Eskiden iyilikle aldığımı, sonsuza dek intikam ile alacağım! Tooth Fairy - Darkness Falls (2003)

The Mist

Korku Film Arşivi

Korku Sinema

YasinKarakaya

05 Şubat 2009

8 Adet Yorum

8

Yönetmen: Frank Darabont
Senaryo: Stephen King (Kitap), Frank Darabont
Yapım: 2007, ABD Süre: 127 Dakika
Oyuncular: Julio Cedillo, Laurie Holden, Marcia Gay Harden, William Sadler, Thomas Jane, Andre Braugher

Özet: Kasabaya sanki başka bir dünyadan gelmiş izlenimi veren tuhaf bir sis tabakasının çökmesi üzerine korku ve panik içinde süpermarkete sığınan kasaba halkı arasında David Drayton ve küçük oğlu Billy de vardır.

Koyu ve kalın sis tabakasının içinde esrarengiz bazı yaratıkların pusuya yatmışçasına gizlendiğini ilk fark eden David olmuştur. Bu dünyaya ait olmayan öldürücü, korkutucu yaratıklardır bunlar… Kurtuluş ise marketteki herkesin hep birlikte hareket etmesine bağlıdır. Ancak insan doğası hesaba katılınca hep birlikte hareket edebilmeleri mümkün müdür?

Markete sığınan kasaba halkının korkuya kapılarak paniklemesi üzerine mantık devre dışı kalırken David kendisini en çok neyin korkuttuğunu merak etmeye başlamıştır: Sisin içinde pusuya yatmış canavarlar mı, yoksa marketin içindeki, daha düne kadar arkadaşı, komşusu bildiği insanların sergilediği tutarsız davranışlar mı?

Shakespeare uyarlamaları için Kenneth Branagh neyse, Stephen King uyarlamaları için de Frank Darabont o’dur. Her iki sanatçı da kağıt üzerinde muazzam duygusal etki yaratarak okurun zihnine silinmez imgeler kazıyan metinleri aslına en sadık biçimde görselleştirmekle yetinmiyor, o muazzam duygusal etkinin aynısını sinema diliyle yeniden yaratmak için ustalara yaraşır bir titizlik gösteriyor. Yıllar sonra en sadık King uyarlamasının yine Darabont’tan gelmesi bu yüzden işte!

King’in en eski, en yalın ve en etkileyici öykülerinden birinin sinemaya bu kadar geç uyarlanmasının birkaç sebebi var elbette. Biri, Maine kasabasını meçhul bir sebeple kaplayan sisin içinde saklanan yaratıklar. Özellikle de finalde kahramanlarımızın görür görmez kesinlikle hayatta kalamayacaklarını anladıkları şey! Yoksa sinemada her yeri kaplayan, iradesi varmış gibi hareket eden bir sis tabakası yaratmanın hiç de imkansız olmadığını John Carpenter yıllar önce ispatlamıştı.

Gelgelelim King’in puslu öyküsü, Carpenter’ınkinden çok daha inandırıcı. İsviçre’deki CERN hızlandırma deneyini “depremleri tetikliyor” diye haber yapan, deneyin başladığı anda kıyametin kopmasını bekleyen insanların yaşadığı günümüzde hâlâ çok güncel; çünkü filmde sisin nereden peydahlandığı asla açıklanmıyor ve ordunun yürüttüğü birtakım deneylerin kontrolden çıktığı ima ediliyor. (Video oyunlarıyla haşır neşir olanlar, King’in bu öyküsünün Half Life adlı oyun serisine de ilham verdiğini anımsayacaklardır.) Aslında sebep çok da önemli değil. Darabont tıpkı öykünün ana temasında olduğu gibi korkunun çarpıttığı gerçeklikle, özellikle de insan beynini kaplayan sisle ilgileniyor. Bu yüzden King’in erken dönem öykülerinin çoğunda işlenen bir tema olan bağnazlık, filmdeki tüm yaratıklardan daha tehditkâr bir unsur olarak kendi gerçekliğimize sızıyor.

Yine aynı nedenle Marcia Gay Harden’in olağanüstü bir iticilikle canlandırdığı Mrs. Comody karakteri, tüm yaratıklardan daha korkunç görünüyor. Darabont’un uyarlaması teknik nedenlerden ötürü bu kadar bekledi, ama zamanlaması hâlâ mükemmel. Ne var ki filme artık gına getiren 9/11 alt okumalarını uygulamak veya markette toplanan çekirdek kadroya Romero‘nun zombi filmlerindekine benzer bir kapitalizm eleştirisi yakıştırmak, Öldüren Sis’te pek çok sebeple çuvallayabilir. Filmin gecikmesinin bir sebebi daha var tabii. Darabont’un o acımasız finalden taviz vermek istememesi. Bu kadar karamsar bir sonu topa tutanlar da oldu elbette. Özellikle de çok daha karamsar biten öyküyü okumayanlardan geldi bu tür tepkiler.

Darabont’un uyarlaması sadece öykünün ruhuna, olay akışına, imgelerine ve karakterlerine sadık kalmasıyla en iyi sıfatını hak etmiyor. Filmdeki pek çok ayrıntı (mesela camdaki kanlı el izi) tüm King antolojisine küçük selamlar da çakıyor.

“Stephen King, kendisine önerdiğim son ile ilgili düşüncesini açıkladığı bir e-mail gönderdi. Eğer benim önerdiğim final gibi bir son aklına gelmiş olsaydı kitabı yazarken kesinlikle bunu kullanacağını söyledi. Böylece Stephen King’in onayını almış oldum. İzleyiciler filmdeki sonu beğenmeyip beni eleştirebilir ama bu konuda Stephen King’in de benimle aynı fikirde olduğu, kendisinin onayını aldığım unutulmasın” Frank Darabont

Devilboy

Önceki Sonraki

27

Paylaşım

Yazar: Yasin Karakaya

Tüm Yazıları
9 Eylül 1977’de İstanbul’da doğdu. İlkokuldan Üniversiteye kadar ki eğitimini burada tamamladı. Korku filmlerine olan ilgisini ilk defa memleketi Aydın’da ki bir kahvehanede videodan izlediği Elm Sokağında Kabus filmi ile keşfetti. O sıralar 8 yaşındaydı. 80’lerin kanlı video kültürü ile yoğrulan beyni ilerde yapacağı bu site için ilk kıvılcımı çakmıştı bile. Bundan sonraki dönemde korku sineması ile ilgili herşeyle ilgilenmeye başladı. Geniş bir film arşivi ve korku figürleri koleksiyonu yapmaya başladı. 2003 yılında tamamen kendi çabasıyla korkucu.com sitesini kurdu. 5 yıl boyunca kendi yağı ile kavrulmaya çalışsa da pek başarılı olamadı ve bu konuda tıpkı kendisi gibi rahatsız ve inatçı olan Murat Özkan ile tanıştı. İkili 2008 yılında Murat Özkan’a ait olan Gerilimhatti.com sitesi ile korkucu.com’u birleştirme kararı aldı…

Yorumlar (8 Yorum)

YORUM YAZ