Eskiden iyilikle aldığımı, sonsuza dek intikam ile alacağım! Tooth Fairy - Darkness Falls (2003)

The Legend of Hell House

Korku Film Arşivi

Korku Sinema

wherearethevelvets

13 Ağustos 2009

2 Adet Yorum

2

Yönetmen: John Hough
Senaryo: Richard Matheson
Yapım: 1973 İngiltere Süre: 95 Dakika
Oyuncular: Pamela Franklin, Roddy McDowall, Clive Revill, Gayle Hunnicutt, Roland Culver, Peter Bowles

Haunted houses (Lanetli evler) filmleri içinde klasikleşmiş bir örnekten bahsedeceğim. Richard Matheson’un 1971 tarihli “Hell House” adlı romanından uyarlanan film her ne kadar “The Haunting (1963)” veya “House on Haunted Hill (1959)”den sonra gerçekleştirilse de onlar kadar prestijli bir üne sahip (miş. Ben bile bu filmi yeni öğrendim. Demek remakeler hafızaya yararlıymış).

Öncelikle evin efsanesinden bahsedelim. Malikanenin eski sahibi “Kükreyen Dev” lakaplı Emeric Belasco öldüğünde (veya kaybolduğunda) işlediği suçlar, işkenceler ve sapık davranışlar sonucu geride bıraktığı rahatsız ruhlar tarafından lanetlenen ev “Lanetli evlerin Everest’i” namını kazanmış.

Filmde fizikçi Lionel Barrett, ölümden sonra hayat konusunu kafasına takmış bir milyoner tarafından kiralanıyor ve bu çözümlenemeyen evi onamak için gönderiliyor. Olayın metafizikten çok fiziksel yönüne bakan Lionel’a iki de medyum eşlik ediyor. Bunlardan biri ispiritizmacı rahibe ve zihinsel medyum olan genç bayan Florence Tanner; diğeri ise ev üzerinde daha önce yapılan araştırma sırasında gerçekleşen garip kazalar ve ölümlerden tek sağ çıkan kişi olan, fiziksel medyum Ben Fischer. Lionel’in onu her işinde yalnız bırakmayan karısı Ann de olaya katılınca dört kişilik ekip tamamlanmış oluyor.

Eve girdiklerinde beklediğimiz gibi garip olaylar yavaş yavaş gerçekleşmeye başlıyor. Önce Florence, zihinsel medyum olduğu halde fiziksel medyum haline geliyor. (Bu aşamada bazı açıklamalar yapmam gerekiyor. Zihinsel medyum, ölülerle ilişkisi sırasında görsel bir olaydan çok hisleriyle hareket eder. Yani onların ağzından konuşur, kehanetlerde bulunur ve transa geçer. Fiziksel medyum ise ruhları teşvik eder ve onların çevredeki eşyaları uçurmasına, ona buna zarar vermesine ve belki de gözle görünür hale gelmesine neden olur)

Ben Fisher ise daha önceki deneyiminden korktuğundan, zarar görmemek için zihnini kapamıştır. Olayı manyetik alan sonucu gerçekleşen bir enerjiye bağlayan Lionel Barrett ile Florence Tanner arasında düşünce yapılarının farklılığından dolayı çatışmalar olur. Fakat evde çözümlenmesi gereken bir sorun vardır ve günler geçtikçe canları da tehlike altına girecektir.

Lanetli evler söz konusu olduğunda belirli kurallar çerçevesinde değişen bazı unsurlar vardır ki asıl farkı bu nüanslar yaratır. Evet, film ani şok görüntülerden değil genel bir gerginlik halinden güç alıyor. Burada, oyunculuğun ve yönetimin kalbur üstü olması büyük önem taşıyor. Sunulan atmosferin izleyiciyi sarmalaması, bir nevi onu filme dahil etmesi, amaçlanan gerginliğin başarıya ulaşması için gerekli unsurlar. Film bunu başarıyor ve sinema tarihine geçebilecek değişik sahneler barındırıyor. Scary Movie 2’de başlıca komedi unsuru olan bu sahneler; ünlü “saldırgan kedi” sahnesi ve ruhla girilen cinsel ilişki.

Benzer filmlerde pek rastlanmayan ve dönemine göre hayli cesur bir cinsellik (çıplaklık değil) ve kan mevcut The Legend of Hell House’da. Bilirsiniz, bu tür filmlerde şiddet kamera dışında gerçekleşir, cinsellik ise sezdirilmekten öteye geçemez. Kaynak aldığı romanın daha kanlı ve cesur olduğu belirtiliyor bu arada. Yine benim için (ve dönemi için) yeni sayılabilecek bir unsur var; tüm bu olaylar karşısında karakterler salak salak çığlıklar atıp etrafta koşuşturmuyorlar. Sonuçta işleri bu; ruhlarla iletişim kurmak, değil mi? Onun yerine, aklını kaçırmış hastasına kontrolün kimde olduğunu hissettirmeye çalışan bir doktor gibi, akılcıl ama tedirgin ve defansiv davranıyorlar. Bu tavır, gerçekleşenler her ne kadar akıl dışı olsa da filmin gerçeklik hissini artırıyor.

Maalesef filmin bazı eksileri var. En önemlisi, öykünün doruk noktası olması gereken finalinin saçma sapan bir yere bağlanması. Twisted end amaçlanmış olabilir, evet, insanı şaşırtan bir final. Fakat filmin geneline hakim olan mantık hissini yerle bir ediveriyor. Ben bunun filmin suçu olduğunu zannetmiyorum. Nihayetinde elde başı sonu belli bir roman var; film ona uymak zorunda. O dönemde zihinlere ilginç ve farklı gelmiş olabilir. Ben haz almadım kısacası…

Başta da belirttiğim gibi, filmi çok geç keşfettim ve daha önceden adını bile duymamam garibime gitti. Sonuçta klasikleşmek için her türlü unsuru barındıran, eli ayağı düzgün bir gerilim sunuyor The Legend of Hell House…

Wherearethevelvets


Önceki Sonraki

27

Paylaşım

Yazar: wherearethevelvets

Tüm Yazıları
17 Ocak 1978 yılında Edirne’nin Keşan ilçesinde dünyaya gözlerini açan Ali Murat Akçıl, korku ile küçük yaşlarda tanıştı. İzlediği ilk korku filmi (ki ilkokuldaydı) The Evil Dead idi. İlkokuldayken, şimdilerde çokça yararlanacağı korku filmleri ve istismar sineması örnekleri izledi. Hatta Cumartesi geceleri Yunan kanallarında yayınlanan sakıncalı ve dehşetengiz filmlere de göz atma şansı oluyordu. Ortaokul ve liseyi daha çok erotik materyallerle geçiren Wherearethevelvets nihayet üniversitede İstanbul’a yerleşti ve büyük şehrin tüm imkanlarını kullandı. Kendi gibi sinemasever sınıf arkadaşları vardı ve en sevdiği şey bir filmi başından sonuna dek saatlerce anlatmaktı. Bu nedenle beyni düzülen bir arkadaşı “neden izlediğin filmleri yazmıyorsun” dedi ve Wherearethevelvets hiç aşina olmadığı internet diyarında film anlatır oldu. Bu sayede tanıştığı Korkucu.com'da 2008’den beri yazı yazmaktadır.

Yorumlar (2 Yorum)

YORUM YAZ

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.