Prime Time'a hoş geldin, sürtük! Freddy Krueger - A Nightmare On Elm Street 3: Dream Warriors (1987)

The Walking Dead: The Game

Korku Genel

Korku Oyun

Fatih Yürür

06 Ağustos 2012

2 Adet Yorum

2

Açıkçası The Walking Dead : The Game, benim için yılın en büyük sürprizlerinden biri oldu. Serinin video oyununun çıktığını ilk duyduğumda her ne kadar yadırgasam da, projenin arkasında, Telltale Games’in olduğunu öğrenince yüreğime su serpildiğini itiraf edebilirim.

Daha önce Back To The Future ile kalbimizi kazanmış olan ekip, The Walking Dead : The Game’de de, dizinin popülaritesinden faydalanmak yerine, Robert Kirkman’ın Eisner ödüllü zombi serisini kendisine kaynak alıyor. Hatta ve hatta grafik çizgisini bile, serinin ne uzun soluklu çizeri Rathburn’un çizimlerine yaklaştırıyor.

The Walking Dead’in daha önceden peydah olan bilgisayar oyunu dedikodularından ürkmüş olanların rahat bir nefes almasının vakti geldi. Çünkü pek çok oyun severin ön görüsünün aksine, karşımızdaki oyun, artık FPS istilasından dolayı kusma noktasına gelenleri, ferahlatacak, RPG sosuna banılmış dinamik bir adventure örneği.

Telltale Games, tıpkı daha önce Back To The Future’da yaptığı gibi, The Walking Dead’i de 5 parça halinde oyuncuya sunuyor. An itibari ile ilk iki bölümü oynanabilir durumda olan oyunun, diğer üç bölümü de önümüzdeki haftalarda kronolojik sırayla piyasaya sürülecek.

Aslında bu metot sadece Telltale Games’in uyguladığı bir metot değil. Artık oyunların bir kısmı, belli bölümler halinde oyun severlere sunuluyor. Hatta yakın tarihten verilecek örneklerin başında gelen Alan Wake’in de kendi oyun dinamiği içerisinde, tıpkı televizyon dizileri gibi bölümlere ayrıldığını görmüştük. Tabi Telltale Games, oyun bölümlerini tam anlamıyla periyodlara bölerek, gerçekten de bir diziyi takip ediyormuş hissiyatı yaratıyor.

The Walking Dead : The Game ile, istilanın başladığı güne geri dönüyoruz. Dizideki ana karakterlerin bir kısmı ile yolumuz kesişse de, karşımızda bir spin off hikaye var. Dolayısı ile karakterlerin kalanlarına ne televizyon dizisinden, ne de çizgi öykülerden aşinayız. Hikaye kabaca, çizgi öykünün ana karakteri olan Rick’in, komada olduğu zaman dilimine tekabül ediyor.

Oyundaki ana karakterimiz ise Lee Everett… Kendisi öğretmen ve işlemiş olduğu bir cinayetten dolayı tutuklu. Yaşlı bir polis memuru tarafından hapishaneye götürülüyor. Derken ana yolda bir hareketliliğe tanık oluyoruz. Çok geçmeden aracımız yoldan çıkıyor ve yol kenarındaki ağaçlık alanda mahsur kalıyoruz. Nitekim, polisin hurdaya dönen aracından kurtulduğumuz andan itibaren, kendimizi en korkunç kabuslarımızdan birinin içinde buluyoruz.

The Walking Dead : The Game’in en önemli artılarından biri, pek çok adventure oyununa göre oldukça dinamik bir ilerleyişe sahip olması. Bu sebeple hem oyuna ısınmak için gereğinden fazla beklemek zorunda kalmıyoruz, hem de oyunun kontrollerine kolay bir biçimde adapte olabiliyoruz. Lee’nin kendisini arabadan dışarı attığı andan itibaren de, gerilim dozu fazlasıyla yüksek bir oyunla karşı karşıya olduğumuzun sinyallerini alıyoruz. Ayağı kırılan Lee, önce zombiye dönüşen polis memuru ile baş etmek zorunda kalıyor, sonrasında ise aylakların hışmından kurtulabilmek adına ormanın içinde koşturmaya başlıyor.

Ekibin hem gerilim hem de atmosfer yaratma konusundaki başarısı tartışmasız. Adrenalin dozu yüksek bir açılıştan sonra, terk edilmiş gibi görünen bir eve dadanıyoruz. Anlaşılan o ki evdekiler, istila sırasında orada değillermiş ve Clementine adındaki kızları ile kızın bakıcısına telefonla ulaşmaya çalışmışlar. Özellikle oyunun bu kısmı, tekinsizlik konusunda hem dizinin hem de çizgi öykülerin tonlarını tutturmayı başarıyor. Ağaç evine saklanan Clementine’i de yanıma almamız ile birlikte işin içine RPG öğeleri girmeye başlıyor.

Bu dakikadan itibaren izleyeceğimiz yolları biz belirliyoruz. İnsanların bizi “yaptıklarından pişman bir suçlu” ya da iyi adam rolünü oynamayı beceren bir yalancı olarak fişlemeleri yine bizim elimizde. Tabi buradaki etkileşim, piyasadaki pek çok RPG oyununda olduğu gibi üstün körü bir biçimde yerleştirilmemiş oyuna. Örneğin oyundaki diğer karakterler, sizlere laf olsun diye soru yöneltmiyorlar ve verdiğiniz cevapları da kesinlikle unutmuyorlar. Akıllarına yatmayan ya da tutarsızlığı olan en ufak cevabı da yüzünüze vurmaktan çekinmiyorlar.

Tabi karakterlerin başınıza ekşime durumu sadece bununla da sınırlı değil. Size sorulan sorulara verdiğiniz her geç cevap da karşınızdakinin güvenini sarsmaya yetebiliyor. Oyun ilerledikçe, kendi kimliğinizi koruma dürtüsü ikinci planda kalıyor ve liderlik vasıflarınız, birlikte olduğunuz güruh tarafından sorgulanmaya başlanıyor. Bunun üzerine bir de kimlerin hayatını kurtaracağınız gibisinden kritik seçimlerin de eklenmesi, ortaya en az çizgi seri kadar sert bir video oyunun çıkmasını sağlıyor.

Oyunun ekseni de, tıpkı çizgi seri ve dizide olduğu gibi karakter odaklı. Her şeyden önce karakterlerle olan ilişkileriniz burada büyük önem arz ediyor. Kimlerin dostunuz, kimlerin azılı düşmanınız olacağı, verdiğiniz cevaplara ve tabi yaptığınız seçimlere bağlı. Bazı durumlarda, neredeyse düşünmeye bile fırsatınızın kalmadığı oluyor. Yani ister istemez ölçülüp biçilmiş RPG oynanışın yanına spontane ilerleyişi de eklemek zorunda kalıyorsunuz. Yine tıpkı çizgi öyküde olduğu gibi güruhunuzda kaybedeceğiniz ya da ekibe sonradan katılacak belli başlı karakterler de var.

Spin Off’ların olmazsa olmazı, ana karakterlerin bir kısmı ile de yolunuz bir şekilde kesişecek. Örneğin Glenn ve Hershell şimdilik bu karakterlerden bazıları. Tabi ilerleyen bölümlerde, başka ana karakterlerle de yolumuz kesişecektir. Çizgi serinin takipçilerinin, kendilerini münferit sürprizlere hazırlamasında fayda var.

Yukarıda da söylediğim gibi, oyun 5 bölümden oluşuyor ve şu ana kadar sadece iki bölümü satışa sunuldu. Serinin ilk bölümü olan, A New Day, Lee’nin olayların başlangıcına tanıklık etmesi ile başlıyor. Clementine ile tanıştıktan sonra, küçük kızı sorumluluğu altına alan Lee, bir markette mahsur kaldığı güruh ile birlikte hareket etme kararı alıyor. Lee’nin rotasının, az çok Rick ve güruhunun rotasına benzediğini söyleyebilirim. Hatta bu alternatif hikaye sayesinde birlikte hareket eden başka grupların da başlarından ne kadar korkunç şeyler geçtiğini anlamış oluyoruz.

Oyunun ikinci bölümü Starved To Help ise tam olarak ilk bölümün kaldığı yerden devam etmiyor. Olayların başlangıcından üç ay sonrasından başlıyor. Bu süreç içerisinde grubumuzdaki kimseye bir şey olmamış. Artık gruptaki kişiler birbirlerini daha fazla tanımaya başlamış. Aylak sayısı biraz daha arttığı için de avlanma sıkıntıları baş göstermiş durumda. Yani özetlemek gerekirse, karakterler arasında çıkacak kritik tartışmaların hemen arifesindeyiz.

Starved to Help ile birlikte, oyunun çarpıcılık dozu da artmaya başlıyor ve ortaya The Road, Book Of Eli gibisinden, son dönem post apokaliptik filmlerin de sertliğine yaklaşan bir atmosfer çıkıyor. Türün takipçileri için, tahmin edilebilirliği her ne kadar fazla olsa da, çarpıcılık konusunda geri adım atmayan bir seriye dönüşeceğinin sinyallerini alıyoruz ikinci bölüm ile birlikte.

Adventure takipçilerine The Walking Dead : The Game fazla kolay gelecektir. Genel anlamda da oyunun fazlasıyla kolay olduğunu söylemek pek de yanlış olmaz. Yine de oyunun, daha ziyade interaktif bir hikaye olarak değerlendirilmesi de mümkün. Karşımızdaki hikaye, serinin hayranlarını öyle ya da böyle tatmin edecektir. Başında saatlerimizi harcadığımız adventure oyunları ile kıyasa girişmemiz de tam da bu sebeple yersiz olacaktır. Nitekim oynanabilirlikten bağımsız olarak düşünüldüğünde, karşımızda son yıllarda çıkan en etkili hikayelerden birinin durduğunu iddia edebiliriz. Biraz daha eşelendiğinde, ciddi spoilerları açık edileceğinden dolayı hikaye hakkında dizilmesi gereken kelamları burada sonlandırıyorum.

Son tahlilde Telltale Games’in konseptine alışık olanlar için zaten keyifli bir tercih olacaktır The Walking Dead… Bir kısım adventure oyunlarını yorucu bulanlar için de, oyuncuyu fazla zorlamadan, keyifli bir hikaye sunduğunu iddia etmek hiçbir şekilde abartı olmaz. Özellikle doksanlı yılların sonlarına doğru piyasaya sürülmüş Fox Hunt gibisinden etkileşimli video parçalarından oluşmuş oyunların yapısını arayanlar için The Walking Dead biçilmiş kaftan…

Sadece, etkileyici bi The Walking Dead hikayesi arayanlar için, öyle sanıyorum ki ara videolar bile yeterli olacaktır. İyi Eğlenceler…

Korkusitesi için yazan Fatih Yürür

Önceki Sonraki

27

Paylaşım

Yazar: Fatih Yürür

Tüm Yazıları
1987 yılının, diş takırdatan bir Şubat gecesinde, garip bir kapsül ile dünyaya düşmüştür bu kişi. Nitekim yıllar sonra gerçek ailesinin dünyalı olduğunu, uzaylılar tarafından kaçırıldığını anlayacak, ama uzaylıların iyi tarafını alıp, kalan bütün enerjisi dünyalı olmaya harcayarak gezegen hayatına adapte olacaktır. Üniversite yıllarına kadar neler yapıp ettiği ile ilgili hafızasında net anılar yoktur (atmosferin yan etkisi) fakat yirmili yaşlarının civarını fazla hızlı yaşamıştır. Kocaeli Üniversitesi’nde, Görsel İletişim Tasarımı öğrenimi gördüğü süreçte, kah müziğe dadanarak, kah sinema üzerine yazılar yazarak, kah grafik tasarım işine bulaşarak, kah da çizgi hikayeler kaleme alarak oradan oraya savrulmuş ve bünyesi karman çorman olmuştur. Hangi kulvarda olursa olsun hikaye anlatmayı sever, kitleyi bulursa coşar, bulamazsa da kalbi kırılır ama hissettirmez. Sinemanın, müziğin, edebiyatın, mizahın, çizgi romanların ve tiyatronun her türünden tarifi tanımsız bir keyif alması, bilinen en önemli özelliklerindendir. Aynı “demokratik tavırlarını” yeme-içme alışkanlıkları, giyim kuşam ya da İngiliz usulü mimari tasarımlar konusunda gösterememesi ise büyük bir talihsizliktir.

Yorumlar (2 Yorum)

YORUM YAZ