Dilediğin şeylere dikkat et! Djinn - Wishmaster (1997)

The Blair Witch Project

Korku Film Arşivi

Korku Sinema

YasinKarakaya

01 Haziran 2008

8 Adet Yorum

8

Blair Witch ProjectYönetmen: Daniel Myrick
Senaryo: Daniel Myrick, Eduardo Sánchez
Yapım: 1999 ABD  Süre: 86 Dakika
Oyuncular: Heather Donahue, Joshua Leonard, Michael C. Williams, Patricia DeCou

Ekim 1994’te, üç sinema öğrencisi Burkittesville, Maryland yakınlarındaki ormanlıkta bir belgesel film çekiyorlarken kayboldular. Bir yıl sonra çektikleri film bulundu.

Maryland ormanlarında 1940’larda birçok çocuk ortadan kaybolmuştur. Üç Sinema öğrenciside Blair Witch adıyla bilinen bu efsane hakkında araştırma yapmak için ormana giderler. Yanlarında bir fotoğraf makinası, bir video kamera ve ses kaydedicisi vardır. Her adımda sesi ve görüntüyü kaydederek araştırmaya devam ederler. Günler sonra ormanda kaybolduklarını anlarlar ve ormana ulaşan son güneş ışığı da kaybolup akşam olunca üç öğrenciden bir daha haber alınamaz.

Korku sineması, son 20 yıl içerisinde çok büyük başarılara imza atmasına ve de yapımcıların gişeyi garanti altına almak anlamında en favori türü olmasına rağmen, kendini cinsellik, şiddet ve bol bilgisayar efektleri gibi yan öğelere teslim ederek “ saf korku ” (pure fear) anlamında yaratıcılığından çok büyük ödün verdi. Son 10 yılda gerçekleştirilen korku filmleri arasında yaratıcılığın ne demek olduğunu göstermek anlamında en başarılı yapımlardan biri ise hiç şüphesiz “ The Blair Witch Project ” idi.

Film çekmek amacıyla lanetli bir ormanda tehlikeli bir yolculuğa çıktıktan sonra esrarengiz bir şekilde kaybolan üç sinema öğrencisinin yaşadıklarını ellerindeki High-8 kameranın merceğinden görüntüleyen film, özellikle gerçeklik ve kurmaca arasındaki yakınlıktan yola çıkarak kafalarda oldukça şüphe bırakmıştı.

Yalnızca 30.000 dolara mal olan ve sıradan bir el kamerasıyla sadece sekiz gün içerisinde çekilen film, hiçbir yapay unsura başvurmadan adeta korkunun doğasını ekrana yansıtmayı başardı.

Korku sinemasının belki de en rahatsız edici ve de ürkütücü filmlerinden biri olan “ The Blair Witch Project ”, kelimenin tam anlamıyla görünürdeki hiçlikten yola çıkarak, izleyicisini oldukça etkileyici ve de inandırıcı bir korku yolculuğuna çıkardı.

Florida Üniversitesi’nin iki yetenekli öğrencisi, Daniel Myrick ve Eduardo Sanchez, senaryosunu, yönetimini ve kurgusunu kendilerinin gerçekleştirdikleri bu filmde, olağanüstü set tasarımlarına, profesyonel oyunculuklara, müzik ve özel efektlere yer vermeden seyirciye bir sonraki sahne için hiçbir ipucu vermeden gerçek bir korku atmosferi yarattılar.

1994 yılında Maryland ormanında kaybolan üç amatör belgesel sinemacının haberiyle başlayan “ The Blair Witch Project ”, bir sene sonra izleri bulunan bu kayıpların çektikleri video görüntülerinden oluşuyor. Bu anlamda seyirciyi “ Acaba bunlar gerçekten oldu mu ? ” gibi kuşkulu sorulara sevk eden film, yarattığı ikilemi başarıyla pazarlayarak oldukça büyük bir hasılat elde etti.

200 yıldır meydana gelen gizemli olaylardan dolayı kötü bir efsanesi olan Maryland’deki Kara Tepeler Ormanı, 21 Ekim 1994 tarihinde Heather Donahue, Joshua Leonard ve Michael Williams adındaki üç meraklı genci konuk eder.

“ The Blair Witch ” ( Blair Cadısı ) diye anılan yerel bir efsaneye vesile olan söz konusu orman, ziyaretçilerinin esrarengiz bir şekilde ortadan kaybolmasıyla ünlendi. Efsaneye bakılırsa 1785 yılında Elly Kedward adındaki biri, birkaç çocuğu evine alarak bedenlerindeki bütün kanı çekip almaya yeltendi. Büyücülük suçlamasıyla yargılanan Kedward, köy sakinleri tarafından sert bir kış dönemi köyden kovularak ölüme terk edildi.

Ertesi yıl ise Kedward’ı suçlayanlar bir anda ortadan kayboldular. Köyün üzerinde Kedward’ın lanetinin dolaştığına inanan köy halkı ise, bir daha onun ismini ağzına almadı. Fakat aradan geçen yıllar yeni insanların kaybolmasına engel olmadı. İnsanların ortadan kayboldukları Kara Tepeler Ormanı da lanetli bir yer olarak efsaneleşti ve bu efsane günümüze kadar geldi.

İşte bu efsaneyi araştırmak için yola çıkan üç öğrenci de benzer bir sonun kurbanı oldu. “ Blair Cadısı ” efsanesi üzerine yapacakları belgesel için işe çevre sakinleriyle konuşarak başlayan grup, daha sonra ormana yöneldiler. İlk önceleri her şey normal gibi görünse de güneşin batışıyla birlikte yolunu kaybeden gençler, ıssız ormanın içerisinde yapayalnız kaldılar. Soğuk ve açlığın da etkisiyle oldukça zor anlar yaşayan genç ekip, acımasız doğanın pençeleri arasında kabus dolu anlar yaşamaya başladılar.

Bütün yaşananları, Josh’un gözleri ve Heather’ın kamerasıyla gösteren film, heyecan ve klostrofobi unsurlarını çok iyi kullanarak izleyiciyi somut bir neden dayanmayan psikolojik bir gerilimin içine sürüklüyor.

Yolculuk sırasında duyulan ağaç hışırtıları, ormanın derinliklerinden gelen uğultular ve her adımda takip ediliyormuş hissi veren gölgeler filmin en öneli doğal korku öğeleri. Filmin en büyük özelliği ise, 86 dakika boyunca hiçbir şiddet ve kan öğesine yer vermemesi.

1999 yılında Sundance Film Festivali’nde keşfedilen “ The Blair Witch Project ”, kısıtlı imkanlar içerisinde, dar bir kadro ve yalnızca High-8 el kamerasıyla neler yaratılabileceğini göstererek genç ve profesyonel sinemacılara iyi bir ders verdi. Ayrıca sadece hayal gücü ve doğanın sentezinde kurgulanan bir filmin, herhangi bir yapay korku objesine gerek kalmadan umulmadık derecede insanları korkutabileceğini ispatladı.

BUNLARI BİLİYOR MUSUNUZ ?

– Film bütçesi yalnızca 35,000 $. Yalnızca ABD’de vizyona konulduğu hafta sonunda elde edilen hasılat ise hemen hemen 30 milyon $.

– Filmin başlangıçta kopardığı yaygaranın nedeni, yapımcı şirketin filmin gerçek hayattan alınmış olduğunu ve filmde geçen sinema öğrencilerinin gerçekten kaybolmuş olduklarını açıklamış olmasıydı. Hatta o kadar ileri gittiler ki, (filmde kendi gerçek isimlerini kullanan) aktörleri ABD’nin resmi “kayıplar” listesine dahil ettirdiler.

– Aktörlerden kasaba halkı ile görüşmesi istendi. Kasaba halkı aktörlerin haberi bile olmadan, yönetmenler tarafından gizlice yerleştirildi. Sonuçta, aktörlerin yüzlerindeki ifadeler provasız olmuş oldu.

– Filmin çalışma adı, “The Black Hills Project (Kara Tepeler Projesi)” idi.

– Filmle ilgili gerçeğe dönen mit, resmi internet sitesi üzerinden akıllarda tutuldu ve ABD’li Sci-Fi kanalı tarafından “Blair Cadısının Laneti” adlı ironik bir belgesel hazırlandı. (Bu belgesel İngiltere’nin Sky 1 kanalında gösterildi)

– Oyuncular, film ekibinin kendilerinin yerini ormanda kaybetmemesi için bir uydu alıcısı taşıdılar.

– Aktörlere çekim başlamadan önce konuyla ilgili mitolojiye ilişkin 35 sayfayı aşkın bir bilgi verildi. Bütün replikler doğaçlama kullanıldı ve filmdeki hemen hemen bütün olaylar üç aktör tarafından daha önceden bilinmiyordu ve kamera üzerinden tümünün şaşkınlığı resmedildi.

– Film, gerçekte Rockville, Maryland’da çekildi.

– Filme giden bazı kişiler, elde tutulan kamera hareketlerinden gerçekten rahatsız oldular ve rahatsızlanmaları nedeniyle filmi yarıda bırakıp çıkmak zorunda kaldılar. Toronto, Kanada’da filmi izleyenler, teşrifatçıların müşterilere “film hastalığına yakalanma eğiliminiz varsa, koridor tarafında oturun ve insanların üzerine kusmayın” demesinden rahatsız oldu.

– Film müziği piyasaya sürüldü. Garip bir müzikti ve filmde hiç müzik olmadığı varsayıyordu. Gerçekte, film müziği, Josh’un arabasındaki teypte bırakılan şarkılar olarak lanse edildi (ilginç bir pazarlama oyunu). Tamamen hard rock/endüstriyel tipte müzikten oluşuyordu.

– Yapımcı şirket Haxan Films, filmin adını Benjamin Christensen’in büyücülük belgeseli olan Haxan’dan (1922) aldı. Bu belgesel, film için bir ilham kaynağı oluşturuyordu.

– Filmin ilk olumsuz kötü şöhreti, bir çok kişinin perdede izledikleri filmin gerçek olduğuna ve sinema amaçlı olarak kurgulanmış olmadığına inanmaları oldu. Dahası bu düşünce, medyanın söz konusu yaygaranın yalnızca kurnaz bir pazarlama numarası olduğunu açıklamasından sonra bile devam etti. Bu şekilde inanmış bazı kişiler de, bu gerçek ortaya çıktığı zaman aldatılmış oldukları duygusu yaşadılar!

Yasin ‘Devilboy’ Karakaya

Önceki Sonraki

27

Paylaşım

Yazar: Yasin Karakaya

Tüm Yazıları
9 Eylül 1977’de İstanbul’da doğdu. İlkokuldan Üniversiteye kadar ki eğitimini burada tamamladı. Korku filmlerine olan ilgisini ilk defa memleketi Aydın’da ki bir kahvehanede videodan izlediği Elm Sokağında Kabus filmi ile keşfetti. O sıralar 8 yaşındaydı. 80’lerin kanlı video kültürü ile yoğrulan beyni ilerde yapacağı bu site için ilk kıvılcımı çakmıştı bile. Bundan sonraki dönemde korku sineması ile ilgili herşeyle ilgilenmeye başladı. Geniş bir film arşivi ve korku figürleri koleksiyonu yapmaya başladı. 2003 yılında tamamen kendi çabasıyla korkucu.com sitesini kurdu. 5 yıl boyunca kendi yağı ile kavrulmaya çalışsa da pek başarılı olamadı ve bu konuda tıpkı kendisi gibi rahatsız ve inatçı olan Murat Özkan ile tanıştı. İkili 2008 yılında Murat Özkan’a ait olan Gerilimhatti.com sitesi ile korkucu.com’u birleştirme kararı aldı…

Yorumlar (8 Yorum)

YORUM YAZ

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.