Nefes alamadığınızda, çığlık atamazsınız! Anaconda (1997)

Sakın Korkma!

Korku Hikayeleri

NeseBinark

17 Ocak 2019

0 Adet Yorum

0

Ağır damlalar, tahta zemini oyarcasına birikip dağılıyordu. Kan… Vıcık vıcık, kan… Ne güzel…

Yerde keyifle uzanmış, dirseklerinin üzerinde belirsiz notaları mırıldanırken, ayaklarını zorlama bir ritimle sallıyor, sağ elinin işaret parmağını da kan gölünü kaşıklamak için kullanıyordu. Ağzına götürdü, parmağını yaladı. “Hımmm, er aş pozitif” dedi. Bir damla kan, tam alnının ortasına isabet etti. Başını kaldırdı. Başka bir damla tam gözbebeğinin ortasına… Yüzülmüş bir kafa derisi altında patlamış bir beyinden bu denli kan akmasına hayret ederek doğrulmaya çalıştı.

Terkedilmiş, eski bir hastanenin leş gibi sidik ve küf kokan bu ameliyathanesinin kararmış sedyesinde, kolları iki yana açık halde yatan bu ölü de “bir saat önce yaşıyordu” diye düşündü.

Ayağa kalkarken yerdeki bıçağı da kaptı. Cesedin parmağındaki yüzüğü, bir vuruşla parmakla beraber aldı. Parmağı yüzükten sıyırdı. Bir defa da onu yaladı; “Çilek reçeli mi bu?” Gittikçe yükselen kıkırdamaları histerik kahkahalara dönüştü. Yoruldu, parmağı fırlattı. Yüzüğü kendi parmağına geçirdi şöyle bir baktı. Yüzük parmağına bol geldi, düştü, kana bulandı.

Aldı yerden yüzüğü, üstündeki pis muşamba önlüğe sildi, pantolonunun kıç cebine koydu.

Kadın parmakları tabii” diyerek eline baktı, bir kere de yüzük parmağını yaladı. Midesi bulandı, öğürdü. Ölünün deştiği karnının üzerine erken yediği akşam yemeğini çıkardı. Sindirilmemiş brokoli parçaları, bağırsaklara karıştı. “Sebzeli kokoreç” dedi çatlak sesiyle, pis pis sırıttı.
Saatine baktı, “Nerede kaldı bunlar be?” dedi.

Sert atan bir şalter sesiyle tavandaki ışıklar yandı. Gözleri kamaştı. Ayak seslerine doğru ellerini siper ederek baktı ve “Neredesiniz yahu?” dedi. “Ancak gelebildik” dedi karanlığın sesi “Malum trafik”. “İyi iyi gelin de hemen provaya başlayalım.

Eski sahnenin merdivenlerini dört kişi çıktı, iki kadın, iki erkek. İki uzun, iki kısa… “Biz gelmeden başlamışsın” dedi kısa boylu olanı adamların; “Morgdan aldım bu cesedi, kimsesizmiş. Kadavra yapacaklarmış. Sanata yarasın dedim. Oyuna üç saat kaldı, umarım kokmaz.”

Ne güzel efekt yapmışsın, sfx makyajı mı bu? Aynı beyin olmuş” dedi kadınlardan uzun olanı ve dokundu; “Aaaaa! Bu gerçek mi? Öğğğğğğ” dedi iğrenerek…

Korku tiyatrosu lan bu” dedi iki yanda örülmüş uzun sarı saçlarına biraz kan bulaştırarak; “Ne efekti? Seyirci inanmaz. İllüzyon bozulur.” Ellerindeki kanları krem gibi birbirine bulaştırdı.

Mırın kırın etti diğerleri, içlerine içlerine konuşarak çantalarını bir yerlere fırlattılar. Tepedeki ışığın altına, sahnenin ortasına geldiler. Ölünün etrafını sardılar. Hepsi birden ölüye doğru eğilip yakından şöyle bir süzdüler, önce birbirlerine sonra da boş seyirci koltuklarına doğru baktılar ve hep bir ağızdan seslendiler; “OYUN YENİ BAŞLIYOR”…

Önceki

27

Paylaşım

Etiketler:

Yazar: Nese Binark

Tüm Yazıları
☠Writer; Horror, Dark Fiction, Supernatural Paranormal Horror, Humour ☠Cartoonist; Creepytoon ☠Journalist; Editor, Book Rewiever ☠Designer; Haunted Antique Collage, Sculpture Figure

YORUM YAZ

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.