Kibir benim en gözde günahımdır. John Milton - The Devil’s Advocate

The Haunted: Hells Reach

Korku Genel

Korku Oyun

Fatih Yürür

10 Kasım 2011

1 Adet Yorum

1

KORKU BAZEN TAKIM İŞİDİR…

Başka boyutlarda yaşayan bilimum hilkat garibesinin sanıyorum ki en önemli ortak özelliği, bizim boyutumuzu –ve veya bizim gezegenimizi- fazlasıyla sevmeleri olsa gerek! Yıllardan beri işlenmesine rağmen, dokusunu pek de fazla kaybetmeyen bir yönelimdir bu. Onlar gezegenimizi bıkıp usanmadan dürtmeye; bizler de onları kurşuna dizmeye pek bir bayıldığımızdan olsa gerek…

The Haunted : Hells Reach, Left 4 Dead ile birlikte, multiplayer ve co-op anlayışımızın değiştiği şu günlerde, TPS’ye göz kırpan, aynı zamanda orta çaplı Cadılar Bayramı hediyesi olarak kabul görebilecek bir çoklu oyun örneği diyebilirim.

Make Something Unreal yarışmasını kazandıktan sonra, yapımcı ekip, bunu elle tutulur bir proje olarak hayata geçirmeye soyunmuş ve açıkçası iyi de etmiş. Online deathmatch çeşitlemeleri söz konusu olduğunda belli başlı DEV ağabeylerinin ayak sesleri, kulağınızın zarına baskı yapmaya başladıysa, iki soluk arasında The Haunted’a gönül rahatlığı ile şans tanıyabilirsiniz…

Tabi The Haunted’ın, oyuncuyu en çok sıkan kısmı hiç kuşkusuz single player modunun zayıflığı. Sadece internet üzerinden oynanabilmesi için makyajlanmış bir oyunda, böyle bir özelliği aramanın lüks olduğunu düşünebilirsiniz, fakat böyle dinamik bir oyunun, adet yerini bulsun mahiyetinde bile olsa, kısa bir story mode’u olsaydı hiç de fena olmazdı.

Yine de Single Player, modu üzerinde az da olsa vakit harcanabilecek cinsten. Dört farklı karakterden birini kontrol edebileceğimiz bu modda 8 farklı harita ve bu haritaların mevcut dört aşaması bulunuyor.

Oyun haritalarını ise şu şekilde sıralayabiliriz : oldukça başarılı atmosfere sahip bir maden ocağı olan Abandoned Mine, western kadrajından fırlamış gibi duran Forsaken Canyon, terkedilmiş bir ambar silsilesi olan Steel Town, gothik bir kale, envai çeşit lanetin peydah merkezi olan Lost Temple, harabe şehir Excavation ve tabi hortlakların gediklisi olduğu bir müze!

İşin aslı boyutlarının kalibresine göre kaliteli grafiklere sahip olduğunu söyleyebilirim The Haunted’ın…bununla birlikte su götürmez grafik hatalarını da görmezden gelmemek gerekiyor. Nitekim oyunun fizik motorunun aksadığı yerleri toplayan can kurtaran hiç kuşkusuz çevre tasarımı. Deathmach kabilinde bir oyun için oldukça keyifli tasarımlara sahip. Bu özelliği ile de akla sık sık Unreal’ı getiriyor ister istemez. Diğer taraftan, oyunun Painkiller ile akraba bulduğum belli başlı noktaları da yok değil! Bir diğer akraba ise hiç kuşkusuz Gears of War

Tek kişilik oyuncu modunda, asıl hedefimiz, belli bir kotaya tekabül edecek şekilde yaratıkları avlamak. Eğer ki kotayı doldurursak, aynı harita üzerinde bir sonraki aşamaya geçiyoruz. Adet olduğu üzere her aşamada kotayı doldurabilmek biraz daha zorlanıyor ve etimizden et kopartmaya çalışan hilkat garibelerinin ailesine de yenileri ekleniyor! Bazılarının katliam teçhizatı bir nevi modifiye olurken bazılarının yerine yenileri gelmeye başlıyor! Bütün katliamlarımızı yaparken sürekli hareket etmekte ve silahlarımızı verimli kullanmakta fayda var! En klasik hayatta kalma yöntemlerimiz genellikle bu şartlar altında patlatabildiğimiz kadar yaratık kafası tarumar etmek. Elbette enerjimiz belli bir seviyenin altına indiğinde, haritanın münferit yerlerinde pörtleyen sağlık kayalarını patlatma konusunda da akıllı davranmak gerekiyor.

Tabi oynanabilirlik açısından da belli başlı hatalar yok değil! Mesela 5 metre ötenizdeki bir yaratık, sanki dibinizdeymiş gibi size okkalı bir tokat atabiliyor! Bununla birlikte 2 yaratık tarafından köşeye sıkıştırılıp şamar oğlanı haline getirilmek sureti ile bütün enerjinizi kaybedip, ektiğiniz tohumların yeşillenmesi için başka baharı beklemek zorunda kalmanız da sinirlerinizi gerebilir!

The Haunted’ın sözüm ona yakın dövüş konusunda da işler olduğu iddia edilse de bu rivayete çok da kulak asmamanız gerektiğini söylerim sizlere…Genellikle havaya savurduğunuz tekmeler düşmanlarınızı kısa bir süre sersemletmek dışında pek işe yaramıyor. Tabii hareket halindeyken bu tekmeleri düşmanınıza isabet ettirebilirseniz…Hatta yukarıdaki paragrafta değinmiş olduğum talihsiz kıskaca maruz kaldığınızda, yakın dövüşün pek de işlemediğini acı bir biçimde deneyimlemiş oluyorsunuz.

Daha önce de belirttiğim gibi, The Haunted : Hells Reach’in asıl lezzeti çoklu oyuncu modlarında! Eğer ki ortalama üç kişilik bir ekip kurarsanız, oyun başında geçireceğiniz süre de otomatik olarak uzayacaktır. Fakat yine de emsallerine kıyasla biraz zayıf kaldığını söylemek lazım! Mesela Left 4 Dead gibi bir alternatif varken The Haunted’a dönüp bakabilmeniz haliyle biraz zor!

THHR hakkında karalanabilecek şeyler, aşağı yukarı bu kadar…Geri kalanı ise oyunu deneyimleyip deneyimlememenize kalmış. Sistemi fazla zorlamayan, PC’nizde de fazla yer kaplamayan, kelimenin tam anlamıyla çerez kıvamında bir co-op ya da online deathmatch veya survival deneyimi yaşamak istiyorsanız eğer, ellerinizden salyalı salyalı öper…Yeter ki kolu kaptırmayın…İyi eğlenceler…

Korkusitesi için yazan Fatih Yürür

Screenshots

Önceki Sonraki

27

Paylaşım

Yazar: Fatih Yürür

Tüm Yazıları
1987 yılının, diş takırdatan bir Şubat gecesinde, garip bir kapsül ile dünyaya düşmüştür bu kişi. Nitekim yıllar sonra gerçek ailesinin dünyalı olduğunu, uzaylılar tarafından kaçırıldığını anlayacak, ama uzaylıların iyi tarafını alıp, kalan bütün enerjisi dünyalı olmaya harcayarak gezegen hayatına adapte olacaktır. Üniversite yıllarına kadar neler yapıp ettiği ile ilgili hafızasında net anılar yoktur (atmosferin yan etkisi) fakat yirmili yaşlarının civarını fazla hızlı yaşamıştır. Kocaeli Üniversitesi’nde, Görsel İletişim Tasarımı öğrenimi gördüğü süreçte, kah müziğe dadanarak, kah sinema üzerine yazılar yazarak, kah grafik tasarım işine bulaşarak, kah da çizgi hikayeler kaleme alarak oradan oraya savrulmuş ve bünyesi karman çorman olmuştur. Hangi kulvarda olursa olsun hikaye anlatmayı sever, kitleyi bulursa coşar, bulamazsa da kalbi kırılır ama hissettirmez. Sinemanın, müziğin, edebiyatın, mizahın, çizgi romanların ve tiyatronun her türünden tarifi tanımsız bir keyif alması, bilinen en önemli özelliklerindendir. Aynı “demokratik tavırlarını” yeme-içme alışkanlıkları, giyim kuşam ya da İngiliz usulü mimari tasarımlar konusunda gösterememesi ise büyük bir talihsizliktir.

Yorumlar (1 Yorum)

YORUM YAZ

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.