Nefes alamadığınızda, çığlık atamazsınız! Anaconda (1997)

Lucio Fulci: En İyi 10 Filmi!

Korku Listeleri

YasinKarakaya

22 Mayıs 2014

0 Adet Yorum

0

top10fulci-11b

Lucio Fulci (1927-1996), ölümünden bu yana kültürü ve popülaritesi yükselmiş bir İtalyan korku filmi yönetmenidir. En ünlü filmleri Zombie Flesh Eaters ve The Beyond’dur – ikinci film Quentin Tarantino üzerinde büyük bir etkiye sahiptir ve hatta yönetmen bu filmi ABD’de gösterime sokmuştur.

Fulci’nin sıklıkla algılandığı gibi sıradan bir korku filmi yönetmeni olduğunu düşünmüyorum. Çektiği filmler İtalya’da çok büyük başarıya ulaşmıştır ancak kendisi Dario Argento ve onun aldığı büyük bütçeler ve olumlu eleştiriler karşısında hep biraz kırgın olmuştur. Fulci, film tarihinde yer alan sıradan biri olacağını düşünüyordu belki ama şimdi gökyüzünden bizleri izliyorsa, korku filmi hayranlarının kendisine verdiği değer karşısında mutlu olmuştur.

Dediğim gibi bence Fulci “Gore’un Babasıdır” ve bu ünvanı Herschell Gordon Lewis ile paylaşmaktadır. 1970’li yıllar boyunca Fulci iki tane Giallo film yönetmiştir (İtalyan şiddet içerikli cinayet filmleri) ve bu filmlerin son bir kaç yılda farkına varılmıştır.

Bu bakımdan çalışmalarının yeniden değerlendirilmesi gerekir ve ben de gururla sunarım: Tüm İhtişamıyla En İyi 10 Lucio Fulci Filmi!

Önemli Not: Listelenen filmlerde spoiler mevcuttur. 

10. The Black Cat (1981)top10fulci-1

Edgar Allen Poe’nun aynı adlı klasik eserine dayandığı söylenir, The Black Cat “fena değil” ile “vasat” arasında bir Lucio Fulci filmidir. İzlenebilir özelliğe sahiptir ve keyif alabilirsiniz ancak o kadar da keyif verici değildir çünkü sizi oturup hakkında abuk sabuk bir yorum yazmaya zorlar.

Filmin konusu, bir köyde bazı cinayetlere karışmış sözde bir siyah kedi ile birlikte bir psişik dolandırıcılığı hakkındadır. Sonunda, kedinin sahibinin düşmanlarını öldürmek için psişik olarak pisiciği kullandığı ortaya çıkar. Tabi işe başka insanlar burnunu sokunca pisicik bu işten memnun kalmaz.

Özellikle korkutucu bir film değil, çünkü kedinin bir yerlerden fırlayıp insanların üzerine atılarak öldürdüğü sahneler bu günün özel efektleri düşünüldüğünde çok kötüdür. Fakat Lucio elinden geleni yapmış. Senaryo çok çapraşık ve konuşmalarla dolu olduğu için gerilim düşüyor. Bazı atmosferik sahneler var fakat The Black Cat’i izleyecek olanların aşırı Giallo hayranı veya Fulci fanatiği olması lazım.

 

9. One On Top Of The Other (1969)top10fulci-2

One On Top Of The Other, nam-ı diğer Una Sull’Altra, nam-ı diğer Perversion Story (kişisel olarak en beğendiğim ismi) Fulci’nin Giallo janrına ayak bastığının ilk göstergesidir.

California’da çekilmiştir ve Avrupa’nın en iyi yıldızlarından bazıları bu filmde oynamıştır. Riz Ortolani’den harika bir puan almıştır.

Görünüşe göre Hitchcock’un Vertigo’sundan esinlenilmiştir. Fulci, İtalyan Giallo filmlerinin tarihinde Mario Bava ve Dario Argento’nun başarısını yakalayamamıştır ancak herşeye rağmen sadakatsizlik, şantaj, kıskançlık ve iki yüzlülük konusunda eğlenceli, küçük bir gerilim filmi yapmıştır. Çoğu Giallo filminde olduğu gibi konu sizi hemen içine çekemeyecek kadar karmaşıktır ve jetonun düşmesi biraz zaman alabilir fakat bu standart bir Giallo filmi özelliğidir.

Fulci’nin çok bilinen farklı bir filmidir, One On Top Of The Other eğlenceli ve Giallo janrına küçük bir giriştir.

 

8. The New York Ripper (1982)top10fulci-3

Açık arayla en tartışmalı Fulci filmidir, ve eleştirmenlerin şiddetle tepki gösterdiği bir filmdir, The New York Ripper’ı izlemek için çok sağlam mide gerekir.

Temelde, ortalarda dolaşan Donald Duck sesli bir katil vardır ve kadınları kasığından bıçaklayarak öldürmeyi sevmektedir. Bu hasta herifi yakalamaya and içmiş sert New York polisi iz sürerken, bir sürü kan ve bağırsak ortalığa saçılır. Filmin sonu şok edici, çok kasvetli ve üzücüdür.

The New York Ripper’da klasik, tarz sahibi ve yenilikçi bir özellik yoktur. Eğer Fulci’nin klas sahibi Don’t Torture a Duckling (Donald duck sesli katile benzer bir katili ele alır) ile kıyaslanırsa ikisinin aynı yönetmenden çıktığına inanmak zordur. Sanki Fulci, bu filmde kadınlara karşı bir nefret hissiyle hareket etmektedir sanki izleyici de böyle istemiş gibi. Bir filmde kasığa bir kez bıçak saplamak yeterlidir neden defalarca? Kendine bir psikoanalist bul Lucio!

 

7. The House By the Cemetery (1981)top10fulci-4

Diğer bir eğlenceli Fulci filmidir, burada yeniden bahsetmek isterim: bu dönemlerde pek çok İtalyan korku filminin de içine etmiş olan rahatsız edici ufaklık Giovanni Frezzi’nin varlığı yüzünden izleyicinin film keyfi ciddi şekilde bozulmaktadır.

Rahatsız edici oyunculuk dehalarının haricinde, House by the Cemetery filminin konusu hayaletli ev hikayesini işlemektedir. Oğulları Bob ile birlikte Norman ve Lucy Boyle, bodrumda kötü şeylerin dolaştığı harap bir eve taşınırlar. Bir kaç araştırmadan sonra evlerini Viktorya döneminde çok ünlü bir cerrah olan Dr Freudstein (dünyanın en berbat kötü adam ismi!) ile paylaştıklarını anlarlar. Bodrumu kendi zalim deneyleri için kullanmaktadır ve kendisi de zombie formunda canlıdır!

Küçük aptal Bob bodruma keşfe iner ve ebeveynleri onları kurtarmaya çalışırken ölür. Yine de başka bir kasvetli son var (fakat bu sefer küçük veledin hak ettiğini bulduğunu görüyoruz ve filmlerdeki kötü adamlar gibi keyifle ellerimizi ovuşturuyoruz), Bob insanların acı çektiği ve ölü ruhların bulunduğu bir dünyaya gidiyor. Şimdi hep beraber Nelson Muntz gibi kötü adam kahkahası atalım – Ha ha!

Eğer küçük ve hoş bir korku filmi izlemek istiyorsanız House By The Cemetery’den de kötü olanlar var. Hatta bu film bu gün ortalarda gezen trash filmlerin %95’inden çok daha iyidir.

 

6. City of the Living Dead (1980)top10fulci-5

City of the Living Dead görünüşe göre uyuşturucu etkisinde yazılmış ama izlemesi güzel bir film. Tam olarak anlayamadığım bir nedenden dolayı bir rahip intihar ediyor ve Cehennem’in kapıları açılıyor. Bu kapıdan geçen bir zombi ordusu uzaklarda bir kasabayı ele geçirip insanları öldürmeye başlıyor. Görünüşe göre tüm bunlar Book of Enoch’da yazılıymış ve bir psişik ve bir gazeteci All Saint’s Day (Azizler Günü)den önce bu küçük New England kasabasına gidip bu kapıyı kapatmalıdır.

Bu filmin önemi gore efektlerde yatmaktadır. Zavallı yaşlı Giovanni Lombardo Radice kafasına bir matkap yemekte ve bir kadın sonu gelmez iç organlar silsilesini kusmaktadır. Fulci’nin yönetimi biraz yavaş gibi. Marazi bir hava yaratmayı başarıyor ancak hikayenin tansiyonunu yüksek tutamıyor. Sonuçta kendisinin çektiği korku filmlerinde teröre yer verilmiyor. Eğer Zombie Flesh Eaters’da yaptıklarını alıp City of the Living Dead’e uygulasaydı o zaman çok iyi bir korku filmi olabilirdi.

 

5. Nightmare Concert/Cat in the Brain (1990)top10fulci-6

Nightmare Concert filmine kesinlikle hayranım. Hayranlığım sebebiyle ben olsam bu filmi birinci sıraya koyardım ama bu muhtemelen Fulci hayranlarını memnun etmeyecekti çünkü gerçekte çok rezil bir film. Ama yine de izlemesi çok keyifli!

Filmde, Fulci, filme çektiği vahşetle ilgili çeşitli görüntüler gören bir korku filmi yönetmenini canlandırmaktadır. Bunun için çılgın bir psikiyatriste gider ve psikiyatrist de onu hipnotize eder. Genç kadınlar vahşice öldürülmektedir acaba bunu yapan Fulci midir? Yoksa psikiyatrist mi katildir? Bu çılgın filmde neler olmaktadır?

Kendini yansıtan bu filmde Fulci, Ghosts of Sodom gibi önceki yapımlarından görüntüler koymuştur. Fulci’nin bazı çok komik sahneleri var – pis sapık – filmlerini yönetirken şöyle diyor: “Yala onu! Oh evet! Daha sert yap! Daha sert! İşte böyle!”. Bu bizim gibi sapıklar için de çok eğlenceli sahneler doğrusu.

Filmin sonunda Lucio tehlikeye giriyor ama çok klişe bir şekilde kaçmayı başarıyor – bir sürat botunda güzel bir model ile birlikte şampanya içerek… Herkes yapıyor yani Lucio niye yapmasın ki? Tek kelimeyle harika!

 

4. A Lizard In A Woman’s Skin (1971)top10fulci-7

Bu filmi çok çok çok seviyorum! One On Top Of The Other filmiyle ilk denemesinin ardından bu sefer Fulci hits the Giallo türünde hedefi on ikiden vuruyor.

Filmin başrolünde Avrupalı Tanrıça Florinda Balkan var. Kendisi bir başka inanılmaz, seksi performansıyla kaçık hippiler tarafından kovalanan bir kadını canlandırıyor filmde ayrıca sadakatsiz bir sevgili, canlı kabuslar, toplu sekslere ait LSD’li flashback’ler ve lezbiyen bir romantizm. Her iyi Giallo’da olduğu gibi cinayet, şantaj, kötülük ve en sonunda düğümün çözümü var.

Üzerinde deney yapılan köpeklere ait tartışmalı bir sahne vardır. Bu sahne köpek severler için çok üzücü bir sahnedir. Filmden sonra bir Özel Efekt sanatçısının Fulci’yi hapisten kurtarmak için köpeklerin sahte olduğuna dair ifade vermesi gerekmiştir.

Fulci’nin sadece bir korku filmi yönetmeni değil, usta bir Giallo yönetmeni olarak da anılmasını ve sonunda hak ettiği saygıyı görmesini sağlayan filmdir.

 

3. The Beyond (1981)top10fulci-8

Beyond filminin ne hakkında olduğuna dair en ufak bir fikrim yok. DVD kolleksiyonumda yer alıyor ve pek çok kez izledim çünkü bu filmin katıksız görselliğine bayılıyorum. Ama bana konusunun ne olduğunu sorarsanız… hiç bir fikrim yok. Yine de muhtemelen Fulci’nin en çok saygı gören filmidir. Bu filmin İtalyan korku filmi severler arasında hayranları her yıl artmaktadır.

Anladığım kadarıyla, eski bir otelde yapılan restorasyon çalışmaları cehenneme açılan bir kapıyı yeniden aktive etmiştir. Surat yiyen tarantulalar ve yeniden canlanan cesetler de cabası. En etkileyici son sahnede bilim bakalım ne oluyor? Bir başka kötü son. Erkek ve kadın kahramanlar cesetlerle kaplı, kasvetli bir yerde kabusvari cehennemde kapalı kalıyor. Kör oluyorlar ve ortadan kayboluyorlar…

Fulci, kasten The Beyond’u çekerek Ölüm ve Yaşam arasındaki birleşimi anlatan doğrusal olmayan bir film çekmek istemiş. Film bu kadar çok zombiyle dikkat çekici derecede sadedir. Daha az ceset yeme ve daha fazla doğa üstü saçmalık vardır. İşte Lucio sonuna kadar gidiyor arkadaşlar! Bu derleme metafizik yaklaşım nedeniyle Beyond filminin bu kadar hayranı vardır. Rüya gibi kalitesiyle izleyiciyi büyülüyor ve Fulci büyük bir alkışı hak ediyor.

 

2. Zombie Flesh Eaters (1979)top10fulci-9

İtalyan Dawn of the Dead kopyalarının arasında en iyisi Zombie Flesh Eaters’dır ve bu film Fulci’ye korku ikonu statüsü kazandırmıştır. Resmi Yasaklı Video listesine girmesi bu filmin efsanevi hale gelmesini sağlamıştır. Bu filmde iyi olan pek çok şey var o yüzden nereden başlayacağımı bilmiyorum.

Karayip Adası’nda geçen çok kötü olaylar ile ilgili bir araştırma sonucu mezarlarından kalkan ölülerin yaşayanlara saldırdığı ortaya çıkar. Bunlar bir zombi filmindeki en iyi görünüşe sahiptirler (yakışıklı anlamında demedim, orjinallik anlamında dedim). Çürük, dökülen, kurtlu ve karmaşık bir görünümleri var. Bir sahnede zombinin biri köpek balığına saldırır ve sadece bir kolunu kaybeder.

Hayatta kalan talihsizler ölü İspanyol istilacıların (Conquistador’ların) canlandığı bir mezarlığa denk gelirler ve saldırıya uğrarlar. Belki de İtalyan korku filmlerindeki en iyi göz çıkarma sahnesi buradadır. Filmde kan, kan, kan ve daha fazla kan ile birlikte apokaliptik bir son var.

Zombie Flesh Eaters büyük setleri nedeniyle muhteşem bir skor yakalıyor ve izleyiciyi mutlu ediyor. Karayipler son derece iyi bir fon olarak çok iyi kullanılmış. İzleyiciye bir çeşit vudu ve doğaüstü hissi veriyor. Filmdeki her şey Fulci için bir araya geliyor. Bu film, izleyici olarak anlayabildiğimiz Fulci’nin şimdiye kadar çektiği en tempolu, en iyi yapıya sahip filmlerden bir tanesidir. Bravo Lucio! Bu film ayakta alkışı hak ediyor!

 

1. Don’t Torture A Duckling (1972)top10fulci-10b

Şükür ki bu film “Don’t!” ile başlayan saçma sapan filmler listesinde değil. Zarif, gizemli, özgün ve Fulci’nin yönetmenliğini en iyi gösteren orjinal bir Giallo’dur.

Evet, Zombie Flesh Eaters eğlencelidir ancak daha özel, daha incelikli bir şey istiyorsanız Don’t Torture A Duckling filmini denemelisiniz. Giallo geleneğini baş aşağı çevirecek olursak, bu sefer genç kadınlar yerine küçük oğlan çocukları öldürülmektedir. Çocukların öldürüldüğü yerde yaşayan bir cadı (Florinda Balkan – başka bir muhteşem performans sergiliyor) cinayetlerden sorumlu tutulur ve izlemesi zor bir sahnede kasabalılar tarafından büyük zincirlerle ölene dek kamçılanır.

Ding dong cadı öldü* ama cinayetler devam ediyor ve meraklı bir gazeteciyle güzel bir kasabalı kadın gerçek katili ortaya çıkarmaya çalışıyor. Son sahnelerde Don’t Torture A Duckling, şimdiye kadar çekilmiş ve dakikalarca süren, en komik uçurumdan düşüş sahnesiyle bitiyor.

Gerçekten gerilimli, korkunç, cesur bir başlığa sahip, güzel bir şekilde çekilmiş olan Don’t Torture a Duckling Fulci’nin kariyerinin zirvesidir. Kendisinin sadece ‘The Godfather of Gore/Gore’un Babası’ olarak bilinmesi yeterli değildir. Bu filmi izlediğinizde gerçek bir sanatçının iş başında olduğunu görebilirsiniz – öyle bir sanatçı ki karmaşık konuları ustalıkla ele alabilir ve bir başyapıt çıkarabilir. Bu filmi Fulci’nin yeteneklerini gösterdiği bir yapıt olarak birinci sıraya koyuyorum ve hemen izlemenizi öneriyorum. Süpriz bir şekilde hoşunuza gidecektir.

*Ding dong cadı öldü (Ding dong the witch is dead) 1939 yapımı Oz Büyücüsü filminin meşhur şarkılarından bir tanesidir.

Kaynakhttp://whatculture.com

Önceki Sonraki

27

Paylaşım

Yazar: Yasin Karakaya

Tüm Yazıları
9 Eylül 1977’de İstanbul’da doğdu. İlkokuldan Üniversiteye kadar ki eğitimini burada tamamladı. Korku filmlerine olan ilgisini ilk defa memleketi Aydın’da ki bir kahvehanede videodan izlediği Elm Sokağında Kabus filmi ile keşfetti. O sıralar 8 yaşındaydı. 80’lerin kanlı video kültürü ile yoğrulan beyni ilerde yapacağı bu site için ilk kıvılcımı çakmıştı bile. Bundan sonraki dönemde korku sineması ile ilgili herşeyle ilgilenmeye başladı. Geniş bir film arşivi ve korku figürleri koleksiyonu yapmaya başladı. 2003 yılında tamamen kendi çabasıyla korkucu.com sitesini kurdu. 5 yıl boyunca kendi yağı ile kavrulmaya çalışsa da pek başarılı olamadı ve bu konuda tıpkı kendisi gibi rahatsız ve inatçı olan Murat Özkan ile tanıştı. İkili 2008 yılında Murat Özkan’a ait olan Gerilimhatti.com sitesi ile korkucu.com’u birleştirme kararı aldı…

YORUM YAZ