Hepimiz ara sıra deliririz! Norman Bates - Psycho (1960)

The Guinea Pig 5: Android of Notre Dame

Korku Film Arşivi

Korku Sinema

wherearethevelvets

04 Temmuz 2012

2 Adet Yorum

2

Ginî piggu VI: Nôtoru Damu no andoroido
Yönetmen: Kazuhito Kuramoto
Senaryo: Kenji Tani ve Satoru Ogura’nın öyküsünden senaryolaştıran Kazuhito Kuramoto, Mitsuo Mutsuki ve Yoshikazu Iwanami
Imdb Puanı: 3.9/10
Yapım: 1989, Japonya, 51 Dakika, Kısa Film
Oyuncular: Toshihiko Hino, Mio Takagi, Tomorrow Taguchi, Yumi Iori, Mirei

“Kaçamadığım bir rüyanın içerisindeyim
Zaman uçuyor, sonsuz sessizlik
Ebedi ışık içimde parıldıyor
Vücut anlamsızlaştı
Dünya çok uzaklarda
Sessizlik her şeyi kaplayan bir karanlık haline geldi
Önemli olan tek şey mutluluk
Birlikte olmanın mutluluğu…”

Neden bilmiyorum ama Japonlar anlamsız filmlerine bir anlam yüklemek için çırpınıyorlar. Aynı şey animelerde de geçerli. Sanki verilen ham şiddetin felsefik bir amacı veya değeri varmış gibi, çoğunlukla belirsiz birkaç kelimenin zırvalandığı monologlardan biriyle (yukarıdakiyle) açılıyor filmimiz. Ve bu filmle “Guinea Pig” maceramız da son buluyor nihayet.

Çatlak profesör kategorimizde bir cüce var bu sefer. Karawaza, amansız bir hastalığın pençesindeki kız kardeşine tedavi bulabilmek için ölüler üzerinde bazı deneyler yapıyor. Temiz bir güzelliğe sahip olan kız kardeşin kanındaki alyuvarlar kalbine saldırmaktadır ve kız her an gelişebilecek bir kalp yetmezliğiyle yaşamını yitirecektir (otoimmün bir hastalık sanırım). Kızkardeşine neredeyse aşkla bağlı olan çirkin Karawaza, insan yaratımının gizemindeki eksik parçayı bulmaya çalışmaktadır. Bu arada ilginç bir telefon alır. Kato adında bir adam aramaktadır. Karawaza’nın ne yaptığını gizlice izleyen bu adam deneylerini yapmak için Karawaza’ya taze ölmüş kızlar bulacağını söylemektedir. Tabii bir ücret karşılığında… Bu alışveriş yavaşça şantaj sınırlarına ulaşınca Karawaza Kato’yu evine davet eder ve yeni deneyi için onu kullanır.

Bilmiyorum fark ettiniz mi; Türk pop müziğinin yeni modası, şarkı sözlerine şarkının geneliyle alakasız bir kelime ekleyip, bir de bu kelimeyi şarkının ismi yapmak. “Sopa”, “Mikrop”, “Çanta”, “Gezegen”, “Buz” ve hatta “La Fontaine” gibi şarkının bütünü hakkında bilgi vermeyen şarkı isimlerinden bahsediyorum. Neden? Çünkü bu filmin ismi de bu tür “cımbızla çekilmiş kelime”lerden oluşmuş. Nereden estiyse filmin içinde bir yerde Karawaza hasta kız kardeşine diyor ki “Biliyor musun; Notre Dame’ın kamburu bir androiddi…”. Bu laf neden söylenmiştir bilmiyorum. Konu içinde desteklenmiyor da. Ama filme adını vermiş işte!

Serinin son filmi, kendinden bekleneni karşılıyor. Yakın plan parçalama görüntüleri, gerçeğe yakın organ protezleri, (arada Pinhead atıfları), envai renkte vücut sıvısı (Mermaid in a Manhole‘dakine benzer) ve tüm bunlara eşlik eden anime ses efektleri… Gerçekten, göz olsun, kulak olsun, dil olsun bu organlar oldukça realistik görünüyor fakat hem vücuttan çok kolay sökülüyorlar (!) hem de vücutla aralarındaki uzantılar (fazla uğraşılmamış herhalde) kablolara benziyorlar. Zaten steril olmayan bir laboratuvarda insan bedeni üzerinde nasıl deney yapılır, makine ve elektronik cihazlara bağlanmış insan parçaları nasıl mikrop kapmaz gibi düşünceler beyninizi kemirirken, bir de üzerine anlamsız bir öykü ve kötü ötesi oyunculuk geliyor ki yemeyin de yanında yatın. Zaten fazlasını da bekleyen yok…

Madem ki sonuna geldik, seriye şöyle bir baktığımızda iki sahte snuff (The Devil’s Experiment ve Flower of Flesh and Blood), üç konulu film (He Never Dies, Mermaid in a Manhole ve Android of Notre Dame) ve skeç benzeri segmentlerden oluşan tek sahte belgesel (Devil Woman Doctor) var elimizde. The Devil’s Experiment, Flower of Flesh and Blood ve Mermaid in a Manhole serinin en iyi filmlerini oluştururken He Never Dies, Devil Woman Doctor ve Android of Notre Dame’den uzak durmak gerekiyor. Tek bir kadına yapılan işkenceleri gösterdiği için birbirine çok benzeyen The Devil’s Experiment ve Flower of Flesh and Blood’ı işkence pornosu olarak adlandırabiliriz. He Never Dies bir self-mutilasyon (kendini yaralama) filmi. Mermaid in a Manhole body-horror janrının hakkını verirken, Android of Notre Dame bildik siber-punk sularında dolaşıyor. Devil Woman Doktor içinse (segmentine göre) türler arasında salınıyor diyebiliriz.

Zevkinize göre dizinin istediğiniz bölümünden başlayabilirsiniz (en bildiğiniz sorudan başlamanız önerilir).

Guinea Pig serisi:

1- The Devil’s Experiment (Akuma no Jikken, 1985)
2- Flower of Flesh and Blood (Chiniku no hana, 1985)
3- He Never Dies (Senritsu! Shinanai otoko, 1986)
4- Devil Woman Doctor (Pîtâ no akuma no joi-san, 1986)
5- Mermaid in a Manhole (Manhôru no naka no ningyo, 1988)
6- Android of Notre Dame (Nôtoru Damu no andoroido, 1989)

Korkusitesi için yazan Murat ‘Wherearethevelvets’ Akçıl

Önceki Sonraki

27

Paylaşım

Yazar: wherearethevelvets

Tüm Yazıları
17 Ocak 1978 yılında Edirne’nin Keşan ilçesinde dünyaya gözlerini açan Ali Murat Akçıl, korku ile küçük yaşlarda tanıştı. İzlediği ilk korku filmi (ki ilkokuldaydı) The Evil Dead idi. İlkokuldayken, şimdilerde çokça yararlanacağı korku filmleri ve istismar sineması örnekleri izledi. Hatta Cumartesi geceleri Yunan kanallarında yayınlanan sakıncalı ve dehşetengiz filmlere de göz atma şansı oluyordu. Ortaokul ve liseyi daha çok erotik materyallerle geçiren Wherearethevelvets nihayet üniversitede İstanbul’a yerleşti ve büyük şehrin tüm imkanlarını kullandı. Kendi gibi sinemasever sınıf arkadaşları vardı ve en sevdiği şey bir filmi başından sonuna dek saatlerce anlatmaktı. Bu nedenle beyni düzülen bir arkadaşı “neden izlediğin filmleri yazmıyorsun” dedi ve Wherearethevelvets hiç aşina olmadığı internet diyarında film anlatır oldu. Bu sayede tanıştığı Korkucu.com'da 2008’den beri yazı yazmaktadır.

Yorumlar (2 Yorum)

YORUM YAZ