Işıkta Kal! Darkness Falls (2003)

Top 20 ‘En İyi Remake Filmler’

Korku Listeleri

YasinKarakaya

04 Mart 2010

13 Adet Yorum

13

Remake / Yeniden Çevrim filmler söz konusu olduğunda korku sineması adeta bir altın madeni gibi görülüyor. Özellikle 90’lardan itibaren gerileme dönemine giren korku sinemasını canlandırmak için yönetmen ve yapımcılar çareyi çoğunlukla eski kült klasikleri yeniden çevirmekte ya da bunların devam filmlerini yapmakta, hatta yabancı patentli -özellikle uzakdoğu sineması- filmleri yeniden çekmekte buldular. Bu, Hollywood sineması için daha geçerli bir kavram tabii ki. Bu konuya odaklanmamızın ana sebebi de son zamanlarda Rob Zombie (Halloween 1 ve 2The Blob), Michael Bay (Texas Chainsaw Massacre, Friday the 13th, A Nightmare on Elm Street ) ve Alexandra Aja (The Hills Have Eyes, Piranha 3D) gibi yeni dönem korku filmi yönetmenlerinin tamamen remake’e yönelmeleri..

Remake filmlerin geçmişine baktığımızda ise bu furyanın yine korku sinemasının altın çağını yaşadığı 80’ler de ortaya çıktığı görülüyor. Çok fazla sayıda olmasa da özellikle 50’li ve 60’lı yılların klasiklerinin 80’ler de yeniden yorumlandığını görüyoruz. John Carpenter’ın (The Thing), David Cronenberg’in (The Fly) ya da Chuck Russell’ın (The Blob) o dönemde yaptıklarını, günümüzün sinemacıları bugün tekrar, ve tekrar, ve tekrar yapıyor. Ancak henüz bu büyük ustaların başarılarını tekrarlayamadıklarını, hatta bu başarılı yapımların yanına dahi yaklaşacak filmler yapamadıklarını söylersek sanırız çoğu korku severle hemfikir oluruz. Olaya, ‘popüler olan herşey kötüdür’ mantığıyla yaklaşmayıp umutla bakmak istesek bile, remake yapan genç yönetmenlerden bir tek Alexandra Aja dikkat çekiyor ancak onun da bir ‘John Carpenter’ olabilmesi şu an için pek mümkün görünmüyor. Hal böyle olunca da korkuseverlerin remake filmlere temkinli yaklaşması ve ‘acaba bu da mı kötü olacak?’ düşüncesi kaçınılmaz oluyor.

Sözün özü korku sinemasında başarılı remake filmler gerçekten çok az. Evet yeniden çevrilen bir çok film var ancak bunların orjinalleri çok daha iyi. Hatta aşağıda listeye aldığımız filmlerin bazılarının remake olduğu bile tartışılabilir. Değişik versiyonu dersek daha anlamlı olabilir. Özellikle kitap uyarlaması olan filmler remake değil versiyondur zira. Ayrıca bazı filmler aslından daha iyiyken bazıları iyi olmasa da en azından farklı bir yorum getirebildikleri için listede yer aldı.

Öteki Sinema‘dan sevgili Masis Üşenmez ve yazarımız Murat ‘Wherearethevelvets’ Akçıl‘a bir remake filmler toplist yapacağımı söylediğimde ve bu konuda kendilerinin katkılarını istediğimde, yukarıdaki sebeplerden ötürü tepkileri, ‘çok zorlama bir liste olur’ şeklindeydi. Yine de listelerini verip katkılarını yaptılar tabii ki. Listeyi 20 filmden oluşturarak geniş tutmak istedik fakat dediğim gibi bazı filmler ‘zorlama’ olarak listeye girmiş olabilir. İşte karşınızda Korku Sitesi’nin ‘Top 20 Remake Filmler’ listesi.. (Not:  Henüz görme imkanı bulamadığımız ‘The Wolfman‘ yeniden çevrimi ile 2010’da gösterime girecek olan ve muhtemelen korkuseverleri tatmin edeceğe benzeyen ‘A Nightmare on Elm Street‘ ve ‘Piranha 3D‘ filmleri değerlendirmenin dışında tutulmuştur.)

20- The Grudge

İlk Film: Ju-on: The Grudge (2003), Hikaye: Takashi Shimizu

2003 Japonya yapımı ‘Ju-on”un Amerikan versiyonu olan ‘The Grudge’, orjinal filmin yönetmeni Takashi Shimizu tarafından yönetildi. Yani Amerikalılar bir ilke daha imza atarak sadece filmi değil yönetmenini de transfer etmiş oldu. Aslen ‘Ju-on’, ‘The Grudge”dan çok daha karanlık bir film. Fakat Sam Raimi’nin desteğini arkasına alan Takashi Shimizu’nun orjinali kadar olmasa da yeniden çevrimde de iyi bir seyirlik hazırladığı ve birkaç sahnesiyle de olsa seyirciyi koltuğuna mıhladığı söylenebilir… Karen Japonya’da sosyal görev eğitimi alan, bir değişim programı öğrencisidir. Ve her şeyden habersiz bir şekilde o gün işe gelmeyen bir hemşirenin yerine çalışır. Söz konusu eve girdiğinde, yaşlı bir kadın olan Emma nin karmakarışık bir hale gelmiş evde donakalmış olarak oturduğunu fark eder.Yaralanmış ve paniğe kapılmış kadının yanına doğru yaklaşırken, üst kattan tuhaf sesler duyar. Ne olduğunu araştırdığında, hayal bile edemeyeceği kadar korkutucu doğa üstü bir kabusla karşılaşır.

19- King Kong

İlk Film: King Kong (1933), Hikaye: Merian C. Cooper, Edgar Wallace

‘Bad Taste’ ve ‘Braindead’ gibi iki kült filme imza atıp korkuseverlerin gönlünü fetheden, ‘The Lord of the Rings’ üçlemesiyle de Oscar heykeline uzanan Peter Jackson’ı bugünlere getiren ve dünyanın en büyük yönetmenlerinden birisi yapan sürecin başlangıcında aslında bir maymun var: King Kong!. Yönetmen filmin 1933 tarihli versiyonunu  ilk izlediğinde kendisine hedef olarak bu filmi yeniden çekebilmeyi seçmiş. Ve yıllar sonra tekrar Kafatası Adasına dönen Peter Jackson, ‘King Kong’ ile olağanüstü bir karakter çalışması, sürprizlerle dolu bir aşk öyküsü ve ancak 150 milyon dolarlık bütçenin yaratabileceği öfkeli dinozorları beyaz perdeye getirmiş. Filmin 1976 tarihli bir yeniden çevriminin daha bulunduğunu hatırlatalım.

18- My Bloody Valentine 3D

İlk Film: My Bloody Valentine (1981), Hikaye: Stephen A. Miller

1981 Kanada yapımı slasher filmi ‘My Bloody Valentine”ın yeniden çevrimi olan yapım 3 boyutlu olarak çekilmişti.  Aslında çoğu korkuseverin pek beğendiği ancak bunu yüksek sesle dile getirmediği yapımın orjinali 80’lerde patlama yapan slasher türünün öncü yapımlarından biri… On yıl önce yaşanan bir trajedi Harmony kasabasını sonsuza dek değiştirmiştir. Deneyimsiz kömür madeni işçisi Tom Hanniger’ın tünellerde neden olduğu kaza beş adamın sıkışıp kalmasına ve sağ kurtulan tek kişi olan Harry Warden’ın da komaya girmesine neden olmuştur. Bunun tam bir yıl sonrasında, Sevgililer Günü’nde, Harry Warden uyanmış ve kazmayla 22 kişiyi hunharca katlettikten sonra kendisi de öldürülmüştür. Bu olayın üzerinden on yıl geçmiş ve Tom Hanniger, Sevgililer Günü’nde kasabaya dönmüştür ancak geri dönen sadece o değildir! Başında madenci kaskı, elinde kazma olan, durdurulamaz bir katil etrafta kol gezmektedir.

17- Night of the Living Dead

İlk Film: Night of the Living Dead (1968), Hikaye: George A. Romero

‘Night of the Living Dead’, insan eti yiyen zombilerin saldırısından kaçabilmek için panik içinde ıssız bir çiftlik evine saklanmak zorunda kalan bir grup insanın öyküsünü anlatıyor. George A. Romero’nun henüz 28 yaşındayken çok kısıtlı bir bütçeyle çektiği ‘Night of the Living Dead’, tüm dünyada olay yaratan ve korku sinemasına zombi alt türünü yerleştirerek yepyeni bir boyut getiren bir filmdir. Neredeyse gösterime girer girmez korku sinemasının kült filmlerinden biri haline gelmiştir. George A. Romero’nun has adamı makyaj ustası Tom Savini 1990 yılında orjinal filmin hikayesine hiç dokunmadan, filmi renkli olarak ve aynı zamanda kendi dehasını da (makyaj + plastik efekt) katarak yeniden çekmişti.

16- Red Dragon

İlk Film: Manhunter (1986), Kitap: Thomas Harris’s Red Dragon (1981)

FBI’dan erkenden emekli olan Will Graham, patronu tarafından bir seri cinayet vakasını çözmesi için yeniden göreve çağrılır. Will, önce görevi kabul etmek istemese de, kurbanların fotoğraflarını görünce fikrini değiştirir. Kurbanlarının vücudunda kendine has bir diş izi bırakan ve gerçek adı Francis Dollarhyde olan bu katil, Kızıl Ejder adını kullanmaktadır. Kısa bir araştırmadan sonra, Graham katilin yeni kurbanının Reba adlı genç bir kadın olacağını öngörür ve onu durdurabilmek için bizzat kendi elleriyle hapse tıktığı, eski düşmanı Dr. Hannibal Lecter’den  yardım ister. 1986 yapımı Manhunter filminde Lecter rolünü Brian Cox üstlenirken, Red Dragon’da Anthony Hopkins bu rolü devralıyor. Brian Cox’un bu rolüyle Oscar’a uzandığını da hatırlatalım.

15- Cat People

İlk Film: Cat People (1942), Hikaye: DeWitt Bodeen

İrena ve Paul, panter ve insan karışımı bir soydan gelen yaratıklardır. İnsan görünümünde olan bu tür, cinsel ilişkiye girince pantere dönüşmekte ve ancak bir insanı öldürürse yeniden eski haline gelmektedir. Yönetmenliğini Paul Schrader’ın yaptığı ve başrollerde Nastassja Kinski ile Malcolm Mcdowell’ın boy gösterdiği erotizmle bezenen ‘Cat People’, 1942 tarihli aynı ismi taşıyan filmin yeniden çevrimi. 1982 tarihli filmdeki müthiş mistik New Orleans atmosferinin bir benzeri ancak Gabriel Knight’ın efsanevi ‘Sins of the Fathers”ın da görülebilir.

14- Cape Fear

İlk Film: Cape Fear (1962), Kitap: The Executioners (John D. MacDonald – 1957)

Sam Bowden hayatını kanuna vermiş Atlanta’da yaşayan bir avukatdır. Ailesi ile birlikte sakin bir hayat süren Sam’in hayatı yakında kabusa dönüşecektir çünkü 14 yıl önce avukatlığını üstlendiği Max Cady  isimli adam, hapisten çıkmıştır ve intikam için hazırlanmaktadır. Çünkü, Max Cady bir tecavüz vak’asına karışmış ancak Sam eline Max’i hapisten kurtaracak bir belge geçmesine rağmen bunu kullanmamış ve Max Cady tutuklanmıştır. Şimdi Max hapisten çıkmıştır ve intikam oklarını Sam’in karısına ve 16 yaşındakine kızına çevirmiştir! 1991 yapımı filmde psikopat Max’i canlandıran Robert De Niro’nun müthiş performansı, Gregory Peck ve Robert Mitchum gibi iki dev oyuncunun yer aldığı 1962 tarihli yapımı hiç de aratmıyor..

13- House on Haunted Hill

İlk Film: House on Haunted Hill (1959), Hikaye: Robb White

Garip bir davet alan 5 kişi şatovari bir evde toplanırlar. Davetiyede bu evde bir gece geçirmeleri karşılığında 1 milyon dolar kazanacakları yazılıdır ancak davetlilerin bilmedikleri bir şey vardır; davet edildikleri bu ev psikopat Dr. Vanacount’dan başkasına ait değildir. 1959 yılı yapımı B film klasiği ‘House on Haunted Hill’, William Castle yönetmenliğinde çekilmişti. Psikopat milyoner rolünde ise büyük usta Vincent Price yer almıştı. İlk filmin her haliyle daha iyi olduğunu söylemek sanırım yanlış olmaz ama yine de iyi bir remake ile karşı karşıya olduğumuz söylenebilir. Orjinal hikayede 10 bin dolar olan para ödülü yeni filmde 1 milyon dolar olmuş!

12- Invasion of the Body Snatchers

İlk Film: Invasion of the Body Snatchers (1956), Kitap: The Body Snatchers (Jack Finney – 1954)

San Fransisco’da gökyüzünden yağan sporlar birbirinden güzel çiçekler açmasına sebep olur. Bunlardan birini incelemek için eve getiren araştırmacı Elizabeth Driscoll, bir süre sonra erkek arkadaşının tuhaf davranışlarından rahatsız olur. Soğuk ve mesafeli davranmaya başlayan Geoffrey’deki değişim karşısında dehşete kapılarak Sağlık Bakanlığı’ndaki iş arkadaşı Matthew Bennel’den yardım ister. Aslında sporların, uzaydan gelen, kurbanlarını uykuda avlayarak bedenlerini kopyalayan yarı bitkisel istilacılar olduğu ortaya çıkar. Elizabeth ve Matthew, arkadaşları Jack ve Nancy’nin de yardımıyla, giderek herkesin birer ‘kopya”ya dönüştüğü şehirde, umutsuz bir savaşa girişirler… 1956 tarihli klasiğin bu tekrar çevrimi, sadece barındırdığı görsel efektlerin yardımıyla değil, aynı zamanda orijinalinden zekice dönüştürerek günümüze uyarladığı kollektif paranoya ve histeri atmosferiyle de çok başarılı. Donald Sutherland, Jeff Goldblum gibi esaslı isimlerin yanısıra, Uzay Yolu’nun Mr. Spock’ı Leonard Nimoy’un varlığıyla da, fazlasıyla ilgi çekici.

11- Amityville Horror

İlk Film: The Amityville Horror (1979), Kitap: The Amityville Horror: A True Story (Jay Anson – 1977)

George ve Katy Lutz, Katy’nin önceki evliliğinden olan üç çocukla birlikte, Long Island’da, gayet kelepir olan yeni bir ev satın alırlar. Evin bu kadar ucuz olmasının bir nedeni vardır tabii ki: Bir yıl önce bu evde tam anlamıyla bir katliam yaşanmış, DeFeo ailesi, bizzat oğulları Ronald tarafından katledilmiştir. Lutz’lar eve yerleşir yerleşmez garip olaylar yaşanmaya başlar. Tüm zamanını evin bodrumunda geçiren George’un burada gizli bir bölmeye açılan ‘kırmızı oda’yı keşfetmesiyle ev adeta yaşayan bir varlığa dönüşür ve Lutz ailesinin yeni hayatları, bir kâbusa dönüşür… 1979 yapımı ‘The Amityville Horror”un yeniden çevrimi olan ‘Dehşet Sokağı”nın hikâyesinin yaşanmış bir olaya dayandığı söyleniyor.

10- Bram Stoker’s Dracula

İlk Film: Nosferatu: A Symphony of Horror (1922), Kitap: Bram Stoker’s Dracula (1897)

Genç bir avukat olan Jonathan Harker, görevi gereği Doğu Avrupa’da küçük gizemli bir kasabaya gelir. Burada ölümsüz vampir Dracula tarafından kaçırılan Harker, onunla birlikte Londra’ya gitmek zorunda kalır. Dracula, Harker’ın nişanlısı Mina’nın fotoğrafını görerek etkilenmiştir ve genç kızı ele geçirmek istemektedir. Önce Mina’nın yakın arkadaşı Lucy’i ele geçiren Dracula’ya karşı Lucy ve arkadaşları direnmeye çalışacaklardır… Bram Stoker’ın romanından ünlü yönetmen Francis Ford Coppola tarafından uyarlanan Dracula, vampir filmleri arasında en unutulmaz klasiklerden biri olarak yer edinmiştir. Dracula’yı oynayan Gary Oldman ve Van Helsing rolündeki Anthony Hopkins gibi dev isimleri kadrosunda barındıran yapım, 1993’de makyaj, kostüm ve ses efektleriyle Oscar almıştı. 1922 yılı yapımı ‘Nosferatu: A Symphony of Horror’ filmi de birebir olarak Bram Stoker’s Dracula romanından çekilmiş ancak o dönemdeki telif anlaşmazlıklarından dolayı Count Dracula karakteri yerine Count Orlok ismi kullanılmıştı.

9- House of Wax

İlk Film: Mystery of the Wax Museum (1933), Hikaye: Charles S.Belden

Carly, Paige ve arkadaşlarıyla beraber senenin en büyük kolej maçına doğru yola çıkmıştır. Altı kişilik grup için baştan sona eğlenceli geçmesi planlanan yolculuk daha başında Carly için kabusa dönüşür. Çünkü erkek arkadaşı Wade ve kardeşi Nick arasındaki gerilimin dozu sürekli artmaktadır. Maçtan bir gece önce kamp yaptıkları alanda arabalarının bozulması sonucu planları değişir. Pek hoşnut olmasalar da, bir kamyon şoförünün teklifini kabul edip, en yakın kasabaya doğru yola çıkarlar. Yardım almak için geldikleri tuhaf kasabada dikkatlerini ilk çeken Trudy’nin Mumyalar Evi olur. Kısa zamanda kasabanın büyük sırrını keşfetmeye başlarlar. Acımasız bir katille aralarında başlayan kovalamaca beklenmedik bir kanlı oyuna dönüşecektir. 1933 Michael Curtiz yapımı kült korku filminin remake’inin en büyük silahı, şüphesiz, skandallar kraliçesi Paris Hilton’dı. Filmin 1953 yapımı ‘House of Wax 3D’ isminde bir yeniden çevrimi daha bulunduğunu hatırlatalım.

8- The Texas Chainsaw Massacre

İlk Film: The Texas Chain Saw Massacre (1974), Hikaye: Tobe Hooper, Kim Henken

20’li yaşlarında bir grup genç, uyuşturucu satın almak için New Mexico’ya seyahat etmek üzere yola çıkar. Yolda bir katliamdan kurtulmayı başaran genç bir kıza rastlayan grup rota değiştirerek kızı en yakın kasabaya bırakmaya karar verirler. Gençlerin vardığı kasabanın şerifi genç kızın kurtulduğu katliamın sorumlusu Leatherface’i alt etmeye çalışmaktadır. Amacını gerçekleştirmek için gençleri yem olarak kullanmaya karar veren şerifin planına göre Leatherface seyahat halindeki gençleri takip edecek ve Texas sınırlarının dışına çıkacaktır. Fakat işler planlandığı gibi gitmez; gençlerin aracı eski bir mezbahanın yakınında arıza yapınca Leatherface’in yeni hedefi olurlar… Tobe Hooper’ın 1974 tarihli aynı adlı kült korku filminin yeniden yapımı olan 2003 tarihli The Texas Chainsaw Massacre, yalın ve saf bir korku filmi olan orjinalinin aksine son yılların yükselen trendlerinden olan “teen-slasher” tarzının estetiğini (ve klişelerini…) benimseyen bir yapım..

7- The Blob

İlk Film: The Blob (1958), Hikaye: Irving H. Millgate

‘Blob’ uzaydan dünyaya düşen jölemsi, garip bir canlı türü. Ne için geldigi, kim oldugu bilinmemekle beraber tek amacı önüne gelen her canlı organizmayı kendi bünyesine katarak büyümek ve sonunda dünyayı ele geçirmektir… 1958 tarihli kült korku filminin 1988 yılında Chuck Russell tarafından çekilen remake’i, bol kanlı ve görsel efektli, oldukça başarılı sayılabilecek bir film. Bu arada Rob Zombie’nin yeni bir ‘The Blob’ yeniden çevrimi için hazırlıklar yaptığını ekleyelim..

6- The Hand

İlk Film: The Beast with Five Fingers (1946), Kısa Hikaye: William Fryer Harvey

1981 yılı yapımı Oliver Stone klasiği ‘The Hand’ filmini bir ‘remake”den çok ‘yeniden yorumlama’ olarak değerlendirmeliyiz. 1946 yılı yapımı ‘The Beast with Five Fingers’ filminin uyarlandığı William Fryer Harvey imzalı kısa hikayeden esinlenilerek kotarılan ‘The Hand’, orjinal hikayeyi baz almasına karşın işleyişte bir takım değişikliklere gitmiş. The Beast with Five Fingers filminde hikaye elini kaybeden ve bunun sonucunda travma geçiren bir piyanist üzerinde ilerlerken, The Hand’de olay elini kaybeden bir karikatüristin kendisi ve ailesi arasında ilerleyen şizofrenik öyküsüne odaklanıyor. Michael Caine’in muhteşem bir performans sergilediği ‘The Hand’ kuşkusuz ki en iyi yeniden yorumlanan hikayelerden biri..

5- The Ring

İlk Film: Ringu (1998), Kitap: Ring (Koji Suzuki – 1991)

‘The Ring’in çıkış noktası, bir çok Hollywood geriliminde olduğu gibi bir şehir efsanesi. Fakat bu kez karanlık imajlarla dolu bir video-kaset sözkonusu. Bu video-kasedi izleyenler 7 gün içinde gizemli bir şekilde ölüyorlar. Gazeteci Rachel Keller da 4 gencin ölmesi üzerine olayı araştırmaya karar veriyor ve kaseti bizzat izliyor. Bu deneyimin ardından kendisiyle birlikte oğlunun da hayatı tehlikeye giren ve arkadaşı Noah’ın  yardımını isteyen Keller’a olayı çözmek için sadece 7 gün kalıyor… Film, yönetmen Hideo Nakata’nın 1998 yılında çektiği Ringu isimli filmin yeniden çevrimi. Sinema tarihinin en korkunç son beş dakika’larından birine sahip olan film, muhteşem başlangıcından, şaşırtıcı sonuna kadar sizi koltuğunuzun ucunda heyecan içinde oturtacak inanılmaz bir gerilim!..

4- The Hills Have Eyes

İlk Film: The Hills Have Eyes (1977), Hikaye: Wes Craven

Cleveland’lı bir polis dedektifi olan “Big Bob” Carter ve sevgili eşi Ethel’in evlilik yıldönümleridir. Ve kutlamak için tüm aile birlikte California’ya gitmeye karar verirler. Böylece tüm aile uzun yolculuğun tadını çıkaracak ve birlikte olacaktır. Fakat hiç kimse bu toplu yolculuktan çok da fazla hoşnut değildir… Büyük kızları Lynn  yeni doğmuş bebeği için bu uzun yolculuktan dolayı endişe duymaktadır. Kocası Doug ise sevgili kayınpederi ile arasındaki anlaşmazlıklardan hoşnut değildir. Küçük kızları Brenda arkadaşlarını bir aile gezisi için geride bırakmış olmaktan mutsuzdur. Oğulları Bobby ise ailenin iki Alman Kurdu köpeği ile herşeyden daha çok ilgilidir. Hep birlikte bir karavan ile batıya yönelen bu kalabalık aile onları nelerin beklediğinden habersizdir… Yeni dönem korku yönetmenlerinden Alexandra Aja’dan çok başarılı bir Wes Craven uyarlaması olan yapım sizi koltuğunuzun ucunda oturtacak!.

3- Dawn of the Dead

İlk Film: Dawn of the Dead (1979), Hikaye: George A. Romero

Bir gece içinde dünya, nedeni anlaşılamayan, açıklanamayan ve öldürücü bir belanın işgal ettiği ve ölülerin ölmediği, yaşayan bir kabusa dönüşür. Ana Clark, Wisconsin’deki banliyöye ait evinden korkunç bir şekilde kaçışın sonrasında polis memuru Kenneth; elektronik satış görevlisi Michael; serseri Andre ve hamile eşinin bulunduğu küçük bir gruba rastlar. Bu grup bir 20. yüzyıl kalesi olan –terkedilmiş ve zenginlere hitap eden banliyöye ait alışveriş merkezinde– barınacak yer arıyorlardır. Bir zamanlar dünya olan yerden arta kalan bu yerde  hayatta kalmak, daha önemlisi insan olarak kalmak için verdikleri mücadelede mümkün olan her kaynağı kullanmalıdırlar. Cehennemde yer kalmadığında, ölüler dünyaya yürürler… George A. Romero klasiğinin 25 yıl sonraki yeniden çevrimi olan, ödüllü reklam yönetmeni Zack Snyder’ın yönettiği “Ölülerin Şafağı”, James Gunn’ın uyarladığı senaryosundan dolayı dikkat çekiyor.

2- The Fly

İlk Film: The Fly (1958), Kısa Hikaye: George Langelaan (1957)

1958 Kurt Neumann imzalı kült klasik ‘The Fly”ın 1986 yapımı David Cronenberg imzalı kült yeniden çevrimi. İlk filmde çılgın bilimadamını canlandıran Vincent Price yeni versiyonda yerini Jeff Goldblum’a bırakıyor. Seth Brundle, karizmatik ve aynı zamanda hafif çılgın bir bilim adamıdır. Kadın gazeteci Veronica Quaife, maddenin teleportasyonu yani ışınlanma üzerinde çalışan bu genç dahiyi haber konusu yapmıştır. Genç kadın Brundle’ın ilk defa bir canlıyı ışınlamayı başardığı zafer anına şahit olur. Ancak ışınlanma modülüne Brundle ile birlikte girmiş olan küçücük bir sinek, herkesin gözünden kaçmıştır! 80’lerde ‘Alien’ ve ‘The Thing’ ile beraber bilimkurgu / korku türüne öncülük etmiş yapımlardan olan ‘The Fly’ remake listemizde 2 numara..

1- The Thing

İlk Film: The Thing From Another World (1951), Kitap/Öykü: Who Goes There? (John W.Campbell – 1938)

Bu tamamen resmileşmiş bir karar. Tüm zamanların en çirkin, en iğrenç, en bulaşıcı ve en tiksinç canavarını içinde barındıran ‘The Thing”in, gelmiş geçmiş en iyi yeniden çevrim filmi olduğu konusunda neredeyse tüm korkuseverler hemfikir. 1951 tarihli Howard Hawks filmi olan ‘The Thing From Another World”ün John Carpenter imzalı bu tekrar yapımı, John W. Campbell Jr.’ın esin kaynağı olan öyküsü ‘Who Goes There?”e dayanıyor. Ve bu versiyonun öyküye ilk filmden daha sadık olduğu söyleniyor. İlk vizyona girdiğinde gişede çuvallayan ‘The Thing’, giderek kültleşerek hakettiği kült mertebesine kısa sürede ulaştı ve yeni bir bilim kurgu / korku türünün de öncülüğünü yaptı. Büyük olasılıkla yeni bir ‘The Thing’ adaptasyonu 2011 yılında bizleri bekliyor..

Önceki Sonraki

27

Paylaşım

Yazar: Yasin Karakaya

Tüm Yazıları
9 Eylül 1977’de İstanbul’da doğdu. İlkokuldan Üniversiteye kadar ki eğitimini burada tamamladı. Korku filmlerine olan ilgisini ilk defa memleketi Aydın’da ki bir kahvehanede videodan izlediği Elm Sokağında Kabus filmi ile keşfetti. O sıralar 8 yaşındaydı. 80’lerin kanlı video kültürü ile yoğrulan beyni ilerde yapacağı bu site için ilk kıvılcımı çakmıştı bile. Bundan sonraki dönemde korku sineması ile ilgili herşeyle ilgilenmeye başladı. Geniş bir film arşivi ve korku figürleri koleksiyonu yapmaya başladı. 2003 yılında tamamen kendi çabasıyla korkucu.com sitesini kurdu. 5 yıl boyunca kendi yağı ile kavrulmaya çalışsa da pek başarılı olamadı ve bu konuda tıpkı kendisi gibi rahatsız ve inatçı olan Murat Özkan ile tanıştı. İkili 2008 yılında Murat Özkan’a ait olan Gerilimhatti.com sitesi ile korkucu.com’u birleştirme kararı aldı…

Yorumlar (13 Yorum)

YORUM YAZ