Bazen ölü kalmak daha iyidir! Pet Sematary (1989)

Luther the Geek

Korku Film Arşivi

Korku Sinema

wherearethevelvets

06 Mart 2010

1 Adet Yorum

1

Yönetmen: Carlton J. Albright
Senaryo: Carlton J. Albright
Yapım: 1990 ABD Süre: 80 Dakika
Oyuncular: Edward Terry, Joan Roth, Stacy Haiduk, Thomas Mills, J. Joseph Clarke

Yıllar önce Amerika’nın bir kasabasına uğrayan sirkteki “Ucube” adında bir adam küçük bir çocuğun ilgi odağı olur. Ağzıyla tavukların kafasını koparan bu iğrenç adamın objesi, onu izlediği sırada bir travma da yaşayan Luther adındaki bu çocuğun üzerinde etkili bir hale gelir. Yıllar sonra psikopat bir katile dönüşen ve akıl hastanesine kapatılan Luther, iyileştiği gerekçesiyle salıverilir ve bir çiftlik evinde yaşayan ailenin kabusu olur.

Filmi izlemeden önce komedi unsurların ağırlıkta olduğu ucuz bir korku filmiyle karşı karşıya olduğumu zannetmiştim. Evet, ucuz ama komedi hissi minimale yakın, tam tersine gayet sinir bozucu bir sapık filmiyle karşılaştım. Tabii bu asap bozukluğuna sebep olan bir sürü etken var. Üstelik aynı özellikler nedeniyle, her ne kadar bu amaçlanmasa da, filmi komik bulabilirsiniz.

İlk önce film baştan sona saçmalıklarla dolu. Hangi çocuk, ufakken izlediği bir ucubeyi rol modeli olarak belirler? Haydi diyelim oldu bir terslik, neden sivri metallerden oluşan takma dişleriyle tavuk gibi gıdaklayarak insanların gırtlaklarını parçalar? Ve bu denli sapık biri nasıl olur da iyileşti diye salıverilir? Film bu temeller üzerine oturtulduğu için izleyende en baştan memnuniyetsizlik hissi uyandırıyor. Nitekim kurbanların sayısının unutulduğu bir film olamadığı ve sadece iki-üç kişi üzerinden gerilim tutturmaya çalıştığı için sıkıcı sahneler birbirini izliyor.

Peki filmin elle tutulur bir yanı yok mudur? İşte burada Luther karakteri bir miktar umutlandırdı beni. Metal dişleriyle, gayet itici görünümüyle etrafta gıdaklayarak dolaşan bir sapık-katil karakteri bence çok yaratıcı. Sanırım yönetmen de böyle düşünmüş ama karakterin altını dolduramadığı gibi onu nefes kesici sahnelerde de kullanamamış. Bence filmin asıl sorunu yönetmeninde zaten; film iyi yönetilememiş. O kadar saçma sapan diyalog ve hareket var ki, hayatları için endişelenmemiz gereken karakterlerin en dehşet şekillerde katledilmesi için dua ediyorsunuz. Yani birazcık gerçekçi düşünmek çok mu zor? Manyak bir karakterle karşılaşmışsın, ne diye salak salak hareketler yapıyorsun ki? Örnek vereyim(SPOİLER) evin kızı Beth, annesi Hillary’i yatakta bağlı görüyor ve ona yardım etmeye yelteniyor. Fakat düğümleri çözemiyor (bu arada kaybettiği zamanı belirtmeme gerek yok). Bunun üzerine bıçak almak için aşağıya iniyor ama o sırada sevgilisi ile ilgili bir sorun yaşıyor sanırım (hatırlamıyorum) annesini kurtarmadan bıçağı odada bırakarak çıkıyor. “Annesini” kurtarmıyor! Bıçağı zavallı kadının yanına da bırakmıyor! Niye? Hangi olay annesinin bağlarını kesmekten daha öncelikli olabilir ki? (SPOİLER SONU)

Kurban sayısı az olduğu için (anne, üniversiteden eve dönen asi kız, kızın serseri sevgilisi, belki bir de geri zekalı bir polis) kovalamaca sahneleri uzatılabildiği kadar uzatılıyor. Hele karanlık kümesteki Hillary ve Luther arasındaki kovalamaca o kadar uzun ki filmi ileri sarmak zorunda kalıyorsunuz. Ve biliyor musunuz, hiçbir şeyi kaçırmıyorsunuz!
İlginç bir karakter, karaktere uygun bir oyuncu, fakat ona yakışmayan bir olay örgüsü, kötü yönetim ve kötü oyunculuk var bu filmde. İzlemezseniz kaybınız olmaz.

Önceki Sonraki

27

Paylaşım

Yazar: wherearethevelvets

Tüm Yazıları
17 Ocak 1978 yılında Edirne’nin Keşan ilçesinde dünyaya gözlerini açan Ali Murat Akçıl, korku ile küçük yaşlarda tanıştı. İzlediği ilk korku filmi (ki ilkokuldaydı) The Evil Dead idi. İlkokuldayken, şimdilerde çokça yararlanacağı korku filmleri ve istismar sineması örnekleri izledi. Hatta Cumartesi geceleri Yunan kanallarında yayınlanan sakıncalı ve dehşetengiz filmlere de göz atma şansı oluyordu. Ortaokul ve liseyi daha çok erotik materyallerle geçiren Wherearethevelvets nihayet üniversitede İstanbul’a yerleşti ve büyük şehrin tüm imkanlarını kullandı. Kendi gibi sinemasever sınıf arkadaşları vardı ve en sevdiği şey bir filmi başından sonuna dek saatlerce anlatmaktı. Bu nedenle beyni düzülen bir arkadaşı “neden izlediğin filmleri yazmıyorsun” dedi ve Wherearethevelvets hiç aşina olmadığı internet diyarında film anlatır oldu. Bu sayede tanıştığı Korkucu.com'da 2008’den beri yazı yazmaktadır.

Yorumlar (1 Yorum)

YORUM YAZ

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.