Uzayda çığlığınızı kimse duyamaz... Alien (1979)

The Offspring

Korku Film Arşivi

Korku Sinema

wherearethevelvets

14 Ocak 2010

4 Adet Yorum

4

From A Whisper To Scream
Yönetmen : Jeff Burr
Senaryo : C. Courtney Joyner, Darin Scott, Jeff Burr
Yapım:1987, ABD, 99 Dakika
Oyuncular: Vincent Price, Clu Gulager, Terry Kiser, Harry Caesar, Rosalind Cash, Cameron Mitchell, Susan Tyrrell

Muhabir Beth Chandler, yeğeninin idam edildiği akşam yaşlı bir kütüphanecinin evine gelir. Kadın, Julian White adındaki bu adamın yeğeninin vakasını başından beri takip etmiştir (Kadın 7 yaşında cinayetten hüküm giymiş ve 32 yaşında idam edilmiştir). Yaşlı adam muhabire yaşadığı kent olan Oldfield’ın suç tarihinden bahseder. Ona göre bu Güney Amerika toprakları üzerinde dolaşan şeytani bir hava vardır ve insanları şiddete yöneltmektedir.

Vincent Price’ın rol aldığı son korku filmi olma özelliği de taşıyan bu antolojik film gore’a varan kanlı sahneleriyle benzerlerinden bir adım öne çıkıyor. Filmin grotesk atmosferi insana eski korku çizgi romanları okuyormuş hissi veriyor.

Öyküler tarihte dekadlar halinde geriye giderek anlatılıyor. İlk öykü, kızkardeşiyle yaşayan (ve onunla garip bir ilişkisi olan) Stanley Burnside adında yaşlı bir adam hakkında. Stanley, iş yerinde tanıştığı genç bir kadına aşık oluyor ve onu saplantı haline getiriyor. O kadar ki iş nekrofiliye dek uzanıyor. Bu bölümde hafif bir Ed Gain havası sezdim.

İkinci öykü filmin en zayıf halkasını oluşturuyor. Alacaklılarından kaçmak için bir karavanda yaşayan kriminal bir karakter (Jesse Hardwick), karısının ihbarıyla saldırıya uğruyor ve mafya adamlarının ellerinden ağır yaralı olarak kurtuluyor. Nehir kenarında bir barakada yaşayan, woodoo ile ilgilenen münzevi bir zenci tarafından kurtarılıyor ve tedavi ediliyor. Bu bölüm genel olarak sonsuz yaşam hırsıyla alakalı. Ama nedense woodoo veya kızılderili efsaneleriyle ilgili güzel bir Amerikan korku filmi görmek imkansız. Özellikle de American Gothic denen, ABD’nin güney eyaletlerinde geçen acayip hikayelerin daha iyi olması beklenir. Yine bir antoloji olan “Creepshow 2 (1987)”de en zayıf halkanın kızılderili efsanesinden yararlanan “Old Chief Wood’nhead” olması bir rastlantı mıdır? Hiç Sasquatch ya da woodoo ile ilgili gerçekten korkunç bir film izlediniz mi (zombi filmlerinden bahsetmiyorum)? Ben kızılderili efsanelerinden kaynaklanan ve gerçekten iyi olan tek bir film hatırlıyorum, o kadar. Gelgelelim yine American Gothic sayılabilecek, redneck olgusundan beslenen filmler daha iyi olmakta. Neyse, bu ikinci bölüm hiç korkunç değil, ayrıca sıkıcı. Yine de finaldeki kımıldanan kanlı çuvala dikkat derim.

Üçüncü bölüm yine dehşet kanlı bir segment. Gezici bir sirkte geçen bu bölümde cam yiyici Steven ve sevgilisi Amarrillis’in arasına, sirkin patronu Yılankadın giriyor. Kanun kaçakları, hırsızlar ve serserileri sirkine alıp onlara garip güçler bahşeden bu kadının elinden kurtulmak nerdeyse imkansız. Ben sirkte geçen ve ucube gösterileri sunan filmleri çok severim. Sadece atmosferiyle bile turnayı gözünden vurur bu filmler. American Gothic demişken, bunun en önemli temsilcilerinden Lovecraft‘a da sirkin adıyla küçük bir gönderme yapılıyor.

Son bölüm bizi Amerikan İç Savaşı dönemine götürüyor. Felaket tellalı kütüphaneci Julian White, Oldfield üzerindeki uğursuzluğun kaynağına işeret ettiği hikayede Amerika’nın kanlı bir tarih üzerine kurulduğundan ve bu uğursuz mirasın günümüze dek taşınmasından dem vuruyor. Kuzey-Güney savaşının sonlarında savaşın bittiğini öğrenen Çavuş Gallen ve askerleri, evlerinden yıllarca uzak kalmanın verdiği dejenerasyonla adam öldürmeye devam ediyorlar. Fakat, ailelerini kaybetmiş, savaştan bedensel ve psikolojik yaralar almış bir çocuk komününe tutsak oluyorlar. Filmin en güzel bölümü budur diyebilirim. “Children of the Corn” benzeri bir tarikat kuran bu çocukların hali insanda tiksinti uyandıracak bir şiddete sahip ki askerlerin hiç görmediği işkenceleri gözlerini kırpmadan (ve çocukça) gerçekleştiriyorlar. Asap bozucu olduğu kadar düşündürücü…

Eğer araştırırsanız film hakkında pek de iyi eleştirilere rastlamayabilirsiniz. Ben o yorumlara katılmıyorum. Vincent Price’ın bile utandığı bu film, antolojik filmlerin düştüğü hatalara düşmüyor. Ayrıca efektler de gayet iyi, neden beğenilmediğini anlamıyorum. İyisi mi siz önce izleyip kararınızı öyle verin.

Murat ‘Wherearethevelvets’ Akçıl

Önceki Sonraki

27

Paylaşım

Yazar: wherearethevelvets

Tüm Yazıları
17 Ocak 1978 yılında Edirne’nin Keşan ilçesinde dünyaya gözlerini açan Ali Murat Akçıl, korku ile küçük yaşlarda tanıştı. İzlediği ilk korku filmi (ki ilkokuldaydı) The Evil Dead idi. İlkokuldayken, şimdilerde çokça yararlanacağı korku filmleri ve istismar sineması örnekleri izledi. Hatta Cumartesi geceleri Yunan kanallarında yayınlanan sakıncalı ve dehşetengiz filmlere de göz atma şansı oluyordu. Ortaokul ve liseyi daha çok erotik materyallerle geçiren Wherearethevelvets nihayet üniversitede İstanbul’a yerleşti ve büyük şehrin tüm imkanlarını kullandı. Kendi gibi sinemasever sınıf arkadaşları vardı ve en sevdiği şey bir filmi başından sonuna dek saatlerce anlatmaktı. Bu nedenle beyni düzülen bir arkadaşı “neden izlediğin filmleri yazmıyorsun” dedi ve Wherearethevelvets hiç aşina olmadığı internet diyarında film anlatır oldu. Bu sayede tanıştığı Korkucu.com'da 2008’den beri yazı yazmaktadır.

Yorumlar (4 Yorum)

YORUM YAZ

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.