Bir erkeğin en iyi arkadaşı annesidir... Norman Bates - Psycho (1960)

Sapak

Korku Sinema

Türk Korku Sineması

CanEvrenol

27 Ocak 2009

9 Adet Yorum

9

Yönetmen: Fırat Mançuhan
Senaryo: Fırat Mançuhan
Yapım: 2008, Türkiye
Oyuncular: Bülent Emin Yarar, Kaya Akkaya, Pınar Sesveren, Mert Trenova

Can Evrenol / www.otekisinema.com

Türk sinemasında bugüne kadar gördüğüm tartışmasız en karanlık filmlerden biri! Bir seri katil kısa filmi… 1981 doğumlu Fırat Mançuhan’a dikkat! Bu sene Akbank Kısa Film Festivali’nde en iyi kısa film ödülünü alan Sapak, hem sinematografisiyle hem de hikayesiyle büyülüyor.

Doğrusu pek bir beklentim olmadan izlediğim film beni hazırlıksız yakaladı. Fırat’ın şu ana kadar Türk sinemasinda pek benzeri olmayan bir tarz yakaladığını rahatlıkla söyleyebilirim. Önümüzdeki zamanlarda kendisinden gerçekten çok iyi şeyler çıkacağını tahmin ediyorum. Siz de izleyin, kararınızı verin. Beklediğinizden cok daha fazlasını bulacağınızı düşünüyorum.

Senaryo yazarlığını, yönetmenliğini ve montajını Fırat Mançuhan’ın üstlendiği Sapak, 22 Ekim 2006 günü, ülkemizde işlenen seri cinayetlerin hikayesini anlatıyor. Film, puslu bir havada bir otoyol görüntüsü ile açılıyor. Ardından siyah ekran üzerine beyaz harflerle “20-23 Ekim 2006 tarihleri arasında, Bursa’yı Ankara’ya bağlayan karayolu üzerinde yedi cinayet işlendi. … Az sonra izleyeceğiniz bu olaylardan yola çıkarak yaratılmış kurmaca bir hikayedir” yazıyor…

Mançuhan aslında bu filmde tamamen kendi hikayesini anlatmış. Film gerçek olayları birebir canlandıran bir film olmaktan çok uzak. Zaten böyle bir iddiası da yok. Ama esas önemli olan şeyi başarmış; hikayenin ve atmosferin kalbini yakalamış. Aslında gerçek olaylardan yola çıkan bir hikaye olduğu için filmin bir exploitation yani “sömürü film” olma niteliği de var. Ancak tamamen ‘bu gerçek bir olaydır’ demeyecek kadar da ağırbaşlı bir film. Zaten filmin ne posteri ne de pazarlanışı bir sömürü film niteliğinde değil. (Hani keşke olsaydı demedim değil…)

Tek negatif eleştirim, filmin katıldığı festivallerde ve filmin facebook grubunda, filmin sinopsis kısmında biraz fazla ağdalı, ve fazla belirleyici şeyler yazılmış. Halbuki ‘yorumsuz’ olması gereken bir film bu. Sinopsis olarak “Şiddetin nedenselliği” gibi bir açıklama filmin bu sert, karamsar ve nihilist tarzına yakışmıyor. Film, cok daha agresif, karanlık ve gösterişli bir tanıtımı hakediyor (yalın olsa da agresif ve karanlık). Belki de yönetmenin ve ekibin yapmak istediği tam bu değil ama bence filmin en büyük başarısı ve özelliği burada. Tarkovsky gibi, Yılmaz Güney’den beri gelen ultra-gerçekçi ve ağırbaşlı çok sanatkar bir anlatım dili var sinemamızda. Ve bu iyi ki de var. Hepimizin bildiği gibi Türk sinemasının bu janrada gerçekten çok değerli, dünya çapında eserleri var. Sapak da sinopsisi olsun, filmin posteri olsun biraz bu havada bir film.. Hatta filmin ilk 3-4 dakikası da böyle. Ama sonra yavaşça bir Üç Maymun (2008) ve ardından neredeyse bir Masters of Horror (2005) bölümüne dönüşen bir havası var filmin! İşte Türk sinemasında hiç olmayan şey de bu; Bu kalitede bir sinematografi ve bu tavırda bir film! Sapak, eğer bu niteliğinin üzerine daha ağırlık verirse, Fırat Mançuhan ilerde bu niteliğin üzerine oynarsa Türk sineması içindaha da önemli bir figür olma şansı çok ama çok yüksek.

Filmin arkasında çok iyi bir ekip ve çok iyi bir ekip çalışması olduğu her karesinden belli. Filmdeki müzik ve ses kullanımlarındaki seçimler de filmin atmosferine son derece uygun. Filmin sonu, ve hikayesinin çeşitli noktaları üzerine konuşulacak daha çok şey var ancak burada bunları yazıp filmi izlememiş izleyiciler için filmin tadını kaçırmak istemiyorum…

Seyircinin midesine bir yumruk gibi inerken, bir yandan da Fritz Lang’in başyapıtı M‘de (1931) olduğu gibi seyirciye acımasız vahşi bir katile karşı acıma duygusunu da tattırabilen güçlü, karamsar ve düşündürücü bir film Sapak.

Üç Maymun ile beraber 2008 yılında Türkiye’den böyle karanlık ve usta işi filmler çıkması inanılmaz sevindirici bir gelişme. Daha yolunun başında bir sinemacı olan Fırat Mançuhan’ın ilerde Türk sinemasında daha da karanlık, daha da güçlü, daha da “öteki” filmler kazandırmasını temenni ediyor ve kendisine başarılar diliyorum. Sapak’ta emeği geçen herkese yürekten teşekkürler.

Önceki Sonraki

27

Paylaşım

Yazar: Can Evrenol

Tüm Yazıları
1982’de İstanbul’da doğdu. Üsküdar Amerikan Lisesi’nden mezun olduktan sonra, önce Bilgi Üniversitesi’nde 3 sene Uluslararası Finans ile cebelleşti, ardından İngiltere’de University of Kent’de Sanat Tarihi ve Sinema Teorisi dallarında çift diploma sahibi oldu. Bitirme tezini Jason Voorhees üzerine yazdı. Mezun olduktan sonra eline bir de kamera almış olmak için NYFA’nin 8 haftalık film kursuna katıldı. Burada çektiği “Vidalar” adlı kısa filmi çeşitli festivallerde gösterilince kendi imkanlarıyla kısa filmler, b-tipi korku ve fantastik sinema örnekleri çekmeye başladı. “Sandık” isimli kısa filmi, Avrupa’nın en büyük korku festivallerinden Bruksel BIFFF, L’Etrange Strasbourg ve London Frightfest’de gösterildi.

Yorumlar (9 Yorum)

YORUM YAZ