Bazen ölü kalmak daha iyidir! Pet Sematary (1989)

The Omen

Korku Film Arşivi

Korku Sinema

15 Mayıs 2009

8 Adet Yorum

8

Yönetmen: Richard Donner
Senaryo: David Seltzer
Yapım: 1976, İngiltere/ABD Süre: 111 Dakika
Oyuncular: Gregory Peck, Lee Remick, David Warner, Harvey Stephens, Patrick Troughton, Billie Whitelaw

Yahudiler Zion’a döndüklerinde,
Bir kuyruklu yıldız gökyüzünü yırttığında,
Kutsal Roma İmparatorluğu tekrar yükseldiğinde,
Sen ve ben ölmek zorundayız.

The Omen en sevdiğim filmleri sayarken her zaman unuttuğum fakat her aklıma geldiğinde hiç düşünmeden en sevdiğim korku filmidir dediğim bir filmdir. İlk izlediğimde beni soluksuz bırakan, gerilimiyle oturduğum yere çivileyen ve her izlediğimde aynı zevki tatmamı sağlayan yegane sinema eseridir.

Yukarda sözü geçen kehanet İncil’de yer alır ve Deccal’in diğer bir deyişle Anti-Christ’in ortaya çıkacağı zamanı anlatır. Deccal’in Kur’an’da da adı geçer ve Mesih’in dünyaya ikinci gelişinden önce ortaya çıkacağı söylenir. İnsanları Hak yolundan döndürmeye çalışacağı ve birçok mucize göstererek bunu gerçekleştireceği anlatılır. Deccal’in ortadan kaldırılması ise İsa Mesih’in dünyaya ikinci kez gelişiyle mümkün olacaktır.

Hristiyanlık inancında Deccal Şeytanın oğludur. Dünyaya Şeytan’ın rakamı olarak bilinen 666 sayısını işaret edecek bir günde gelecektir. İşte bir 6 Haziran günü sabah saat 6’da Amerikan diplomatı Robert Thorn’un eşi doğum yapmaktadır. Doğum sırasında çocuk ölür. Robert Thorn apar topar hastaneye giderken eşi, çocuğunun öldüğünü bilmemektedir. Hastanede görevli rahip, Robert Thorn’a eşiyle aynı anda doğum yapan bir kadının doğum sırasında öldüğünü ama çocuğun hayatta olduğunu söyler. Kimsesi olmadığı için istediği takdirde bu çocuğu kendisine verebileceklerini anlatır. Robert Thorn fazla düşünmeden bu çocuğu almaya ve eşine kendi çocukları olduğunu söylemeye karar verir. Bu olay rahiple aralarında bir sır olarak kalacaktır.

Bu olayların ardından Robert Thorn İngiltere’ye büyükelçi olarak atanır. Burada son derece mutlu günler geçirirken Damien’ın 5. yaş günü kutlamalarında dadısının intiharıyla bir anda her şey tersine döner.

Doğum gününde gerçekleşen bu olaydan sonra Robert Thorn özel bir ziyaretçisini ağırlar. Rahip Brennan ilk önce zırva gibi gelen sözler söyler fakat daha sonra Damien’ın gerçek annesini gördüğünü söylediğinde durum ciddileşmeye başlar.

Fragman

The Omen hakkında günlerce konuşulabilecek bir yapım. İlk olarak değinmek istediğim konu filmdeki oyunculuklar. Robert Thorn rolünde izlediğimiz efsane oyuncu Gregory Peck filme çok büyük bir katkı sağlıyor. Oscar ödüllerinde toplamda 5 kez en iyi erkek oyuncu dalında aday olan ve To Kill A Mocking Bird filmindeki üstün oyunculuğuyla bu ödülü kazanan aktör, bir korku filminde oynama fikrine önceleri sıcak bakmamış. Ancak bu filmde oynaması karşılığında öyle bir teklif gelmiş ki oyuncu buna karşı koyamamış ve hayatının sonuna kadar bu filmden para kazanmış. Daha çok asker, kovboy veya centilmen olarak görmeye alıştığımız Kalkık Kaşlı Aktör gerçekten de bir korku filmine fazla yakışmıyor ancak canlandırdığı karakter dinle, şeytanla, meleklerle filan uğraşacak bir adam değilken bir anda kendini dünyanın kaderini belirleyecek kişi olarak buluyor ve karakterin bu şaşkınlığı Gregory Peck’e çok yakışıyor.

Oyunculuk denince hemen anlatmamız gereken diğer kişi Harvey Stephens. Dünyanın en tatlı ve en tehlikeli çocuğu Damien’ı canlandırdığı rolde küçücük yaşına nazaran inanılmaz bir başarı ortaya koyuyor. Filmi izlerken Damien’ın gözlerine baktığınızda gerçek korkuyu hissediyorsunuz. Ancak bu başarılı oyunculuğun devamı gelmiyor ve kendisi bir daha hiçbir sinema filminde oynayamıyor. Film “Lanetli Filmler” arasında sayılıyor ve bu lanetin en büyük etkisi de galiba Stephens üzerinde gerçekleşmiş. Film hakkında 2005 yılında yapılan Curse of “The Omen” belgeselinde de bu konudan bahsedilerek oyuncuyla gerçekleştirilen bir röportaja yer verilmiş.

Bunlar dışında Rahip Brennan rolünde Patrick Troughton ve fotoğrafçı Jennings rolündeki David Warner yine oldukça etkileyici oyunculuklar ortaya koyuyorlar. İlk dadının intiharından sonra gelen tuhaf dadı Bayan Baylock rolündeki Billie Whitelaw yine rolünün hakkını fazlasıyla veren oyunculardan.

Filmin müzikleri ise Jerry Goldsmith’e ait, kendisi sayısız kez aday olduğu Oscar ödüllerini bu film için hazırladığı müziklerle kazanmasını bilmiş, ayrıca filmin tema müziği olan Ave Satani ile bir adaylık daha kazanmış fakat ödülü Barbara Streisand’a kaptırmış (haddim olmayarak “peh” diyorum)

Video Klip

Jerry Goldsmith’in müziklerinin katkısıyla film boyunca hiç azalmayan, aksine her saniye giderek artan bir gerilimle karşılaşıyoruz. Robert Thorn’un yaşanan olaylar sonucunda Rahip Brennan’ın söylediklerinin doğruluğuna inanmasıyla başlayan olaylar dizisi sonucu vücuttaki adrenalin oranı tavan yapıyor. Hele eski mezarlık sahnesinin olduğu kısım kesinlikle hafızalardan silinmeyecek tarzda.

Filmde şahit olduğumuz ölümler gerçekten dudak uçuklatacak cinsten ama bu ölümler sırasında gördüğümüz kan miktarı ise ancak sebze doğrarken parmağınızı kestiğinizde akacak kan kadar. Bu durum açıkçası hoşuma gidiyor ama bu filmdeki gibi ölürseniz vücudunuzdaki bütün kanın dışarı akacağı kuvvetle muhtemeldir.

Ayrıca filmin iki de devam filmi olduğunu söylemekte yarar var. Diğer iki filmde Damien’ı ergenlik ve olgunluk dönemlerinde izliyoruz. Tabi bu iki filmin ilk film yanında vasatı aşamadıklarını söylemenin pek de gereği yok. Bu iki devam filmi dışında bir de ne idüğü belirsiz bir 4. film var. O da tam anlamıyla bir “hadi bu filmin de suyunun suyunu çıkaralım” yapımı (yoksa Damien’ın suyunun suyu mu demeliydim) .

Vay be saat kaç olmuş oyun oynayacaktım ben daha… Son olarak bu filmin 2006 senesinde yapılan remake salaklığından fersah fersah kaçın diyorum. Denizlerin altına girin 20.000 fersah uzaklaşın hem de. Yeni filmdeki embesil Damien’dan, beceriksiz ve beceriksiz olduğu kadar çirkin Liev Schreiber’dan, romantik komedilerin çılgın kızı Julia Stiles’dan olabildiğince kaçın. Bu filmi dünya üzerinde yapılmış en saygısız remake olarak görüyorum.

Yazımı kehanetin devamıyla bitirmek istiyorum

O ebedi denizden yükselecek
Her iki sahilde ordular yaratacak
İnsanı kardeşine karşı çevirecek
Bütün insanlar yok oluncaya dek.

Ömer Temizkan

Önceki Sonraki

27

Paylaşım

Yorumlar (8 Yorum)

YORUM YAZ

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.