Gerçeklerin sizi çıkaracağı yolculuğa hazırlık yapamazsınız. 8 MM (1999)

The Pact

Korku Film Arşivi

Korku Sinema

wherearethevelvets

01 Ekim 2012

1 Adet Yorum

1

Yönetmen: Nicholas McCarthy
Senaryo: Nicholas McCarthy
Imdb Puanı: 5.6/10
Yapım: 2012, ABD, 89 Dakika
Oyuncular: Caity Lotz, Casper Van Dien, Agnes Bruckner, Mark Steger, Haley Hudson, Kathleen Rose Perkins, Sam Ball

Nicole, annesinin ölümünden sonra cenaze işleriyle ilgilenmek üzere 4 yıl önce kötü şartlarda ayrıldığı bekar evine geri dönmüştür. Tüm işlerin kendisine kalmasından hoşlanmamaktadır ve küçük kardeşi Annie kendilerine çok kötü davranan annelerinin evine geri dönmek istememektedir. Asi kız emareleri taşıyan Annie nihayet kararını verip eski eve geldiğinde ablası Nicole’u bulamaz. Bu kayıp şüphe uyandırıcıdır çünkü genç kadının tüm eşyaları hala evdedir. Bu süreçte Nicole’un küçük kızına bakıcılık yapan kuzen Liz de eve gelir çünkü günlerdir Nicole’den haber alamamaktadır. Annie ise ablasının zorluklarla baş edemediği için kaçtığını ve kızını geride bıraktığını iddia etmektedir. Bir gece Liz de evde kaybolur. Görünmez bir güç Annie’yi ele geçirmeye çalıştığında genç kız doğaüstü bazı hadiselerden şüphelenmeye başlar ve en kötüsü geceleri bir adam evin içinde dolaşmaktadır.

Sundance Film Festivali’nde aynı adlı kısa filmiyle ilgi toplayan yönetmen Nicholas McCarthy’nin bu ilk uzun metrajı, kısa versiyonuna ek sahneler eklenmesiyle oluşturulmuş, konu da epeyce değiştirilmiş. Pek iyi anlaşamadıkları annelerinin ölümü üzerine eski evlerine geri dönen kızkardeş ve ağabey ikilisinin, annelerinin hayaletiyle baş etmelerini anlatan bu kısa filmde yönetmen, hayranı olduğu Dario Argento’nun stilize anlatım tekniklerini kullanmaya çalıştığını belirtmiş. Hemen akabinde de bu filmi yetiştirmeye çalışmış, festival izleyicisine.

Şimdi… İlk önce filmin konusunun hiç ilgi çekici olmadığını belirtmek istiyorum. “Insidious” ve “The Innkeepers”dan beri bu hayaletli ev hikayelerinden uzun süre uzak durmayı düşünüyorum. Burada da yönetmen elindeki imkanları sündüre sündüre kullanmış. Zaten ne yapabilirdi ki; bu janrın kullanabileceği tüm elementler çoktan tüketildi. Eğer öyküye çarpıcı bir yenilik eklemezseniz (ki yönetmen eklemiyor) tüm filmi izlemeye gerek yok bence. Sonuçta elinizde sıkıcı bir filmle kalakalıyorsunuz. Filmi izlerken yarıda bırakma ihtimaliniz oldukça yüksek; neyse ki yönetmen insanda merak duygusu yaratabilecek bir beceriye sahip en azından. Sırf ne olacak diye izliyorsunuz (nihayetinde finali de tatmin edici değil).

Yönetmenin Dario Argento tutkusu oldukça aşikar fakat Suspiria’dan çok Deep Red tadları barındırıyor film. Özellikle de evin içinde şimdiye kadar fark edilmemiş gizli bir oda bulunmasını çok benzettim. Bu “gizli oda” motifine bayılırım ben; sırf bu özelliği nedeniyle filmi biraz sevdim diyebilirim. Eğer filmde Casper Van Dien olmasaydı belki biraz daha çok severdim. Ana akım filmlerden çok pornoya yakıştırdığım bu oyuncu maalesef soyunmuyor, yaşlanmış bir aktör gibi davranmak için aklar düşmüş sakallarını sergiliyor ve tüm film boyunca yatak odası sesiyle konuşuyor. Üstelik dedektif rolünde filmle ilişkisi çok zayıf. Annie karakteriyle aralarında geçen diyaloglar gereksiz olduğu kadar anlamsız da. İki kişinin kaybolduğu, suç mahali sayılabilecek bir yere tek dedektif mi gönderilir ve nedir bu dedektiflerin başroldeki travmatize asi kız karakterlerle anlayış bazlı özdeşleşme sorunu? Çok demode… Kariyerinin daha başında olmasına rağmen filmin tamamını sırtlayan Caity Lotz’un iyi bir iş çıkardığını söyleyebilirim. Tepkiler ve ifadeler iyi. Korku filmine yakışan bir “sona kalan kız” havası var. Ama bazı diyaloglarda onun da yapabileceği birşey yok tabii ki. Onun dışında dikkat çekmek istediğim kişi ise Barbara Steele’in gençlik hallerine benzeyen Haley Hudson. Filmde kör bir psişiği gayet başarılı bir biçimde canlandıran bu uğursuz imajlı kız korku sinemasında mutlaka değerlendirilmeli bence. Pek kimsenin bilmediği ama tutarlı bir çığlık kraliçesi olan Agnes Bruckner ise kısacık rolüyle sadece orada olsun diye kiralanmış gibi duruyor.

Filmin çok korkunç veya gerilimli olmadığını söyleyebilirim. Uğursuz evin gayet aydınlık bir banliyö evi olmasından kaynaklanan bir durum olabilir bu. Müzik iyi olsa da atmosferi kuvvetlendiremiyor. Yönetmen kendisinde bazı yetenekler olduğunu belli ediyor ama sanki hala pişmemiş. Bazı stilize sahnelerde gerçekten umut veriyor; Annie’nin otel odasında gördüğü düş sahnesi ve kör psişiği bulmaya gittiği ev sahnesi gibi. Ama bu sahneler çok sınırlı (sadece 2 sahne var diyelim) ve tüm filme yayılamamış. Yönetmenin göz takıntısını anlamadım. Sanatsal birşeyler yapmaya çalışıp eline yüzüne bulaştırmış gibi duruyor. İntikamcı ruhun canlılarla iletişim yöntemleri çok saçma. İster istemez komik olmuş. Ve dediğim gibi düğümün çözüldüğü (ve filmin ismi olan anlaşmanın ne olduğu hakkında bilgi veren) final vasatın altında.

Sonuç olarak bazı ayrıntılardan hoşlanabileceğiniz (ölen kişinin gözbebeklerinin büyümesi gibi) ama genel olarak orta kararda bir zevk sunan bu filmin; henüz sinemalarımıza gelmemiş 2011 yılından daha bir sürü güzel film dururken Türkiye’de gösterime sokulması çok mu gerekliydi diye düşünülebilir. Yine de yönetmenin umut vaad ettiğini söylemeliyim.

Korkusitesi için yazan Murat ‘Wherearethevelvets’ Akçıl

Önceki Sonraki

27

Paylaşım

Yazar: wherearethevelvets

Tüm Yazıları
17 Ocak 1978 yılında Edirne’nin Keşan ilçesinde dünyaya gözlerini açan Ali Murat Akçıl, korku ile küçük yaşlarda tanıştı. İzlediği ilk korku filmi (ki ilkokuldaydı) The Evil Dead idi. İlkokuldayken, şimdilerde çokça yararlanacağı korku filmleri ve istismar sineması örnekleri izledi. Hatta Cumartesi geceleri Yunan kanallarında yayınlanan sakıncalı ve dehşetengiz filmlere de göz atma şansı oluyordu. Ortaokul ve liseyi daha çok erotik materyallerle geçiren Wherearethevelvets nihayet üniversitede İstanbul’a yerleşti ve büyük şehrin tüm imkanlarını kullandı. Kendi gibi sinemasever sınıf arkadaşları vardı ve en sevdiği şey bir filmi başından sonuna dek saatlerce anlatmaktı. Bu nedenle beyni düzülen bir arkadaşı “neden izlediğin filmleri yazmıyorsun” dedi ve Wherearethevelvets hiç aşina olmadığı internet diyarında film anlatır oldu. Bu sayede tanıştığı Korkucu.com'da 2008’den beri yazı yazmaktadır.

Yorumlar (1 Yorum)

YORUM YAZ