Ölüm kasabanıza geldi Şerif! Sam Loomis - Halloween (1978)

Splinter

Korku Film Arşivi

Korku Sinema

GökhanToka

21 Nisan 2009

8 Adet Yorum

8

Yönetmen : Toby Wilkins
Senaryo : Ian Shorr, Kai Barry
Yapım:2008, ABD, 82 Dakika
Oyuncular: Paulo Costanzo, Jill Wagner, Shea Whigham, Rachel Kerbs

Geçtiğimiz haftalarda gösterime girmişti film yurdum sinemalarında. İlk bakışta pek çekici gelmediği için arka plana attım ve yeni izledim. Şu ana kadar portföyünde yönetmenlikten ziyade görsel efektler üzerine çalışmış olduğu görülen Toby Wilkins’in yönetmenliğini yaptığı “Splinter”‘ın senaryosu Kai Barry ile İan Shorr’un elinden çıkma. Düşük bir bütçeye sahip olan filmde Shea Whigham, Paulo Costanzo, Jill Wagner, Rachel Kerbs rol alıyor.

Biyoloji dalında doktora yapan, kafası kitaplara gömülü olduğundan günlük hayattaki işlere ait detaylardan bihaber olan Seth ile güzel sevgilisi Polly tanışma yıldönümlerini kutlamak üzere doğaya açılırlar ve ormanda, yıldızların altında kamp yapmak isterler. Daha doğrusu Polly bunu ister, Seth ise kapağı bir otele atıp rahatına bakmak istemektedir. Kamp yapacakları yere doğru arabayla yol alırlarken o esnada bir benzin istasyonunda görevli çalışan adam ormandan gelen kirpimsi bir yaratığın saldırısına maruz kalır ve nalları diker. Genç çiftimiz ise çimlerin üzerine çadırı kurmaya çalışmaktadır. Seth gene beceriksizliğini konuşturur ve çadırı yırtar. Diğer seçenekleri olan otele gitmek üzere yola çıkarlar. Yolda yine kendileri gibi bir çifte rastlarlar. Ancak bu çift öyle sıradan değildir. Erkek olanı polis tarafından aranan bir suçludur ve sevgilisiyle beraber amerikan filmlerinin klasiği olarak Meksika sınırını geçmeye çalışmaktadır. Azılı suçlu olan Dennis genç çiftin arabasına el koyar ve onları da rehin olarak alır. Hep beraber yol alırlarken pompacının ölümüne neden olan yaratıklardan birisini ezerler ve tehlike çanları ufaktan çalmaya başlar. Benzinin bitmesi üzerine istasyona girdiklerinde ise belaya bulaşmış olurlar. İnsanlara bulaşan ve onları öldürüp kanıyla beslenerek güçlenen virüs içerisinde bulunduğu insanı da bir yaratığa çevirmektedir. Denis, Seth ve Polly ise sıkışıp kaldıkları istasyondan tüymenin yollarını ararlar.

Splinter (Kıymık) sürükleyici, iyi yazılmış bir senaryoya sahip. Film korku sinemasının en sık işlenen temalarından biri olan “kahramanlarımız bir kulubeye sığınırlar” temasını, The Thing benzeri vücutları ele geçiren yabancı organizma öyküsüyle doğal biçimde birleştiriyor. Senaryodaki detaylar, karakterler ve diyaloglar genel anlamda gerilimi yakalamak ve öyküyü aktarmak noktasında başarılı. Yönetmen, aynı zamanda özel efektçi de olduğundan, görsellik açısından iddialı olan senaryoyu olduğu gibi kabul etmiş ve değiştirmeden uygulamaya çalışmış. Kopmuş bir elin kendi kendine hareket edişini cici cici, stop motionla aktarabilmiş. Ama sıra üst üste birbirine yapışmış iki vücudun maceralarını aktarmaya geldiğinde veya yoğun görsellik içeren iddialı ve kanlı sahnelerde ya kamerayı titretmiş ya da yakın planlarla bütünü aktarmaktan çekinmiş. Doğrusu yaratığın dehşetcengiz detaylarını ve legocambaz yaratıcılığını (kafalar ve bacakları birleştirerek elde ettiği müthiş figürleri kastediyorum) The Thing’de olduğu gibi doya doya görememek insanın biraz sinirlerini bozuyor. Madem göstermeyecektin ne diye ima edersin diye sormaz mı sonra insan? Yine de, düşük bütçesine rağmen yönetmeninin cambazlıkları ve daha çok da güzel yazılmış senaryosu ile izlenebilirliği yüksek bir film. Bu arada filmin Screamfest 2008’de 6 ödül aldığını da belirtelim..

Koray Aykanat vs Gökhan Toka

Önceki Sonraki

27

Paylaşım

Yazar: Gökhan Toka

Tüm Yazıları
4 Mart 1975′de Ayvalık’da doğdu. Korkunç bir evde büyüdü. Gıcırtıyla açılan büyük paslı metal kapılar, binbir çeşit ıvır zıvır ve örümcek ağlarıyla dolu kocaman depolar, dize kadar suyla dolu hiç ışık girmeyen bir bodrum katı, üzeri beyaz çarşaflarla örtülü mobilyalarla dolu kullanılmayan tozlu odalar. Bu ev ortamı her türlü alt korku genresi için gereken arka fonu sağlayan bir set gibiydi. Artık ruh sağlığı adına bu acayip evden uzaklaşmak zorundadır. Bir yatılı okula yazılmaya karar verir. Ne var ki bu kararı verdiği 80′li yıllarda korku sineması altın çağını yaşamakta ve Lambada kokulu sıkıcı yatılı okul atmosferinde tek elle tutulur eğlence modeli “videoda film izlemek” olarak göze çarpmaktadır. Gökhan 80′lerin tüm korku filmlerini o dönemde videoda sıcağı sıcağına izler. Sonrası ise çorap söküğü gibi gelecektir. Gökhan korku filmi izlemeye devam ediyor ve yaşamını adrenalin bağımlılığı ile geçiriyor. Yıllardır hayvan gibi çalıştığından arada vakit bulursa izlediği filmler hakkında birşeyler de yazıyor. Korkufilmi.net sitesinin kurucusu ve sözüm ona yazarıdır.

Yorumlar (8 Yorum)

YORUM YAZ