi yöneten yaşlı Mrs Grose da dahil olmak üzere ellerinden geldiğince bu ıssız mekanı çekip çevirmeye çalışmaktadırlar. Tam bir kötülük abidesi olan Peter Quint de tek erkek olarak malikanede geçirdiği süre boyunca tüm hizmetçi ve dadıların ırzına geçmiştir. Ann’den önceki dadı olan Miss Jessel, Peter Quint ile aleni bir ilişki yaşamıştır. İşin bu kısmında çocuk istismarıyla ilgili doğrudan göndermeler başlıyor. Çünkü Miss Jessel ve Quint evdeki reşit olmayan küçük çocuklara rağmen ulu orta ilişkiye girebiliyorlar. Quint’in çevresindeki kadınlara uyguladığı şiddete çocukların tanık olması zaten adamın umurunda bile değil. Fakat belki de istismarın en büyüğünü çocuklarla tüm ilişkisini kesen ve hiçbir şekilde onları umursamadığını belirten amcaları yapıyor. Ann ise hayatları boyunca hep bir kenara itilmiş ve yalnız bırakılmış çocukları korumaya çalışıyor. Ann’in gelişine kadar geçen süreçte gelişen bu trajik olaylar karşısında evin baş hizmetlisi Mrs Grose’un elleri armut mu topluyordu? Bilemiyoruz çünkü yaşlı ve cahil kadın o dönemin mentalitesi ile hareket etmiş ve Peter Quint ortalığı talan ederken bir kenara çekilmekle en iyisini yaptığını düşünmüştür. Ortalıkta ateş almaya hazır bir silah gibi dolanan vahşi adamın üstüne gitmeyerek çocukları ve altında çalışan hizmetçileri koruduğunu sanmıştır. Ancak farkında olmadan çevresindeki diğer insanları da Quint’in zulmü karşısında sessiz ve itaatkar şekilde yaşamaya zorlamıştır. Uzun süre Ann’den evde yaşanan bu trajediyi gizleyerek ve gördüğü hayaletlerin sadece stres altındaki zihninin yarattığı yanılsamalar olduğuna ikna etmeye çalışarak kendince koruma görevini yerine getirmiştir.

Filmin başlangıcında yer alan bir sahnede erkeklerin o dönemde kadına bakış açıları da net bir şekilde ifade edilmiştir. Sahnede Dr.Fisher’ın müdürü ortada savaştan psikolojik olarak etkilenmiş o kadar genç erkek varken bir kadınla uğraşmasının gereksiz olduğunu söyler.

Ann’in genç ve sağlıklı bir kadın olarak kendisini işe alan adamdan etkilenmesi ve malikanede geçirdiği süre boyunca adamla ilgili fantezileri de konu içerisinde işleniyor. Gerçek hikayede hayalleri ve arzularıyla birlikte ıssız bir yerin ortasındaki malikaneye tıkılmak zorunda kalan genç kadının evde gördüklerinin hayalet mi yoksa zihninin kendisine oynadığı bir takım oyunlar mı olduğu hiçbir zaman açıklanmıyor. Ancak filmde gördüklerimiz bildiğimiz hayaletler.

Filmde gerilimli bir ortam oluşturmak için ağırlıklı olarak ses efektlerinden faydalanılmış. Dış mekan çekimleri de göze hitap eden bir estetiğe sahip. Konu hayaletli ev olduğu için mekan bir hayli sınırlı o yüzden filmi atlamadan izlerseniz İngiltere’de çekim için seçilen malikanenin tüm odalarını birebir gezmiş gibi olursunuz.

Azıcık da oyunculuktan bahsetmeden geçemeyeceğim çünkü çok gel gitli bir oyunculuk yeteneği söz konusu. Aktör ve aktristler pek bildik insanlar değil. Özellikle çocuk oyuncular vücutlarının hayaletler tarafından ele geçirildiği konusunda hiç ikna edici değiller. Orijinal hikayede, Peter Quint baştan aşağıya kötülüğün vücut bulmuş hali olarak gösteriliyor fakat bu karakteri canlandıran aktörde aynı havayı bulamıyorsunuz. Baş rol oyuncusunun performansı içlerinde en iyisi diyebiliriz.

Film çoğu kişiye oldukça durağan gelebilir. Kan ve aksiyon neredeyse hiç yok ancak klasik edebi eserlerin uyarlamalarını izlemekten zevk alanlara tavsiye edebilirim.

Gülşah Baykal Yeğenoğlu

Önceki Sonraki

27

Paylaşım

Yazar: Gülşah Yeğenoğlu

Tüm Yazıları
6 Nisan 1978’de dünyaya geldi. Doğma büyüme İzmirlidir. Aydın Adnan Menderes Veteriner Fakültesi mezunudur. Hatırladığı kadarıyla korku filmleriyle ilk tanışıklığı ilkokul çağlarında sinemada izlediği Terminator filmi ile gerçekleşmiştir. Ancak aktif olarak ciddi bir birikim elde edeceği zamanlar orta okul çağlarıdır. Dean R. Koontz’un Kara Büyü isimli kitabıyla başlayan ve çok geniş bir Stephen King + Dean Koontz kitaplığı ile sona eren uzun soluklu ve tek yönlü okuma macerasının yanında İzmir’de evinin hemen dibindeki açık hava sinemasının yardımıyla korku filmlerine adeta doymuştur. Korkucu'ya tesadüfen internette rastlayan, Gülşah’ın korku dünyasıyla bağı tazelenmiştir. İşinden ve “Guççük Leprekon’um ya da Donlu Demon’um” diyerek sevdiği 2 yaşındaki oğlundan arta kalan vakitlerinde müdavimi olduğu siteye yazı ve çevirilerle katkıda bulunmaktadır.

Yorumlar (5 Yorum)

YORUM YAZ