Eskiden iyilikle aldığımı, sonsuza dek intikam ile alacağım! Tooth Fairy - Darkness Falls (2003)

Slasher Filmleri

Korku Sözlüğü

YasinKarakaya

14 Aralık 2008

13 Adet Yorum

13

Slash”, kesmek / biçmek anlamına geliyor. Buna uygun bir biçimde “slasher” da, korku sinemasının bol bol kesmeli-biçmeli cinayetlere yer veren alt türüne deniyor. “Slasher” deyince akla elbette ilk olarak, 80’li yıllarda popüler sinemanın önemli bir bölümünü ele geçiren korku türü geliyor: insanüstü özelliklere de sahip olabilen, tercihen maskeli, psikopat bir katilin peş peşe işlediği cinayetler üzerine kurulu filmler (hatta seriler). Tabii ki söz konusu cinayetlerin hedefi de genellikle gençler oluyor.

Aslında “slasher” türü korku filmleri tanım gereği ille de 80’lerde belirginleşmiş bu “teker teker öldürülen gençler” formülüne uymak durumunda değil… Mesela, genellikle türün ilk örnekleri arasında 60’lı yılların başında çekilmiş “Peeping Tom” ile “Psycho” da anılıyor. Aynı şekilde, İtalyan yönetmen Dario Argento’nun 70’lerden itibaren yapmaya başladığı korku filmleri de 80’lerin Hollywood gençlik korku filmlerinden birçok açıdan farklı olmakla birlikte “slasher” janrının önemli örnekleri arasında sayılırlar. Kompozisyonları, renk ve ses kullanımıyla dikkati çeken Argento filmleri, kimi zaman “Suspiria” ve “Inferno” gibi doğaüstü hikayelere doğru salınır, kimi zaman ise polisiyenin seri cinayet öyküsü kalıplarına yakın durur.

“Slasher”ın 80’lerdeki o çok tanıdık suretine bürünmesinde ilk önemli fırça darbesi 1974 tarihli “The Texas Chainsaw Massacre”dan geldi. Tobe Hooper’ın klasiği, türün bugün ya da 80’lerde gördüğümüz örneklerinin yanında hayli kansızdı, ama filmin herhangi bir öykü anlatacakmış gibi bile yapmayan tavrı, bir grup gencin Teksas’ın ücra bir köşesinde modern Amerika’nın kabuslarından fırlamış bir aileye birer birer yem oluşunu izlemenin sarsıcılığını iyice artırıyordu. Perdede bir öykü değil de, insanların can havliyle, canavar görünümlü başka insanlardan kaçmaya çalıştıkları kötü bir rüya vardı sanki. Hooper’ın filminden sonra gençlere musallat olmuş katil konusunu John Carpenter ele almış ve 80’ler “teen slasher” yani “yeniyetme slasher’ı’’nın yolunu geri dönülmez bir şekilde açmış, başlıca kalıplarını belirlemişti. Tıpkı “Texas Chainsaw Massacre”in “Derisurat” namlı karakteri gibi, “Halloween”in katili Michael Myers da maskeli, soğuk, insanlıktan uzaktı. Sadece bu iki film, 80’lerde sıkça göreceğimiz korku filmi klişelerinin önemli bir bölümünün temelini atmıştır: katilin kurbanını telaşsız, tüyler ürpertici bir sükunetle takip edişi, kurbanların olmadık yerlere girmeleri ve çıkışı olmayan yerlere kendilerini hapsetmeleri, “sona kalan kız”…

Ve tabii, bir de ahlaki şemalar vardı: göründüğü kadarıyla 80’ler işi “teen slasher”da (elbette “Friday the 13th serisinin hatırı sayılır katkılarıyla), cinsel tecrübe yaşamayan, içki içmeyen, eşek şakaları yapmayan ve küfür etmeyen, hatta mümkünse büyüklerin nasihatlerini dinleyen (ve onların uyarılarıyla haşa alay etmeyen) gençler hayatta kalma konusunda önemli avantaja sahipti. Her şey, eski neslin ahlak anlayışına uygun davranmayan gençlerin cezalandırılması üzerine kuruluydu adeta – öyle ki 60’ların sonlarında Amerika’da toplumun içindeki kültür ve kuşak farkının keskinleşmesi, cinsel özgürlüklerini elde etmiş, eğlenmek isteyen gençlerin başına nöbetçi olarak koca bir film türü dikmiş gibi görünüyordu. 90’lı yıllar gelip de bu furya dindikten sonra konuyu ele alan “Scream” serisi ve taklitçileri, 80’ler “slasher”ının bu ahlaki yönü üzerinde epey durmuşlar, hatta hayli ironik bir şekilde, zaman zaman kendileri de bu kalıpları uygulamaktan çekinmemişlerdi.

10 SLASHER FİLMİ
Psycho (1960)
Texas Chainsaw Massacre (1974)
Suspiria (1977)
HaIloween (1978)
Friday the 13th (1980)
Nightmare on Elm Street (1984)
Candyman (1992)
Scream (1996)
I Know What You Did Last Summer (1997)
Urban Legend (1998)

Önceki Sonraki

27

Paylaşım

Yazar: Yasin Karakaya

Tüm Yazıları
9 Eylül 1977’de İstanbul’da doğdu. İlkokuldan Üniversiteye kadar ki eğitimini burada tamamladı. Korku filmlerine olan ilgisini ilk defa memleketi Aydın’da ki bir kahvehanede videodan izlediği Elm Sokağında Kabus filmi ile keşfetti. O sıralar 8 yaşındaydı. 80’lerin kanlı video kültürü ile yoğrulan beyni ilerde yapacağı bu site için ilk kıvılcımı çakmıştı bile. Bundan sonraki dönemde korku sineması ile ilgili herşeyle ilgilenmeye başladı. Geniş bir film arşivi ve korku figürleri koleksiyonu yapmaya başladı. 2003 yılında tamamen kendi çabasıyla korkucu.com sitesini kurdu. 5 yıl boyunca kendi yağı ile kavrulmaya çalışsa da pek başarılı olamadı ve bu konuda tıpkı kendisi gibi rahatsız ve inatçı olan Murat Özkan ile tanıştı. İkili 2008 yılında Murat Özkan’a ait olan Gerilimhatti.com sitesi ile korkucu.com’u birleştirme kararı aldı…

Yorumlar (13 Yorum)

YORUM YAZ

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.