Cehennemde yer kalmadığında, ölüler yeryüzünde yürüyecek!. Dawn of the Dead (1978)

Phobia 2

Korku Film Arşivi

Korku Sinema

22 Ocak 2010

7 Adet Yorum

7

Yönetmenler : Banjong Pisanthanakun, Parkpoom Wongpoom, Paween Purikitpanya, Visute Poolvoralaks, Songyos Sugmakanan
Senaryo : Sopon Sukdapisit, Nitis Napichayasutin
Yapım:2009, Tayland, 127 Dakika
Oyuncular: Charlie Trairat, Jirayu La-ongmanee, Masha Wattanapanich, Nicole Theriault, Woravej Danuwong

Uzak Doğu korku sinemasının bütün klişelerini kullanarak son derece keyifli bir film ortaya koyan Taylandlılar, aynı klişelere dayanan daha da keyifli bir filmle karşımızda.

2008 yılı yapımı ‘See Prang’ birbirinden bağımsız dört kısa hikayeden oluşan bir korku filmiydi. Kendi ülkesi dışında Phobia adıyla bilinen film, bu kez beş farklı bölümden oluşuyor. Orijinal ismi ise ‘Ha Phraeng’.

İlk bölüm olan ‘Keşiş Adayı’’nda annesi tarafından bir budist tapınağına bırakılan Pey’in hikayesini izliyoruz. Tapınağın kurulduğu dağ ve ormanlık alanın tekinsiz bir yer olduğu hemen belli oluyor. Biraz sonra, bir ortaya çıkıp bir kaybolan rahipler sayesinde huzursuzluğumuz artmaya başlıyor. Keşiş adayımız Pey, öğrencilerin nefislerini kontrol altına almak için konulan, kesinlikle uyulması gereken kuralları “sıradan ve karşı gelinecek türden” olarak algılayınca çiğnediği kuralların sonucuna katlanmak ve geçmişinin bilmediğimiz karanlık yönleriyle karşılaşmak zorunda kalıyor…

İkinci bölümde geçirdiği kaza nedeniyle ameliyat olan ve hastanede kalması gereken bir gencin odasına konuk oluyoruz. Kaldığı odada beyin faaliyetlerinin tamamen durduğu söylenen ve solunum cihazına bağlı yaşlı bir adam daha vardır. Bölüm baştan sona aynı odanın içinde geçiyor. Kazada cep telefonu da kırılan genç çocuğumuz dışarısı ile bütün iletişimini yitirmiştir. Koridorları bomboş bu hastanede yanında öldü ölecek yaşlı bir adam olduğu halde sabahı ve onu taburcu edecek doktoru beklemek zorundadır. İlk bölümde olduğu gibi yine okült ögeler taşıyan bu bölüm gizemini sonuna kadar korumayı başarıyor. Ani çıkışlar ve ses efektleriyle bizi bir-iki kere de olsa yerimizden sıçratmaya kararlı gibi görünüyor.

Üçüncü bölümde aslında uzun olan bir senaryo 20 dakikaya sığdırılmaya çalışılmış gibi bir hava var. Konu tam anlamıyla anlatılamıyor. Ayrıca oldukça belirgin mantık hataları var. Buna rağmen makyajlar sayesinde yine iyi bir iş çıkarıldığını söyleyebilirim. Yol kenarında otostop yapan iki gençle açılan ve adı “Gezginler” olan bölüm nasıl oldu da o hale geldi henüz anlamış değilim. Ben bir Uzak Doğu korku filminde yol kenarında otostop yapan iki çekik gözlü görsem hemen “bunlar hortlak, kesin yolun bu kısmında bir kaza olmuştur ve bunlar ölmüştür. Bu olaydan sonra da ruhları bu kaza yerinde kalmış ve hala canlıymış gibi evlerine gitmek için otostop çekiyorlardır” derim –ki dedim de. Ancak film beni yanılttı ve çekik gözlüler kendilerinden en son beklediğim şeyi yaptılar. Ancak yine her zaman olduğu gibi karma felsefesi ortaya çıktı ve kötülük yapan kötülük buldu.

Dördüncü bölüm yine bu kötülük yap kötülük bul felsefesi üzerine dönüyor. Oto galeri sahibi olan bir kadın, müşterilerine daha önceden kaza yapmış lüks arabaları tamir ettirip süsleyip püsleyip “bayandan, doktordan, çok temiz” gibi klasik araba satış taktikleriyle pazarlamaktadır. Yine usta işi makyajlar ve efektlerle öne çıkan bir bölüm. Özellikle sonu biraz yavan ve saçmaydı sanki. Bu arada bu makyaj ve efektler ilk filme göre oldukça yol katetmiş gibi geldi bana. Taylandlılar bu işte kendini geliştiriyorlar kanımca.

Son bölümümüzde ilk filmin üçüncü bölümünde tanıştığımız kamp arkadaşları Puak , Aye, Shin ve Ter burda da karşımıza çıkıyor. İlk filmde bizi bir hayli eğlendiren ve korkutan bu dörtlü bu kez bir film çekiminde çalışıyorlar. Yaptıkları film yine klişelere dayanıyor, bunun farkında olmaları ve bunu dile getirmeleri nedeniyle bölüm yine bir nevi Scream havasına bürünüyor. Bu dört arkadaşın şaşkın ve korkudan titreyen halleri yüzünden gerim gerim gerilmenin yanında kahkahalar da atıyorsunuz. Kim ölü kim canlı, hangimiz hayalet, kimden korkmalıyız hengamesi içinde filmin en parlak bölümü ortaya çıkıyor. Özellikle yönetmen, hortlak makyajı yaptıkları kızın yüzünü saçlarıyla kapatmalarını söylediklerinde Puak’ın “yüzünü tamamen saçlarla kapatacaksak ne diye bu kadar makyaj yaptık ki” repliği beni yerlere yatırdı.

‘Phobia 2’ ile yine çok keyifli bir gece sizleri bekliyor. Gece diyorum dikkat ederseniz, her korku filmi karanlıkta izlenmelidir ama Phobia biraz daha karanlıkta izlenmesi gereken bir yapım, ışıkları söndürün, sesi açın ve korkmaktan kormadan bu filmi izleyin..

Ömer Temizkan

Önceki Sonraki

27

Paylaşım

Yorumlar (7 Yorum)

YORUM YAZ