Annem bana bunu asla yapmamamı söylemişti. The Hitcher (1986)

The Silent House

Korku Film Arşivi

Korku Sinema

SonerYıldırım

26 Ağustos 2011

3 Adet Yorum

3

La Casa Muda
Yönetmen: Gustavo Hernandez
Senaryo: Gustavo Hernandez, Oscar Estevez, Gustavo Rojo
Imdb Puanı: 5.4/10
Yapım: 2010, Uruguay Süre: 79 Dakika
Oyuncular: Florencia Colucci, Abel Tripaldi, Gustavo Alonso

The Blair Witch Project sonrasında gelen sahte belgesel ve el kamerası çekimi filmler korku sinemasında o kadar büyük bir pazar oluşturdu ki dünyanın her yerinden bu furyayı takip eden yapımlar gelmeye başladı. Çekimleri el kamerasıyla yapılan Uruguay filmi La Casa Muda da bu yöndeki çalışmalara eklenen son halkalardan bir tanesi. Ancak, özellikle dildaş ülkesi İspanya’nın ses getiren korku filmleri [Rec] ve El Orfanato’dan beslendiği gözlenen filmi benzerlerinden ayıran önemli bir teknik detay var: Kesintisiz tek bir çekimden oluşan uzun metrajlı ilk korku filmi olması.

İlk olarak, La Casa Muda’nın 1940’lı yıllarda Uruguay’da yaşanmış ve davası delil yetersizliği nedeniyle kapatılmış gerçek bir olaya dayanan hikayesinden bahsedelim dilerseniz.

Kasabanın dışındaki ıssız bir arazide yer alan evini satılığa çıkarmaya karar veren Nestor evi temizletmek için eski dostu Wilson ve kızı Laura’yı buraya getirir. Temizliğe erkenden başlayabilmek için eve akşamdan gelen baba-kız, elektriğin bile olmadığı eski evi kabaca gözden geçirip ertesi gün için temizlik planları yaptıktan sonra uyumak üzere köşelerine çekilirler. Lakin Laura, Nestor’un onları çıkmamaları için özellikle uyardığı üst kattan gelen tuhaf sesler duymaya başlayınca o gecenin sabahına kadar nihayetlenecek olan dehşet verici olaylar da başlangıcını yapmış olur.

El kamerası tercihi ve karanlık atmosferiyle özellikle [Rec] filmini anımsatan La Casa Muda gerilim açısından gerçekten de bu filmi aratmıyor. Gerilimi sağlarken filmin elindeki en büyük kozsa, Laura ve babasına dehşet saçan tehlikenin nereden geldiğine yönelik belirsizliğin filmin yarısına kadar özenle korunması oluyor. Bu süreçte saldırıların kaynağının eve çöreklenmiş doğaüstü güçler tarafından mı yoksa üst kata gizlenmiş azılı bir sapık tarafından mı gerçekleştirildiğini kestirememek, karanlığa karşı Laura’nın el fenerinden fazlasına sahip olmadığımız evi olabilecek en ürkütücü mekanlardan biri haline getiriyor. Yarı süresine kadar sakladığı gizemin ikinci yarısını ise çelişkilerle ören film tehlikenin boyutunu hem küçük bir kız hayaletiyle, hem de evin içinde gezinen bir adam siluetiyle çeşitlendirirken bilinmezlikleri içinden çıkması daha zor bir noktaya vardırıyor. Laura’nın kendini evden dışarı atıp ay ışığının aydınlattığı ormanda yaşadıkları tüylerinizi iyiden iyiye ürpertirken, artık zirve noktasına ulaşan gelirim ne yazık ki bu bölümden itibaren düşüşe geçiyor.

2010 Cannes Film Festivali’nin ‘’Yönetmenlerin On Beş Günü’’ bölümünde yapılan ilk gösteriminde “kesintisiz gerilim’’ , “teknik şaheser” gibi övgü dolu sözlerle karşılanan La Casa Muda’nın en ayrıcalıklı tarafı, yazının başında da dediğim gibi, kesintisiz tek bir çekimle kotarılmış olması. Daha ilk filminde böylesine riskli bir işin altından başarıyla kalkan yönetmen Gustavo Hernandez takdir edilmeyi hak ederken, filme damgasını vuran karanlığı çekim tercihinin en büyük yardımcısı olarak kullanmayı da ziyadesiyle beceriyor. Yönetmenle ilgili hayranlık uyandıran bir diğer şeyse kamerası üzerinde kurduğu mutlak hakimiyet -nesnelerin ve karakterlerin kadraja girişlerinin gerilim yaratmakta bu kadar etkili kullanıldıklarına daha önce hiç şahit olmamıştım.

La Casa Muda gerek çekim tekniğiyle gerekse finaliyle herkesin hoşuna gidebilecek bir film değil. Imdb puanı da bu sözümü doğrular nitelikte. Çok mu sevdiniz, nefret mi ettiniz, hayran mı kaldınız yoksa ucuz bir numara olarak mı değerlendirdiniz? Film bittiğinde ne düşündüğünüzden tam olarak emin olamıyorsunuz. Bu nedenle, el çekimi korku filmi takipçilerinin izlemesinin farz olduğunu düşünsem de gözüm kapalı herkese tavsiye etmek gibi bir lüksüm yok. Ancak şunu söyleyebilirim ki, ben filmi çok beğenen azınlıktayım ve ısrarla uzun zamandır hiçbir filmde bu kadar gerilmediğimi, filmin sonunu ise en az El Orfanato’nunki kadar hüzün verici bulduğumu iddia ediyorum. Bunu test edip etmemek size kalmış. Niyetiniz varsa bu testi La Casa Muda’nın Hollywood remake’ini izlemeden önce yapın diyorum ve son olarak önemli bir uyarıda bulunarak jenerik girdikten sonra kesinlikle filmi izlemeye devam etmenizi öneriyorum.

Bunun iki sebebi var: Birincisi, jenerik boyunca yayınlanan resimlerin, filmle ilgili kafanızda kalan birçok soru işaretini cevaplamanıza ve film süresince gözden kaçırdığınız bazı detayları anlamanıza yardımcı oluyor olması. İkincisi ve daha önemlisi ise, filmin asıl finalini jeneriğin ardından gelen ve yazı içerisinde bahsettiğim nesnelerin ve karakterlerin kadraja girişlerine güzel bir örnek teşkil eden bir sahneyle yapıyor olması.

Korkusitesi için yazan Soner ‘Korkuluk’ Yıldırım

Önceki Sonraki

27

Paylaşım

Yazar: Soner Yıldırım

Tüm Yazıları
2 Ocak 1988’de Giresun Şebinkarahisar’da doğdu. İlk ve orta öğrenimini İstanbul’da, yüksek öğrenimini Dumlupınar Üniversitesinde tamamladı. İlk korku filmini izlediğinde (Stephen King’s It) henüz 5 yaşındaydı. Filmin etkisi ile uzun süre mazgallara yaklaşamadı. (O filmin hala bir çocuk için izlenebilecek en korkunç film olduğuna inanıyor.) İlk okulda Wes Craven ve John Carpenter ile tanıştı. Onların filmlerinden feyz alarak birçok korku öyküsü yazdı. Lisede Stephen King kitaplarına başlayınca korku, hayatının vazgeçilmezleri arasına girdi. İşi günde üç korku filmi izleyip bir korku kitabı yarılayacak kadar abarttığı zamanlar oldu. 2008 Eylülünde korkucu.com ailesi ile tanıştı ve onların arasına katıldı.

Yorumlar (3 Yorum)

YORUM YAZ

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.