Her şey başlangıçta son bulur... The Butterfly Effect (2004)

The Cabin in the Woods

Korku Sinema

Sine-Makale

Fatih Yürür

08 Mayıs 2012

8 Adet Yorum

8

BU GÜN NASIL ÖLMEK İSTERSİNİZ?

Türlerin evliliği, klişeleri fazlasıyla lezzetlendiren parodi filmlerine ciddi ivme kazandırdı. Scream ile birlikte, bütün klişelerin, leziz birer parodi malzemesi olarak biz sinemaseverlere geri dönüşünün seyri keyifli sonuçlarını görmüştük. Shaun of The Dead, Zombieland ya da Tucker and Dale vs Evil gibi örnekler, bu klişelere doğru dokunuşlar yapıldığında ne kadar eğlenceli gerilim-komedi kırmalarının peydah olacağını tekrar tekrar kanıtladılar bizlere.

Ama bir genel görüşün aksine Cabin In The Woods’un biraz daha farklı bir noktada durduğuna inananlardanım. Tamam, içerisinde “5 genç”, “orman”, “1950’den beri oraya kimse gitmedi tribi” ve tabi ki “klübe” geçen muhtemel temaları çıkış noktası aldığı doğru, ama ortaya çıkan iş, bu basma kalıp bileşenleri bir araya getirip, salt bunun üzerine inşa edilen bir parodiden çok daha fazlası. Filmin ince işlenmiş fikirlerinin üzerindeki örtüyü kaldırmadan, hafifçe silkelemek gerekirse; Cabin In The Woods, korku-gerilim sinemasının, esrarlı kulübe mitine dair ne varsa, sırtını oraya yaslıyor ama , bu bilindik hikayenin tam tepesine, kendine ait bir mit inşa ediyor!

Evet… Bir gün, kanı kaynayan beş genç, ormanın ücra kısmındaki bir kulübeye, keyifli bir hafta sonu geçirmeye giderler. Kulübe, grubun en yakışıklı ve atletik üyesi olan kuzenine aittir sözüm ona. Tabi bu zevzek gençler, aradan geçen bu kadar zamana karşın, suratı lav kraterini andıran ve tükürüğü kahverengi çıkan bir benzincinin tekinsizliğini dikkate almaları, evin etrafındaki gölge yüzmemeleri ya da orman içerisindeyken uçkurlarına mukayyet olmaları gerektiğini öğrenemeyecek kadar kara cahillerdir. Elbette ki gençler, cehaletlerinin bedelini ödeyeceklerdir. Eli satır tutan katiller ya da zombiler tarafından ama tahmin edilenden bambaşka bir motivasyonla…

Daha önce Cloverfield ile alakamızı cezbetmiş olan Drew Goddard, Buffy ve Firefly gibi kült televizyon dizilerinin yaratıcısı olan Joss Whedon ile birlikte, seyirciye sık sık sağ gösterip sol vuruyorlar. Bu güç birlikteliğinden karşımıza çıkan hikaye ise, Phillip Dick usulü bir bilimkurgu hikayesinin, klişelere kat çıkılmış bir gerilim filmine misafirliğiymiş gibi bir etki uyandırıyor açıkçası!

Cabin ın the Woods, hakkında uzun uzadıya çok şey karalanacak, korku meraklısı sinefillerin, hakkında bol bol geyikler çevirip en azından birkaç defa daha izleyebilecekleri potansiyele sahip olsa da; film hakkında buraya yazacağım hemen her şey potansiyel bir spoiler topu olacağı için, içerik kısmına pek fazla dalmamayı uygun buluyorum.

Son tahlilde, Cabin In The Woods, tıpkı Shaun Of the Dead ya da Tucker and Dale vs Evil gibi, izleyici yelpazesini zamanla genişleterek, ileride adından söz ettirecek kült bir filme dönüşecek. Potansiyel tehlike ise, onun da bir seri haline dönüştürülüp, cılkının çıkarılabilme ihtimali…

Korkusitesi için yazan Fatih Yürür

Önceki Sonraki

27

Paylaşım

Yazar: Fatih Yürür

Tüm Yazıları
1987 yılının, diş takırdatan bir Şubat gecesinde, garip bir kapsül ile dünyaya düşmüştür bu kişi. Nitekim yıllar sonra gerçek ailesinin dünyalı olduğunu, uzaylılar tarafından kaçırıldığını anlayacak, ama uzaylıların iyi tarafını alıp, kalan bütün enerjisi dünyalı olmaya harcayarak gezegen hayatına adapte olacaktır. Üniversite yıllarına kadar neler yapıp ettiği ile ilgili hafızasında net anılar yoktur (atmosferin yan etkisi) fakat yirmili yaşlarının civarını fazla hızlı yaşamıştır. Kocaeli Üniversitesi’nde, Görsel İletişim Tasarımı öğrenimi gördüğü süreçte, kah müziğe dadanarak, kah sinema üzerine yazılar yazarak, kah grafik tasarım işine bulaşarak, kah da çizgi hikayeler kaleme alarak oradan oraya savrulmuş ve bünyesi karman çorman olmuştur. Hangi kulvarda olursa olsun hikaye anlatmayı sever, kitleyi bulursa coşar, bulamazsa da kalbi kırılır ama hissettirmez. Sinemanın, müziğin, edebiyatın, mizahın, çizgi romanların ve tiyatronun her türünden tarifi tanımsız bir keyif alması, bilinen en önemli özelliklerindendir. Aynı “demokratik tavırlarını” yeme-içme alışkanlıkları, giyim kuşam ya da İngiliz usulü mimari tasarımlar konusunda gösterememesi ise büyük bir talihsizliktir.

Yorumlar (8 Yorum)

YORUM YAZ