Bir erkeğin en iyi arkadaşı annesidir... Norman Bates - Psycho (1960)

Matthew Pearl üzerine…

Burak Bayülgen

Korku Genel

Korku Kitap

Yazarlarımız

YasinKarakaya

15 Ağustos 2011

0 Adet Yorum

0

Evet, çoğu imgeyi daha önce görmüşsünüzdür ve muhtemelen daha pek çok kez göreceksinizdir ama bu tanıma, klişe bir imgenin aynı formatta türemesi demek değildir. Benim tartışma konum, ortada bir meçhulün olması gerektiği ve yeni kalemin bu meçhulde kendini yabancılaştırıp olayı bir cümle yapısına çevirmesi gerektiğidir. Öyle ki imgenin ve metnin yeniden türetilmesi metin yazarının kaleminde kendisine yepyeni bir irade yaratır ve türeyen imge hem eski söylemi hem de yeni söylemi için bir gerekçe kazanır.

Dante Alighieri, Edgar Alan Poe ve Charles Dickens gibi yazarları çıkış noktası olarak alan Matthew Pearl İlahi Komedya’nın sadece metnini değil, bu metinleri kuşatan tüm atmosferi bir potada eritip metni kopyalayan bir seri katili konu alırken aynısını Poe için de uygular. Poe’dan alınan referans sadece Poe edebiyatına değil, post-modern bir edebiyatta Poe’nun ölümüne ışık tutan yeni bir orijinal sayfadır ve bu sayfa ilk defa gün ışığına çıkarken artık Poe bile yepyenidir.

Poe’nun söylemek isteyip de söyleyemediği, Dante’nin geleceğe dair bir kehaneti vardı da bunlar edebi sayfalar yerine bu yazarların hayatlarının bir köşesinde kaybolup post-modern kurgucularla mı gün ışığına çıkıyorlar?

Yaratıcı yazımdan ve özellikle kurgudan bahsettiğimize göre biyografilerden bahsetmediğimiz su gibi berrak. O halde bu efsane şair ve yazarlara bir türlü eksiklik ve tamamlanmamışlık atfeden Pearl’in metinleri bilhassa bu tamamlanmamışlıkları gidermek için yeni bir söylem, bir tez iddia etmek zorundadır. (Pearl’in kendisinden ziyade Pearl’in metinleri demek istiyorum)

Bu iddia için en başta kullandığım tabir olan aynada kendini çevreleyen tüm atmosferin yeniden reprodüksiyonunda bir cümle yapısı gerekir:

– Hikayedeki metinlerin hem kendileri (hem özne hem nesne konumunda değişken)

– Hem zamansal ve mekansal kuşatmaları (tümleçler)

ve en önemlileri:

– Bütün bu öğeleri elinde tutarak kendini aynada seyreden Matthew Pearl’ün yabancılaştırılması (gizli-özne)

– İddia veya söylem (yüklem)

Modern uyarlamalar Poe’yu ne güzel bir özne olarak yansıtmışlardı zaten… Ama moebious-strip* Matthew Pearl edebiyatında şöyle işlemektedir: Poe’nun öznelliğini alter-egosu’yla nesneleştiren, nesne Poe’dan yine Poe’nun alter-ego’suna ve tekrar özneleşmesini sağlayan etkin bir yüze çarpma ve Poe’yu kendi orijinal metinlerinden ayrıştıramayan bir zaman, mekan ve karakter dizilimi… Matthew Pearl kesinlikle Poe’nun, Dante’nin ya da Dickens’ın hayat hikayesini yazmıyor, özellikle de biyografileştirmiyor. İşte bu yüzden bir tamamlanmamışlık var, bir meçhul var ya da meçhul varmış gibi davranılıyor. Poe’nun metinlerinde bulamayacağınız, ama Poe’ya irade veren özne-nesne ilişkisi ve bu ilişkinin moebious strib dönencesine takılması meçhul olanı netleştiriyor.

NOT: Moebious Strib: Bir kağıt şeridini öyle bir katlayın ki iç yüzey ve dış yüzey birbirine geçsin ve ayırt edilemesin. İşte bu yazıda da bir kavramın, yüzeyin, tarafın bir başka yüzey ve tarafla ayırt edilemez şekilde iç içe geçmesinden bahsediyorum.

“Karakterler öyle hayat doluydu ki, birisi karakterlerin sayfalardan çıkıp, hikayenin Dickens’ın kaleminin yardımı olmadan ilerleyebileceğini hissedebilirdi…” (The Last Dickens)

Çok metinliliğe fırsat veren eksik olanın Dickens’ın ya da Poe’nun eksik ve meçhul metin ve hayat parçaları olduğunu iddia edemeyiz. Aksine eksik olanın sembolik cümle yapısındaki gizli özne babında hüküm sürdüğünü iddia etmeliyiz. Zaten belirgin bir özne konumundaki ve nesne konumuna geçebilen edebi metinler tamamlanmamış ya da arkasında gizem bırakmışlarsa da aynadan bakıldığında gizli öznenin bir söylemde bulunması için yeterli bir kuşatan atmosfer yaratamamışlardır.

Veya…

“Genç kahramanımız Drood öldürüldü mü yoksa geri dönüşü için saklanıyor muydu?” (The Last Dickens)

Belki de bu sebepten Matthew Pearl akademik bir makale yazmıyor. Belirgin bir çevre ve kuşatan atmosfer yaratan kurgu evrenine ihtiyaç duyuyor. Sembolik cümle yapısı bu tümleçleri en başarılı şekilde kurgudan temin ediyor. Kurgudaki yayıncılar, edebiyat profesörleri ve çevirmenler olmadan Matthew Pearl cümle yapısının kaynakçasını nereden oluşturabilirdi? Gizli öznenin cümlenin tümleçlerine ulaşabilmesi için sakıncalı olan tümcelerin baştan belirgin oluşudur zaten… Şayet durum böyle olsaydı Poe yepyeni bir paradigmadan yeniden üretilebilir miydi? Ya da Dante bir seri katile ilham verebilir miydi?… Matthew Pearl ödünç aldığını kendinle özdeşleştiremez (yeniden gizli özneye çevriliş) ve özne nesne arasındaki geçişkenliği yaratamazdı.

-&-

Charles Dickens’ın okuma seanslarına bir göz gezdirelim (The Last Dickens): Okuma pasajları, Dickens’ın özdeşleşişi ve daha önce değindiğimiz hikayelerin ve karakterlerinin canlanma mevzusu… Gizem adeta Dickens’ın yaratımından ziyade, çalınan pasajın kendi kendini tamamlayabilmesini sağlıyor. Çalınan pasaj yalnızca bir eylem ile özdeşleştiğinde kendi bütünlülüğünü sağlayabilmelidir. Dickens’ın okuma seanslarıyla bağdaştırılamaz artık… Bir cinayetin gotik bir gizem nesnesi olabilmesi için bir başkasının öznesi olması gerekir. (Az sonra değinilecektir.) Tıpkı Poe’nun ölümünün aydınlanması için gerekli süreçte olduğu gibi; Poe artık arzu nesnesi kıvamını bırakır. Karakterin nesnesi ölümdür. Ancak ölüm için arzu nesnesi demek mümkün değildir. Ölüm, üzerinden atılması gereken kirdir ve Poe’ya ölümsüzlük bahşeden sosyal çevre ve hayranlık, Poe’yu nesneleştiren ancak onun ölüm sebebinin aşılması ve çözümlenmesiyle üzerinden atılır. Poe’nun ölümsüzleşmesi (sembolik anlamda) için Poe’nun rasyonel ölümünün gerçekleşmesi lazımdır. Charles Dickens öldükten sonra eserinin son parçasının çalınması için de gereklidir bu… Kayıp metnin bir bütünlüğünün oluşabilmesi için nesne haline getirilmesi (hatta arzu nesnesi haline) gerekir ve bu gereklilik ancak ve ancak Charles Dickens’ın ölümünden sonra gerçekleşebilecektir. Buraya kadar anlattıklarımızdaki ortak payda kurgunun ifade alanında özne olanın ölümü ve özne olanın daha önce de belirttiğimiz gibi nesne haline dönüşmesiyle oluşmasıdır.

Ölen ama bütünlülüğüne kavuşmuş yazarın eksik uzvu, bu uzva tutkuyla bağlı ve yine bu uzvu fetişleştirmiş psikopat tarafından imite edilmeye çalışılır. Burada nesne haline gelir yazar (hatta arzu nesnesi) ama bu psikopatın durdurulması, yani işlevsizleştirilmesi için üçüncü tekil şahsın bu uzvu tamamlaması gerekmektedir. Ancak bu tamamlanmış uzuv psikopat katil için artık bir arzu nesnesi değildir; katil eksik uzvu arzular çünkü… Bu durumda gizemin çözülmesi için üçüncü şahısların Dante’nin ya da Dickens’ın ta kendilerini oynamaları gerekir; yani Dante artık bir özne, psikopat katil ise artık bir nesnedir. Özneye ve diğer tümcelere kafa tutar konuma gelmiştir.

Edebi nesnenin arzu haline gelişinde bütünlülüğe ulaşma çabası tıpkı yazarın ölü olmasında anlamlandırdığımız tamlaşmayla da özdeşleşebilir. Ortada henüz bütünleştirilmemiş bir edebi eser ve bu bütünleşmemişlikle ortaya çıkan bir cinayet (ölüm) ve gizem sisilesi…

Kurgunun çözümlenmesi için son adım da bu olmalıdır. Önce yazarın (Dante, Poe ve Dickens) bir kurguyu tetikleyebilmesi için tanınması ve tamamlanması yani ölmesi. Bu ölümle eserlerin özne ve nesne arasındaki geçişkenliği ve cinayetin çözümlenmesi için eksik olan metnin hem özne, hem de nesne olan yazardan bağımsız olarak üçüncü şahıslar tarafından doldurulabilmesi gerekiyor.

Eksik ve kayıp metin eksik bir uzuvcasına ölümden bağımsız olarak “daha fazla hayat” diye bağırıyor. Sembolik olarak rasyonel ölen yazarın ebediyen unutulamaması için… Kral öldü, yaşasın kral…

-&-

Matthew Pearl’in gizli özne oluşu ve metne yabancılaştırılması hakkındaki önemli yardımcı öğeyi bir başka medyumun himayesi altında incelemeliyiz. Şu ana kadar Matthew Pearl’in eserleri sinemaya uyarlanmadı ama Matthew Pearl romanlarını bir film kurgusuyla yazmıyor mu zaten?…

Vücudun eksik uzuvlarının tamamlanabilmesi –ve fetişleştirilmesi için- kurgunun aksaması ve kurguya yabancı bir gizli öznenin müdahalesi gerekiyor. Öyle ki bu yabancı gizli özne kendine ait olan kurguyu da bilhassa kendi eksik uzvuymuş gibi hissetsin. Muhakkak Pearl’in kendisi de bu fetişleştirmeyi yaşayanlardan biri olmalı.

Pearl’in arzu nesnesine ise ölüm demek mümkün olabilir. Çünkü onun fetişleştirmesinin sonucunda diğer tam olan uzuvların da bütünlülüğüne ulaşılır: Narsistleşir. İşte bu noktada fetişten vazgeçmesi gerekir. Bütünlülüğe ulaşmış bir The Dante Club, The Poe Shadow ve The Last Dickens hayat dolu bir gizemi bitirmiş olarak hayatın da bitmesi değil midir? Başa dönersek bu sefer cümle yapısını şu şekilde konumlandırmalıyız:

-Hikayedeki metinlerin kendisi (hem özne hem de nesne olabilen): Çocukluk dönemi; öğrenme ve kavrama devri.

-Zamansal ve mekansal kuşatmaları: Ergenlik dönemi…

-İddia ve söylem (geçen sefer ve yerine veya kullanmıştık): Yaşlılık ve hayatı noktalama…

Bu sebepten Matthew Pearl edebi tür olarak edebi polisiyeye dahil olsa da yazım stili bir film-noir’ı anımsatır bize. Onun sembolik fetişleştirmesi, eksik uzvun gizem yaratmasını sağlar.

Korkusitesi için yazan Burak Bayülgen

Önceki Sonraki

27

Paylaşım

Yazar: Yasin Karakaya

Tüm Yazıları
9 Eylül 1977’de İstanbul’da doğdu. İlkokuldan Üniversiteye kadar ki eğitimini burada tamamladı. Korku filmlerine olan ilgisini ilk defa memleketi Aydın’da ki bir kahvehanede videodan izlediği Elm Sokağında Kabus filmi ile keşfetti. O sıralar 8 yaşındaydı. 80’lerin kanlı video kültürü ile yoğrulan beyni ilerde yapacağı bu site için ilk kıvılcımı çakmıştı bile. Bundan sonraki dönemde korku sineması ile ilgili herşeyle ilgilenmeye başladı. Geniş bir film arşivi ve korku figürleri koleksiyonu yapmaya başladı. 2003 yılında tamamen kendi çabasıyla korkucu.com sitesini kurdu. 5 yıl boyunca kendi yağı ile kavrulmaya çalışsa da pek başarılı olamadı ve bu konuda tıpkı kendisi gibi rahatsız ve inatçı olan Murat Özkan ile tanıştı. İkili 2008 yılında Murat Özkan’a ait olan Gerilimhatti.com sitesi ile korkucu.com’u birleştirme kararı aldı…

YORUM YAZ

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.