Seni yakalayacaklar Barbara! Night of the Living Dead (1968)

This Night I Will Possess Your Corpse

Korku Film Arşivi

Korku Sinema

wherearethevelvets

07 Ocak 2010

3 Adet Yorum

3

This Night I Will Possess Your Corpse (Esta Noite Encarnarei no Teu Cadáver)
Yönetmen: José Mojica Marins
Senaryo: Aldenora De Sa Porto, José Mojica Marins
Yapım: 1967 Brezilya Süre: 108 Dakika (Siyah-Beyaz)
Oynayanlar: José Mojica Marins, Tina Wohlers, Nadia Freitas, Antonio Fracari, Jose Lobo

Pete Tombs’un bendeki yeri çok başkadır. Bu sinefil yazarın kitaplarını okuduğum üniversite öğrenciliği yıllarıma borçluyum şu anki durumumu. Uzun zamandır uyumakta olan “ucuz film” zevkimi yeniden farkettim. Oysa ilkokuldan beri izlediğim video filmleri hafızamda bir yer etmiş ama zihnimde bir türlü gerçek değerlerini bulmamışlardı. Pete Tombs, önüme yeni ufuklar açtı. Özellikle de “Mondo Macabro” kitabıyla. İşte ilk defa burada underground bir fenomenle tanıştım: Zé do Caixão (Tabut Joe).

Tabut Joe karakteri, aslında yönetmen ve aktör José Mojica Marins’in alteregosu. Bu egzantrik adam Brezilya sinemasında önemli bir yere sahip. Çektiği ve Tabut Joe karakterini yarattığı ilk film olan “At Midnight I’ll Take Your Soul”, Brezilya’nın ilk korku filmi ünvanını taşıyor. Sinemaya gönül vermesinin altında, daha küçük bir çocukken ailesiyle birlikte bir sinema salonunun üzerinde yaşamaları yatıyor olsa gerek. Ucube Tabut Joe karakterini çocukken gördüğü bir rüyadan esinlenerek yarattığı söyleniyor.

Tabut Joe (Zé do Caixão) küçük bir kasabada cenaze levazımatçısı olarak zaten çekinilen bir karakterdir. Bir de üzerine garip görünümü eklenince; ki siyah takım elbise, siyah pelerin ve siyah silindir şapka giymektedir, şeytan sakallıdır ve hiç kesmediği upuzun tırnakları vardır; daha da korkunç bir karakter olması ve sinema efsanesi haline gelmesi kaçınılmazdır. Her türlü ahlaki değere, inanca ve duyguya karşı olan; duygulardan arınmış olduğu için kendisini üstün insan olarak nitelendiren Tabut Joe ölümden sonrasına da inanmamaktadır tabiatıyla. Ölümsüzlüğün asıl kaynağı ona göre kanın devamıdır ve kendi üstün kanını devam ettirmek için bir oğula sahip olmalıdır. Oğlunu karnında taşıyacak kadının da en az kendisi kadar üstün (yani dejenere) olması gerekmektedir. Bu takıntısını gerçekleştirmesine engel olacak veya yoluna çıkacak her unsuru bertaraf eden acımasız adamın sinirlendiğinde gözleri hızla çatal çatal damarlanır ve kaçık gibi davranmaya başlar. İşte Tabut Joe’nun bu özel kadını arayışı bir üçleme halinde sinemaya aktarılır: “At Midnight I’ll Take Your Soul (1963)”, “This Night I Will Possess Your Corpse (1967)” ve “Embodiment of Evil (2008).

Bahsedeceğim film “At Midnight I’ll Take Your Soul”un bittiği yerden başladığı için izlemediğim ama konusu hakkında haberdar olduğum ilk film hakkında birkaç kelime edeyim. İlk filmde, oğlunu doğuracak kadın arayan Tabut Joe, en yakın arkadaşının nişanlısına göz koyar. Dirençle karşılaşır ve sırasıyla iki sevgilinin ölümüne neden olur. Fakat genç kadın ölmeden önce Tabut Joe’yu lanetlemiştir ve bu lanetin gerçek olup olmadığını kontrol etmek için iki sevgilinin kabirinin olduğu şapele giderek tabutları açan Tabut Joe, cesetlerin gözlerinin ardına dek açık olduğunu dehşetle farkeder. Kendi gözleri yuvalarından fırlar ve yere yığılır.

“This Night I Will Possess Your Corpse”da şapelde yarı ölü bir halde bulunan Tabut Joe hastaneye kaldırılır. Gözleri tedavi edilen ve mahkemeye çıkarılan adam hakkındaki suçlamalar, delil yetersizliğinden düşer. Salıverildikten sonra arayışına kaldığı yerden devam eden Tabut Joe, deforme yardımcısı Bruno ile birlikte kasabadan 6 kadını kaçırır. Kusursuz eşi bulmak için bu kadınları korkunç deneylere tabi tutar. Kadınlardan sadece Marcia dehşetten etkilenmez ve diğerleri ölüme terk edilirken o Tabut Joe’nun yatak odasına götürülür. Kendisiyle yatmayı reddetse de yardımını esirgemeyeceğini belirten Marcia’yı salıveren Tabut Joe’nun bir sonraki hedefi Teğmenin kirli ruhlu kızı Laura olacaktır. Fakat öldürdüğü kadınlardan birinin hamile olduğunu öğrenince yıkılır. İnsanlara hiç değer vermeyen, onlardan tiksinen Tabut Joe’ya göre masumiyetin gerçek sahipleri çocuklardır. İstemeden de olsa bir çocuğun ölümüne neden olduğu için vicdan azabıyla yanacaktır.

Film gerçekten uçuk kaçık bir deli saçması. Bir o kadar da eğlendirici ve heyecan verici. Ucuzluğu üzerinden akan ama sinema aşkıyla çekildiği her halinden belli olan bu filmi gerçekleştiren José Mojica Marins’in samimiyeti insanın içini acıtıyor. Onun için oyuncu olmadığı halde rol yapmaya çalışan eş dosttan oluşturulmuş kadronun sakilliği anlayışla karşılanıyor. Zira José Mojica Marins hiçbir filmde rastlayamayacağınız ve unutamayacağınız yaratıcılıkla ödüllendiriyor sizi. Bu sahnelerin en dikkat çekeni de ünlü cehennem tasviri olmalı.

Tüm film siyah beyaz çekildiği halde, sadece cehennem sekansı renkli aktarılmış. Yazının başında José Mojica Marins’in gördüğü bir kabustan bahsetmiştim. Bu rüyada siyahlar içindeki bir adam, yönetmeni ayak bileğinden tutarak mezarlığa kadar sürüklüyormuş. Buradaki mezar taşlarından biri yönetmene aitmiş ve yönetmen dehşetle iki ayrı doğum tarihi ve iki ayrı ölüm tarihinin kazındığını fark etmiş. İşte bu kabusunun bir benzerini filmde de aktarıyor. Burada sürüklendiği mezarlıkta, topraktan çıkan eller tarafından parçalanma tehlikesi yaşayan Tabut Joe, yer altına çekilerek acayip bir cehenneme ayak basıyor. Çıplak vücutları kırmızıya boyanmış iblis-adamların ellerindeki üç dişli mızraklarla çıplak insanları dürttüğü bu mekanda, duvarlardan ve tavandan insan kolu ve bacağı çıkıyor. Çimentoyla dekora tutturulmuş gibi duran veya fokurdayan yeşil sulardan fırlayan kayıp ruhlar çığlık çığlığa bağırırlarken Tabut Joe, yine yönetmen tarafından canlandırılan şeytanla yüz yüze geliyor.

Film bitince “ben ne izledim yahu” gibi bir konfüzyon yaşasanız da müziğiyle ve ardarda patlayan şok görüntülerle eşsiz bir sinema şöleni vaad eden bu filmi, gizli kalmış cevherleri aramaya kendini adamış sinefillere ısrarla tavsiye ediyorum.

Murat “Wherearethevelvets” Akçıl


Önceki Sonraki

27

Paylaşım

Yazar: wherearethevelvets

Tüm Yazıları
17 Ocak 1978 yılında Edirne’nin Keşan ilçesinde dünyaya gözlerini açan Ali Murat Akçıl, korku ile küçük yaşlarda tanıştı. İzlediği ilk korku filmi (ki ilkokuldaydı) The Evil Dead idi. İlkokuldayken, şimdilerde çokça yararlanacağı korku filmleri ve istismar sineması örnekleri izledi. Hatta Cumartesi geceleri Yunan kanallarında yayınlanan sakıncalı ve dehşetengiz filmlere de göz atma şansı oluyordu. Ortaokul ve liseyi daha çok erotik materyallerle geçiren Wherearethevelvets nihayet üniversitede İstanbul’a yerleşti ve büyük şehrin tüm imkanlarını kullandı. Kendi gibi sinemasever sınıf arkadaşları vardı ve en sevdiği şey bir filmi başından sonuna dek saatlerce anlatmaktı. Bu nedenle beyni düzülen bir arkadaşı “neden izlediğin filmleri yazmıyorsun” dedi ve Wherearethevelvets hiç aşina olmadığı internet diyarında film anlatır oldu. Bu sayede tanıştığı Korkucu.com'da 2008’den beri yazı yazmaktadır.

Yorumlar (3 Yorum)

YORUM YAZ

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.