Gerçeklerin sizi çıkaracağı yolculuğa hazırlık yapamazsınız. 8 MM (1999)

Last Caress

Korku Film Arşivi

Korku Sinema

wherearethevelvets

05 Ekim 2012

2 Adet Yorum

2

Yönetmen: François Gaillard, Christophe Robin
Senaryo: François Gaillard
Imdb Puanı: 4/10
Yapım: 2010, Fransa, 72 Dakika
Oyuncular: Aurélie Godefroy, Yannis El Hadji, Anna Naigeon, Guillaume Beylard, Julie Baron, Ioanna Imbert

Arkadaşlarıyla beraber kuzini Alexandra’nın evine gelen Catherine Ventura, onu evde bulamaz. Malikanenin kapısı kırık olduğu halde polise gitmez çünkü bir ressam olan kuzini polislerden pek hoşlanmamaktadır. Fakat bilmediği bir şey vardır; Alexandra yine bir akraba olan Sarah tarafından satırla doğranmak suretiyle öldürülmüştür. Sarah’ın amacı Alexandra tarafından evde bir yere gizlendiğini düşündüğü bir portreyi ele geçirmektir. Portre her üç kızın da atası olan Gabrielle Vajda isimli bir cadıya aittir. Fakat Sarah’ın da bilmediği bir şey vardır; güneş gözlüklü ve deri eldivenli bir katil de bu portrenin peşindedir. Sarah bu katilin çivili eldivenleriyle dövülmek suretiyle öldürülür. Neyse… Katil malikanede saklanır. Catherine ve arkadaşları; efemine Greg, lezbiyen Claudine, onun soyunmaya meyilli dilsiz sevgilisi Sélène ve küçük penisli şişman Guillaume; evde bir katil olduğunu bilmeden eğlence ve seks dolu gecelere akacaklarını zannederler. Teker teker gebertilirler.

Bu rezalet ötesi filmi neden izlediğimi bilmiyorum. Sanırım eski moda olduğu için harika görünen (hala öyle düşünüyorum) ölüm sahneleri içindi. Bir de İtalyan Giallo’larına selam duruşu vazifesi vardı filmin. Öncelikle belirteyim; yönetmenler Giallo düşkünü oldukları için Fransız çıkışlı Giallo yapımı peşine düşmüşler. Bence her Giallo seven film çekmemeli. Ciğer seven bir kediden Arnavut ciğeri yapmasını beklememek gibi mantıklı bir düşünce bu. Mario Bava, Lucio Fulci ve en çok da Dario Argento’dan esinlenen yönetmenler maalesef hedefi tutturamıyorlar ve çıkardıkları sonuçla parodinin ötesine geçemiyorlar.

Film hakkında söylenecek bir şey yok. Tek bir mekanda ucuz TV filmi formatında çekilmiş; amaçsız bir öyküyü kötü bir anlatım tarzı, kötü kamera açıları, 80’li yılların dizi müzikleri ve kötünün de kötüsü oyunculuklarla aktarmaya çalışan zavallı bir film bu. Erotik filmlerde olan hani şu çıplak kızlara kendi vücutlarını okşatmak suretiyle verilmeye çalışılan bir erotizm var. Anlatımın kötülüğü hakkında birkaç örnek vermek istiyorum: Mesela filmin başında Sarah, öldürdüğü Alexandra’yı karşısına oturtuyor ve sabaha kadar “Tablo nerde?” diye sorguluyor cesedi. Oyuncular, kadraj dışında olduğu için göremediğimiz katili, aynı odada oldukları halde görmemiş gibi davranıyorlar. Bir sahnede Catherine, katili mutfakta kurbanını kıtır kıtır keserken yakalıyor ve hızla kapının kenarına saklanıyor ama saçıyla omuzu dışarıda! Katil gözünün önündeki saç ve omuza kadar yavaş yavaş yaklaşıyor, neyse ki kızı göremeyip (?) geri dönüyor (yüreğim ağzıma geldi valla). Bu sahnede yüzü bize dönük olan Catherine yanlışlıkla kameraya bakıyor. Kancayla tavana asılmış cesetler gözlerini kırpıp duruyorlar.

Her şey bu kadar saçma sapanken ölüm sahnelerinin bu denli stilize olması insanı ikileme düşürüyor. Torso (1973), Profondo rosso (1975), Demonia (1990), The Beyond (1981), The Texas Chain Saw Massacre (1974) gibi klasiklerden araklanmış bu sahnelerde sadece makyaj, suni kan ve oyuncaklı bıçak zamazingoları kullanılmış. Hele bir kazıkta cadı yakma sahnesi var ki, yeme de yanında yat. Fakat geri kalan her şey iğrenç. Oyunculuk bakımından tek rol yapan kişinin (bakın iyi rol yapan demiyorum, dikkat) cadıyı canlandıran Sarah Lucide olduğunu belirterek sözlerime son vermek istiyorum.

Korkusitesi için yazan Murat ‘Wherearethevelvets’ Akçıl

Önceki Sonraki

27

Paylaşım

Yazar: wherearethevelvets

Tüm Yazıları
17 Ocak 1978 yılında Edirne’nin Keşan ilçesinde dünyaya gözlerini açan Ali Murat Akçıl, korku ile küçük yaşlarda tanıştı. İzlediği ilk korku filmi (ki ilkokuldaydı) The Evil Dead idi. İlkokuldayken, şimdilerde çokça yararlanacağı korku filmleri ve istismar sineması örnekleri izledi. Hatta Cumartesi geceleri Yunan kanallarında yayınlanan sakıncalı ve dehşetengiz filmlere de göz atma şansı oluyordu. Ortaokul ve liseyi daha çok erotik materyallerle geçiren Wherearethevelvets nihayet üniversitede İstanbul’a yerleşti ve büyük şehrin tüm imkanlarını kullandı. Kendi gibi sinemasever sınıf arkadaşları vardı ve en sevdiği şey bir filmi başından sonuna dek saatlerce anlatmaktı. Bu nedenle beyni düzülen bir arkadaşı “neden izlediğin filmleri yazmıyorsun” dedi ve Wherearethevelvets hiç aşina olmadığı internet diyarında film anlatır oldu. Bu sayede tanıştığı Korkucu.com'da 2008’den beri yazı yazmaktadır.

Yorumlar (2 Yorum)

YORUM YAZ