Bazen ölü kalmak daha iyidir! Pet Sematary (1989)

Trouble Every Day

Korku Film Arşivi

Korku Sinema

MelisaAydın

22 Şubat 2009

4 Adet Yorum

4

Yönetmen : Claire Denis
Senaryo :
Claire Denis, Jean-Pol Fargeau
Yapım:
2001, Fransa, Almanya, Japonya Süre: 101 Dakika
Oyuncular: Ezra Godden, Jay Brazeau, Campbell Lane, Chelah Horsdal

Bahsedeceğim filmi izlemeye başlayacaksanız, tüm yüksek beklentilerinizi başka filmler için ayırdığınız bir odada kilitli tutun. Zira zor ve ağır bir sinema dili ile ( görsel anlamda ağır ) kurgulanmış bir öykü sizi bekliyor. Fransa sinemasında özellikle son yıllarında korku türünde oluşturmaya başladığı özgünlük ve kendilerine has vazgeçilmezleri olan bol kan soslu anlayış, yine kendi özelliklerinden olan erotizmi kısa sahnelerde de olsa yoğun kullanım alışkanlığı , özellikle dramalarında rastladığımız ağır fakat emin adımlarla gerçekleşen işleyiş, özgün bir senaryo, son derece isabetli müzik seçimi ( Thindersticks ‘in harika müziği ) ve hiç de fena olmadan sergilenen oyunculukları ile (Vincent Gallo, Beatrice Dalle, Tricia Vessey.Özellikle de Beatrice Dalle, her zamanki gibi muhteşem) Fransız sineması türlerinin dominant özelliklerinin bir bileşimi gibi olmuş Trouble Every Day.

Claire Denis ‘in 2001 yapımı filmi, izleyicisini iki farklı uç noktaya attı sanırım: Birinci uç filmden aldığı soğuk etki ile özellikle ilk yarısındaki karmaşık denkleme yaklaşamadığı için, yönetmenin büyük ihtimal kolaj çalışması gibi parçalayarak verdiği bütünlüğün zihninde birleşmesine imkan bulamadı, dolayısıyla parçaların içindeki şiddet ve cinselliğin üzerinde durarak kalan kısımla birleşmeyi tamamlayamadığı için filme yabancılaştı. Ve filmi nefretle anarak unutmak üzere attı zihninden. İkinci uçtaki izleyici için film yeni ve heyecan verici bir deneyime dönüştü. Filmin ilk yarısında verilen ipuçlarını, filmin diğer yarısında giderek zorlaşan ve yoğunlaşan şiddet ve cinsellik sahnelerinde kullanmak ve bu şekilde filmi zihninde tamamlamak üzere görsel anlatımın üzerine gitti ve zaten kurguya sabırla yaklaştığı için çok da kolay oldu filmi beğenmeleri.

Konu kısaca şudur: Bir yeni evli çift ( Shane ve June ) balayı için Paris’ de bir otele giderler. Tekinsiz başlayan film de, bu çiftin uçak yolculuğundan itibaren, paralel bir anlatımla başka bir çift üzerinde durulur. Yeni evli çiftimizin ve diğer yandan kendi hayatlarını ikame ettiren diğer çiftin aralarında ne gibi bir bağlantı olduğu, yavaş yavaş, kare kare örülür. Sadakat ve ihanetin sorgulanması, kontrolden çıkan güdülerin mutasyona uğraması, yamyamlık ve cinselliğin karakterlerden biri tarafından kontrol altında tutulmaya çalışırken onu anlaması imkansız olan June’un ve kendi benliğinin zarar görmeye başlaması , diğer karakter için ( Core ) daha umutsuz olan bu durumun oluşturduğu korkunç olaylar sürekli iç içe geçer ve birbirinden ayrılarak farklılaşır. Ta ki son bir umutla peşine düştüğü eski meslektaşının evindeki yüzleşme anına kadar. Bu yüzleşme, gerçekle yüzleşmenin verebileceği en ağır hasardır, kendi hastalığından kaçmanın çözüm bulmaktan daha zor olduğunu anlama anıdır.

Filmin acıtan, iç burkan yanları var. Perdedeki vahşet ve erotizm dozu ile ironik olan bu burkulma hissine bir isim veremiyor insan. Bir yavru köpeğin, yağmur altındaki bir sahnenin, uçuşan bir şalın, bir el ele tutuşma sahnesinin çok fazla anlamı olduğu halde. Oysa bazı sahneler o kadar sert ki, aynı anda iki farklı perdede drama ve korku filmlerini izler gibi oluyorsunuz. Bu anlamda 2 katmanlı bir film “Her gün başka bir bela.” Biri cesur ve acımasız diğeri naif ve hassas iki farklı katman. İç içe geçen ve ayrılan. Kendi bütünlüğünü oluşturabilmesi için tüm inisiyatifi izleyicisine emanet eden ve bunu yaparken daha az önyargı ümit eden bir sinema dili ile sunulan özgün bir yapım. Kelimenin tam anlamıyla “sadakatsizliği” bir hastalık metaforu üzerinden anlattığını söyleyebilirim. Son dönem beyazperdede aşina olduğumuz cannibalizm unsurunu da bu metaforun yanına parantez açıp iliştirmiş.İzleyin: ya nefret edecek ya çok seveceksiniz.

Yine de şu söylediğimi unutmayın: içinizdeki burkulma duygusuna isim veremeyeceksiniz.

Melisa Aydın

Önceki Sonraki

27

Paylaşım

Yazar: Melisa Aydın

Tüm Yazıları

Yorumlar (4 Yorum)

YORUM YAZ