Nefes alamadığınızda, çığlık atamazsınız! Anaconda (1997)

Plague Town

Korku Film Arşivi

Korku Sinema

wherearethevelvets

29 Mayıs 2009

7 Adet Yorum

7

Yönetmen: David Gregory
Senaryo: David Gregory, John Cregan
Yapım: 2008, ABD Süre: 88 Dakika
Oyuncular: Josslyn DeCrosta, Erica Rhodes, David Lombard, Lindsay Goranson, James Warke

Film bir introyla açılıyor. Tahmini olarak yıllar önce bir İngiliz kasabasında, doğumu yaklaşan bir anne görüyoruz. Bir rahip bebeği doğurtuyor. Bebeği göremiyoruz ama sesinden anladığımız kadarıyla pek şirin bir mahluk değil. Meğer doğan her bebekte bir lanet varmış ve Peder bunun şeytanın işi olduğunu söyleyerek bebekleri öldürüyormuş. Fakat bu sefer aynısı olmuyor. Baba, bebeğini korumak için, eline geçirdiği şömine sopasıyla rahibin beynini dağıtıveriyor.

Yıllar sonra, disfonksiyone bir Amerikan ailesi, kökenlerini araştırmak için bu bölgeye geliyor. Sarışın kızları Jessica, yolda tanıştığı bir İngiliz oğlanı da (Robin) yanına almış. Zaten kokoş ve çaçaron bir kız. Kızkardeşi Molly ise esmer ve sona kalan kız prototipini karşılayacak soğukkanlılığa ve öngörüye sahip. Eşinden ayrılmış olan ve yeni genç nişanlısı Annette’le kızları arasındaki sürtüşmeyi önleyemeyen baba Dr. Jerry, büyük kızının yanında taşıdığı bu salak oğlana da kıl kapıyor.

Herneyse, Jessica’nın sert çıkışları sonucu bir kavga çıkıyor ve kız sevgilisi Robin ile kırlara açılıp yiyişiyor. Ailesi onu aramaya çıksa da şehre gidecek son otobüsü kaçırıyorlar ve geniş otlak ve ağaçlık alanlarla bölünmüş seyrek çiftliklerin bulunduğu bu taşrada mahsur kalıyorlar. Geceyi geçirecek bir yer arıyorlar fakat çiftçilerin tavırlarının garipliği onları yola düşmeye itiyor. Molly yürürken, ağaçların arasından kendisine gülümseyen garip bir surat görüyor. Tabii ki ailesi onu ciddiye almıyor. Ormanın içinden geçen yolda terkedilmiş bir turist otomobili görüyorlar. Fransa plakalı bu arabanın içine sığınıyorlar fakat geceyi geçirmek için bir ev bulmaları zorunlu hale geliyor. Robin eline feneri alıp yola düşüyor. Ardından da Jessica… Geri kalan aile bireyleri duydukları bir tüfek sesiyle irkiliyorlar ve baba Jerry kızını aramak için yola çıkıyor…

Daha önce sitemizde, haberler başlığı altında sözü edilen film bir klişeler yumağı. Her şey tahmin dahilinde ve tanıdık. “Ils”, “The Hills Have Eyes”, “Children of the Corn”, “The Texas Chain Saw Massacre”, “Eyes Without a Face”, “Ghost Ship” ve hatta “Deliria/ Bloody Bird”den bile sahneler bulmak mümkün. Tahmin edilebileceğiniz gibi, mutant çocukların gazabına uğrayan bir ailenin dramına şahit oluyoruz.

Fakat bu kadar klişenin içinde film gerçekten çok ürkütücü. Özellikle deforme çocukların yüzü ve acımasızca yaptıkları işkenceler insanın içini kaldırıyor. Film oldukça düşük bütçeli. Oyuncular da pek iyi değil ama yönetmen gerçekten iyi ki, harika bir atmosfer sunuyor izleyiciye. Kasabalıların da garip davranışları ve bazılarının beklenmedik tavırları, ailenin içinde bulunduğu kabusu daha iyi aktarıyor. Üstelik gore sahneler ve kan, bu türün hayranlarının yüzünü güldürecek nitelikte. Karanlık çekimler ve sahnelerin yansıtılması, bir Fransız korku filmi havası uyandırıyor; ani ve acımasız. Birçok korku filminde, çok güzel aktarılabilecekken heba edilen unsurlara hayıflanırız. Yönetmen bu filmde hiçbir fırsatı kaçırmıyor ve izleyiciyi yerinden zıplatmak için elinden geleni ardına koymuyor. Olayın tamamının tek bir günde geçmesi ise ayrı bir özellik katıyor filme.

Filmdeki asıl korku unsuru olan çocuklardan bahsetmek istiyorum. Bu veletler “Wicked Little Things”deki gibi sarsak ve yapma değiller. Gerçekten çok sinir bozucular. Hele bir “Rosemary” karakteri var ki… Gece düşmanımın karşısına çıkarmasın. O uzun parmaklarıyla yapmadığı şey kalmıyor.

İnternet ortamına bakarsanız, pek beğenilmeyen, hayalkırıklığı yaşatacak bir film zannedebilirsiniz. Ben de öyle zannettim. Fakat klişelerine kapılmadan izlenirse çok şey vaad eden korkutucu bir film. Tavsiye ediyorum.

Wherearethevelvets

Önceki Sonraki

27

Paylaşım

Yazar: wherearethevelvets

Tüm Yazıları
17 Ocak 1978 yılında Edirne’nin Keşan ilçesinde dünyaya gözlerini açan Ali Murat Akçıl, korku ile küçük yaşlarda tanıştı. İzlediği ilk korku filmi (ki ilkokuldaydı) The Evil Dead idi. İlkokuldayken, şimdilerde çokça yararlanacağı korku filmleri ve istismar sineması örnekleri izledi. Hatta Cumartesi geceleri Yunan kanallarında yayınlanan sakıncalı ve dehşetengiz filmlere de göz atma şansı oluyordu. Ortaokul ve liseyi daha çok erotik materyallerle geçiren Wherearethevelvets nihayet üniversitede İstanbul’a yerleşti ve büyük şehrin tüm imkanlarını kullandı. Kendi gibi sinemasever sınıf arkadaşları vardı ve en sevdiği şey bir filmi başından sonuna dek saatlerce anlatmaktı. Bu nedenle beyni düzülen bir arkadaşı “neden izlediğin filmleri yazmıyorsun” dedi ve Wherearethevelvets hiç aşina olmadığı internet diyarında film anlatır oldu. Bu sayede tanıştığı Korkucu.com'da 2008’den beri yazı yazmaktadır.

Yorumlar (7 Yorum)

YORUM YAZ

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.