Annem bana bunu asla yapmamamı söylemişti. The Hitcher (1986)

Lunapark’ta Somurtanlar

Korku Genel

Özel Dosya

BurakBayülgen

24 Mart 2015

0 Adet Yorum

0

lunapark-somurtan1
KÖHNE HARABE: HALKIN KORKU TÜNELİ

Lunaparkların pazar dilindeki yerini en rahat ifade eden özelliği bünyesinde barındırdığı aletlerin gülme ve bağırma ile eşdeğer oluşudur. Bir roller-coaster’ın iç boşaltan hızlı düşüşe geçişi, dönen fincanların baş dönmesi ile sonuçlanan kahkaha tufanı, karnavalesk dilin tüm özelliklerini argo’yu da içinde barındırarak dışa vurur. Teknolojinin daha komplike aletleri yaratması eğlence kültürünün daha fazla dışa-vurumsal pazar dilini meydana getirir ve kendinden geçişin hakkını verir.

José Maria Plaza’nın sevilen çocuk kitabı serisi olan Korkusuzlar’ın “Lunaparkta Mahsur” isimli altıncı kitabı, lunaparka kurulacak olan aletin ne olduğunu tahmin edene bir seyahat ödülü vererek daha ilk etapta çocukları cezp ediyor. Hele bir de lunaparkın kapanış saatini geçirerek tüm lunaparkı özgürce araştırma istemi, ütopik bir pazar kültürünün en akla gelmedik saatlerinin (kapanış sonrası) tadını maceraperest duygulara kanalize ederek lunaparkın keyif verici olduğu kadar sakin ve sessiz olduğu saatlerini de mercek altına alıyor. Kapanışa kadar çocuklar aletlerin tadını çıkarmak istiyorlar; dönme dolaba biniyorlar ve hatta istençsizce de olsa korku tüneli olarak tanımlayabileceğimiz Köhne Harabe’yi geziyorlar. Bir korku sever için bu hikayenin en can alıcı noktası olan Köhne Harabe çocukların gözünden içeriye girilmek istenmeyen çocukça bir mazeretle bir korku severi besleyebilecek olan alt yapıyı ne yazık ki sunmuyor, ancak lunaparkın kapanış saati sonrası ütopik gerçekçiliğinden ödün verip vermediğiyle alakalı tüm faaliyetlerini gözler önüne sermek açısından bir o kadar da kilit noktayı barındırıyor.

ARGO, GÜLMEK ve SOMURTMAK

Bu sebeple korku metinlerinde bir lunapark çalışanını ele alan kurguyu, lunaparkın tüm saatlere yayılan zaman dilimlerinde ele alınması açısından daha cazip buluruz. (Stephen King’in Eğlence Parkı ve Richard Laymon’ın Lunapark’ı gibi). Yahut kapanış saatinden sonra bir korku tünelinin içinde geceyi geçirmek istemek, tam da bu sebepten ötürü (mekanın süre gelen ütopik zenginliği) lunapark temalı metinlerin olmazsa olmazıdır. Pazar dilinin pornografiden uzak argo’sunun sürekli olarak lunaparkın kurulu olduğu zaman diliminde hüküm sürüp sürmediği, korku tünelinin mekanik korkutuculuğunun durağan zamanlarda aynı olup olmadığı hep merak edilmiş ve sınanmak istenmiştir. Lunaparkta Mahsur, kuşkusuz argo’dan uzak diliyle bu sınamaya tabi tutulurken, kapanış sonrası Köhne Harabe’deki bir takım kıpırtıların nedenini bu dilin açıklayamayacağı türlü korkulara atfetmektedir. Halbuki Köhne Harabe’nin de figürleri içinde canlı olan ve bu canlılığı mümkün olduğunca korkunç kılmaya çalışan maaşlı elemanlar vardır. Korkusuzlar’ın çocuk karakterleri bu farkındalıktan henüz nasiplerini almasalar da, korku metinlerinde bu figürlerin maaşlı elemana doğru indirgenen yapısı, metnin çatışmaları ve dönüm noktası açısından somurtkan sıfatı altında oldukça önemlidir. Pazar dilinin bedensel aşağılamalarıyla dolup taşan argo’sunun kapanış saatinden sonra da sürdürülmek istenmesi, bu çatışmalar açısından birinci sırada yer almaktadır. Katarsis, her daim sürdürülmek istenen bir ölüm ile yaşam arası bedensel aşağılamayı hedef alır kendisine ve bu aşağılamayı artık kapanıştan sonra korku tüneli yahut mekanik aletler yerine getiremeyeceğinden ötürü, mahsur kalmak isteyen; bu bedensel aşağılanmayı isteyen, daha mazoşist kimlik üstlenecektir. Ama bu durum eğlenen, argo’yu karnavaleskin içine yerleştiren, gülen kişi için geçerlidir. Bir de bunun somurtuk bir öbür yüzü vardır ki o da somurtkan sıfatıyla ne demek istediğimizi açıklamakta, maaşlı elemanın güldüren yüzünün ağlayan yüze çevrilmesini tamamlamaktadır.

lunapark-somurtan2

Pazar meydanı, gayri resmi olan her şeyin merkeziydi; resmi düzen ve ideolojinin dünyasında bir tür dünya dışı olma halinin tadını çıkarır ve hep “halkın yanında” olurdu. (Bahtin, 1965, sf: 180) Aşağılanmanın pazar dilindeki argo’sunun halkın gülme sistemiyle aynı olduğu bir durum lunaparkların kapanış saatinden sonra da sürdürülmek istenir. Her şeyin durağanlaştığı, sustuğu, karanlığa gömüldüğü, halkın tamamen kendisine ait meydanının kapanma saati demek, bu argo’nun, gülmenin, maddi bedensel aşağılanmanın (kusma, altına kaçırma) susturulması demektir. Bu sebeple bir lunapark çalışanının bu kapanış saatinin sonrasında lunaparkın kapanış aktivitelerine ortak olması, bu faaliyetlerde yer alması, maskesini çıkarması bu argo ve gülüşün ardında bir somurtkanlık izinin olup olmadığının peşine düşer ve bu somurtkanlığa bir son vermek ister. Köhne Harabe’de çalışan maaşlı canlı figür oldukça yalnız birisidir. Hiç arkadaşı yoktur. Durumu içler acısıdır. Korkusuzlar onunla arkadaş olurlar ve onun yalnızlığına bir son vermek isterler. Onun hikayesini dinlemek isterler. Tobe Hooper’ın The Funhouse’unun (1981) aksine lunaparak, kapanış saatinden sonra evsizlerin ve ucube gibi görünen kimsesiz ama korkutucu kimselerin sığınma yeri değildir. Cinayetin ve bu cinayete tanık olmanın yeri ise hiç olmamalıdır. Olsa olsa ağlayan palyaçoların acısına bir son verme istenci yaratan duygu durumunun yeri olmalıdır.

Mahsur kalma istemi ve maddi bedensel mazoşizm ağlamayı, sızlanmayı, argo’nun salt kullanımını unuttuğundan ötürü, The Funhouse’da olduğu gibi bir cinayeti, Lunaparkta Mahsur’da olduğu gibi bir soygunu, Eğlence Parkı’ndaki gibi bir possession’ı ve Lunapark’ta olduğu gibi dilencileri öldüren bir suç çetesini öngörmemektedir. Bu istenç, gülmeyi, argo’yu, maddi bedensel uzuvların ölüm ve yaşam arasındaki komik diyalogunu sürdürmeyi istemektedir sadece. Bundan dolayı maaşlı elemana indirgenen figüran yapısı çatışma ve dönüm noktasında oldukça önemlidir çünkü suç yine Köhne Harabe’de artık maaşlı elemandan tamamen soyutlanmış bir korkunun içinde, bir korku tünelinde yahut bir dönme dolabın vagonunda çözülecektir. Tehdit, gülünmediği takdirde, argo’nun karnavalesk eğlencenin içinde erimediği sürece daha da korkunçlaşacaktır. Tehdit, somurtandır. Gülmeyendir, gülmeye karşı olandır, argo’yu karnavaleskin içinde değil, dışında salt anlamıyla kullanandır, ölüm ile yaşam arasında maddi bedenselliği ve aşağılanmayı kullanamayandır.

lunapark-somurtan3

SOMURTACAĞINA GÜLSÜN… Kİ ÖLSÜN

İşte, kapanış saatinden sonra lunaparkın korku metinlerindeki cezp edici yanı burada yatmaktadır: Gülme istencinin hüküm sürdüğü karnavalesk bir ütopyada somurtanın ve ağlayanın acısına, tehdidine bir son verme isteğiyle… Tehdit, maddi bedensel aşağılamayı yaşatan ama yaşayamayandır; aletleri çalıştıran ama kusamayan, altına kaçıramayandır. Argo’yu karnavaleskin içine yerleştiren ama kendi dilinde kullanmayandır. Köhne Harabe’de korkutan ama korkamayandır. Tehdidin yeniden korku tüneline girme isteği, kendi yaşayamadıklarını, yaşattığı kadar yaşamak istemesidir. Dönme dolapta vertigo’dan ötürü midesi bulanan adına kusma isteğidir. Somurttuğu sürece cinayet işler, soyar, kaçırır. Güldüğü ölçüde ise çözülür, teslim olur ve tam da yaşadığı hazdan ötürü kendinden geçer, ölür.

Korkusitesi için yazan Burak Bayülgen
KAYNAKÇA:

-Bahtin, Mihail: Rabelais ve Dünyası, Çev: Çiçek Öztek, Ayrıntı Yayınları, 2005.
-King, Stephen: Eğlence Parkı, Çev: Seda Çıngay, Sayfa6 Yayınları, 2013.
-Laymon, Richard: Lunapark, Çev: Feyza Karagöz, E Yayınları, 1998.
-Plaza, José Maria: Lunaparkta Mahsur, Çev: İrem Temel, Final Kültür Sanat Yayınları, 2014.

Önceki Sonraki

27

Paylaşım

Yazar: Burak Bayülgen

Tüm Yazıları
9 Haziran 1983’te doğan Burak Bayülgen 7 yaşında korku filmleri ile tanıştı. İlkokulda hayallerinde korku sinemasını meslek edinip Freddyler ve Jasonlar ile iç içe bir hayat düşleyerek bir kaçış yaşayan Burak aynı zamanda ironik bir şekilde Walt Disney klasiklerine de ilgi duydu. Lisansını ve yüksek lisansını Sinema-TV üzerine tamamladıktan sonra en çok yapmak istediği işe yani yazı yazmaya koyuldu. 1 sene konservatuvarda yarı zamanlı opera/şan bölümüyle de haşır neşir olmuş olması Burak’a film müzikleri yapma şansını da doğurdu. Pek çok öğrenci/festival filminin müziklerini yapan Burak en hüzünlü filme bile korku temalı müzikler yaparak tepkiler alsa da mutlu ve huzurludur. Çocuklar için de masal kitapları yazmasına rağmen korku sanatları üzerine incelemeler yazmayı bırakmamak için and içmiştir.

YORUM YAZ