Duymak istemediğimiz tek şey kabul etmediğimiz şeylerdir. Prof. Howard Birack - Prince of Darkness (1987)

Motel Hell

Korku Film Arşivi

Korku Sinema

25 Mayıs 2009

8 Adet Yorum

8

Yönetmen: Kevin Connor
Senaryo: Robert Jaffe, Steven-Charles Jaffe
Yapım: 1980, ABD Süre: 102 Dakika
Oyuncular: Rory Calhoun, Paul Linke, Nancy Parsons, Nina Axelrod, Wolfman Jack

Vincent ve kızkardeşi Ida Amerika’nın kırsalında kendilerine ait topraklarda biraz çiftçilik biraz da otel işletmeciliği yaparak geçimlerini sürdüren iki kardeştir.Yöre halkının epey bi sevgisini kazanmış bu dost canlısı,sevimli kardeşlerin bir de meşhur et ürünleri vardır ki kimse tadına doyamaz, yiyen bir daha yemeye gelir.Müşteriler,eş dost kısacası herkes bu leziz etlerin tarifi peşindedir.Bu durum asıl işlerinin önüne geçmiş;Vincent yörede aşçılığıyla ün salan bir fenomene dönüşmüştür.Peki bu lezzetin sırrı nedir ya da nereden gelmektedir?

80’li yılların korku filmlerine rehberlik edip, ışık tutan ve bana göre bu dönemdeki slasher furyasının atası konumundaki Tobe Hooper’in ‘Texas Chainsaw Massacre’sinin etkileri bu filmde de fazlasıyla mevcut : Modernlikten bihaber Amerikan orta-alt sınıfına dahil edebileceğimiz psikopat bir aile, şehre uzak, ücra bir köşede konuçlandırılmış çiftlik evi , bunun hemen yanında hikayedeki olayların merkezini oluşturan kokuşmuş bir motel ve tabiki de hikayenin en önemli parçasını teşkil eden çiftlik hayvanları kare kare hemencecik bizlere servis ediliyor.Filmde kullanılan elektrikli testere imgesi tüm bunların bir tesadüften ibaret biraraya gelmediğinin ispatı olarak son noktayı koyuyor: ‘Motel Hell’ Tobe Hooper’in ekininin ilk hasatıdır.

Buna rağmen dönemin slasher filmlerinin o bilindik genel kalıplarına uymayan bir modele sahip ‘Motel Hell’.Ölmek için sıraya girmiş gençlerin aksine her yaştan insanın ‘kurban’ statüsüne eriştiği film en azından bu yönüyle teen slash tarzından keskin bir fark ile ayrılıyor.Ayrıca Vincent ve kızkardeşinin birer sevimlilik abidesi gibi ortalarda dolanıp ‘Biz iyi insanlarız’ tavrını sergilemeleri klasik katil portresinin epey dışında bir katil tasviri yapmamıza sebep oluyor.Tüm bunların paralelinde ahlak,namus kavramları üzerine ahkam kesmek gibi bir derdi de yok filmin doğal olarak.Bilahare Vincent’in cinsellikle bezeli tavrı,davranışları ve arka bahçesinde olup bitenler bir bakıma kendi ahlaksızlığını tescil ediyor.

Filmin bahsettiğim bu arka bahçesi bana göre son derece özgün,son derece orijinal ve bir o kadar da korkutucu bir fikir içeriyor.Hakikaten yazarken bile tüylerimi diken diken eden bir fikir bu.Ama gelgelelim anlatımda kullanılan üslup öylesine hazmedilemeyen bir mizah duygusuyla karıştırılarak bize sunuluyor ki bu noktada rota ister istemez komediye doğru kayıveriyor.Vincent’in tuzağa düşürdüğü kurbanlarından birine kıyamaması ve bunun uzantısı olarak başlayan yaşlı erkek-genç kız aşkı,boyuna tıkınan bir vaziyette ortalıkta dolaşan şişko kızkardeşin gereksiz muhabbetleri,itici esprileri ve biçare vaziyetteki kurbanlarla otel sahipleri arasında geçen alaycı monologlar (diyalog demememin sebebini filmi seyrederken anlayacaksınız) filmin değerinden birşeyler alıp götürüyor; güzelim fikrin içinin boşalmasına sebep oluyor.Böylece korku türünde şaheser olabilecek bir sinema yapıtı trajikomik bir kara mizaha dönüşüyor. (Belki filmin daha da korkunç hale gelmemesi için özellikle böyle bir üslup seçilmiştir,kimbilir ?)

Dezavantaj oluşturabilecek bunca görüntüye rağmen ‘Motel Hell’de yıllar geçse de hafızalarımızdan silinmeyecek enstantaneler var. Özellikle arka bahçede ve mezbahada yaşanananlar en azından belli bir yaş seviyesinin altında seyredilmeyecek derecede ürkütücü görüntüler ve asla yüzleşmek istemeyeceğimiz düşünceler içeriyor.Tüm bunların ışığında rahatlıkla söyleyebilirim ki konaklanmayacak oteller listesi diye bir liste yapsak kanaatimce ‘Motel Hell’ Bates Motel’den sonra ikinci sıranın en kuvvetli adayı olur.

M.Fatih Erçetin / King of Horror

Önceki Sonraki

27

Paylaşım

Yorumlar (8 Yorum)

YORUM YAZ