Cehennemde yer kalmadığında, ölüler yeryüzünde yürüyecek!. Dawn of the Dead (1978)

Sinemada Lovecraft’ın İzleri – 2

Korku Sinema

Sine-Makale

YasinKarakaya

22 Temmuz 2010

2 Adet Yorum

2

BÖLÜM 2. LOVECRAFT ETKİSİNDE SİNEMA

Sinemada Lovecraft Uyarlamalarının Kısa Tarihi (1963 – 1985 Dönemi)

Amerika’daki toplumsal paranoyanın etkili olduğu 1950’li yılların başında popüleritesini kaybeden ve yerini bilimkurgu sinemasına bırakan korku sineması, 50’li yılların sonuna doğru tekrar başarılı örnekler sunmaya ve kendini göstermeye başlamıştır.

Amerika’da çeşitli televizyon kanallarının ortaya çıkışı ile birlikte rekabet ortamı doğmuş ve sinema endüstrisi bir anlamda bu ortama ayak uydurabilmek için ses kanallarının arttırılması, geniş ekran formatının kullanımı ve 3 boyutlu filmlerin çekilmesi gibi yöntemler geliştirmiştir. (9)

Lovecraft’in eserleri ise bu sürecin başlaması ve korku sinemasının tekrar popülerliğini kazanması ile birlikte birçok yönetmen ve senaristin ilgisini çekmeye başlamıştır.

Lovecraft’ın eserlerinden uyarlanan ilk film, yazarın ölümünden tam 26 yıl sonra, düşük bütçeli filmleri ile ünlenen yönetmen Roger Corman tarafından çekilmiştir. O dönemde yapmış olduğu Poe uyarlamaları ile maddi başarılar elde eden Corman, Lovecraft’in The Case Of Charles Dexter Ward adlı hikayesinden uyarlanmış filminin çekimlerini bitirdikten sonra, yapımcı James H. Nicholson’ın da ısrarları ile filmin adını ‘Edgar Allan Poe’s The Haunted House’ olarak değitirmiş ve piyasaya sürmüştür. (10) Bunun sebebi daha önce çekilen Poe uyarlamalarının başarısı ve Lovecraft’in eserlerinin daha once çekilmiş bir sinema uyarlamasının olmamasıdır. Poe’nun şiirlerinden bir mısrayı filmin başlangıcına koyarak yönetmen, doğabilecek eleştirilerin önüne geçmeyi amaçlamıştır denilebilir.

Lovecraft’in büyülü dünyası, 1965 yılında ikinci defa Corman tarafından beyaz perdeye aktarılır. Corman bu defa yazarın The Colour Out Of  Space isimli hikayesinden yola çıkmıştır. Lovecraft’in en beğendiği hikayesi olan The Colour Out Of Space, yönetmen tarafından ‘Die Monster Die!’ adıyla gösterime sokulmuştur. Ancak ortaya çıkan uyarlamanın, hikayenin orjinali ile hiçbir alakası bulunmamaktadır. Üzerinden yıllar geçtiğinde, filmin akılda kalan tek özelliği, ünlü aktör Boris Karloff’un başarılı performansı olmuştur.

1967 yılına gelindiğinde ise yeni bir Lovecraft uyarlaması olan ‘Curse of The Crimson Altar’ kendini gösterir. Vernon Swell’in yönettiği film, Lovecraft’in The Dreams in the Witch House isimli hikayesinden uyarlanmıştır. İngiliz yapımı olan filmde, korku sinemasının en önemli aktörlerinden ikisi rol almaktadır. Boris Karloff ve Christopher Lee’nin başrollerinde olduğu bu film, kadrosunun kuvvetine rağmen beklenen başarıyı sağlayamaz. Kendisinden önceki Lovecraft uyarlamaları gibi bu film de aslına sadık kalmamıştır. Bunun altında yatan sebep ise yine bütçe konusunda yaşanılan sıkıntılar olarak karşımıza çıkmaktadır.

Roger Corman’ın çevirdiği bir sonraki Lovecraft uyarlaması, 1970 yılında bitirdiği ‘The Dunwich Horror’ olur. Diğer filmlerine nazaran yönetmen bu filmde daha sadık bir uyarlama ile karşımıza çıkar. Ancak filmin en önemli özelliklerinden biri hikayenin baş kahramanı olan Nancy Wagner karakteridir. (11) Daha once de ifade edildiği gibi Lovecraft’in yarattığı dünyalarda kadın karakterlere rastlamak bazi istisnalar dışında mümkün değildir. Yönetmen hikayenin orjinalinde erkek olan baş karakteri, filme uyarlarken kadın olarak kurgulamıştır. Bu film Corman’ın kariyerindeki son Lovecraft uyarlaması olur. Filmde hikayenin orjinaline sadık kalınmış olsa da aynı şeyi atmosfer konusunda söylemek mümkün değildir. Yönetmen, Lovecraft uyarlamaları öncesinde çektiği filmlerin, özellikle Poe uyarlamalarının atmosferine benzer bir atmosfer yaratmış ve Lovecraft’in hikayelerinin orjinal dünyasını beyaz perdeye aktarmakta yeterince başarılı olmadığı görülmektedir.

1969 yılında unutulmaz ‘Twilight Zone’ (Alacakaranlık Kuşağı) serisinin yaratıcısı olan Rod Serling’in hazırladığı televizyon serisi ‘The Night Gallery’ ile Lovecraft’in eserleri film dünyasına geri döner. 1969 – 1973 yılları arasında yayınlanan dizinin ilk yılında iki farklı Lovecraft hikayesi yer almıştır. ‘Pickman’s Model’ ve ‘Cool Air’ isimli bölümler Lovecraft’in aynı adlı hikayelerinden uyarlanmışlardır. Bu iki bölüm, hikayelerin aslına olabildiğince sadık kalmaları sayesinde, günümüzde bile Lovecraft sinemasının en başarılı örnekleri olarak kabul edilmektedirler.

‘The Night Gallery’ dizisini Lovecraft sineması açısından önemli kılan bir diğer özellik ise, Lovecraft’in yakın arkadaşları olan ve ölümünden sonra onun yarattığı kurgu dünyaların izinden giden, Fritz Lieber, Robert M. Young ve August Derleth gibi yazarların da hikayelerinden uyarlamalara yer vermiş olmasıdır. Ayrıca bu yazarların da dahil olduğu topluluk, yazarın ölümünden sonraki yıllarda ‘Lovecraft Circle’ olarak anılmaya başlamıştır.  (12) Bu oluşuma üye yazarların çoğu hikayelerinde, Lovecraft’in yarattığı kurgu dünyaları ve canavarları görmek ya da onlara yapılan göndermelere rastlamak mümkündür.

Gerek Lovecraft uyarlamaları ve Lovecraft Circle yazarlarının hikayeleri olsun, gerekse diğer yazarların hikayeleriyle olsun, The Night Gallery dizisi, Lovecraft’in hayal dünyasının ekranlardaki en önemli yansımalarından biri olmuştur.

1985 yılına kadar geçen sürede, sayılan bu filmlerin dışında çekilen diğer Lovecraft uyarlamaları; ‘Pickman’s Model’ (1981), ‘The Music of Erich Zann’ (1980) ve İtalyan sinemasında karşılaşılan ilk Lovecraft uyarlamaları olan; ‘House by the Cemetery’ (1981), ‘The Gates of Hell’ (1980) ve ‘L’Isola Degli Uomini Pesce’ (1979) ‘dir. (13)

Sinemada Lovecraft Uyarlamalarının Kısa Tarihi (1985 – 1995 Dönemi)

Lovecraft sinemasının doğuş döneminde ortaya çıkan eserlerin her ne kadar bir kısmı, eserin aslına sadık kalındığı için beğeni ile karşılanmış olsa da, yazarın hikayelerinde yarattığı atmosferleri hiçbiri izleyicisine tam olarak hissettiremediği görülmektedir. Bunun altında yatan en büyük sebep ise; Lovecraft’in eserlerinde yer alan tasvirlerin, hikayenin anlaşılabilmesi açısından büyük önem taşıyor olmasıdır. Ancak dönemin sinemasının teknolojik olanakları ve yapımların bütçeleri açısından bakıldığında; yazarın tasvir ettiği su altı şehirleri, eski tanrıların inanılmaz büyüklükteki mabetleri, hikayelerinin büyük bir kısmının geçtiği 1920‘li ve 30‘lu yılların dar ve karanlık sokakları, yarattığı canavarların fiziksel görünüşleri gibi birçok can alıcı noktaların tasvirlerinin, beyaz perdede eksiksiz ve kusursuz olarak canlandırılamadığı görülmektedir.

1985 yılına gelindiğinde, tiyatro kökenli Amerikalı yönetmen Stuart Gordon, Lovecraft’in en çok beğenilen hikayalerinden biri olan “Herbert West: Re-Animator”‘ı aynı ad ile beyaz perdeye uyarlar. Bu film, Stuart Gordon ve yapımcı Brian Yuzna‘nın ekip olarak gerçekleştirecekleri Lovecraft uyarlamalarının ilki olur. 900.000 Dolar gibi günün rakamlarına göre düşük bir bütçe ile çekilen film, vizyonda kaldığı süre boyunca toplam 2.000.000 Dolar hasılat yapar. Tür olarak kara komedi/korku janrı içerisinde sınıflandırabilecek filmin başrol oyuncularından Jeffrey Combs‘un canlandırdığı saplantılı genç tıp öğrencisi Herbert West karakteri oldukça etkileyicidir. 24 galon yapay kan kullanılan filmin özel efektleri, John Carpenter‘ın Dark Star filminde de çalışan özel efekt uzmanı Bob Greenberg‘e emanet edilmiştir ve ortaya çıkan gerçekçilik daha önceki Lovecraft uyarlamalarından çok daha ileri seviyededir.

Filmde yer alan şiddet içerikli sahneler çoğu sinema yazarı tarafından eleştirilmiştir. Ancak senarist Dennis Paoli bunu şöyle açıklamıştır:

“Lovecraft, yazdıkları ve tasvirleri ile korku edebiyatının sınırlarını zorlamıştı. Bizim de burada yapmamız gerek buydu. Aksi takdirde diğer korku filmlerinden hiçbir farkımız kalmayacaktı.” (14)

‘Re-Animator’‘dan önce de gerçekleştirilmiş Lovecraft uyarlamaları mevcut olsa da, bu film sinema dünyasının, özellikle düşük bütçe ile çalışan yapımcıların ve firmaların dikkatlerini Lovecraft’in eserlerine çevirmelerini sağlamıştır. Re-Animator’a kadar geçen sürede, Lovecraft uyarlamalarında mekan tasarımlarına bağlı kalınmaya çalışılmıştır. Zaten düşük bir bütçe ile çekilen bu filmler mekan tasarımlarına kısıtlı bir bütçe çerçevesinde yapılan harcamalar yüzünden ya başarısız olarak nitelendirilmiş ya da yarım kalmış izlenimi vermişlerdir.

‘Re-Animator’ ile birlikte Lovecraft hikayelerinin mekandan bağımsız bir şekilde de işlenebileceği ortaya çıkmıştır. Her ne kadar yazarın eserlerinde mekanların da fazlasıyla önem taşıdığı ortada olsa da bir çok hikayesinde karakterler ve kurgu, en az mekanlar kadar önem taşımaktadır. ‘Re-Animator’ filminde, asıl hikayede yer alan mekan tasvirlerini, günün mekanlarına adapte ederek asıl enerjiyi ve kısıtlı bütçeyi, karakterlere ve kurguya ayırmak tatmin edici bir sonuç doğurmuştur.

Yapımcı Brian Yuzna, filmin sansüre uğramasını istemediğinden MPAA’a göndermemiştir. Bundan dolayı rating değerlendirmesi dışında kalan film için hiçbir halkla ilişkiler ve reklam çalışması yapılamamıştır.

Buna rağmen ilk gösterimi 1985 yılında Cannes Film Festivali’nde gerçekleştirilen film, festivalden ‘Eleştirmenin Seçimi’ ödülünü alarak dönmüştür. Ünlü film eleştirmeni Roger Ebert eleştirisinde, ‘Re-Animator’’ın en az festivalde yer alan diğer filmler kadar başarılı olduğunu yazar. (15)

‘Re-Animator’‘dan bir sene sonra, 1986 yılında Stuart Gordon, yeni bir Lovecraft uyarlaması olan ‘From Beyond’ ile karşımıza çıkar. Senaryosu, ‘Re-Animator’’ın da senaryosunu yazmış olan Dennis Paoli ve Brian Yuzna tarafından yazılan film, Lovecraft’in aynı adlı eserinden uyarlanmıştır. Hikaye, icad ettikleri rezonatör isimli bir araç ile insanlardaki üçüncü gözü açmaya çalışan sadist doktor Edward Pretorius ve asistanı Crawford Tillinghast‘ın başından geçenleri anlatmaktadır. Lovecraft’in yarattığı karakterlere olan hayranlığı ile bilinen Jeffrey Combs, bu sefer sadist Pretorius’un asistanı Tillinghast’ı canlandırmaktadır. Filmin ilk yarısında, asistanlığını yaptığı Edward Pretorius’un yoldan çıkmışlığına tepki gösteren ve saplantılı yaklaşımlarını kabul etmek istemeyen Tillinghast, filmin ikinci yarısında, artık açılan 3. gözünün kontrolü altına girmiş ve fiziksel deformasyona uğrayarak yeni bir Tillinghast olmuştur. Tillinghast karakterinin yaşadığı bu süreç ve ruh halindeki ani değişimler, Combs’un başarılı performansı ile izleyicilere sunulmuştur. Plastik efekt kullanım teknikleri ile, neredeyse yapımcı Brian Yuzna’nın Society‘si kadar kusursuz olarak değerlendirilebilecek film, oyuncuların başarılı performanslarına rağmen izleyicinin beğenisini yeterince kazanmayı başaramamıştır. Sonucunda da 4.500.000 dolarlık bir bütçeyle çekilen film, vizyonda kaldığı süre boyunca sadece 1.261.000 dolar hasılat elde edebilmiştir. (16)

1987 yılına gelindiğinde, günümüzde daha çok oyunculuk yönüyle tanınan David Keith‘in yönetmenliğini yaptığı ‘The Curse’ vizyona girer. Film, ilki Roger Corman tarafında çekilen The Colour Out of  Space’in ikinci sinema uyarlamasıdır. Video kaset furyasının Türkiye’de de popüler olduğu 90’lı yılların başlarında video kasetçilerde ‘Çiftlikteki Meteor’ adıyla satılmış ve Türk izleyicisinin beğenisini kazanmıştır.

1991 Yılında Brian Yuzna‘nın yapımcılığında çekilen ‘Bride of Re-Animator’ vizyona girer. Bu sefer yönetmen koltuğunda da Stuart Gordon yerine Yuzna bulunmaktadır. Film, hikayenin beşinci ve altıncı bölümleri olan The Horror from Shadows ve The Tomb-Legions‘dan izler taşımaktadır. Olaylar Herbert West’in savaş sırasında seyyar bir hastanede, ölmek üzere olan askerler üzerinde, keşfettiği formülü denediği sahne ile başlar. Yanında ise bir önceki filmde de yer alan asistanı Dan Cain vardır. Başrollerinde 1985 yılında çevrilen ‘Re-Animator’’da da rol alan Jeffrey Combs ve Bruce Abbott’in oynadığı film, 1991 yılında, Satürn Ödülleri’nde iki dalda aday gösterilmiştir. (Not) ‘Bride of Re-Animator’ ile birlikte, Lovecraft’in hikayesinden geriye sadece, hayal ürünü Arkham şehri ve Miskatonic Üniversitesi Tıp Fakültesi kalmıştır. Brian Yuzna filmin merkezine Herbert West ve Dan Cain karakterleri ile birlikte bu ikilinin ölüler üzerinde yaptıkları deneyleri yerleştirmiştir, ancak asıl hikayede tasvir edilen atmosferden izler yoktur. Filmdeki birçok sahne Lovecraft’in yazdıklarından yola çıkılarak kurgulanmış olsa da, film daha çok korku-komedi türünün etkisi altında kalmıştır.

1992 Yılına gelindiğinde karşımıza son yılların en başarılı ve bir o kadar da farklı Lovecraft uyarlamalarından biri çıkmaktadır. Dan O’Bannon‘in yönetmenliğini yaptığı film, The Case of Charles Dexter Ward adlı hikayeden uyarlanmış ve sadece video kaset piyasası için piyasaya sürülmüştür. İlk yönetmenlik tecrübesini 1985 yılında çektiği zombi klasiği olan The Return of the Living Dead filmi ile yaşayan O’Bannon’un ikinci ve son yönetmenlik denemesi olan ve The Case of Charles Dexter Ward’dan uyarlanan ‘The Ressurected’‘ın senaryosu Brent V. Friedman tarafından yazılmış olmasına rağmen prodüksiyon aşamasında O’Bannon’ın da katkıları ile son halini almıştır. (17)

1970’li Yıllarda Dark Star ve Alien filmlerinin senaryolarını da yazan Dan O’Bannon, bu Lovecraft uyarlamasıyla ortaya daha önceki Lovecraft uyarlamalarından daha farklı bir film çıkartmıştır. Hikayenin aslından farklı olarak öyküyü Charles Dexter Ward’ın karısının kiraladığı özel dedektifin anlatımı ile izleyiciye sunmaktadır. İlk bakışta klasik bir dedektiflik hikayesi olarak tanımlanabilecek film, ortalarına doğru Lovecraft’in öyküsünün ağırlığını hissettirir ve bambaşka bir boyut kazanır. Film ile ilgili analiz, çalışmanın ilerleyen bölümlerinde ayrıntıları ile ele alınacaktır.

1994 Yılında Fransa/ABD ortak yapımı olan ‘H.P. Lovecraft’s Necronomicon: Book of Dead’ isimli film ile yönetmen Brian Yuzna, Lovecraft uyarlamaları çekmeye devam etmiştir. Yapımcılığını da üstlendiği bu film 4 farklı segmentden oluşmaktadır.

Segmentlerden ‘The Library’ ve ‘Whispers’’ın yönetmenliğini de kendisi yapmış, ayrıca The Library’de de Howard Philips Lovecraft’i kütüphaneye bırakan taksinin şöförü rolünde görünmektedir. ‘The Library’’de Jeffrey Combs başrollerdedir ve Lovecraft’in kendisini canlandırmaktadır. ‘The Library’ dışındaki diğer segmentlerin hepsi yazarın kısa hikayelerinden uyarlanmıştır.

‘The Library’, Howard Philips Lovecraft’in Necronomicon‘dan notlar alarak diğer üç hikayeyi yazmasını anlatmaktadır. ‘The Library’’de, yazarın kurguladığı dünyasının en önemli öğelerinden biri olan Arkham şehrinde, keşişler tarafından korunmakta olan bir kütüphanede yer alan Necronomicon adlı kitabın etkisi altında kalarak diğer hikayeleri yazması konu alınmıştır. Lovecraft’i canlandıran Jeffrey Combs, aslında yazara fiziksel olarak hiç benzememektedir. Ancak başarılı bir makyaj çalışması ve oyunculuk performansı ile ortaya çıkan sonuç oldukça başarılı olarak değerlendirilebilir.

İkinci segment olan ‘Whispers’, yazarın The Whisperer in the Darkness adlı hikayeden uyarlanmıştır. Brian Yuzna’nın yönetmenliğini yaptığı bu bölümün senaryosu, ‘The Resurrected’‘ın da senaryosunu yazmış olan Brent V. Friedman tarafından kaleme alınmıştır. Yuzna’nın diğer Lovecraft uyarlamalarına kıyasla bu uyarlamanın yeterince başarılı olamadığını söylemek mümkündür. Özel efektler üzerine kurulmuş, hikayenin orjinal anlatımından yoksun, rutin ilerleyen bir uyarlama olmuştur. Plastik efekt kullanım teknikleri açısından ise film başarılı bir performans göstermektedir.

Üçüncü segmentin ismi ‘The Drowned’’dır ve Brotherhood of the Wolf ve Silent Hill filmleri ile tanınan Fransız yönetmen Christophe Gans tarafından yönetilmiştir. Bruce Payne’in başrolde olduğu ‘The Drowned’, The Rats in the Walls isimli kısa hikayeden uyarlanmıştır. Lovecraft hayranları tarafından çok fazla beğenilmemiş olsa da, korku filmi olarak değerlendirildiğinde, konunun işleniş şeklinin başarılı olduğu söylenebilir.

Son segment ise diğerlerinden farklı olarak bir Japon yönetmenin elinden çıkan ‘The Cold’‘dur. Shusuke Kaneko‘nun yönetmenliğini yaptığı segment, Cool Air isimli hikayeden uyarlanmıştır.

Aynı yıl C. Courtney Joyner‘ın yönettiği ‘The Lurking Fear’ piyasaya çıkar. Senaryosu da Joyner tarafından yazılmış film, Lovecraft’in aynı adlı kısa hikayesinden uyarlanmıştır. Proje aşamasında filmin Stuart Gordon tarafından yönetileceği planlanmış ancak bu mümkün olmamıştır. (18) Lovecraft uyarlamaları söz konusu olduğunda akla ilk gelen oyuncu olan Jeffrey Combs bu filmde de başroldedir.

Sinemada Lovecraft Uyarlamalarının Kısa Tarihi (1985 – 2010 Dönemi)

1995 Yılına gelindiğinde Stuart Gordon yeni bir Lovecraft uyarlaması için yönetmen koltuğuna oturur. Bu sefer yönettiği film The Outsider’dan uyarlanan ‘Castle Freak’‘dir. ‘Re-Animator’‘ın da senaryosunu yazan Dennis Paoli tarafından senaryolaştırılan hikaye, İtalya’da atalarından kalmış bir kaleye yerleşen Amerikalı ailenin başından geçenleri anlatmaktadır. Lovecraft, yazdığı hikayede, yıllarca hiçbir insan yüzü görmeden bir kalede karanlığa hapsolmuş bir canavardan bahsetmektedir. Canavar, kendi korkunçluğunun farkında olmadan yaşadığı yalnız yılların sonunda, kendisiyle yüzyüze gelerek ne kadar korkunç olduğunu, kendisinin bile hayal edemeyeceği kadar çirkin bir görüntüsü olduğunu trajik bir şekilde öğrenmektedir.

Gordon’ın uyarlamasında ise bu canavar ile Amerikalı aile yerleştikleri şatoda karşılaşmaktadırlar. Film, hikayenin aslına sadık kalınarak çekilmemiştir. Ancak canavarın, kapalı kaldığı zindandan kaçarak karşısına çıkan ilk aynada kendi korkunçluğu ile yüzleşmesi, hikayenin orjinalinde yer alan en önemli satırlara bir gönderme niteliği taşımaktadır. Ayrıca, Jeffrey Combs’un canlandırdığı John Reilly karakterinin zindanda İtalyan bir fahişe ile sevişmesi esnasında onları izleyen canavarın, daha sonra aynı kadına, gördüklerini daha ilkel yollar ile yapmaya çalışması, filmde yaratılan canavar ile hikayedeki karakter arasındaki benzerliği ortaya koymaktadır. Asıl hikayede Lovecraft’in canavarı kapalı dünyasından dışarı çıktığında gördüğü doğal güzelliklere karşı bir hayranlık beslerken, Gordon’un canavarı daha ilkel içgüdüler ile hareket etmiştir.

Stuart Gordon, Lovecraft’in hikayede yarattığı dramatik unsurları başarıyla beyaz perdeye yansıtmıştır. Aslına sadık kalınmamış olsa da, Lovecraft’in dünyasına yaptığı göndermeler ve atmosferi ile diğer uyarlama ve esinlenmelerden daha etkileyici olmuştur.

1995 Yılının bir diğer önemli olayı ise ilk kez düzenlenen ‘H.P. Lovecraft Film Festivali’ olmuştur. Andrew Migliore tarafından düzenlenmeye başlanan bu festival ile yazarın eserlerinin daha iyi anlaşılmasının sağlanması ve bu yolla ortaya çıkacak televizyon ve sinema uyarlamalarının daha başarılı olabilmesi amaçlanmıştır. H.P. Lovecraft Film Festivali, o günden beri ara verilmeden her sene kapsamı daha da genişletilerek düzenlenmektedir.

1999 Yılında Amerikalı sinemacı ve heykeltraş Bryan Moore, Lovecraft’in Cool Air hikayesinden aynı isimle uyarladığı filmini H.P Lovecraft Film Festivali’nde yarışmaya sokmuştur. 46 dakikalık bu siyah-beyaz yapım, tüm izleyenlerin beğenisini kazanmıştır. ‘Cool Air’, Amerika’daki Satanist Kilise’nin rahiplerinden biri olarak da medyada tanınan Bryan Moore’un ilk yönetmenlik denemesidir. (19) Amerikalı aktör Jack Donner’ın hayat verdiği Dr. Munaz karakterinin, Bryan Moore’un canlandırdığı Randolph Carter adlı genç makale yazarına hayatını anlattığı sahneler filmin en can alıcı anlarıdır.

Yönetmenin, hikayenin geçtiği apartmanda ve zaten çok nadir gösterdiği sokaklarda yarattığı boşluk ve yanlızlık hissi, Lovecraft’in iç dünyasına yapılan bir gönderme niteliğindedir. Filmdeki Randolph Carter karakteri de aslında Lovecraft’in bir yansımasıdır ve Lovecraft de aynı Carter gibi hayatının çoğu kısmında bu yanlızlık hissi ile boğuşmuştur.

Film, hikayenin aslına 1993 yılında Shusuke Kaneko’nun yönettiği bir diğer Cool Air uyarlaması olan ‘The Cold’‘dan daha sadıktır.

‘Castle Freak’’den 6 yıl sonra tekrar Stuart Gordon ve Dennis Paoli ikilisinin yeni bir Lovecraft uyarlaması izleyiciye sunulur. Brian Yuzna’nın yapımcılığını üstlendiği film ‘Dagon’’dur. Dennis Paoli senaryoyu, Lovecraft’in Dagon ve Shadow Over Insmouth adlı öykülerinden yola çıkarak yazmıştır. Paoli’nin 1980’li yılların başında yazdığı senaryo, Gordon’un diğer projeleri ve bütçe sıkıntıları yüzünden 2000 yılına kadar çekilme şansı bulamamıştır. 2000 yılında Brian Yuzna İspanya’da Fantastic Factory isimli yapım firmasını kurmuş, Gordon ve Paoli’yi bir araya getirerek çekimlerin başlamasını sağlamıştır. Yapımcı firmanın da İspanya’da olması sebebiyle film İspanya’da çekilmiştir.

Dagon’, Stuart Gordon’un daha önceki uyarlamalarından çok daha farklı bir noktadadır. Brian Yuzna ve Gordon’un birlikte çalıştığı projelerde aşırı şiddet içeren sahnelere, hatta gore sınıfına sokabilecek aşırı plastik efekt kullanımlarına, filmde rastlanmamaktadır. Bu sefer Lovecraft’in atmosferleri üzerine yoğunlaşan ikili, mükemmel bir Insmouth kopyası yaratırlar. Orjinal hikaye Insmouth’da geçerken, filmde hikayenin geçtiği yer Inbeca isimli bir kasabadır. Inbeca ismi ile hikayenin orjinaline ev sahipliği yapan Insmouth adlı kasabaya göndermede bulunulmuştur.

Sanat yönetmenliği bağlamında ortaya çıkanlar şaşırtıcıdır. Sokaklar, içine kapanık Inbeca halkı gibi öğeler, en ince ayrıntısına kadar düşünülmüştür. Film, izleyiciyi Lovecraft’in yarattığı bu dünyanın içinde kaybolmaya davet etmektedir. Ortaya çıkan film, en katı Lovecraft hayranlarının bile inkar edemeyeceği derecede başarılı olmuştur.

2003 yılında Brian Yuzna ‘Re-Animator’ serisine devam etme kararı alır ve ‘Beyond Re-Animator’’ı çeker. Uyarlama senaryo bu kez Dennis Paoli yerine İspanyol senarist Jose Manuel Gomez tarafından yazılmıştır. Yapımcı firma, Brian Yuzna’nin Dagon’un çekimlerinden önce İspanya’da kurmuş olduğu Fantastic Factory’dir. Diğer Re-Animator filmlerinden farklı olarak bu sefer hem teknik ekip hem de oyuncular İspanyol’lardan oluşmaktadır. Değişmeyen tek isim ise tabiiki Jeffrey Combs’dur. Combs’un canlandırdığı Herbert West karakterine bu defa Jason Berry tarafından canlandırılan Dr. Howard Philips eşlik etmektedir. Yıllar önce yaptığı deneyler yüzünden hapse atılan Herbert West, genç doktorun hapishaneye atanması ile deneylerine kaldığı yerden devam etme fırsatı bulur.

Artık Lovecraft’in orjinal hikayesi ile hiç bir bağ kalmamıştır. Herbert West’in ölüm ve yaşam ile ilgili saplantılı fikirleri, sihirli formülü ve kendisi dışındaki herşey seyirciye sıradan bir korku filmi izlediği hissini vermektedir. Filmde, ‘Arkham Press’ ve ‘Dr. Howard Philips’ gibi Lovecraft’in kendisine ve yarattığı kurgu dünyaya yapılan bir kaç ufak göndermeye rastlanmaktadır.

Komedi – korku türünün etrafında gezinen yapımın en başarılı sahnelerinin, yine özel efektlerin ve plastik makyajların bolca kanla karıştırılıp kullanıldığı sahneler olduğunu söylenebilir.

2005 Yılında, The Stand ve Desperation başta olmak üzere bir çok Stephen King uyarlamasına imza atan ve senaryolarını yazan Amerikalı yönetmen Mick Garris, Masters Of Horror isimli televizyon dizisinin yapımcılığına soyunur. Bu seri uzun yıllar sonra televizyon ekranlarında yayınlanan ilk korku serisi olur. Joe Dante, John Carpenter ve John Landis gibi başarılı yönetmenlerin ortalama 50 dakikalık bölümler ile dahil olduğu proje, 2 sezon boyunca devam etmiştir.

İlk sezonun ikinci bölümü izlendiğinde, yine bir Lovecraft uyarlaması ile karşılaşılır. Stuart Gordon‘ın yönettiği bu film, ‘H.P. Lovecraft’s Dreams in the Witch-House’’dir. Senaryo yine Dennis Paoli tarafından yazılmıştır. Başrollerinde ise Gordon’un 2001 yılında yönettiği ‘Dagon’’da da başrollerde oynayan Ezra Godden yer almaktadır.

1930’lu yıllarda geçen hikaye günümüz dünyasına başarıyla uyarlanmış ve orjinaline mümkün olabildiğince sadık kalınmıştır. Miskatonic Üniversitesi gibi, Lovecraft’in kurgu dünyasında yer alan bir çok öğeye göndermede bulunulmuştur.

2008 yılında yeni bir Colour Out Of Space uyarlaması ile karşılaşırız. İtalyan yönetmen Ivan Zuccon‘un yönetmenliğinde çekilen ‘Colour From the Dark’ düşük bütçeli bir filmdir ve bağımsız bir yapım olma özelliğini taşır. Düşük bütçesine rağmen ortaya aslına sadık ve başarılı görsel efektleri ile beğeniyle karşılanan bir Lovecraft uyarlaması çıkar.

2010 yılına gelindiğine yapım aşamasında olan veya henüz yapım aşamasına geçmemiş birçok Lovecraft uyarlamasından bahsedilebilir. Gary Fiero yönetmenliğinde çekilen ve 2010 yılı itibariyle post-prodüksiyon aşamasında olan ‘The Silver Key’, Sean Branney‘nin ikinci Lovecraft uyarlaması olan ‘The Whisperer in Darkness’ ve Paul Von Stoetzel‘in yönettiği ‘The Curse of Yig’ bu filmlerin başlıcaları olarak sayılabilirler. (20)

Ayrıca Blade ve Hellboy serilerin yönetmeni Guillermo Del Toro, 2010 yılında Lovecraft’in At The Mountain of Madness isimli hikayesinde uyarlayacağı filminin çekimlerine başlayacaktır. Bu filmin en önemli özelliği Universal Pictures gibi büyük bir firmanın yapımcılığında çekilecek olmasıdır. Del Toro’ya göre Universal ile çalışılacak olunması, Lovecraft’in eserinde tasvir ettiği dünyanın canlandırılması noktasında maddi anlamda kolaylık da sağlayacaktır. (21)

Duyurulan ancak henüz çekimlerine başlanmayan bir diğer Lovecraft uyarlaması ise ‘The House of Re-Animator’’dır. Stuart Gordon’un yönetmenliğinde çekilecek olan filmin yapımcısı Brian Yuzna’dır. Senarist koltuğunda ise diğer tüm Re-Animator filmlerinin de senaryosunu yazmış olan Dennis Paoli oturmaktadır. 2010 yılında senaryo aşamasında olan filmin oyuncu kadrosu ise ilk ‘Re-Animator’ ile tamamen aynıdır. Ancak Jeffrey Combs, Bruce Abbott ve Barbara Crampton’ın yer aldığı bu kadroya, Stuart Gordon’ın daha önce yönetmenliğini yaptığı Edmond’da birlikte çalıştığı William H. Macy de dahil olmuştur.

1985 yılında çekilen Stuart Gordon’un Re-Animator’ı ile “her ne kadar aslına sadık bir uyarlama olmasa bile” birlikte ana akım sinema içerisinde kendine yer edinen Lovecraft’in öyküleri, 1990 dan günümüze kadar geçen süre içerisinde başarılı örnekler vermiş olsa da bu örnekler ağırlıklı olarak video kaset piyasasına yönelik olmuştur.

Şimdiye kadar sayılan tüm bu filmlerin dışında elbette ki başka Lovecraft uyarlamaları veya yazarın kurgu dünyasından ya da yazılarından esinlenilerek çekilmiş filmler de bulunmaktadır. Ancak çalışmada bahsi geçen bu filmleri asıl önemli kılan şey, bu değişim ve gelişim sürecine etkileri olmuştur. Bazı yapımlar elde ettikleri ticari başarılar ile Lovecraft’in tanınmasına katkıda bulunmuşken, bazıları ise Lovecraft’in eserlerine getirdikleri yeni yorumlar ile yazarın hayal dünyasını beyaz perdeye başarıyla yansıtmışlardır denilebilir.

Korku ve Bilimkurgu Sinemasında Lovecraft’in İzleri

Özellikle korku sineması içinde, aslına sadık kalarak uyarlanmış olmayan, uyarlama bile sayılmayacak olan, ancak Lovecraft’in yarattığı dünyadan esinlenen, Lovecraft’in karakterlerini, canavarlarını ve korkularını temel alarak çevirilmiş pek çok yapım yer almaktadır. Çalışmanın bu bölümünde bahsedilen yapımlar künyeleri ile ele alınacak ve Lovecraft’in dünyası ile aralarında kurulu bağlar belirtilecektir.

Alien (1979)

Yönetmen:  Ridley Scott
Senaryo:  Dan O’Bannon, Ronald Shusett
Yapımcı Firma:  Brandywine Pictures
Oyuncular:  Tom Skeritt, Sigourney Weaver, Veronica Cartwright, Harry Dean Stanton

Hikaye: Kargo görevindeki uzay gemisi Nostromo mürettebatı, yardım sinyali aldıkları bir gezegene inerek araştırmaya başlarlar. Gezegende karşılaştıkları garip yumartalardan biri kırılır ve içinden çıkan yaratık mürettebattan birinin yüzüne yapışır. Karantina kurallarını ihlal ederek bu mürettabatı gemiye getirmeleriyle olaylar gelişmeye başlar.

Lovecraft Dünyası: Filmin senaristlerinden Dan O’Bannon 1992 yılında bir Lovecraft uyarlaması olan ‘The Ressurected’’in yönetmenliğini yapmıştır. O’Bannon’un Lovecraft’in eserlerine olan merakı bilinmektedir. Ayrıca Alien’ın tüm tasarımları İsviçreli sanatçı H.R.Giger tarafından yapılmıştır. Giger’ın bu tasarımları Lovecraft’in hayal düyasından aldığı ilham ile ortaya çıkmıştır. Ayrıca sanatçının sadece Necronomicon üzerine çalışmalarının olduğu bir kitabı da vardır. (22)

The Evil Dead (1981)

Yönetmen: Sam Raimi
Senaryo: Sam Raimi
Yapımcı Firma: Renaissance Pictures
Oyuncular: Bruce Campbell, Ellen Sandweiss, Richard DeManicor, Betsy Baker, Theresa Tilly
Hikaye: Filmin hikayesi; üniversite öğrencisi 5 gencin tatil için Tennessee’de ormanda bir kabin kiralamalarıyla başlar. Kabinde kendilerinden önce kalan yaşlı bilimadamının yaptığı ses kayıtlarını dinler ve ölülerin kitabı Necronomicon ile ilgili araştırmalar yapıldığının farkına varırlar. Bu kayıtları tekrar dünlediklerinde diğer dünyadan gelmiş tanrıları uykularından uyandırırlar.
Lovecraft Dünyası: Lovecraft’in yaratttığı Cthulu Mitosu’nu destekleyen kurmaca kitap Necronomicon’dan bahsedilmektedir.  (23)

The Thing (1982)

Yönetmen: John Carpenter
Senaryo: Bill Lancester
Yapımcı Firma: David Foster Productions
Oyuncular: Kurt Russell, Wilford Brimley, T.K. Carter, David Clennon, Keith David
Hikaye : Antartika’da bir grup bilim adamı, öldürdüğü insanların bedenini ele geçirerek onların şeklini alan bir uzaylı ile karşı karşıya kalır.

Lovecraft Dünyası: John Carpenter film ile ilgili açılamalarından birinde; Lovecraft’in çeşitli hikayelerinde yer alan, Antartika’da buzullar altında yüzlerce yıl uykuda kalmış eski tanrılardan ve uyandıklarında yarattıkları terörden etkilendiğini söylemiştir. Uzaydan gelen, insanların bedenlerine hükmedebilen bu şekilsiz korku öğesi, Lovecraft’in temel öğelerinden biridir. Filmin asıl uyarlandığı hikaye ise John W. Campbell’in Who Goes There adlı eseridir. Bu hikayenin yazarı Campbell, Lovecraft’in At The Mountain of Madness adlı hikayesinin yayınlandığı Astounding Stories dergisinin editörüdür ve Who Goes There’i Lovecraft’in hikayesinin yayınlanma tarihinden iki sene sonra yazmıştır. İki hikaye arasındaki benzerlikler belirgindir. Campbell, Lovecraft’in At The Mountain Of Madness’da kullandığı birçok öğeyi kendi hikayesinde de kullanmıştır.

Evil Dead 2 : Dead By Dawn (1987)

Yönetmen: Sam Raimi
Senaryo: Sam Raimi
Yapımcı Firma: Renaissance Pictures
Oyuncular: Bruce Campbell, Sarah Berry, Dan Hicks, Ted Raimi, Denise Bixler
Hikaye : Filmin hikayesi Evil Dead ile aynıdır. Düşük bütçe ile çekilmiş ilk filmin, senaryosunda bazı değişiklikler yapılarak ve sonu değiştirilerek yeniden çekilmiş halidir. Üniversite öğrencisi 5 gencin tatil için Tennessee’de ormanda bir kabin kiralamarıyla başlar. Kabinde kendilerinden önce kalan yaşlı bilimadamının yaptığı ses kayıtlarını dinlediklerinde, ölülerin kitabı Necronomicon ile ilgili araştırmalar yapıldığının farkına varırlar. Bu kayıtları tekrar dinlediklerinde diğer dünyadan gelmiş tanrıları uykularından uyandırırlar. Gelişen olaylar sonucunda Ash karakteri boyutlar arası kapıdan geçerek orta çağ İngiltere’sine gider.

Lovecraft Dünyası: Lovecraft’in yaratttığı Cthulu Mitosu’nu destekleyen kurmaca kitap Necronomicon’dan bahsedilmektedir. (24)

Cast a Deadly Spell (1991)

Yönetmen: Martin Campbell
Senaryo: Joseph Dougherty
Yapımcı Firma: Home Box Office ( HBO )
Oyuncular: Fred Ward, David Warner, Julianne Moore, Clancy Brown, Lee Tergesen, Peter Allas
Hikaye: Film 1940’lı yıllarda, tamamen farklı bir kurgu dünyada geçmektedir. Büyünün gerçek olduğu, zombilerin ucuz işçi olarak çalıştırıldığı ve canavarların heryerde karşılaşılabilecek varlıklar olduğu bu dünyada Philips Lovecraft isimli bir özel dedektifin maceralarına tanık olunur.
Lovecraft Dünyası: Yapım bir Lovecraft uyarlaması değildir ancak filmde kurgulanan dünyada yer alan birçok öğe Lovecraft’in dünyasına gönderme niteliği taşımaktadır. Filmin asıl kahramanını ismi dışında, Harry Bordon’s Dunwich Room isimli gece klübü ve Bradbury adındaki polis detektifi bu göndermelerden en çok göze çarpanlarıdır.

In The Mouth of Madness (1994)

Yönetmen: John Carpenter
Senaryo: Michael De Luca
Yapımcı Firma: New Line Cinema
Oyuncular: Sam Neill, Julie Carmen, Jürgen Prochnow, Charles Hestor, John Glover
Hikaye : Ünlü korku roman yazarı Sutter Cane, basım aşamasında olan yeni kitabının tek kopyası ile birlikte ortadan kaybolur. Yayımcı firma yazarın bulunması için Sam Neill’in canlandırdığı sigorta müfettişi John Trent’i görevlendirir. Trent’in yaptığı araştırmalar sonucunda elde ettiği tüm ipuçları onu Hobb’s End isimli bir kasabaya yönlendirir. Hobb’s End, Cane’in romanlarında yer alan bir kasabadır ve Cane de bu kasabadadır. Yazar kasabanın kilise binasında başka bir boyut ile kendi dünyası arasında bir kapı aralamış ve diğer taraftan gelen şeytani güçler ile tüm kasabayı etkisi altına alarak canavarlaştırmıştır.

Lovecraft Dünyası: Hikayenin kendisi Cthulu Mitosu’nun içeriğine olan yakınlığı ile dikkat çekmiş olsa da aslen bir Lovecraft uyarlaması değildir. Buna rağmen birçok açıdan Lovecraft’in eserlerine ve dünyasına yapılan göndermeler dikkat çekmektedir. Sutter Cane’in yazdığı kitapların her birinin adı Lovecraft’in kısa hikayelerine gönderme niteliğindedir. (The Whisperer in the Dark; Lovecraft’in The Whisperer in Darkness, The Thing in Basement; Lovecraft’in The Thing on the Doorstep, The Hobb’s End Horror; Lovecraft’in Dunwich Horror, Monsters Out of Time; Lovecraft’in The Shadow Out of Time ve The Feeling; Lovecraft’in The Festival hikayelerine göndermedir.)

Lovecraft’in bir çok hikayesinde karşılaştığımız Pickman karakteri bu filmde de karşımıza çıkmaktadır. Ayrıca Sutter Cane’in yazdıklarının gerçek olmasıyla ilgili takıntısı, Pickman’s Model adlı hikayede ressam olarak karşımıza çıkan Robert Pickman’ın resimlerinde yaratmaya çalıştığı aşırı gerçeklik hali ile örtüşmektedir. Filmin Lovecraft’in üslubu ile bir diğer benzerlik gösterdiği yanı ise; hikayeyi anlatılan olayların asıl kurbanı olan John Trent’in ağzından dinliyor olunduğudur. Lovecraft’in hikayelerinin genelinde öykü, başından geçen korkunç olayların sonunda aklını kaçırmaya yakın bir hale gelen karakterlerin ağzından anlatılmaktadır. Fimin başında akıl hastanesinde ortaya çıkan Trent, kendisini ziyaret eden bir görevliye hikayeyi anlatmaya başlar…

Witch Hunt (1994)

Yönetmen: Paul Schrader
Senaryo: Joseph Dougherty
Yapımcı Firma: Home Box Office ( HBO )
Oyuncular: Dennis Hopper, Penelope Ann Miller, Eric Bogosian, Julian Sands, Sheryl Lee Ralph
Hikaye: 1991 yılında yine HBO yapımcılığında çekilmiş olan ‘Cast a Deadly Spell’’in devamı niteliğindeki bu filmde, özel dedektif Philip Lovecraft, filmde yer alan karakterlerden biri olan ünlü oyuncu Kim Hudson tarafından kendisini aldatan kocasını bulmak için kiralanır. 1950’lerin paralel dünyasında geçen hikayede, Philip Lovecrafat karakteri bu sefer Dennis Hopper tarafından canlandırılmıştır.

Lovecraft Dünyası: Cast a Deadly Spell’e nazaran bu filmde Lovecraft dünyasına yapılmış belirli bir gönderme bulunmamaktadır. Ancak baş karakterin Philip Lovecraft isminde bir özel dedektif oluşu ve hikayenin bazı anlardaki anlatış şekli Lovecraft’in tasvirlerini anımsatmaktadır.

Hellboy (2004)

Yönetmen: Guillermo Del Toro
Senaryo: Guillermo Del Toro
Yapımcı Firma: Revolution Studios
Oyuncular: Ron Perlman, John Hurt, Selma Blair, Rupert Evans, Karel Roden, Jeffrey Tambor, Doug Jones, Brian Steele
Hikaye: Mike Mignola’nın yarattığı bir Dark Horse Comics çizgi roman karakteri olan Hellboy’un hikayesini anlatan film, 2. Dünya Savaşı’nın son zamanlarında okültist Nazilerin kara büyü yardımıyla boyutlar arası kapıyı açmak için yaptığı bir deney sahnesi ile başlar. Ancak açılan kapıdan bekledikleri şeytani güçlerden once Hellboy çıkar. Grigori Rasputin tarafından yönetilen bu ayin esnasında ortaya çıkan insanüstü varlık, o esnada gizlice orada bulunan professor Trevor Bruttenholm tarafından büyütülerek yıllar sonra kötüler ile savaşmak için kurulan Paranormal Araştırma ve Savunma Bürosu’nda kendisi gibi “farklı” olanlar ile birlikte kötülere karşı savaşmaya başlar.

Lovecraft Dünyası: Hellboy karakterinin yaratıcısı Mike Mignola, bu karakteri ortaya çıkartırken Lovecraft’in yarattığı dünyadan ve eserlerinden fazlasıyla ilham aldığını her defasında belirtmiştir. Her defasında Lovecraft’e olan hayranlığını dile getiren yönetmen Guillermo Del Toro için ise bu filmin senaryosunu yazmış ve de yönetmiş olmasının en büyük sebebi Mignola’nın yarattığı dünyanın Lovecraft’inkine olan yakınlığıdır. Filmde yer alan ahtapot benzeri yaratık Sammael’in Cthulu ile arasındaki benzerlik yadsınamaz. Mike Mingola’nın yarattığı cehennem olgusunun, kabul edilenden farklı olarak kozmik bir cehennem olgusu olduğunu düşünen Del Toro, filmin başında yer alan ayin sahnesini de bu fikri doğrultusunda kurgulamıştır. Hellboy’u dünyaya getiren kapı, kozmik cehenneme açılan bir kapıdır. Kozmik cehennem ve kozmik korkular Lovecraft’in hikayelerinde sıkça kullandığı öğelerdir.

Lovecraft Etkisinde Sinema’nın Önemli Temsilcileri

Stuart Gordon

1980’ler sonrası korku sinemasının önemli yönetmenlerinden olan Stuart Gordon 1947 yılında Amerika’da doğmuştur. Tiyatro kökenli olan Gordon’un sahne sanatları ile tanışması, 1970 yılında eşi Carolyn Purdy Gordon ile Organic Theater Company’yi kurması ile olur. Tiyatro ile ilgilendiği süre boyunca ortaya çıkardığı eserler ve yaklaşımı, Stuart Gordon’un korku sinemasında farklı ve önemli bi yer edineceğinin göstergeleri olmuştur. The Organic Theater Company bünyesinde sahnelenen oyunlarda; şiddet, seks gibi öğeler Gordon’un farklı bakış açısıyla sahneye yansıtılmış ve çoğu zaman klasik anlayışa sahip eleştrimenler tarafından olumsuz tepkiyle karşılanmıştır. Hatta sahneye koyduğu Richard III uyarlaması, sahnelenmesi sırasında polis tarafından basılarak yarıda kesilmiştir. Gordon bu yaklaşımını, seyirciyi izlediği görsel sunumun bir parçası haline getirmeyi amaçladığı şeklinde açıklamıştır.

Stuart Gordon’un sinema kariyerinin başlangıcı yine Organic Theater Company’nin oyunlarından biri olan Bleacher Bums’ın sinemaya uyarlanması ile olmuştur. 1984 yılında Elliott Gould’un başrollerinde yer aldığı E/R adındaki komedi dizisinin pilot bölümlerinin yönetmenliğini de yapmıştır. Fakat yönetmenin o günlerde asıl yapmak istediği, hayran olduğu Lovecraft’in Herbert West: Re-Animator adlı hikayesinden uyarlanmış bir dizi çekmektir. Bununla ilgili olarak, uzun süre yapımcı firmalar ve televizyon kanalları ile görüşmeler gerçekleştirir ancak hiçbiri başarı ile sonuçlanmaz. Kısa bir sure sonra Gordon, bu hikayeyi uzun metrajlı bir film olarak çekmek için çalışmalara başlar. Bu değişikliğin ardındaki isim Stuart Gordon’un meslektaşı ve arkadaşı Brian Yuzna’dır. Gordon, Organic Theater’daki projeleri süresince edindiği deneyimler doğrultusunda ortaya etkileyici bir film çıkartır. Tiyatro kökenli yönetmen, yüksek bütçelere ihtiyaç duyacak efekt içeren sahneleri, tiyatroda uyguladığı görsel yanılsama metodlarını ve basit şaşırtmacaları kullanarak çekmiştir. Cannes Film Festivali’nde eleştirmenin ödülüne layık görülen filmin bir diğer önemli yanı ise, Lovecraft’in izlerini taşıyan sinemada yeni bir ortaklığı başlatmış olmasıdır. Brian Yuzna, Stuart Gordon ve Dennis Paoli üçlüsü, başarılı aktör Jeffrey Combs’un da katılımı ile bir çok Lovecraft uyarlamasına imza atarlar.

Lovecraft gibi, Edgar Allan Poe da Gordon’u etkileyen yazarlardandır. Stuart Gordon 1991 yılında Poe’nun The Pit and the Pendulum (Kuyu ve Sarkaç) adlı hikayesini, aynı isim ile sinemaya uyarlar. Aynı yıl içerisinde dönemin popular filmlerinden Honey I Shrunk The Kids’in (Eyvah Çoçuklar Küçüldü) senaryosunu Brian Yuzna ile birlikte yazarlar.

2010 yılında orjinal kadro ile yeni bir Re-Animator projesi için çalışmalara başlayan Stuart Gordon’un filmografisinde yer alan Lovecraft uyarlamalarını; ‘Re-Animator’ (1985), ‘From Beyond’ (1986), ‘Castle Freak’ (1995), ‘Dagon’(2001) ve ‘Dreams In The Witch-House’ (2007) olarak sıralanabilir.

Brian Yuzna

1980’li yılların başında Amerika’ya yerleşen Brian Yuzna, 1949 yılında Filipinler’de doğmuştur. Yönetmenliğe 1989 yılında çektiği ve plastik efekt kullanımındaki başarısı ile hayranlık uyandıran The Society isimli filmle başlayan Yuzna, aynı Gordon gibi bir Lovecraft hayranıdır. 1985 yılında Stuart Gordon’ın yönetmenliğini yaptığı ‘Re-Animator’‘da yapımcı koltuğunda oturan Yuzna, 1990 yılında devam filmi niteliğinde olan ‘Bride of Re-Animator’‘da yönetmen koltuğuna oturur. 1990’lı yılların başında Initiation: Silent Night, Deadly Night 4 (1990), Return of the Living Dead (Yaşayan Ölülerin Dönüşü 1993) gibi filmlere imza atan Yuzna, 1993 yılında Lovecraft’in 3 farklı hikayesini konu alan farklı segmentlerden oluşan Necronomicon’un yapımcılığını üstlenmiştir. Segmentlerden birinin de yönetmenliğini yapar. Yuzna, yapımcılık ve yönetmenliğin yanı sıra Dennis Paoli ile birlikte ‘From Beyond’(1986), ‘Bride of Re-Animator’(1990), ‘Beyond Re-Animator‘’un (2003) senaryolarını yazmıştır. 2000 yılında, genç sinemacıların korku türünde sıkça karşılaştıkları düşük bütçe sıkıntısını aşmalarına yardımcı olmak ve yeni yeteneklere ulaşarak ortaya çıkacak eserleri uluslararası piyasaya dağıtmak amacıyla Julio Fernandez ile birlikte Fantastic Factory isimli yapım firmasını kurar. İspanya merkezli yapım firmasının ilk projesi yine bir Lovecraft uyarlaması olan, Stuart Gordon’un yönetmenliğini yaptığı ‘Dagon’(2001) olur. 2003 yılında Re-Animator üçlemesinin son filmi olan ‘Beyond Re-Animator‘’un yönetmenliğini yapar.

Filmografisinde, The Dentist(1996), Faust:Love of the Damned(2000) gibi farklı sayılabilecek bir yaklaşımla çekilmiş filmler olan Yuzna. 2010 itibariyle Re-Animator serisinin dördüncü halkası olacak House of Re-Animator projesinin yapım hazırlıkları içerisindedir.

Jeffrey Combs

Canlandırdığı karakterler ile korku janrı içinde ayrı bir yerde duran 1954 doğumlu aktör de Stuart Gordon gibi tiyatro kökenlidir. Sinema kariyeri Whose Life Is It Anyway (1981) filmiyle başlayan Combs, 1985 yılında Stuart Gordon ile tanışarak ‘Re-Animator‘’da başrolü üstlenene kadar Honky Tonky Freeway (1981), Frightmare (1983) ve The Man With Two Brains (1983) adlı filmlerde yardımcı aktör olarak rol almıştır. Çoğu eleştirmen tarafından modern sinemanın Vincent Price’ı olarak görülen Combs’ın korku sinemasındaki serüveni ‘Re-Animator’ ile başlar. Jeffrey Combs, bu filmde canlandırdığı Herbert West karakteri ile saplantılı ve egzantrik kişiliklerin canlandırılmasındaki yeteneğini açıkça ortaya koymuştur. 1986 yılında tekrar bir Lovecraft uyarlamasında Stuart Gordon ile bir araya gelirler. Tiyatro ile bağlarını koparmayan Combs, sinema kariyeri boyunca birçok oyunda sahne almaya da devam eder. Stuart Gordon ve Brian Yuzna’nın birlikte çalıştıkları Lovecraft uyarlamaları dışında da bir çok uyarlamanın içinde yer alır Combs. 1996 yılında Peter Jackson’ın yönetmenliğini yaptığı The Frighteners’da canlandırdığı FBI ajanı Milton Dammers karakteri ile dikkatleri tekrar üzerine çeker ve Saturn Ödülleri’ne ikinci kez aday gösterilir.29 Daha once 1991 yılında Stuart Gordon ile bir Poe uyarlaması olan The Pit and the Pendulum’da çalışan Combs, 2007 yılına gelindiğinde tekrar bir Poe uyarlaması için Gordon ile biraraya gelir. Stuart Gordon, Mick Garris’in yapımcılığını üstlendiği ve iki sezon boyunca Show Time kanalında yayınlanan Masters Of Horror için The Black Cat isimli bir bölüm çeker. Farklı bir açıdan bakarak, Edgar Allan Poe’nun, The Black Cat isimli hikayesini yazma sürecini anlatan bu yapımda Combs, Poe’nun kendisini canlandırır. Gerek fiziksel benzerliği gerekse ortaya koyduğu başarılı performans ile eleştirmenlerden olumlu tepkiler alır. 2009’un Temmuz ayında Jeffrey Combs yeni bir proje için Stuart Gordon ile tekrar biraraya gelir. Edgar Allan Poe’nun hayatından yola çıkılarak yazılan ‘Nevermore… an Evening with Edgar Allan Poe’ adlı tiyatro oyununda yine Poe’nun kendisini canlandırır. Dennis Paoli’nin senaryosunu yazdığı ve Stuart Gordon’un yönetmenliğinde sahneye koyulan oyun beğeniyle karşılanır. Sadece bir ay boyunca sahnede kalması planlanan oyun, gelen olumlu tepkiler üzerine dört ay boyunca sahnede kalır. 2010 yılının Şubat ayında ise Poe’nun mezarının da bulunduğu Baltimore’da tekrar sahnelenir. Oyun günümüzde hala birçok şehirde sahnelenmeye devam etmektedir.

Oyuncunun kariyeri boyunca yer aldığı Lovecraft uyarlamalarını;
‘Re-Animator’ (1985), ‘From Beyond’ (1986), ‘Bride of Re-Animator’ (1990), ‘Necronomicon’ (1993), ‘Lurking Fear’ (1994), ‘Castle Freak’ (1995), ‘Beyond Re-Animator’ (2003) ve ‘The Dunwich Horror’ (2009) olarak sıralayabiliriz.

Devam edecek…

Korkusitesi için yazan Gökçin Onur

Kaynakça

(9) Kürşat Yenişar, Video Oynatıcıların Ortaya Çıkışı İle Yükselişe Geçen İki Tür Olarak Amerikan Korku Ve Porno Sinemasının Benzerlikleri, , İzmir: Ege Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Radyo Televizyon Anabilim Dalı, Yayımlanmamış yüksek lisans tezi 2008, s.53.
(10) Charles P. Mitchell, The Complete H.P. Lovecraft Filmography, 1.Baskı, Greenwood Press, 2001, s.128
(11) Mitchell, s.84.
(12) Background of Lovecraft’s Work Maddesi (20.04.2010)http://en.wikipedia.org/wiki/H._P._Lovecraft
(13) H.P. Lovecraft (23.04.2010)http://www.imdb.com/name/nm0522454/
(Not) Hikaye farklı bölümlerden oluştuğu için Stuart Gordun ilk başta senaryoyu 13 bölümlük bir mini dizi olarak yazmıştır. Bütçe konusunda yaşanabilecek sıkıntılar göz önünde bulundurularak tek bir film olarak çekilir.
(14) Box Office Mojo, Re-Animator (23.04.2010)http://www.boxofficemojo.com/movies/?id=reanimator.htm
(15) rogerebert.com Movie Reviews (23.04.2010)http://rogerebert.suntimes.com/apps/pbcs.dll/article?AID=/19851018/REVIEWS/510180303/1023
(16) Box Office Mojo, From Beyond (23.04.2010)http://www.boxofficemojo.com/movies/?id=frombeyond.htm
(Not) 1991 Yılında Satürn Ödülleri’nde Jeffrey Combs en iyi yardımcı erkek oyuncu dalında, filmin kendisi ise en iyi korku filmi dalında aday gösterilmiştir.
(17) Production History Başlığı (24.04.2010)http://en.wikipedia.org/wiki/The_Resurrected
(18) Trivia Başlığı (24.04.2010)http://en.wikipedia.org/wiki/The_Resurrected
(19) My Space – Bryan Moore (24.04.2010)http://www.myspace.com/reverendmoore
(20) H.P. Lovecraft (24.04.2010)http://www.imdb.com/name/nm0522454/
(21) Del Toro Films (25.04.2010)http://www.deltorofilms.com/ProjectPage.php?projectid=9
(22) H.R. Giger (01.05.2010)http://www.hrgiger.com/frame.htm
(23) Necronomicon (01.05.2010)http://tr.wikipedia.org/wiki/Necronomicon
(24) Mitchell,, s.19.

Önceki Sonraki

27

Paylaşım

Yazar: Yasin Karakaya

Tüm Yazıları
9 Eylül 1977’de İstanbul’da doğdu. İlkokuldan Üniversiteye kadar ki eğitimini burada tamamladı. Korku filmlerine olan ilgisini ilk defa memleketi Aydın’da ki bir kahvehanede videodan izlediği Elm Sokağında Kabus filmi ile keşfetti. O sıralar 8 yaşındaydı. 80’lerin kanlı video kültürü ile yoğrulan beyni ilerde yapacağı bu site için ilk kıvılcımı çakmıştı bile. Bundan sonraki dönemde korku sineması ile ilgili herşeyle ilgilenmeye başladı. Geniş bir film arşivi ve korku figürleri koleksiyonu yapmaya başladı. 2003 yılında tamamen kendi çabasıyla korkucu.com sitesini kurdu. 5 yıl boyunca kendi yağı ile kavrulmaya çalışsa da pek başarılı olamadı ve bu konuda tıpkı kendisi gibi rahatsız ve inatçı olan Murat Özkan ile tanıştı. İkili 2008 yılında Murat Özkan’a ait olan Gerilimhatti.com sitesi ile korkucu.com’u birleştirme kararı aldı…

Yorumlar (2 Yorum)

YORUM YAZ

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.