Seni yakalayacaklar Barbara! Night of the Living Dead (1968)

The Legend of the 7 Golden Vampires

Korku Film Arşivi

Korku Sinema

wherearethevelvets

09 Ekim 2009

3 Adet Yorum

3

Yönetmen: Roy Ward Baker
Senaryo: Don Houghton
Yapım: 1974, Hong Kong / İngiltere Süre: 89 Dakika
Oyuncular: Peter Cushing, David Chiang, Robin Stewart, Julie Ege, Shih Szu, John Forbes-Robertson, Chan Shen

Transilvanya 1804. Bir Çinli rahip, Kah, Drakula’nın mezarını aramaktadır ve memleketinden buraya kadar yürüyerek gelmiştir! Nihayet kabiri bulup Drakula’yı uyandırdığında derdini anlatır. Kendisi 7 adet vampirin gücüyle ayakta duran bir tapınağın rahibidir. Şu an tüm güçlerini yitirmiş olan bu vampirlerin tekrar uyandırılarak güç kazanmaları için Drakula’dan yardım ister. Sen misin isteyen… Drakula yardım teklifini kabul eder ama Çin’e Kah’ın bedeninde gidecektir.

Chongqing 1904. Avrupa’da yaptığı araştırmalar sonucu büyük ün kazanmış olan Prof. Van Helsing, Çin’in bu ilinde bir üniversitede konferans vermektedir. Laf arasında 7 vampir tarafından terörize edilen bir kasabadan bahseder. Nerede olduğu tam bilinmeyen bu kasabanın bir köylüsü, genç kızları kaçırıp kanlarını emen bu vampirlerden illallah demiş, kendi çabalarıyla bir vampiri öldürmüştür. Bu anektodu dinleyen öğrenciler Van Helsing’e k*çlarıyla gülerler. Biri dışında; Hsi Ching, aslında bu cesur köylünün torunudur ve anlatılan efsane gerçektir. Genç adam Van Helsing’den yardım ister. Köyleri hala 6 vampirin gölgesi altındadır (Birini dedesi öldürmüştü, hatırlayın). Bunun üzerine bir ekip oluşturulur. Profesörün oğlu, ölen kocasından kalan paraları nereye harcayacağını bilemeyen Transilvanyalı güzel kontes ve Hsi Ching’in her biri ayrı dövüş sanatında uzmanlaşmış 7 kardeşi, bu lanetli kasabayı kurtarmak için Van Helsing’le beraber yola koyulur.

Çok eğlenceli, baştan sona aksiyon… Hammer filmleri ile Uzakdoğu dövüş filmlerini harmanlayan bu yapım tam bir çöplük. İzleyici kitlesini artırıp bir taşla iki kuş vurmayı amaçlayan yapımcılar belki amaçlarına ulaşamamışlardır ama günümüzde filmin kült mertebesine ulaştığını belirtmek isterim. Standart Hammer Drakula filmlerinin içine sızmaya çalışan avantür sahneler şeklinde değerlendirebileceğimiz bu tarz konusunda sadece İngiliz yönetmen Roy Ward Baker sorumlu değil. Adı bahsedilmeyen diğer yönetmen Chang Cheh, vurdulu kırdılı sahneleri çekmiş (ki bir İngiliz yönetmenin bunu beceremeyeceği aşikardır).

Normal bir korku filmi öyküsü şeklinde ilerleyen filmdeki Uzakdoğu unsurları, kendi geleneksel anlatım şeklini de yanında getiriyor. Mesela 7 Altın Vampir, gerçekten gülünesi makyajlarla ortalıkta dolaşan kılıç ustaları aslında. Köyden kaçırdıkları kızlar çığlık çığlığa bağırırken yanlışlıkla açılan memelerini bir türlü kapatamıyorlar. Bir Hentai’den fırlamış gibi duran sunak etrafına yatırılarak bağlanmış kızlar, bir kedinin dolaşabileceği tiz notalarda çığlıklar atıyor. Altlarındaki oluktan akan kan, ortadaki kan havuzunda birikiyor.

Bu tür filmlerde moda olan “değişik sanatlarda uzmanlaşmış dövüşçü topluluğu” olayının da dibine kibrit suyu dökmüşler. Haliyle kişi sayısı fazla olunca, dövüş sanatı yelpazesi de genişliyor. Abi Hsi Ching çıplak elle dövüş eğitimi almış. İkizler denen kardeşleri ele ele tutuşarak, açıkta kalan ellerine aldıkları kılıçlarla düşmana saldırıyor. Bunun dışında bir okçu, bir mızrakçı, bir topaz dövüşçüsü ve bir baltacı var kardeşlerin içinde. Ha, bir de kızkardeşleri var (Mai Kwei), bu da bıçak kullanmakta usta. Mai Kwei ile aşk yaşamaya fırsat bulabilen Leyland (Van Helsing’in oğlu) bile manita edebiyatını değiştiriyor: “Benim yanımdayken bir kedi gibisin. Ama dövüştüğünde bir kaplan oluveriyorsun…”. Hoşgeldin “Kaplan ve Ejderha”!

Makyaj konusuna biraz daha eğilmek istiyorum. Vampirler altın maskeler taktıkları için sadece burun altında kalan yüz bölümlerini görüyoruz. Ama o bile yetiyor. Islatılarak kırıştırılmış kağıt parçasına benzeyen derileri, yaka bölgesinde kısa tutulmuş herhalde. Arada bir gerçek cilt açığa çıkıyor. Ucuz naylondan peruklar takan bu “korkunç” yaratıkların dişleri ağızlarından fırlayacak gibi duruyor (Muhtemelen yerinde durması için dudaklarıyla sıkıştırıyorlar). Drakula ise, makyaj yapmayı bilmeyen ve düğüne giderken ipin ucunu birazcık kaçıran yaşlı teyzelere benziyor. Efektler duman makinesinin ellerinden öper. “Laylon” yarasaların neredeyse ipleri görünüyor.

Fakat bir bölüm gerçekten etkileyici. Savaşmaları için mezarlarından kaldırılan (bu vampirler aynı zamanda necromancer. Naabeer!) ölülerin, toprak altından çıktıkları sahneler tüyler ürperticiydi. Zombiler hareket ederken veya atlarıyla kurbanlarını kovalarken başvurulan ağır çekim tekniği Amando de Ossorio’nun “Blind Dead” serisini andırıyordu. Ama buradakinin daha korkunç bir etki yarattığının altını çizmeliyim.

Neticede hoş, eğlenceli, korkudan ziyade komik olabilmiş bir film “The Legend of the 7 Golden Vampires”. Sinema tarihinde bir benzeri olduğunu zannetmiyorum.

Murat ‘Wherearethevelvets’ Akçıl

Önceki Sonraki

27

Paylaşım

Yazar: wherearethevelvets

Tüm Yazıları
17 Ocak 1978 yılında Edirne’nin Keşan ilçesinde dünyaya gözlerini açan Ali Murat Akçıl, korku ile küçük yaşlarda tanıştı. İzlediği ilk korku filmi (ki ilkokuldaydı) The Evil Dead idi. İlkokuldayken, şimdilerde çokça yararlanacağı korku filmleri ve istismar sineması örnekleri izledi. Hatta Cumartesi geceleri Yunan kanallarında yayınlanan sakıncalı ve dehşetengiz filmlere de göz atma şansı oluyordu. Ortaokul ve liseyi daha çok erotik materyallerle geçiren Wherearethevelvets nihayet üniversitede İstanbul’a yerleşti ve büyük şehrin tüm imkanlarını kullandı. Kendi gibi sinemasever sınıf arkadaşları vardı ve en sevdiği şey bir filmi başından sonuna dek saatlerce anlatmaktı. Bu nedenle beyni düzülen bir arkadaşı “neden izlediğin filmleri yazmıyorsun” dedi ve Wherearethevelvets hiç aşina olmadığı internet diyarında film anlatır oldu. Bu sayede tanıştığı Korkucu.com'da 2008’den beri yazı yazmaktadır.

Yorumlar (3 Yorum)

YORUM YAZ