Buradan tek bir çıkış yolu var... ve ben o yoldan geliyorum! SIMON SAYS (2006)

Son Durak Hakkında

Kamera Arkası

Korku Sinema

YasinKarakaya

26 Şubat 2009

14 Adet Yorum

14

Amerikan Gerilim sinemasında seri katilleri, zeki ve idealist FBI ajanlarını çok gördük, ama ölüme “şeytani bir kimlik” yerleştiren tek film belki ‘Final Destination’ serisi oldu..Ölüm insan kanalıyla değil, insani zekanın planlayamadığı kanallardan geliyor, her bölümünde önsezileri çok güçlü olan ikincil karaktere hissettirilerek. Bunu yapması çok doğru bir karar çünkü sadece gerçekten hissedebilseydik yaşardık o panik durumunu. İkincil karakter dedim çünkü ana karakter “ölüm”..

Asıl tehlike de, başka bir insan bir şekilde bireysel korunmalarla engellenebilirken, son anın nerede ve ne zaman geleceğinin bilinmemesi, bir bardağın bile ölümünüze sebep olabileceğini düşünün.Filmde sıralamayı az çok tahmin edebiliyoruz ama düzeneği çözmemiz zaman alıyor. Objeler zincirleme düzeneklerle tahmin edilmesi imkansız şekilde ölüme sebep oluyor.her şey tehlikeli, her obje potansiyel katil.Kurban mıyız yoksa çaresiz mi yada sadece kaderimizin çizdiği yolda kaçışımız mı yok. (Neden bu seride ölüm asla bir başka insanın planıyla gelmiyor diğer gerilim filmlerinde olan klişelerdeki gibi, yada belki gelecek ama başrol oyuncumuz bir insanı bu şekilde kullanmayı basit buluyor)

Biz insanlar, asırlardır kutsal kitaplar yolu ile bize anlatılan kaçınılmaz son için hazırlıklı olmamız hakkındaki uyarıları, Cennet Cehennem figürlerini tasvir ederiz, bizler ölümden çok ötesinden korkan ve hazırlıklı olmak için bireysel düşüncelerimizle kendimizi yönlendiren varlıklarız.Filmde de anlatıldığı üzere, yaşımız genç ise hep önümüzdeki uzun yıllar için olabileceklerin planlarını yaparız, ya onun planı?

İnsanoğlu kontrolü dışındaki mekanizmalardan hep korkmuştur, depremler,yangınlar,sel baskınları,hastalıklar ve her ne olursa olsun bu korkular ölüm korkusundan önce başka korkuları çağrıştırır: Bu yaklaşıma basit örnekler vereceğim: asıl korku “ölmekten beter olmak tabiri” mesela, enkaz altında kalmak, yangından birinci derece yanıklarla kurtulmak, ölümcül bir hastalıkla yaşamak görüldüğü üzere insanların ölümden önceki korkusu bu.Ölümden sonraki korkuları ise az önce bahsettiğim dini motifler.

Seri, izleyicide bu kavramların ortasına yani önceki ve sonraki korkuların arasına “şu an” kavramını alıyor, ana karakterlere yakın ama beklenmedik bir zamanda öleceği paniğini bir giysi gibi giydiriyor, dolayısı ile izleyici, arenada sonu ölüm olması en büyük ihtimal olan gladyatörü izler gibi bekliyor kaçınılmaz olanı, nede olsa bu bir film ancak gerçekle kesişen bir düzlemde izleyicinin bilinçaltı ile karakter yer değiştiriyor ve istenmeyen yüzleşmenin başladığı nokta bu kaçınılmazlığı kabullenmek.

Filmi teen-slasher türünden ayıran çizgi de bu yüzleşmenin başladığı yer.Başrolde ölümün oynadığı bir film. Filmin tartışmasız belirgin teması “ölümün bir planı olduğu” dolayısıyla “insan-ölüm” karşılaşmasında adil olmayan bir işleyiş, insan masum (kurban) ölüm katil (suçlu). Bu çok tartışılması gereken bir konu. Hayat eğer bir ödül ise, ölüm bir bedel mi?..

Şimdi bunu bir paradoxa çevirelim: Hayat bir başlangıç, ölüm bir son, başlangıçta ödül olarak aldığımız hayat, sonda bizimle oyun oynayan tuzağa düşüren ölüm vasıtası ile bedel mi ödetiyor?. Bedeli var ise “ödül” olamaz ama? Elbetteki hayır, bu paradox hatalı (Bknz: Kutsal kitaplar)

Sinemada serilemeler her zaman risklidir, her serinin 2. bölümü bir çok kriterleri göz önüne alınarak, bir önceki ile karşılaştırılır. İlk bölümü başarılı olan bir film, devam filmi ile birlikte gelecek olumlu yada olumsuz tepkilere açık hedef haline gelmiş demektir.Bu anlamda seri, devam serileri içinde en başarılılarından biri aynı zamanda en şanslılarından, konseptin gerektirdiği beklentilerin hep aynı yüzeyde kalabilmesinin yadırganmamasından dolayı bunun bir avantaj olduğunu düşünüyorum.Senaristlerin tek yapması gereken başrol verdikleri ölümün planında permütasyonlar yapmaları, bir şekilde temaya dokunmadan işleyişi değişken gerçeklik yüzeyine oturtmaları.

Filmin diğer bir avantajı, özgün bir klişe yaratmış olması ve bu klişenin farklı filmlerle taklit edilebilmesi mümkün değil, düşünsenize hangi film ölümü bir seri katil kimliği ile farklı şekilde verebilir ki? Seri daha ne kadar sürer bilmiyorum ama, şahsen Son Durak ‘ ı bir devam filmi olarak görmeyi isterim, ancak “son durak” a geldiğimi görmeye henüz hazır değilim. Tanrı bizi önsezilerden korusun..

Melisa Aydın

Önceki Sonraki

27

Paylaşım

Yazar: Yasin Karakaya

Tüm Yazıları
9 Eylül 1977’de İstanbul’da doğdu. İlkokuldan Üniversiteye kadar ki eğitimini burada tamamladı. Korku filmlerine olan ilgisini ilk defa memleketi Aydın’da ki bir kahvehanede videodan izlediği Elm Sokağında Kabus filmi ile keşfetti. O sıralar 8 yaşındaydı. 80’lerin kanlı video kültürü ile yoğrulan beyni ilerde yapacağı bu site için ilk kıvılcımı çakmıştı bile. Bundan sonraki dönemde korku sineması ile ilgili herşeyle ilgilenmeye başladı. Geniş bir film arşivi ve korku figürleri koleksiyonu yapmaya başladı. 2003 yılında tamamen kendi çabasıyla korkucu.com sitesini kurdu. 5 yıl boyunca kendi yağı ile kavrulmaya çalışsa da pek başarılı olamadı ve bu konuda tıpkı kendisi gibi rahatsız ve inatçı olan Murat Özkan ile tanıştı. İkili 2008 yılında Murat Özkan’a ait olan Gerilimhatti.com sitesi ile korkucu.com’u birleştirme kararı aldı…

Yorumlar (14 Yorum)

YORUM YAZ