Yüzeyin altında kimse çığlığınızı duyamaz Below (2002)

Tarihteki 20 Korkunç İşkence Aleti ve Yöntemi

Kriminal Dosyalar

GülşahYeğenoğlu

24 Şubat 2017

0 Adet Yorum

0

Tarihte işkence ederek cezalandırmak, bir şeyi itiraf ettirmek ve sonunda bir insanı infaz etmek için meşru bir yoldu. Bazı işkence yöntemleri diğerlerinden daha acımasızdı ve “hafif işkence” yöntemleriyle elde edilen ama doğruluğu şüpheli bazı itiraflar için kullanılırdı.

Kurbanın suçu, cinsiyeti ve sosyal statüsüne göre farklı işkence tipleri kullanılırdı. Wicked Horror sitesi, şimdiye dek kayıtlara geçen en korkunç 20 işkence yöntemini herhangi bir sıralama yapmadan bu yazıda listelemiş. Bizler de sizinle paylaşıyoruz.

BOYUN İŞKENCESİboyun-iskencesi

Boyun İşkencesi, infaz için değil küçük suçlara karşı düşünülmüş bir işkence yöntemiydi. Aşağılayıcı ve acı verici olan bu yöntemde, kurbana metalden yapılan bir boyunduruk takılırdı ve rahat bir pozisyon alması engellenirdi. Kurban, günlerce yatamaz, yiyemez veya başını aşağı eğemezdi.

PİRİNÇ BOĞApirinc-boga

Sicilya boğası ya da bronz boğa olarak da bilinen bu alet, içi boş dışı boğa şekli verilmiş bir heykeldi ve antik Yunanistan’da tasarlanmıştı. Kurbanlar heykelin içine yerleştirilirdi ve sonra altta bir ateş yakılırdı. İçerideki kişi acı çığlıklar atarak yavaşça pişerdi. Boğa, özellikle bu çığlıkları güçlendirmek için dizayn edilmişti ve dışarıdan bir boğanın bağırtısı gibi duyuluyordu. Bu efekt, izleyicinin eğlencesini arttırmaya ve işkencenin zalim özelliğinden soyutlamaya yarıyordu. Çünkü acı çeken kurbanı kimse görmüyordu.

GÖĞÜS DEŞENgogus-desen

Örümcek olarak da bilinen bu alet özellikle kadınlar için tasarlanmıştı. Pençeye benzeyen aletin sivri demir uçları vardı. Büyük oranda kan kaybına neden olan alet genelde ateşte kızdırılır ve göğüslere batırılırdı. Daha sonra geri çekilir veya döndürülürdü böylece büyük bir parça et koparılırdı. Esas olarak zina, kürtaj veya başka bilinen suçlar için kadınlara uygulanırdı.

GİYOTİN
giyotin

En çok bilinen infaz yöntemlerinden bir tanesidir, giyotin aslında infaz için daha insani bir yöntem olarak icat edilmişti ve Fransa’da özellikle Fransız Devrimi sürecinde çokça kullanıldı. Bu alet, uzun, dik bir çerçevenin tepesinde asılı duran ağırlıkla dengelenmiş, açılı bir bıçaktan oluşur. İdam edilecek kişi ızgara yardımıyla çerçevenin dibine sabitlenir ve boynu tam bıçağın altına gelecek şekilde yerleştirilir. Daha sonra bıçak hızlı ve güçlü bir biçimde düşecek şekilde serbest bırakılır böylece kurbanın başı vücudundan tek hamlede ayrılır ve aşağıda duran bir sepetin içine düşer.

İSPANYOL EŞEĞİispanyol-esegi

İspanyol eşeği, Yehuda beşiğine ve kazığa oturtmaya benzer. Özellikle iğrenç bir cezadır. Kurban, eşeğe benzeyen, sırt kısmı keskin V şekli verilmiş tahta bir alete oturtulur. Vücudu alet tarafından ikiye ayrılana kadar kurbanın ayaklarına ağırlıklar bağlanır. Aşağılamak için de genelde kurban çıplak şekilde nadiren temizlenen bu alete oturtulurdu. Bu yüzden işkence gören kişi mucizevi bir şekilde işkenceden ölmeden kurtulsa bile enfeksiyondan kesin ölürdü.

DEMİR BAKİREdemir-bakire

Demir Bakire, hala daha kimin için kullanıldığından emin olamadığımız, hatta 19. Yüzyıla kadar icat edilmediğini düşündüğümüz bir işkence aletidir. Bakire, içinde demirden sivri çubuklar olan, dik duran bir tabuttur. Kurban zorla içeri sokulur ve kapak kapatılır, demir dikenler vücuda girer. Çubuklar nispeten kısa yapılır böylece kurban vücuduna diken batmadan hareket edemez. Ayrıca bu çubukların pozisyonu gereği kurban hızlı bir şekilde ölmez, yavaş yavaş kan kaybederek ölür. En korkunç özelliği ise özellikle iki çubuğun gözlere batacak şekilde konmuş olmasıdır.

KURŞUN SERPME ALETİkursun-serpme

Masum bir serpme aleti gibi gözüken bu alete erimiş kurşun, katran, kaynar su veya kaynar yağ konurdu. Başlıca kurbanın karnına veya diğer vücut kısımlarına içindeki kızgın sıvının damlatılması için kullanılırdı. Kurbanı öldürmek için gözlerine erimiş gümüş dökülürdü. Bu, büyük bir acıya ve sonunda ölüme neden olurdu.

KAFİRİN ÇATALIkafirin-catali

Kafirin çatalında iki ucu sivri çatal şekli verilmiş uzun bir metal çubuk ve bu çubuğu tutturmak için gereken bir kemer vardır. Alet, uçları göğüs kemiği ve çenenin tam altına gelecek şekilde yerleştirilir ve kemerle boyuna bağlanır. Kurban bu şekilde hareketsiz kalınca uyuyamaz. Eğer başı öne düşerse çatallar gırtlağa ve göğse saplanır. Bu çok basit gereç uzun süre uykusuz bırakmak için tasarlanmıştır. Günlerce uykusuz kalan insanların suçlarını itiraf etmesi daha kolay olur.

PARMAK EZENparmakezen

Bu işkence aletinin bir çok versiyonu vardır hepsinin de işlevi aynıdır. Esas amacı, kurbanlardan itirafın alınmasıdır. İlk kez orta çağ zamanında kullanılmıştır. Bu alet yavaş bir şekilde el ve ayak parmaklarını ezmek için kullanılır ancak daha büyük boyutlu olanları da vardır. Bunlar da diz ve dirsekleri ezmek için kullanılır. Tabi başı ezmek için de benzer bir alet mevcuttur.

KAZIĞA OTURTMAkaziga-oturtma

15.yüzyılda Romanya’da Kazıklı Voyvoda’nın en favori infaz yöntemidir. Kurban, sivri ve kalın bir kazığa oturmaya zorlanır. Kazık doğrultulur ve kurban kendi ağırlığı ile kazıktan aşağı kayar. Bu yöntemle kurbanın ölmesi üç gün sürer ve Vlad’ın yemek yerken 20,000 insanı bu şekilde kazığa oturttuğu söylenir.

LINGCHIlingchi

Lingchi, aynı zamanda yavaş dilimleme ya da “binlerce kesikle ölüm” olarak da bilinir. Yavaş bir işkence ve infaz yöntemi olan bu yöntem, 1905 yılında yasaklanana kadar Çin’de, 10.yüzyıl civarından itibaren kullanılmıştır. En şiddetli suçlara verilen bu cezada kurbanın vücudundan sistematik olarak et kesilir. İnfazcının görevi kurbanı öldürmeden mümkün olduğunca çok eti vücuttan kesip ayırmaktır.

ÇARKI KIRANcarkikiran

Cathrine tekerleği olarak da bilinen bu alet işkence ve halk önündeki infazları gerçekleştirmek için kullanılırdı. Kurbanın kolları “çemberin dışında kalacak şekilde” büyük bir tekerleğin direklerine bağlanır, tekerlek yavaşça döner ve işkenceci demir bir çekiçle vurarak kurbanın kollarını çeşitli yerlerinden kırardı. Kemikler kırıldıktan sonra kurban ya tekerlekte ölüme terk edilir ya da uzun bir direğin üstüne yerleştirilerek hala canlıyken kuşlar tarafından etinin yenmesi sağlanırdı.

TESTERE İŞKENCESİtestere-iskencesi

“Testereyle ölüm” olarak da bilinir, dünyanın çeşitli yerlerinde kullanıldığı bildirilmiştir. Kurban baş aşağı asılır, böylece kan baş kısmında toplanır ve uzun, acılı süreç boyunca bilincini kaybetmez. Daha sonra işkenceci testereyle kurban tamamen ikiye ayrılana kadar kesme işlemini uygular. Çoğu insan daha fazla acı çekmesi için karnından kesilmiştir.

İŞKENCE SEHPASIiskence-sehpasi

İşkence sehpası yerden biraz yüksekte, baş ucu ve ayak ucunda makaralar olan ahşap bir çerçevedir. Kurbanın ayakları ve elleri iki uçtaki makaralara bağlanır. Vücuttaki tüm eklemlerin ayrılması için dizayn edilmiştir, orta çağ’ın en acılı işkencesi olduğuna inanılır (aslında öyle gibi). Kurban bağlandıktan sonra işkenceci makaraları döndürmeye başlar. Sonunda kurban kemikleri yerinden çıkana kadar gerilir. İşkenceciler genelde kollar vücuttan kopana kadar germe işlemini sürdürürlerdi.

TABUT İŞKENCESİkafes-iskencesi

Tabut işkencesi yine orta çağ’da tercih edilen bir işkence yöntemiydi. Kurban, insan vücudundan daha küçük, rahatsız bir kafese konulurdu. Dine küfretme gibi çok ciddi, ölüm cezası olan suçlarda kurban, kargalar tarafından didiklenmeye başlayıncaya kadar güneşin altında, bu kafesin içinde tutulurdu.

KAYIKLARkayiklar-iskencesi

“Küvete” benzer ancak Kayıklar ya da “Scaphism” olarak bilinir. Yunanca’da “skaphe /oyuk” yavaş, acılı bir ölüm yoludur ve Persler tarafından icat edilmiştir. Kurbanın cildine bol miktarda süt ve bal sürülür, bazı kaynaklarda özellikle genital organların, anüs, gözler, burun ve ağız civarına sürüldüğü belirtilmektedir. Daha sonra kurban, iki kayık ya da oyuk ağacın arasında bir sandviç gibi yerleştirilir. Baş ve ayaklar dışarı sarkar. Bu düzenek sonra, durgun suda, güneşin altına bırakılır ; böcekler kurbanın dışarıda kalan etlerini yer ve burada ürerler. Eti delerek burada çoğalan böcekler yüzünden kan akımı durur ve kangrenleşme başlar. Ölüm, susuzluk, açlık ve septik şokun bir karışımından ileri gelir. Düzeneğe konduktan birkaç gün sonra kurban delirir.

IZDIRAP ARMUDUizdirap-armutu

Izdırap armudu ya da boğma armudu olarak bilinen alet düşük yapan kadınları, yalancıları, dine küfredenleri ve homoseksüelleri cezalandırmak için kullanılırdı. Bu alet, tepedeki bir vidanın döndürülmesiyle birbirinden ayrılan dört metal yapraktan oluşur. İşkenceci bunu deriyi yırtmak veya tamamen açarak kurbanı sakatlamak için kullanırdı. Nadiren ölüme yol açardı ama arkasından başka işkence yöntemleri de uygulanırdı. Bu cihazlara ve kullanımına dair ilk elden modern bir kaynak bulunmamaktadır ve mantıksız bir cihaz olarak kabul edilmektedir.

SIÇANLA İŞKENCEsican-iskencesi

Çeşitli filmlerde ve TV şovlarına da konu olan sıçanla işkence popüler bir orta çağ işkencesiydi ve antik Çin’de de kullanılmıştır. Bir kaba veya kafese konulan sıçanlar kurbanın karnına bağlanır ve ısıtılır. Sıçanlar giderek ısınan ortamdan kaçmak için kurbanın karnını delerek yol açmaya çalışırlar.

ASMA, ÇIKARMA VE PARÇALAMAasma-cikarma-parcalama

Orta Çağ İngiltere’sinde vatan hainliğinin cezası, asma, çıkarma ve parçalamaydı. Suçlular, tahta bir panele bağlanırdı ve infaz yerine kadar çekilirdi. Daha sonra kurban ölüme yakın bir raddeye kadar asılır (asma), sonra iç organları çıkarılır, cinsel organları kesilir ve kurbanın gözü önünde yakılır (çıkarma) ve en son kurban dört parçaya ayrılır, başı gövdesinden koparılır (parçalama).

DEMİR SANDALYEdemir-sandalye

Demir Sandalye, Çin işkence sandalyesi veya işkence sandalyesi olarak da bilinir. Tarihteki kullanım şekline ve kökenine göre bu aletin çeşitli versiyonları bulunmaktadır. Ürkütücü bu işkence aletinin yüzeyinde 500 ile 1,500 adet arasında demir dikenler ve kurbanı sabitlemeye yarayan kemerler bulunmaktaydı. Aletin altında ateşle kızdırma yapmaya yarayacak düzenekler de olurdu. Genelde insanları itirafa zorlamak amacıyla korkutmak için bu sandalyede işkence gören birisi izlettirilirdi. Ölüm zamanı birkaç saatle bir gün ya da daha fazlası arasında değişmekteydi. Dikenler hayati bir organa batmıyordu ve yara, dikenle tıkandığından dolayı anında büyük bir kan kaybı yaşanmıyordu.

Önceki Sonraki

27

Paylaşım

Yazar: Gülşah Yeğenoğlu

Tüm Yazıları
6 Nisan 1978’de dünyaya geldi. Doğma büyüme İzmirlidir. Aydın Adnan Menderes Veteriner Fakültesi mezunudur. Hatırladığı kadarıyla korku filmleriyle ilk tanışıklığı ilkokul çağlarında sinemada izlediği Terminator filmi ile gerçekleşmiştir. Ancak aktif olarak ciddi bir birikim elde edeceği zamanlar orta okul çağlarıdır. Dean R. Koontz’un Kara Büyü isimli kitabıyla başlayan ve çok geniş bir Stephen King + Dean Koontz kitaplığı ile sona eren uzun soluklu ve tek yönlü okuma macerasının yanında İzmir’de evinin hemen dibindeki açık hava sinemasının yardımıyla korku filmlerine adeta doymuştur. Korkucu'ya tesadüfen internette rastlayan, Gülşah’ın korku dünyasıyla bağı tazelenmiştir. İşinden ve “Guççük Leprekon’um ya da Donlu Demon’um” diyerek sevdiği 2 yaşındaki oğlundan arta kalan vakitlerinde müdavimi olduğu siteye yazı ve çevirilerle katkıda bulunmaktadır.

YORUM YAZ