Prime Time'a hoş geldin, sürtük! Freddy Krueger - A Nightmare On Elm Street 3: Dream Warriors (1987)

Madman

Korku Film Arşivi

Korku Sinema

wherearethevelvets

24 Kasım 2009

8 Adet Yorum

8

Yönetmen : Joe Giannone
Senaryo : Joe Giannone, Gary Sales
Yapım:1981, ABD, 88 Dakika
Oyuncular: Alexis Dubin, Tony Fish, Harriet Bass, Seth Jones, Jan Claire, Alex Murphy, Jimmy Steele, Carl Fredericks

Özel gençler için kurulan bir yaz kampında, kamp ateşinin çevresine oturan gençler birbirlerine korkunç hikayeler anlatmaktadır. Kampın sahibi Max, gençlere eski bir efsaneden söz eder. Hemen yakınlarındaki evde yıllar önce, katı yürekli bir çiftçi, karısı ve çocukları ile beraber yaşamakta ve onlara şiddet uygulamaktadır. Aynı böyle bir gecede, nedensiz bir şekilde eline geçirdiği baltayla, uyumakta olan eşi ve çocuklarını parçalamıştır. Köy ahalisi tarafından ele geçirilen katil, boynuna ilmek geçirilerek ağaca asılmış, baltasıyla da yüzüne koca bir yara açılarak ölüme terkedilmiştir. Fakat ertesi sabah katilin ilmeği kesip kaçtığını keşfeden köylüler, evdeki cesetlerin de yok olduğunu dehşetle farketmişlerdir. O zamandan beri ne sapık adamın ne de cesetlerin izine rastlanmıştır.

Max, katilin adını söylemekten özellikle kaçınır çünkü sapığın adını ağaçlara doğru söylerseniz, gelip onları alacak, kafalarını baltayla uçurup ağaca asacaktır. Fakat salak bir genç, Ritchie, katilin adını haykırarak (“Madman Marz”) onu kışkırtır. Olaylar gelişir…

Çok ucuz bir prodüksiyonla karşı karşıyayız. O yüzden çok birşey beklemek haksızlık olacaktır. Zaten film çok kötü değil ama vasat. Eli baltalı bir katil tarafından bir bir öldürülen gençlerin olduğu bir filmde ne ararsanız bu filmde var; ne eksik ne fazla.

Filmi izlerken kafama takılan birkaç problem oldu. Tüm film boyunca neredeyse sadece ellerini ve ayaklarını gördüğümüz Madman Marz, kendinden tırnakları olan kauçuk eldiven ve çorap giymiş gibi göründüğünden söylüyorum, geçen yıllar içinde bir canavara dönmüş anlaşılan. Neden? Olayda bir doğaüstü durum mu var, yoksa acımasız yılları mı suçlamalıyız?

Ormanın içine kurulmuş bu çocuk kampı bana çok güvenliksiz geldi. Benim çocuğum olsa kesinlikle orayı tercih etmezdim. Patron Max çocukları bırakıp şehirde pişpirik oynamaya gidiyor, kamp görevlisi gençler son gecenin hatrına (sanki günler torbaya girmiş) birbirlerini düdüklemekten başka bir şey yapmıyorlar. Ormanda bir çocuk kayboluyor (Richie), kimse telaş olmuyor; aramaya bir tek görevli T.P. gidiyor. Yani ille de katil bir yaratığa ihtiyaç yok ki, en adi suçlu bile kampa girip herkesi teker teker boğazlayabilir.

Dedim ya klişeler denizinde yüzüyoruz. Çalışmayan arabalar, pili biten fenerler bir tarafa; “siz burada bekleyin ben tek başıma bilmemneyi aramaya gideceğim” tavrı da söz konusu. En uzun kim hayatta kalacak diye bahse girmeye gerek yok, çünkü bir tek kamp görevlisi Betsy’i canlandıran Alexis Dubin daha önce Dawn of the Dead (1978)’de başrol almıştı. Eh… Yani…

Yanlış anlaşılmasın, canavar adamımız Madman Marz, çocukların değil kamp görevlisi gençlerin peşine düşüyor. Adı bir çocuk tarafından telaffuz edildiği halde (bu arada saldırmak için neden adının haykırılmasını bekliyor anlamadım, Candyman mi zannediyor kendisini?). Herneyse, herkes bir önceki arkadaşını aramak için yalnız başına ormana gidiyor ve ebesininkini görüyor. Hiçkimse de “giden gelmiyor, acep ne iştir?” diyerek telefona sarılmıyor. Canavarın tavrı da bir garip; ormanda yapayalnız olduğunu bildiği halde kurbanına hemen saldırmıyor, temkinli yaklaşıyor. Ormanda aval aval dolaşan bu gençleri gizlice izliyor ve o görmeden kafasını, kolunu, efendime söyliim, başka bir uzvunu kadraja sokuyor ki ödümüz kopsun. Ne zaman ki genç arkadaşının cesedini görüp kendini koyveriyor, işte o an canavarımız “Ya Allah, Bismillah” diye olaya girişiyor. Bu arada koca koca gençler stres anında elden ayaktan kesilirken, bütün gece ormanda kaybolarak olaylara tanık olan Richie’de bir soğukkanlılık var ki sormayın. Haklarını yemeyelim; biraz önce sevgilisinin ölüsünü gören genç, katile yerini belli edecek tizlikte çığlığı basıyor; fakat hemen akabindeki sahnede surat mum gibi; sanki bir şey olmamış… Öyle bir oyunculuk gösterisi…

Bir şeyi daha merak ediyorum; neden bu tür filmlerde kız sayısıyla erkek sayısı olabildiğince eşit tutulmaya çalışılır? Burada da 3 kız 3 erkekten oluşan kamp görevlisi genç, 3 kız 3 erkek çocuk var. İlginç…

Neyse ki baltayla kesilen kafalar var ki bir oh diyebiliyorsunuz. Ama o Richie yok mu o Richie… Herşey onun başının altından çıktı.

Murat ‘Wherearethevelvets’ Akçıl

Önceki Sonraki

27

Paylaşım

Yazar: wherearethevelvets

Tüm Yazıları
17 Ocak 1978 yılında Edirne’nin Keşan ilçesinde dünyaya gözlerini açan Ali Murat Akçıl, korku ile küçük yaşlarda tanıştı. İzlediği ilk korku filmi (ki ilkokuldaydı) The Evil Dead idi. İlkokuldayken, şimdilerde çokça yararlanacağı korku filmleri ve istismar sineması örnekleri izledi. Hatta Cumartesi geceleri Yunan kanallarında yayınlanan sakıncalı ve dehşetengiz filmlere de göz atma şansı oluyordu. Ortaokul ve liseyi daha çok erotik materyallerle geçiren Wherearethevelvets nihayet üniversitede İstanbul’a yerleşti ve büyük şehrin tüm imkanlarını kullandı. Kendi gibi sinemasever sınıf arkadaşları vardı ve en sevdiği şey bir filmi başından sonuna dek saatlerce anlatmaktı. Bu nedenle beyni düzülen bir arkadaşı “neden izlediğin filmleri yazmıyorsun” dedi ve Wherearethevelvets hiç aşina olmadığı internet diyarında film anlatır oldu. Bu sayede tanıştığı Korkucu.com'da 2008’den beri yazı yazmaktadır.

Yorumlar (8 Yorum)

YORUM YAZ