Buradan tek bir çıkış yolu var... ve ben o yoldan geliyorum! SIMON SAYS (2006)

Slaughtered Vomit Dolls

X-Korku

wherearethevelvets

25 Haziran 2009

36 Adet Yorum

36

Yönetmen: Lucifer Valentine
Senaryo: Lucifer Valentine
Yapım: 2006, Kanada / ABD Süre: 71 Dakika
Oyuncular: Ameara Lavey, Pig Lizzy, Maja Lee, Hank Skinny, Princess Pam, Miss Pussy Pants, Allen Nasty

Hayatımda izlediğim en mide bulandırıcı film diyebilirim!

Bu filmi film olarak yorumlamak da yanlış, çünkü ortada bir konu yok. Titrek bir el kamerasıyla kalitesiz çekilmiş, birbiriyle alakasız görüntülerin ard arda sıralanmasından oluşmuş. Sıralamada bir mantık yok. Bazı şeyler net görünmüyor bile. Ezgiden çok efekt izlenimi veren müzik, seslerin ağırlaştırılarak verilmesi, tersten oynayan görüntüler ve konuşmalar; zaten şoke olmuş aklımı iyice bulandırdı. Yeni bir sinema ekolü yarattığını zanneden sahte isimli (satanist olduğunu zannettiğim) yönetmen Lucifer Valentine’in filmi direkt video piyasasına düşmüş. Zaten kimse para verip sinemada bu filmi izlemez. Uyuşturucunun etkisiyle süngere dönmüş bir beyinden çıkma deli saçmasından başka bir şey değil. Bir delinin kuyuya attığı taşı çıkarmaya çalışıyoruz işte…

Angela Aberdeen olduğunu öğrendiğimiz bir kız, tam olarak kestiremediğimiz bir süreç içerisinde kameraya itiraflarda bulunuyor. Film, bu kızın çocukluğu olduğunu tahmin ettiğimiz, küçük bir kızın umutlarını anlattığı, kalitesinden anladığımız kadarıyla basit bir aile kamerasıyla çekilmiş, belgesel tarzı görüntülerle açılıyor. Hemen akabinde, yavaşlatıldığı için kalın çıkan sesiyle Şeytan’la bir pakt imzalıyor. Peki kameranın arkasındaki adama “senin için ölürüm, öldürürüm de” diye teminat veren bu hasta kız kimdir? Film bununla pek uğraşmıyor. Parçaları birleştirerek anladığımız kadarıyla, büyüyünce balerin olmak isteyen bu kız kasabanın kilisesini yakmış, bekaretini bir viski şişesiyle bozmuş (ve bekaret kanını şişenin içine akıtmış), evden kaçarak striptizci olmuştur. Sonra da fahişe… Kameraya “sen benim müşterimsin” diyen kızın hali ağır bir uyuşturucunun etkisindeymiş izlenimi uyandırıyor (gerçek aktrist için de aynı şey geçerli). Filmde neyin gerçek neyin uydurma olduğu belli değil. Mesela kız gerçekten striptizci, vücudunda bu gösterilerden kalma “gerçek” morluklar var. Devamlı suratına yapışan kamera sayesinde gördüğümüz kadarıyla çenesinde sivilceler var, dudaklarında da uçuk. Bunlar gerçek! Fakat dahil olduğu satanist grubun icra ettiği işkenceler ne kadar gerçek; ya da filmde ne kadar gerçek (kızın hallüsinasyonları da olabilir çünkü) bilemiyoruz.

Değişik zamanlarda çekildiğini şöyle anlıyoruz, kızın makyajı ve saç rengi değişiyor. Hatta bazen ayık bile konuşuyor. Ama çoğunlukla zırvalıyor: “Bu gece kendi s*ktiğim paramı kazanıcam”, “Çek şu a*cığı suratımdan!”… Kızın sağlıksız görünmesinin bir nedeni de var, bulimiya hastası. Klozette oturmakta bile zorlanan kız, elini bileğine kadar gırtlağına sokuyor ve “gerçekten” kusuyor. Hatta işi o kadar abartıyor ki kusmuk sadece kandan, hem de pıhtılaşmış kandan oluşuyor. İşte bence filmin en mide bulandırıcı sahneleri bu kusma sahnelerinden oluşuyor. Kameraya doğru, fışkırır tarzda, öğüre öğüre kusan kız veya adamların kusmuklarının yarısı burunlarından fışkırıyor!

Tüm bu rezil görüntülerin arasına, kim oldukları belli olmayan kurbanların (erkekler olsa da çoğunluğu kız) akla hayale gelmeyecek şekilde öldürülmelerini izliyoruz. Her şey son derece gerçekçi. Önce alt yazıyla ismi verilerek tanıtılan bu “idamlık” kızlar orada ne halt yemeye bulunmaktadırlar bilmiyoruz. Ama başta istekli oldukları da belli. Şiddetin yanında kayıtsız bir çıplaklık da var filmde. Her şey sansürsüz. Ama zaten bu kadar dejenerasyonun içinde bir kızın bacak arasının anatomisine bakmıyorsunuz bile. Anlamsız sesler, baş döndürücü kamera hareketleri, kanlı kusmalar ve hatta yamyamlık filmi izlenmez hale getiriyor.

Samimi söylüyorum, bu filmi izlemeyin! Ben bile niye böyle bir salaklık yaptım bilmiyorum. Bunun yanında “Guinea Pig”miş “NEKRomantik”miş hepsi fasa fiso. Kesinlikle tavsiye etmiyorum…

Korkusitesi için yazan Murat ‘Wherearethevelvets’ Akçıl

Önceki Sonraki

27

Paylaşım

Yazar: wherearethevelvets

Tüm Yazıları
17 Ocak 1978 yılında Edirne’nin Keşan ilçesinde dünyaya gözlerini açan Ali Murat Akçıl, korku ile küçük yaşlarda tanıştı. İzlediği ilk korku filmi (ki ilkokuldaydı) The Evil Dead idi. İlkokuldayken, şimdilerde çokça yararlanacağı korku filmleri ve istismar sineması örnekleri izledi. Hatta Cumartesi geceleri Yunan kanallarında yayınlanan sakıncalı ve dehşetengiz filmlere de göz atma şansı oluyordu. Ortaokul ve liseyi daha çok erotik materyallerle geçiren Wherearethevelvets nihayet üniversitede İstanbul’a yerleşti ve büyük şehrin tüm imkanlarını kullandı. Kendi gibi sinemasever sınıf arkadaşları vardı ve en sevdiği şey bir filmi başından sonuna dek saatlerce anlatmaktı. Bu nedenle beyni düzülen bir arkadaşı “neden izlediğin filmleri yazmıyorsun” dedi ve Wherearethevelvets hiç aşina olmadığı internet diyarında film anlatır oldu. Bu sayede tanıştığı Korkucu.com'da 2008’den beri yazı yazmaktadır.

Yorumlar (36 Yorum)

YORUM YAZ