Her şey başlangıçta son bulur... The Butterfly Effect (2004)

Pedro Alonso Lopez

Korku Genel

KRİMİNAL

Seri Katiller

MuratÖzkan

08 Ocak 2009

3 Adet Yorum

3

Kurban: +300
TEHLİKLELİ SOKAKLAR

Pedro Alonso Lopez 1949´da tam “La Violencia” denilen dönemin ortasında Tolmia, Kolombiya´da doğdu. Bu dünyaya gelmek için gerçekten çok kötü bir zamandı. Ülke sürekli ayaklanmalar ve şiddet olayları ile çalkalanıyordu. İç savaş 1948´de popüler liberal politikacı Jorge Eliécer Gaitán öldürüldüğü zaman başlamıştı ve 10 yıl sürerek 200.000 cana mal olacaktı.

Beşparasız bir hayat kadınının 13 çocuğundan 7.siydi ve çocukluğu kesinlikle eğlenceli geçmedi. Zorba tavırlı bu kadın çocuklarını demirden bir yumrukla yönetiyordu ama herşey sokaklara düşmekten daha iyiydi. Gerillalar, militanlar ve ordu mensubları tarafından yapılan insan hakları ihlalleri artık sıradandı, suç oranı herhangi başka bir devletten 50 kat yüksekti. 1957de 8 yaşında kız kardeşiyle cinsel ilişkiye girerken annesine yakalandı ve korktuğu şey başına geldi, bir daha eve dönmemesi söylenerek sokağa atılmıştı.
Başına gelecekler erken başladı… Yaşlıca bir adam isterse onunla kalabileceğini söyledi, çaresiz bir şekilde kabul etti. Ama ona sıcak bir yuva ve yemek sunacak yere ıssız bir binaya götürdü, ona sayısız işkence ve tecavüz ettikten sonra tekrar sokağa attı.

Bu olaydan sonra yabancılardan korkar oldu, sokak aralarında ve terkedilmiş binalarda uyuyor, gece karanlıkta çıkıyor, sadece çöp kutusu ve çöplüklerden yiyecek arıyordu. Ancak 1 yıl sonra cesaretini toplayıp ülkeyi gezmeye başladı ve kendini Bogotá´da buldu. Burda da dilenmeye ve çöplerden yiyecek aramaya başladı. Onu buraya yerleşmiş bir Amerikalı çift gördü. İğne-ipliğe dönmüş vaziyette dilenmesinden etkilenerek onu yanlarına aldılar, sadece yiyecek ve ev vermekle kalmayıp onu yetimler için olan bir okula da yolladılar.

SAHTE UMUTLAR
Bütün hayatı boyunca olduğu gibi burda da mutluluğu uzun sürmedi. 1963 te 14 yaşında bir erkek öğretmenin tacizine uğradı. Yabancılara olan korkusu ve nefreti tekrar uyanmıştı ve içinde büyüdü. Okulun ofisinden para çalıp, hem okuldan hemde evden kaçtı. Bildiği tek güvenilir yere gitti, Kolumbiya´ya döndü. Bu dönemde iç savaş bitmiş ve sokaklar durulmuştu. Hükümet kuruluyor ve kapanan fabrikalar yeniden açılmaya başlıyordu. Ama Pedro´nun hiç iş tecrübesi yoktu ve çok az eğitim görmüştü. Sonraki 6 yıl dilenerek ve ufak-tefek hırsızlıklar yaparak hayatta kalmaya çalıştı. Delikanlı çağına geldiğinde araba hırsızlığına başladı. Kaybedecek birşeyi yoktu ve bu işte iyi para kazanıyordu. Hatta bu konuda uzmanlaşmıştı ve onun yanına işi öğrenmek için başka gençler de geliyordu.

Becerisine rağmen 1969´da 20 yaşında yakalandı ve 7 yıl hapis cezası aldı. İçeri girdiğinin ikinci günü 4 mahkum tarafından tecavüze uğradı. Bu saldırıdan sonra Pedro ona bir daha kimsenin dokunamayacağına dair yemin etti ve içerde hazırladığı bıçakla dördünü de sırayla öldürdü. Yetkililer bunu nefsi-müdafaa olarak gördü ve hapis cezasına sadece 2 yıl daha eklendi.

Hapis dönemi daha önceden başına gelmişlere tuz biber oldu ve Pedro´nun aklında geri dönüsü olmayan hasarlar bıraktı. Artık doğru ve yanlış ayrımını kaybetmişti. Annesinin elinde çektiği işkenceden dolayı kadınlardan korkar hale gelmişti ve cinsel ihtiyaçlarını porno dergileriyle gideriyordu. Çektiği bütün acılardan ve eziyetlerden annesini sorumlu tutuyordu.

BİR DELİ YAKALANIYOR
1978´de serbest kaldıktan sonra, Peru´da çok dolaşti. Bu dönemde Kızılderili kavimlerine yaklaşıp 100den fazla kızı kaçırıp öldürmeye başlamıştı. Bu dediklerini ispatlamak mümkün olmasa da Kuzey Peru´da Ayaçuchoş kabilesi tarafından 9 yaşında bir kızı kaçırmak üzereyken yakalandığı biliniyor. Kızılderililer Pedro´ya saatler boyunca işkence etmiş ve ancak Amerikalı bir rahibin araya girmesiyle Peru yetkililerine teslim etmeyi kabul etmişlerdi. Kızılderililerin davaları ile zaman kaybetmek istemeyen polis ise onu sınırdışı etmiştir.

Ekvator´a döndükten sonra, bütün ülkeyi dolaşır ve sıksık da Kolumbiya´ya uğrar. Yetkililer kısa zamanda birçok kayıp kız vakkasıyla karşılaşmaya başlar, ama bunu sadece kadın ticareti ile uğraşan Güney Amerikalılara yorarlar.

Nisan 1980´da büyük bir sel ülkeyi vurur ve 4 kayıp kızın cesedini selsuları ortaya çıkartır. Ölüm sebebini bulmaları çok zor olsa da birinin onları meraklı gözlerden saklamak için gömdügü belliydi.
Selden hemen sonra Carvina Poveda adlı kadın 12 yaşındaki kızıyla pazarda alışverişe çıkmıştı ki bir adam kızını kaçırmaya çalıştı. Yardım çağrılarına gelen insanlar Pedro´yu kaçamadan tutmayı başardılar ve gelen polise teslim ettiler.

Aklı başında değilmiş gibi amaçsızca öyle orda duruyor ve tutarsız şeyler konuşuyordu. Polis onu merkeze götürürken tek düşündükleri, bir deliyi yakalamış olmalarıydı.

KORKUNC İTİRAFLAR
Karakolda Pedro polislere yardımcı olmayı reddediyordu ve sorularına cevap vermiyordu. Son çare olarak önün güvenini kazanıp konuşmasını sağlamak için bir rahibe, Cordoba Güdino mahkum kıyafeti giydirerek onunla aynı hücreye koydular. Konuşmaya başlaması uzun sürmedi ve ertesi gün rahip bunlara artık daha fazla dayanamayacağını ve duymak istemediğini söyleyerek dışarı çıkartılmak istedi.

Artık ellerindeki delilleri ona karşı sununca suskunluğunu bozup anlatmaya başladı. Yetkililere Ekvator´da en az 110, Kolumbiya´da 100 ve Peru´da da 100den fazla kız öldürdügünü itiraf etti. “Ekvatorlu kızları daha çok seviyorum, Kolumbiyalılar gibi yabancılara karşı süpheci yaklaşmıyorlar, daha kolay güveniyor, daha masum ve kolaylar.”

İşlediği suçlara sebep olarak yaşadığı acımasız hayatı ve yalnız geçen gençliğini gösteriyordu.
“Ben masumiyetimi 8 yaşında kaybetmiştim, aynısını da mümkün olduğunca çok kıza yapmak istedim.”
Kurbanlarını seçmek için özellikle kalabalık pazar yerlerini gezdiği ve bakışlarında “mutlak masumiyet” olan bir kız aradığını söyledi. Ama bunu hep gün ışığında yapıyordu, çünkü can çekişmelerini gecenin karanlığının örtmesini istemiyordu. Bununla neyi kastettiği sorulunca, onlara tecavüz ettikten sonra bağlayıp gözlerinin içine bakarak onları boğuyordu. Gözlerinin ışığı sönerken, o son nefeslerini verirken, müthiş bir haz hissettiğini ve cinsel açıdan tahrik olduğunu söylüyordu. Ölümden sonra da vahşeti son bulmuyordu, bazen öldürdügü kızların cesetlerini dizip onlarla “Çay saati” yapıyor ve onlarla muhabbet ediyordu.
Polis önceleri anlattığı inanılmaz itiraflarına şüpheyle yaklaştı, hem Peru ve Kolumbiya hükümetleri de bu savları desteklemiyordu henüz. Pedro yaptıklarına inanılmadığını görünce polisleri alıp cesetleri gömdügü noktalara götürmek istedi.

NİHAİ ADALET
Prangalar ve kelepçeler içinde polislere Ambato yakınında gömdügü cesetleri gösterdi. Yaşları 8 ila 12 arası değişen 53 tane ceset ortaya çıkınca süpheler ortadan kalktı. Gösterdiği diğer noktalar boş çıktı ama sel suları cesetleri başka yerlere sürüklemiş olabilirdi veya vahşi hayvanlara yem olmuşlardı.

Kendisi 110 cinayet itiraf etmiş olsa bile delillere bakılarak 57 ayrı cinayet davası açıldı. Hapishanelerden sorumlu Victor Lasçano “Bir kişi 53 tane cinayeti itiraf edip, cesetlerini gösteriyor ve daha yüzlerce olduğunu söylüyorsa, ona inanmak lazım. Tahmin edilen 300 cinayet bile bence çok düsük bir rakam.” demişti. 1980´de görülen davası hakkında çok fazla bilgi yok, sadece çoklu cinayetten yargılanıp, ömür boyu hapse mahkum edildiği biliniyor.

FBI Profilisti Robert Ressler Lopez hakkında “Klasik seri katil modeline uyuyor, bir çoğu gibi o da parçalanmış bir aile ve bir fahişenin oğluydu. Annelerine karşı hem sevgi hem de nefret dolu bir ilişkileri vardır. Genelde bu tip anneler çocuklarına sert davranır, bu şiddet uygulamaya kadar varmasa bile. Annenin çocuğun bildiği halde sürekli farklı cinsel partner değiştirmesi, anneyi ve diğer kadınları sadece cinsel obje olarak görmeye yol açıyor. Bu koşullar altında seri katil olma olasılığı daha yüksek çocuklar yetişiyor.” demişti

LOPEZ`DEN İNCİLER
Ocak 1999´da Pedro Lopez “National Examiner” muhabiri Ron Laytner´e bir seferlik özel bir röportaj verdi. Aşağıdakiler ordan alıntılardır.

“Ben yüzyılın adamıyım beni kimse unutamayacak.”

“Kurbanlarımı pazarlarda arıyordum. Gözlerinde o “mutlak masum” bakış ve güzellik olmalıydı. İyi ve annesinin sözünü dinleyen terbiyeli bir çocuk olmalıydı. Bazen 2-3 gün takip edip yalnız kalacağı anı bekliyordum. Onları incik boncuk vererek kandırıyordum, gelirse annesine de birşeyler alabileceğini söyleyip, şehir dışına götürüyordum.”

“Onları hazır mezarların beklediği gizli yerime götürüyordum. Bazen orda daha önceki cesetler de duruyordu. Onları okşuyordum ve güneş doğduğu zaman da tecavüz ediyordum. İlk gün ışınlarınlarıyla heyecanlanmaya, tahrik olmaya başlıyordum. Onlarla zorla cinsel ilişkiye girerken bir yandan da ellerim boğazlarındaydı. Güneş yükseldikçe sıkmaya başlıyordum.”

“Onları görmem gerekiyordu, karanlıkta harcanmış olurlardı. Ellerim o genç kızların boğazındayken tanrısal bir an vardır, gözlerine bakarsın ve ışığının aniden söndügü bir an gelir. Bu ölüm anı nefes kesici ve heyecanlıdır. Sadece gerçekten öldürmüş kişiler ne demek istediğimi anlayabilir.”

“Serbest kaldığım zaman bu anı tekrar yaşayacağım.”

“15 Dakika boyunca onları izliyordum, öldüklerine emin olana kadar. Hatta nefesini aynayla kontrol ediyordum. Bazılarını tekrardan öldürmem gerekti.”

“Hiç bağırmıyorlardı, bunların gerçekten olacağını beklemiyorlardı. Gerçekten masumdular.”

“Küçük arkadaşlarım yanlız kalmak istemiyorlardı, bu yüzden 3-4 tanesini bir mezara beraber koyuyordum. Ancak yer kalmayınca yenisini kazıyordum. Ama hareket edemedikleri için onlardan çabuk sıkılıyor ve yeni kızlar arıyordum.”

Pedro hala Ekvator´da hapishanede ve şartlı tahliye alabilir. Ama onu Peru ve Kolombiya´da bekleyen davalar var hala.

Burcu Erbakan // korkucu.com
(Lütfen kaynak ve isim göstermeden alıntı yapmayınız)

Önceki Sonraki

27

Paylaşım

Yazar: Murat Özkan

Tüm Yazıları
Korku ile 7 yaşında yanlışlıkla seyrettiği Cannibal Holocaust ve Evil Dead filmleri ile tanışan Murat Özkan 1982 yılında İstanbul’da doğdu. O yaşından beri iflah olmaz bir korku fanatiği olan Murat Özkan, resime ve çizime olan düşkünlüğünü her korku ile birleştirmesinde “psikolojisi bozuk çocuk” muamelesi gördü ama yılmadı. Bu alanda bir çok başarısız site açma girişiminde bulundu. Başarısız oldu çünkü o zamanlarda bu işe her elini attığında “Korku”yu bir öcü ve yasak gibi gören zihniyetle karşılaştı. Yine yılmadı! Bir gün, kendisi gibi çocukluğunda psikopat muamelesi görmüş Yasin Karakaya ile tanıştı ve Korkucu.com sitesinin temelleri o anda atıldı.

Yorumlar (3 Yorum)

YORUM YAZ