Hepimiz ara sıra deliririz! Norman Bates - Psycho (1960)

Top 20 Banyo Sahneleri

Korku Listeleri

YasinKarakaya

13 Temmuz 2015

0 Adet Yorum

0

banyo Tuvaletten duşa kadar banyo içinde geçen en iyi 20 korku sahnesi listemizle karşınızdayız. En korkutucu anlar aslında en mahrem olanlardır bu yüzden saplamak için yakınlaşma gerektiren bıçaklar uzaktan ateş edilen silahlardan daha korkunç gelir. Dark Knight filminde Joker’in dediği gibi “Tüm bu küçük duyguların tadını çıkarabilirsin…”

Mahremiyet kelimesi korku filmlerinde banyoda geçen ürkütücü sahnelerin nedenini iyi bir şekilde açıklamaktadır. Çünkü insanlar, ister tuvalete girmek için, ister dişlerini fırçalamak veya yoğun bir günden sonra banyo yapıp rahatlamak için banyoya yalnız girerler. Üstelik klozet saldırılara karşı en zayıf olduğumuz yerdir, ya çıplağızdır ya da en azından pantolonumuz iniktir. Kendimizi elimizdeki cep telefonu veya dergiyle savunamayacağımıza göre…

Aşağıdaki filmler şimdiye dek banyo içerisinde yaşanmış dehşet dolu anları içermektedir. Tuvaletteki berbat deneyimlerden, rahatlatıcı olmaktan uzak küvet sahnelerine kadar uzanan korkunç banyo sahneleri.

20. Mirrors (2008) banyo-1

Aynalar aracılığıyla gelen lanetli bir terörü konu alan Mirrors şok edici bir sahneyle 20 numaradan listemize giriyor. Şeytani gücün aynaları bir yol olarak kullandığı sahnede Angela Carson (Amy Smart) küvete uzanıyor ve dinlendirici banyo keyfi esnasında terörize ediliyor. Korkunç bir şekilde kendi çenesini kafasından ayırırken biz de küvetten olabildiğince uzağa kaçıyoruz.

19. Stephen King’s It (1990)banyo-2

Bir çocukluk korkusu olan şeytani palyaçoyu çocukluğunuzda bırakmadığı için muhtemelen Stephen King’i gördüğünüz kabuslardan sorumlu tutuyorsunuz. Coulrophobia’nız (yani palyaço fobiniz) varsa nedeninin bu film olduğuna dair o eski hikayeyi de biliyoruz. Bildiğimiz diğer şeyse; bu filmin, zamanında kanalizasyondan, banyodan, balondan, sokaklardan ve hatta dış dünyadan korkmamızı sağladığı… Kahrolası King!

18. Slither (2006)banyo3

James Gunn’ın saygısız bilim kurgu komedi filmi, banyo sahnesinden parazit canavarların dizaynına kadar açıkça Shivers filminden ilham almıştır ve hatta banyo filmin posterinde kullanılmıştır. Bu sefer, sülük benzeri yaratıklar açık bir pencereden içeri sürünür ve durumdan haberdar olmayan kadının yüzüne kestirmeden giderler. Bu sahne dehşet uyandırmaktan çok güldürmektedir. Ancak Kylie (Tania Saulnier) yaratığı bir saç düzleştirici ile öldürmesine rağmen içimize girmeye çalışan bir parazit fikri karşısında korkmadan edemeyiz.

17. Final Destination (2000)banyo4

Final Destination film serisinde Ölüm seri katil olarak baş rolü oynuyor: görünmediği ve suçuna da kaza süsü verebildiği için neredeyse yakalanamaz bir katil. Orijinal filmde Ölüm genç kurbanını tüm gizli tehlikelerin olduğu banyoda takip ediyor: jiletler, sivri uçlu makaslar ve suya yakın elektrik akımı. Bu sefer ölüm, küvetin üzerinde gerili olan çamaşır ipinden geliyor. Tüylerimizi ürperten bir sahne çünkü eğer şanssız biriysek veya bir şekilde Ölüm’ün listesine girmişsek günlük kullandığımız objelerin ne kadar tehlikeli olduğunu gösteriyor.

16. Scream 2 (1997)banyo5

Wes Craven Scream serisiyle slasher türüne yeni bir soluk getirmiştir ve Scream 2 filmiyle kanlı ve zekice mizahını sürdürmüştür. Devam filminin başında Phil Stevens (Omar Epps), ilk film Scream’de geçen olaylara dayanan Stab filminin çekimleri (film içinde film) sırasında tuvalete gider. Tuvalet kabinine girdiğinde garip sesler duyar ve büyük bir hata yaparak sesleri daha iyi duymak için başını aradaki bölmeye dayar. Ödülü ne mi olur? Kulağına saplanan bir bıçak.

Bu sahnenin 2000’li yıllarda Scary Movie filminde parodisi yapılmıştır. Aynı şekilde tuvalet kabininde bulunan Shawn Wayans, Shakespeare In Love filminin çekimlerinde kulağına saplanan erkek cinsel organıyla öldürülür. Bizi burada korkutan nokta başına böyle bir olay gelen herkesin kulağını sesin geldiği yere dayayabileceğidir. Bizim için en ürkütücü olan şey halka açık bir tuvalette insanın başını tuvalet bölmesine dayamasıdır. Phil bir sapığın bıçağıyla öldürülmemiş olsaydı kesin berbat bir hastalık kaparak birkaç gün sonra ölürdü. O da olmasa en azından birinin kasık tüyleri suratına yapışık bir şekilde tuvaleti terk ederdi.

15. Jurassic Park (1993)
banyo6

Steven Spielberg’in genelde geniş çaplı izleyiciye hitaben çektiği filmlere korku sahneleri sokmak gibi bir ustalığı vardır, aslında nahoş sahneler çekme yeteneği en üst düzeydedir. Örneğin Jaws filminde kıyıya vuran kanlı deniz yatağı veya Close Encounters Of The Third Kind filminde uzaylılar tarafından kaçırılmadan saniyeler önce bir çocuğun kapıda gördüğümüz silüeti gibi.

Spielberg, Jurassic Park filmini yaparken tüm motorları ateşledi çünkü bu filmde çok zekice sahneler yer almaktaydı: hepimizin heyecanla görmeyi beklediği Tyrannosaurus Rex yaklaşırken su bardağının adımlarıyla titremesi gibi. Spielberg veya özel efekt sorumlusu Stan Winston bu sahneyi beceremeseydi tüm film çökebilirdi. Aksine bu sahne ile büyük bir heyecan yaratmayı başardılar. Ve bunun ortasında yine de unutulmayacak bir sahne daha var: dehşete düşmüş avukat Donald Gennaro (Martin Ferrero), T-Rex’ten korunma umuduyla tuvalete girer. Ancak devasa dinozor kendisini bir suşi gibi yutmadan önce çığlık atmak için bile çok az zamanı olmuştur. Muhteşem.

14. Arachnophobia (1990)banyo7

Frank Marshall’ın örümceklerle kaplı korku komedi filmi Hitchcock’un Psycho filmine de atıfta bulunmaktadır çünkü bir örümcek duşa girer ve o sırada duş alan zavallı kızı ciyak ciyak bağırtır. Aslında bir korku filmi sahnesinden çok komik bir andır bu – klozete giren örümceği fark etmeden oturan adam ve duş alan kız sahnesi birbirlerine bağlı çekilmiştir. Bu böceklere karşı verdiğimiz tepki değişmeden devam etmiştir.

13. Sleepaway Camp 2: Unhappy Campers (1988)banyo8

Sleepaway Camp, 80′li yılların teen slasher filmlerinin dönüm noktalarından biridir. Robert Hiltzik’in yazıp yönettiği bu kült yapım, “Sleepaway Camp” serisinin ve Angela Baker efsanesinin başlangıcıdır. Gençliğin eğlence merkezi olan slasher rezidanslarından olan kamp alanı, bu filmde de yine kan gölüne döner.

Sleepaway Kampında meydana gelen bu cinayet Angela’ya ait. Angela’nın CV’sin de birkaç gaddar sahne bulunsa da (örneğin 3. filmde boynuna kadar toprağa gömülmüş teyzenin kafasının üzerinden çim biçme makinesiyle geçmesi gibi) en etkileyicisi bu olsa gerek. Ağzı geniş bir tuvalet logarında insan pisliği içerisinde boğulmak gibi iğrenç ve gaddar bir sahne tasavvur eder misiniz?

12. Fatal Attraction (1987)banyo9

Muhtemelen siz de biliyorsunuzdur Fatal Attraction filminin gerçekte çok farklı, kötümser bir sonu vardır. Michael Douglas’ın oynadığı, eşini aldatan erkek karakter Dan Gallagher kendisine deli gibi aşık Alex Forrest (Glen Close) karakterine günah çıkarttıktan sonra Alex intihar eder ve Dan de onu öldürmekle suçlanır.

Test filmi gösterildiğinde, intikam hisleriyle dolu olan izleyiciler ise Alex için daha tatminkar bir son ister ve yukarıda belirtilen sahne çekilmez. Gerilimin bir parçası olarak aslında iyi bir sahne çekilir, Anne Archer’ın canlandırdığı Beth banyo yapmaktadır ve eli bıçaklı, çılgın Alex’in gizlice eve girdiğinin farkında değildir. Dan ve Alex boğuşurlar ve sonunda Beth bu dövüşü tek bir el silah atışıyla bitirir.

İzleyiciler belli ki bu sahneyi çok beğenmiştir çünkü film 320 milyon dolar gibi büyük bir hasılat yapmıştır ve şeytani diğer kadın karakterini gerilim filmlerine sokmuştur (The Hand That Rocks The Cradle, Single White Female, ve diğerleri).

11. Street Trash (1987)banyo10

Ghoulies’deki tuvalet sahnesi gibi grotesk, çocuk şakası gibi bir sahne. Bu B sınıfı korku filmi hakkında bilmeniz gereken tek şey Tenafly Viper isimli bir içkinin her şeyden habersiz kendisini içenleri yapışkan bir madde yığınına döndürmesidir. Yıkılmış bir binanın tuvaletinde, klozetin üstüne oturmuş bu içkiden içen yaşlı bir evsiz, acı içinde kıvranarak yapışkan maddeye dönüşüp erir ve klozetten akıp gider. Aslında komik olmayan grotesk bir an sayılabilir ancak gün ışığı gibi parlayan renkler ve senaryonun absürdlüğü bunu garip bir şekilde eğlendirici kılmaktadır. Titrek karton duvarlara dikkat edin.

10. Friday The 13th Part V: A New Beginning (1985)banyo11

Friday The 13th serisi uzun tarihçesi boyunca ara sıra banyoda takılmıştır. İlk filmde bir kurban suratına baltayı yer ve duş perdesine doğru düşer. Dördüncü bölüm olan ‘The Final Chapter’ filminde ise, Voorhees korku trendine karşı gelir ve duşta genç bir kadın yerine genç bir adamı öldürür (bıçaklamak yerine yüzünü duvarda ezmeyi tercih eder).

Bu listede ise biz Friday The 13th Part V: A New Beginning filmindeki garip tuvalet sahnesini seçtik. Mücevherli genç züppe Demon (Miguel A Nunez, Jr) dışarıda yer alan bir tuvalette ihtiyaç gidermeye çalışırken sırtından kocaman bir kazık saplanır. Cinayetten daha ürkütücü olanı Demon ve kızarkadaşı Anita (Jere Fields) arasında geçen Glee benzeri şarkı yarışmasıdır. Her şeyin bir yeri ve zamanı vardır ancak bağırsaklarını boşaltırken düet yapmak mı?

9. Ghoulies (1985)banyo12

Ghoulies filmi reklam kampanyasına uyan bir sahnenin yerleştirildiği nadir örneklerden biridir. Ghoulies’in prodüktörü elinde tuvaletten fırlayan küçük yeşil bir canavar posteriyle gözüktüğünde buna bağlantılı ilave bir sahne çekilmiştir.

Tuvaletle ilgili espriler 1988’deki devam filminde de sürmüştür, genç bir adam klozet borusundan çıkan bir yaratık tarafından öldürülür. Yani filmin sloganında söylenen gerçekleşir: “Sonunda sizi de yakalayacaklar.”

Ghoulies III: Ghoulies Go To College (1991) filminin senaryosu Hitchcockvari bir dönüm noktasına sahip: duş alan bir öğrenci gider borusundan çıkan bir grup canavarın saldırısına uğrar.

8. The Dead Zone (1983)banyo13

David Cronenberg Stephen King’in en çok satılan romanını uyarlıyor. Çoğu kısımda kanlı sahnelerden kaçınan Cronenberg, küçük bir kasabada yaşayan psişik Johhny’nin (Christopher Walken) kan dondurucu trajedisini anlatıyor ve sonuç olarak şimdiye dek yapımış en tatmin edici King uyarlamalarından biri karşımıza çıkıyor.

Yine de Cronenberg’in kanın akmasına izin verdiği bir sahne var. Johhny’nin psişik güçleri sayesinde maskesi düşen seri katil Frank Dodd (Nicholas Campbell) annesinin evinde banyoda köşeye sıkıştırılır. Polisler kapıyı kırmadan önce çok nahoş bir yolla kendini öldürür: uçları kendine döndürülmüş bir makasa kafa atar.

Birkaç yıl boyunca korkmuş bir BBFC (British Board of Film Classification) tarafından bu sahnelerin en grafik yönleri çıkarılmıştır. Ancak artık yeniden bu sahneler geri geldi. Şimdi bile bu sahnede nefesimizi tutuyoruz sadece özel efektler yüzünden değil, nedeni böyle bir şeyin olma düşüncesinin bile omurgamızı titretmesi.

7. Poltergeist (1982)banyo14

80’lerin sinematik hayalet trenindeki en iyi anları Steven Spielberg mi yönetmişti yoksa Tobe Hooper mı? Kim olursa olsun hayal gücünün dizginlerini bıraktığı ortada. Düşük tonda bir doğa ötesi öykü olarak başlayan film kısa süre sonra tahmin edilemez, dehşet verici bir ortama dönüşüyor çünkü Freeling ailesinin evini ele geçiren kötü güçler burada ürkütücü olaylara neden oluyorlar. En kan dondurucu sahnesi: Paranormal olayları araştıran Marty’nin (Martin Cassella) aynaya bakması ve birden yüzünün derisini soymaya başlaması. Aslında bu olayın karakterin zihninde şekillendiğini anlayana kadar çoktan ödümüz kopmuş oluyor. Yersiz mi? Evet. Etkili mi? Şüphesiz evet.

6. The Shining (1980)banyo15

Stanley Kubrick’in The Shining filmindeki banyo sahneleri için ayrıca bir makale yazmak gerekir. Jack Nicholson’ın canlandırdığı roman yazarı Jack Torrence Overlook Oteli’nin hayaletleri yüzünden çıldırırken filmin en rahatsız edici sahneleri de yine tuvaletlerde geçmektedir. Uşak Delbert Grady Torrance’a ailesini cezalandırması gerektiğini bir tuvalette söyler. Meşhur “İşte Johhny” sahnesi de bir başka tuvalette geçmektedir.

Bu listenin amacına uygun olarak biz başka bir sahneye odaklanacağız, filmin ortalarında Torrance’da hala bir parça akıl kalmışken 237 numaralı odaya girer ve küvette uzanan çıplak bir kadın görür. Vücudunun güzelliği karşısında hipnotize olan Jack kadına yaklaşır ve izleyiciye baştan aşağı çıplak olduğu vurgulanan kadın küvetten çıkarak ona doğru yürür. Birbirlerine sarıldıkları anda Jack aslında bu güzel kadının yaşlı bir hortlak olduğunu anlar. Çok etkili bir korkutma sahnesi ve Jack’in giderek aklını kaybettiğine dair güzel bir işaret.

5. Deep Red / Profondo Rosso (1975)
banyo16

70’li ve 80’li yıllarda yaratıcılığının doruğundaki yönetmen Dario Argento kurnaz, karmaşık ve korkunç cinayet sahneleri çekmek üzerinde uzmanlaşmıştı. Profondo Rosso, yönetmenin çektiği en iyi giallo türü filmlerden bir tanesidir, parlak başrol oyuncuları (David Hemmings ve Daria Nicolodi) ve Argento’nun alametifarikası olan korkunç sahneleri vardır.

Özellikle bir sahne çok etkileyici: ürkütücü derecede uzun bir sahnede görünmeyen bir katil bir kadına banyosunda saldırır ve küvetteki kaynar suda kadını boğar. Argento’nun kamerası her bir nahoş cinayet detayını kayda alır ancak kurban ölmeden önce buhar kaplı duvara bazı kanıtlar bırakacaktır.

4. Shivers (1975)banyo17

Eğer bir banyo sahnesini David Cronenberg’e bırakırsanız sonuçta bir çok başka yönetmenin de zihnine ışık tutan, son derece iğrenç ve rahatsız bir sahne elde edersiniz. Cronenberg’nin düşük bütçeli çıkış fiminde kısmen sülük, kısmen dışkıya benzeyen, insan yapımı parazitler son derece pahalı bir binada oturanlara bir hastalık bulaştırıyor.

Shivers’ın en etkileyici sahnesinde bu parazitlerden bir tanesi, gider borusundan elinde bir kadeh şarapla biraz rahatlamaya çalışan, korku kraliçesi Barbara Steele’in küvetine ulaşıyor. Rahatlama anı mide bulandırıcı bu yaratığın zavallı kadının bacakları arasındaki en mahrem yere yavaşça ve zorla girmesiyle birlikte bozuluyor. Bundan sonrası açık bir şekilde gösterilmiyor sadece kadının çırpınan bacaklarını ve yere düşüp kırılan şarap kadehini görebiliyoruz ama bize bu kadarı da yetiyor. Yeterince korkutucu ve mide bulandıran bir sahne.

3. The Conversation (1974)banyo18

Francis Ford Coppola’nın bir marifet gösterisi olan bu gerilim filminde beklenmeyen ve sürreal bir korku sahnesi var. Gözetleme uzmanı Harry Caul (Gene Hackman) terk edilmiş bir otel odasını araştırmaktadır ve tuvaletten akan suyun sesinin geldiğini duyar. Tuvaletin kapağını kaldırdıktan sonra gözlerini ayıramaz, bir kan bulutu tuvaletin borusundan yükselir, tepede bir deri şeklini alır ve klozetin kenarlarından sızmaya başlar.

Bu yarım hatırlanmış bir kabusa ait bir andır ve listemizin en iyi yerinde yer almaktadır: bu sahne bilinç altımızın sinirli ve ilkel kısmına hitap etmektedir ve defekasyon veya ölüm gibi konulara fazla kafa yormamamızı söylemektedir. Bu filmde bu konular mide bulandırıcı bir karışım şeklinde karşımıza gelmektedir.

Filozof ve eleştirmen Slavoj Zizek ”Bir Sapığın Sinema Rehberi” isimli video denemesinde sinemayı, tüm korku ve tutkularımızın ekrana yansıdığı bir bilinç altı kanalizasyonu olarak tanımlamıştır söz konusu duygular aynı Francis Ford Coppola’nın iç karartıcı kanlı klozet sahnesinde olduğu gibi sonradan yüzeye çıkarak bizi dehşete düşürürler.

Zizec bu konuda şunları söylemektedir: “Sinema sanatı tutkuyla oyun oynar ancak aynı zamanda onu güvenli bir mesafede tutar” Biz izleyiciler de sinema salonunda oturup ekrana bakarken içinden bir şeyler çıkacak olan bir klozete bakmıyor muyuz sizce? Sinemanın büyüsü bir pislik izlediğimiz gerçeğini örtbas etmiyor mu?”

 

2. A Nightmare On Elm Street (1984)banyo19

Wes Craven’ın 1984 tarihli slasher filminde kurbanlarına en zayıf oldukları anda rüya görürken saldıran bir şeytan anlatılıyor. Öne çıkan bir sahnede Craven mahrem korkuyu ikiye katlayarak rüya şeytanı Freddy Krueger’i baş karakter Nancy Thompson’a (Heather Langenkamp) banyoda uyuyakaldığında saldırtıyor.

Kamera açılarını ve tempoyu göz önünde bulundurursak bu sahne Cronenberg’in Shivers filminden etkilenmişe benziyor. Craven daha önce de Deadly Blessing (1981) isimli filminde Cronenberg’in banyo sahnesini ileriye götürmüştü. Burada genç bir kadın (Martha Jensen) küvette uzanırken bir yılanın saldırısına uğrar.

A Nightmare On Elm Street filmindeki eşdeğer sahne çok daha başarılıdır. Cronenberg’in filmindeki kötü yaratık gibi, Krueger’in aşina olduğumuz bıçaklı eldiven giymiş eli savunmasız bir şekilde küvette uzanan Nancy’i suyun altına, korkunç bir dünyaya çeker. Daha sonraki devam filmleri parodi şekline bürünse de Craven’ın orijinal filmi Krueger’ı sinir bozan güçlerinin doruğunda resmetmiştir.

1. Psycho (1960)banyo20

İşte banyoda geçen korku sahnelerinin atası. Marion Crane’in 1960 yılında banyoda öldürüldüğü sahne bütün sınırları zorlamıştır (bir Amerikan filminde ilk defa suyun boşaldığı bir küvet deliği gördük bunu da eklemek lazım). ABD’deki sansür kurulu kanlı cinayet sahnesinde Janet Leigh’nin meme ucu gözüktüğünden dolayı Hitchcock’a şikayette bulunmuştur, yaramaz ruhlu yönetmen sansür kuruluna sahneyi kestiğini, onlar için yeniden çektiğini söylemiş Psycho için gösterim iznini kopartmıştır.

Duş sahnesinin güzelliği ses ve editörlükte yatmaktadır. Hitchcock bize eti kesen bıçağı grafik olarak gösteremezdi ancak sarsıcı kesitler ve Bernard Herrmann’ın akılda kalıcı müziğiyle vahşet duygusunu bizlerde uyandırmayı başarmıştır.

Mansiyon Ödülü: Candyman (1992)banyo21

Bu listemizdeki mansiyon ödülümüz Candyman filmindeki sahnelere gidiyor. Candyman bir kaç şekilde tuvalet ve banyoda karşımıza çıkarak hem midemizi alt üst ediyor hem de ödümüzü patlatıyor. Clive Barker’ın ‘The Forbidden’ isimli kısa hikayesine dayanılarak yaratılan bu sıra dışı karakter aynaya bakarken adını beş kez tekrarladığınızda ortaya çıkar. Tabii ki bu şehir efsanesinin saçmalığını ispatlamak adına ayna karşısına geçen meraklılar da mutlaka çıkar. Filmin irrite edici sahnesinde ise pislikle dolu tuvaletin klozetini yuva edinmiş binlerce arıya rastlıyoruz.

Diğer iç karartıcı tuvaletleri Trainspotting (1996), Henry: Portrait of a Serial Killer (1986) ve Carrie (1976) filmlerinde görebilirsiniz. Küvetli gerilim sahnelerini What Lies Beneath (2000) ve The Big Lebowski (1998) filmlerinde bulabilirsiniz. Duştaki korku sahneleri ise Squirm (1976), Dressed To Kill (1980), The Grudge (2004)The Prowler (1981) ve daha bir sürü slasher tarzı filmde görülebilir.

Önceki Sonraki

27

Paylaşım

Yazar: Yasin Karakaya

Tüm Yazıları
9 Eylül 1977’de İstanbul’da doğdu. İlkokuldan Üniversiteye kadar ki eğitimini burada tamamladı. Korku filmlerine olan ilgisini ilk defa memleketi Aydın’da ki bir kahvehanede videodan izlediği Elm Sokağında Kabus filmi ile keşfetti. O sıralar 8 yaşındaydı. 80’lerin kanlı video kültürü ile yoğrulan beyni ilerde yapacağı bu site için ilk kıvılcımı çakmıştı bile. Bundan sonraki dönemde korku sineması ile ilgili herşeyle ilgilenmeye başladı. Geniş bir film arşivi ve korku figürleri koleksiyonu yapmaya başladı. 2003 yılında tamamen kendi çabasıyla korkucu.com sitesini kurdu. 5 yıl boyunca kendi yağı ile kavrulmaya çalışsa da pek başarılı olamadı ve bu konuda tıpkı kendisi gibi rahatsız ve inatçı olan Murat Özkan ile tanıştı. İkili 2008 yılında Murat Özkan’a ait olan Gerilimhatti.com sitesi ile korkucu.com’u birleştirme kararı aldı…

YORUM YAZ