Nefes alamadığınızda, çığlık atamazsınız! Anaconda (1997)

Sara Şensoy ile Söyleşi

RÖPORTAJLAR

YasinKarakaya

18 Şubat 2013

2 Adet Yorum

2

sarasensoy1

Korkucu: Her röportaja başladığımız gibi başlamak istiyoruz ve soruyoruz: Sara Şensoy kimdir?

Sara Şensoy: İstanbul, Yeniköy doğumluyum. Saint Benoit Fransız Lisesinde okudum. Liseyi bitirdiğimde Londra’ya taşındım. Londra, Central Saint Martin’s College of Art & Design Performans Tasarımı, Sahne Kostüm’den 2006’da mezun oldum. Bu bölümden ilk mezun olan Türk’üm. Mezuniyet sonrası yine Londra’da kostüm ve makyaj efektleri, ışık tasarımı, müzik video yönetmenliği üzerine eğitimler aldım. Mezun olduktan sonra, her zaman ilgim olan müzik videolara girmeye başladım. Set tasarımından, kostümlere bir çok proje yaptım. Uzun metraj filme giden yolda ilk önce müzik klipler, kısa filmler ve reklam filmlerinde çalışma formülünü izledim. Set ve çekim dilini bu projelerde öğrendim.

K.: Sitemiz temelinde sinema ile ilgilenen bir sitedir. Bu bağlamda sinema geçmişinizi detaylı olarak öğrenebilir miyiz?

S.Ş.: Sinema geçmişim ilk önce Ridley Scott’un prodüksiyon şirketi RSA’nın yönetmenlerinden Albert Kodaligan ile başladı. Kendisiyle bir reklam projesi yapmıştım. Daha sonra bana uzun metraj filminin kostümlerini yapmam için teklif verdi. Bu projeden sonra araya kısa filmler girdi ve daha sonra Miranda Bowen, Rob Hardy ve Claire Oakley ile çalışmalarım oldu. Bağımsız filmin yani sıra büyük bütçeli Amerikan ve İngiliz yapımı filmlerde çalıştım. Her proje kendi içinde başka bir hikaye; kendi dönemine, karakterlerine göre sizi başka dünyalara taşıyor. Şu ana kadar bir çok yetenekli yönetmen, tasarımcı, ekip elemanlarıyla çalıştım. Stuntlardan, değişik setlere, teknolojinin sınırlarının zorlandığı projelerin içinde bulunmak vizyonumu her projede genişletti ve geliştirmeye devam ediyor.

K.: Peki kaç yıldır sinema sektörü içindesiniz?

S.Ş.: 2006’dan bu yana. Sanat Performans projelerinde yer aldım fakat film ve videolar 2006’dan beri hep hayatımın içinde oldu.

K.: İçinde yer aldığınız sinema filmleri hangileridir?

S:Ş.: Büyük bütçeli olarak Rob Letterman’ın yönettiği ‘Gulliver’s Travels’, Louis Leterrier’in yönettiği ‘Clash of The Titans’, Steven Spielberg’un yönetmenliğini yaptığı ‘War Horse’, Carl Rinsch’in yönetmenliğinde 18.yy Japon samuraylarını konu alan ’47 Ronin’, Justin Lin yönetmenliğinde ‘Fast & Furious 6’. Bağımsız Sinema’da ise Miranda Bowen’ın ‘Gozo’ filmi ödüllü yönetmen Wim Wenders’ın da bağlı olduğu prodüksiyon şirketi 2am Film ile çekildi ve bu yaz çıkması bekleniyor. Aynı zamanda Claire Oakley ve Rob Hardy ile ‘Physics’ adlı film Londra Film Festivalinde ödül aldı. Bunların yanında Goethe ödülünü alan Andrew Steggall’in yönettiği ‘To the Marriage of the True Minds’, Konstantinos Frangopoulos ile ‘Blackwater’ ve Can Evrenol’la ‘To My Mother and Father’ ile ‘My Grandmother’ filmleri diğer bahsedebileceklerim.

sarasensoy2

K.: Can Evrenol ile çalıştığınız “To My Mother and Father” filminden bahsedebilir misiniz? Projede hangi konumda yer aldınız?

S.Ş.: Can ile çok güzel bir film geçmişimiz var. Can ilk konudan bana bahsettiğinde o andan itibaren hemen hemen her kısmında beraberdik. Bu sektörde iki puzzle’ın doğru parçası gibi klik ettiğiniz yönetmenler her projede karşınıza çıkmıyor. Can benim için o klik’in olduğu bir yönetmen. ‘To My Mother and Father’da prodüksiyon ve kostüm tasarımını yaptım. Proje küçük bütçeliydi ama herkes bütün zamanını ve eforlarını koydu içine. Can aklındaki projeden ilk bahsettiğinde benim aklıma his olarak Gregory Crewdson’un fotoğrafları geldi. Kendisi fotoğrafa çok sinematik yaklaşan Amerikalı bir fotoğrafçı. Twilight serilerinde paralel hayatlar, hayatta banal gerçekler ve mekanlar içinde bilinmeyenleri, gizemli olasılıkları yansıtıyor. İlk çıkış ve referans noktamız Crewdson’un fotoğrafları oldu. Zaman ve bütçe kısıtlamaları her projede olduğu gibi burada da karşımıza çıktı fakat biz bunları yaratıcı bir şekilde yenmeye çalıştık. ‘To My Mother and Father’ internasyonel olarak bir çok ödül ve beğeni topladı kendi genrası içinde. Bu da çok gurur verici.

K.: Çekim sürecinde pek çok kez Can Evrenol ile birlikte aynı ortamı paylaştığınızı var sayarsak, çalışma ortamında Can’ın duruşundan biraz bahseder misiniz?

S.Ş.: Can ne istediğini ve ne istemediğini çok iyi bilen bir yönetmen. Bir yandan yaratıcı olarak özgür bıraktı beni bir yandan da çok net oldu, anlatmak ve vermek istediğine. Can ne kadar panik durumlar olursa olsun sette hep sakin ve dikkatli. Bir ekip için en önemli şey yapımcının ve yönetmenin duruşu. Onlar panik duygusunu her hangi bir şekilde gösterdikleri an bu bütün ekibe, aktörlere yansıyor. Aktörleriyle çok iyi bir ilişkisi var Can’ın. Onları çok rahatsız, zor koşullar içine sokmasına rağmen onlardan yapabilecekleri en iyi performansı çıkarabiliyor. Her kreatifin belli başlı yönetmenleri vardır çalışmaktan çok zevk aldıkları, benim içinde Can o yönetmenlerim listesinde.

K.: “To My Mother and Father” Can Evrenol ile birlikte çalıştığınız ilk proje değil? Can ile ilk tanışmanız nasıldı?

S.Ş.: Can ile ilk tanışmam 2007 senesinde oldu. Çok sansa en yakın arkadaşım Can’in Üsküdar Amerikan’dan arkadaşıydı. Ben ev arkadaşı ararken Can’ın Londra’ya taşındığını duyan arkadaşım bizi bir araya getirdi. Bir pub da buluşup uzun uzun filmlerden konuştuk ve dostluğumuz o şekilde başladı. Bir zaman sonra bana ‘My Grandmother”dan bahsetti. Toplam 3 kişilik ekip ve 3 aktörden oluşan 6 kişilik bir gruptuk. Filmi 2 kere çekmek zorunda kaldık. İlk film maalesef yandı. Ama buda bence Can Evrenol’ün film tarihinde ‘My Grandmother”ı folklorik değeri olan bir kata koydu.

sarasensoy3

K.: Öğrendiğimiz kadarıyla İtalyan sinemasının 70 ve 80’li yıllardaki exploitation filmlerinden, yeni dönem Fransız vahşet sinemasına; yerli sinemadan, slasher türüne kadar pek çok türü hem seviyor, hem de bu konularda bilgi sahibiymişsiniz. Bu merak ve çeşitlilik neden kaynaklanıyor?

S.Ş.: “Merak kedinin sonu oldu!”nun tersine benim gelişmeme, büyümeme neden oldu. Bilgim derinleştikçe zevklerim değişti veya yoğunlaştı. Fixe bir kişilik olmadım. Her zaman merakıma doğru olup, keşifçi ve araştırmacı bir kişilik oldum. Dedem geçmiş bana. Kendi ilgi alanlarım olup onların içinde veya dışında yeni şeyler keşfetmek hep bana keyif verdi. Kostüm ve prodüksiyon tasarımında da en çok bu beni heyecanlandırıyor. Her senaryo başka bir genre, her karakter ve hikaye ayrı bir dünya. Bunların içine girip bunların görselliğini yaratmak gibi aynı şekilde farklı film genre ları da beni çekiyor. Favori film genre larım var aynı şekilde hiç dayanamadıklarım olduğu gibi.

K.: Peki sinema zevkiniz yalnızca korku ve türevindeki filmlerden mi ibaret, yoksa sinema sanatında herhangi bir kısıtlamanız yok mu?

S.Ş.: Yalnızca korku genre ları değil ilgi alanım, İtalyan neo realist sinema, 1950’lerden başlayan Fransız sineması, klasik Hollywood filmleri, fantezi drama, psikolojik gerilim, erotik sinema, Alman ve Rus sessiz sineması, İskandinav sineması, art house gibi genrelar ilgi alanım içinde olanlardan.

K.: Sizinde içinde yer aldığınız kostüm sanatı ‘Costume Effects”den biraz bahsedebilir misiniz? Hangi filmlerde Costume Effects yaptınız?

S.Ş.: Kostüm efekti; boyamaya ve resim yapmaya olan ilgimi kostümle birleştirdiğim bir alan. Kostüm ile karakterin birleştiği nokta Kostüm efekti. Bir anlamda kostümün makyajı. Nasıl bir aktör makyajsız kamera önüne geçmiyorsa bir kostümde kostüm efektsiz aktörün üzerine geçmemeli. Çünkü aktör bir karakteri yansıtıyor. Ve o karakterin bir geçmişi var. Bulunduğu sahne değil bir gerçekçiliğin yansıması. Bu maalesef Türkiye’de çok bilinmiyor ve doğru uygulanmıyor. Bir karakter’in geçmişini; geçmişini göstermeden verebildiğiniz tek nokta. Bu bir kazağın hafif pamuklanmış olması da olabilir, Zeus karakterinin altın zırhıda.

Costume Effects benim için ‘Guillever’s Travel’ ile başladı. Bundan sonra ‘Clash of the Titans’, 6 dalda Oskar’a aday olmuş ‘War Horse’, ’47 Ronin’ ve ‘Fast & Furious 6’ gibi filmlerde kostüm effecti yaptım. 1. Dünya savaşı döneminden, yunan mitolojisine, 18.yy Japonya’dan, fantastik düzenlemelere veya günümüz dönemini yansıtan filmlerde, farklı dönemleri kostüm üzerinden farklı karakterler, sınıflar ve koşullara göre çok yakından inceleme ve uygulama fırsatı buldum..

sarasensoy4

K.: En son hangi sinema projelerinde yer aldınız?

S.Ş.: En son Justin Lin’in yönettiği ‘Fast & Furious 6’ filminde çalıştım. Modern zamanda geçiyor. Önceden çalıştığım filmlere göre daha kolay olabileceğini düşünmüştüm. Ama gerçekten ‘War Horse”ta ne kadar çalışıldıysa bunda da o kadar çalışıldı. Modern zamanı yapmak bazı yönlerden daha zor.

K.: Biraz da müzik içerisindeki kariyerinizi kurcalamak istiyoruz. Bu konuda bize bilgi verebilir misiniz? Şimdiye dek kimlerle çalıştınız?

S.Ş.: Küçük yaştan müzik kliplerine ilgim vardı. Üniversite’de ilgim daha da derinleşti. Üniversite son sınıfta Chemical Brothers’ın kliplerini çeken Flynn Prodüksiyon şirketinde stajımı yaptım. Ofiste çalışıyordum. Patronuma sette olmak istediğimi söyleyince oda beni bir yapımcıyla bağlantıya soktu. O şekilde ilk set tecrübemi runner olarak kazandım. İlk tecrübem o kadar kötüydü ki anlatması çok zor. Yapımcı bana cehennemi yaşatmıştı. Şu güne kadar o kadar zor bir set günüyle karşılaşmadım. Seneler sonra aynı yapımcı benim kostümlerini yaptığım bir reklam filminin de yapımcısı olarak karşıma çıktı. Tabii ki karşında eski günleri yadetmedim fakat o deneyim bu endüstride sanırım kalın bir deri örmeme neden. 5 senelik bir süre içinde Franz Ferdinand, Scissor Sisters, The Kiss, Lily Allen, Prof. Green, The Shoes gibi sanatçıların kliplerinin kostümlerini yaptım. Bunlar içinde Henry Schonfeld, Daniel Wolfe, Ace Norton gibi en iyi müzik video ödülleri almış yönetmenlerle çalıştım.

K.: Özellikle Jake Gyllenhaal’ın rol aldığı ‘The Shoes-Time to Dance’ klibini merak ediyoruz. Bu projeden bahsedebilir misiniz?

S.Ş.: Daniel Wolfe’un yönetmenliğinde Somesuch prodüksiyon yapımı olarak gerçekleşti proje. Klip 2012 Müzik Video ödüllerinde en iyi dans klibi olarak seçildi. 3 günde çekildi ve Oscar’a aday olmuş aktör Jake Gllenhaal başroldeydi. Daniel gerçekten çok farklı bir yönetmen. Çok kısıtlı bir pre production zamanı oldu. Sanırım 120 kişi giydirdim. Bir çok sahne, çok dehşet içerdiği için kesildi gördükleriniz daha az vahşetli kısımlar. Bir çok karakterin kostümlerinin eşinden farklı stuntlar icin kullandık. Jake’le çalışmak çok keyifliydi, sahnelerinde genel olarak 2 kereden en fazla take yapılmıştır. Daniel, en beğendiği müzik video yönetmeni olduğu ve uzun süredir onunla bir proje yapmak istediği için bu projeye katıldı. Çok eğlenceli bir video’ydu. Almış olduğu tepkiler ve ödüller içinde bu video’nun bir parçası olmaktan büyük mutluluk duyuyorum.

K.: Son olarak sitemiz hakkındaki düşüncelerinizi öğrenebilir miyiz?

S.Ş.: Korkucu.com; Türkiye’de bir ilki başaran site. Korku filmlerine özel düşkünlüğüm ve korku genre başlığı altında olup, içinde bir çok dal barındıran bu sinemanın bu kadar doğru toplandığı, yazarları tarafından bütün bu dalların farklı yönleri inceleyip özgür konuşma ve düşünce aktarımının olduğu, benim için hem referans, hem bilgi derinliği olarak vazgeçilmez bir adres. Yazarlarınızı tebrik ediyorum ve bütün bu bilgilerin bir şekilde basılmasını da ümit ediyorum.

http://www.sarasensoy.com

Önceki Sonraki

27

Paylaşım

Yazar: Yasin Karakaya

Tüm Yazıları
9 Eylül 1977’de İstanbul’da doğdu. İlkokuldan Üniversiteye kadar ki eğitimini burada tamamladı. Korku filmlerine olan ilgisini ilk defa memleketi Aydın’da ki bir kahvehanede videodan izlediği Elm Sokağında Kabus filmi ile keşfetti. O sıralar 8 yaşındaydı. 80’lerin kanlı video kültürü ile yoğrulan beyni ilerde yapacağı bu site için ilk kıvılcımı çakmıştı bile. Bundan sonraki dönemde korku sineması ile ilgili herşeyle ilgilenmeye başladı. Geniş bir film arşivi ve korku figürleri koleksiyonu yapmaya başladı. 2003 yılında tamamen kendi çabasıyla korkucu.com sitesini kurdu. 5 yıl boyunca kendi yağı ile kavrulmaya çalışsa da pek başarılı olamadı ve bu konuda tıpkı kendisi gibi rahatsız ve inatçı olan Murat Özkan ile tanıştı. İkili 2008 yılında Murat Özkan’a ait olan Gerilimhatti.com sitesi ile korkucu.com’u birleştirme kararı aldı…

Yorumlar (2 Yorum)

YORUM YAZ