Ses çıkarma... Kımıldama... Hepsinden öte... Sakın bir dilekte bulunma! Wishmaster (1997)

Suspiria

Korku Film Arşivi

Korku Sinema

YasinKarakaya

26 Kasım 2008

14 Adet Yorum

14

Yönetmen: Dario Argento
Senaryo: Dario Argento , Daria Nicolodi
Yapım: 1977 İtalya / Batı Almanya Süre: 97 Dakika
Oyuncular:Jessica Harper, Stefania Casini, Flavio Bucci, Miguel Bosé, Barbara Magnolfi, Susanna Javicoli

“bu filmin son 12 dakikasından daha korkunç bir şey varsa, o da ilk 92 dakikasıdır.”

Her ne kadar ziyadesiyle mübalağalı olduğunu düşünsem de, film bu cümle ile sinema literatürüne kazınmıştır. Açılış kısmında ”esas” kızımız yağmurlu bir gecede kiraladığı bir taksi ile bir İtalyan bale okuluna (gotik bir atmosfer ihtiva ettiğini söyleyeyim) kayıt için başvurmakta ancak filmin sonlarına doğru ‘sarih’ olacak bir olay-sır- neticesinde o akşam okula girmeye muvaffak olamamakta.. Ertesi gün yapılan kayıttan sonraki ilk gün gerek sürreale kaçabilen diyaloglar gerekse karakterlerin pek tekin olmayan hal ve tavırları (mesela kötü simalı hizmetçi erkek), ister istemez izleyicide birşeylerin ters gittiği intibaını uyandırmakta. Nitekim büyük sır finalde arz-ı endam eyliyor; kısmen silent hillvari atmosfere de çalan filmin son 10 dakikası bir hayli ürkütücü..

”Estetik” ve ”cinayet” kavramları birbiriyle ne kadar bağdaşır bilmem, lütfen beni bu hususta mazur görünüz ama yazmak zorundayım: Filmdeki ilk cinayetler başta olmak üzere -aslında sadece cinayetlerle de sınırlamayalım- birçok sahne Dario Argento estetiği ve mükemmelliyetçiliğinden payını almış. Renk kullanımındaki mükemmellik ve kullandığı kamera teknikleri de, yönetmenin tamamiyle farklı ve kilometre taşı bir film yaptığının kanıtıdır.

Suspiria denilince akla ilk gelen ayrıntı ise tabii ki the Goblins’dir. The Goblins belki de grup tarihinin en iyi performansını bu filmde sergilemiştir ve Argento’ya da bir korku filmi atmosferi inşa ederken müziklerin ne kadar belirleyici olduğunu ispatlama şansı vermiştir. John Carpenter’ın başyapıtı Halloween’da yakaladığı ve zihnimize kazıdığı müzik-sahne uyumunu, Argento da Suspiria’da yakalamıştır; tansiyonun yükseldiği anlarda bununla orantılı volumü de yükselen bu harika müziğin, sizi aurasına alacağına eminim.

Dario Argento, Suspiria’ya kadar yönettiği filmlerde, yüzünü göstermediği gizemli katillerin olduğu senaryolardan beslenmiştir. Ancak, üstad bu filmi ile beraber korku dünyasına cadı temalı filmleri kazandırmıştır. Suspiria’yı diğer filmlerinden ayıran en büyük özelliği budur. Mekan olarak bir bale okulunu kullanan Argento, karakterleri de filmin yapım aşamasında yaşları 12’den fazla olmayan küçük kızlardan seçmek istemiştir. Ancak aynı zamanda babası olan yapımcı Claudio Argento bu kadar şiddet içeren bir filmde küçük çocukların kullanılmasına izin vermemiştir ve zorunlu olarak yaş limitini daha üst sınırlara çekmiştir. Yine de Argento, senaryosunda en ufak bir değişiklik yapmamıştır. Diyaloglar küçük çocuklara yazıldığı haliyle kalmıştır. Hatta Argento film setinde kapı kollarını oyuncuların boylarına getirterek, oyuncuların ellerini kaldırıp kapı kollarına uzanmasını ve seyircinin gözünde hala ve ısrarla küçük çocuklar olarak algılanmalarını sağlamıştır.

“Susparia” kuşkusuz, korku sineması tarihinin en ürkütücü eserlerinden birisidir. Ondaki yaratılan atmosferin rahatsız edici karanlığı ve büründüğü renk kıvamı, seyirciyi her daim huzursuz ederek ve de müziğin iç gıcıklayan tonlaması da buna dahil edilerek, her an bir şey olacakmış hissini yaşatır izleyiciye. “Argento’nun bale okulunda yarattığı gotik betimleme ve gölgelerle ışığın birbirine farklı şekillerde kaynaşmasının film de kullanılması, bunun yanında kamera kullanımındaki canlılık filmi, nefes alıp veren bir esere dönüştürüyor. Kırmızının ağırlıklı kullanımı ve ölümün anlık sunumundaki yansıtılan sadist anlatım, filmi etkin kılan unsurlardan biri olarak karşımıza çıkıyor. Tempo bazı yerlerde durağan seyretse de ve sonu biraz kısa kesilmiş yada aceleye getirilmiş hissi uyandırsa da “Susparia”, her zaman için gerek Argento’nun , gerekse de korku türünün önemli ve sözü geçer bir yapıtlarından biri olarak yerini muhafaza edecektir.

Önceki Sonraki

27

Paylaşım

Yazar: Yasin Karakaya

Tüm Yazıları
9 Eylül 1977’de İstanbul’da doğdu. İlkokuldan Üniversiteye kadar ki eğitimini burada tamamladı. Korku filmlerine olan ilgisini ilk defa memleketi Aydın’da ki bir kahvehanede videodan izlediği Elm Sokağında Kabus filmi ile keşfetti. O sıralar 8 yaşındaydı. 80’lerin kanlı video kültürü ile yoğrulan beyni ilerde yapacağı bu site için ilk kıvılcımı çakmıştı bile. Bundan sonraki dönemde korku sineması ile ilgili herşeyle ilgilenmeye başladı. Geniş bir film arşivi ve korku figürleri koleksiyonu yapmaya başladı. 2003 yılında tamamen kendi çabasıyla korkucu.com sitesini kurdu. 5 yıl boyunca kendi yağı ile kavrulmaya çalışsa da pek başarılı olamadı ve bu konuda tıpkı kendisi gibi rahatsız ve inatçı olan Murat Özkan ile tanıştı. İkili 2008 yılında Murat Özkan’a ait olan Gerilimhatti.com sitesi ile korkucu.com’u birleştirme kararı aldı…

Yorumlar (14 Yorum)

YORUM YAZ