Hepimiz ara sıra deliririz! Norman Bates - Psycho (1960)

Korkucu.com 2012 Korku Ödülleri

KORKU ÖDÜLLERİ

Korku Sinema

YasinKarakaya

26 Şubat 2013

22 Adet Yorum

22

Artık gelenekselleşen korku ödüllerimizin 3.sü ile karşınızdayız!

Korku sineması açısından kısır geçen bir yılı daha geride bırakırken, münferit tartışmalara neden olabilecek bir ödül seçkisi ile yeniden karşınızdayız! Geçtiğimiz senelerin aksine kanlı filmlerin çok revaçta olmadığı bir yılı geride bıraktık diyebiliriz. Daha çok senaryolarıyla öne çıkmaya çalışan yapımların ağırlıkta olduğu 2012 yılında neyse ki bu konuda başarılı sayılabilecek birden fazla film izleyebildik. Senenin sonlarına denk gelen ve güçlü yapımlar olarak göze çarpan Maniac ve American Mary filmlerinin henüz izlenememiş olmasından dolayı bu yıl içinde değerlendirilmediğini belirtmek isteriz. Geçen senelerde olduğu gibi bu sene de bu ödülleri belirleme aşamasında bize destek veren dost bloglar Öteki Sinema ve İyi Kötü Film ekiplerine teşekkürlerimizi sunuyoruz.. ve işte karşınızda 2012’nin Korku Oskarları! 

En İyi Film Adayları
The Cabin in the Woods, Sinister, Berberian Sound Studio, Sleep Tight, Martha Marcy May Marlene

Seçmelerin bu en önemli kategorisinde, karşımıza birbirinden dişli üç önemli rakip çıkmıştı. Martha Marcy May Marlene, konsepte olan uzaklığından dolayı yarışta gerilerde kaldı. Sleep Tight ise, diğer güçlü rakiplerin arasında biraz biraz ezilip büzüldü. Nihayetinde, Berberian Sound Studio ve Sinister gibi iki önemli -ve ekseriyette tartışmalı- yapımın arasından sıyrılmayı başaran The Cabin In The Woods ipi göğüslemeyi başardı. Kimilerine göre kusursuz bir overrated örneği ve izleyicinin abartı balonu olarak nitelendirilen film, kim ne derse desin hakkındaki abartıları taşıyabilecek türden bir yapımdı. Hele ki, hem korku sinemasının hem de parodi yaklaşımının cılkının çıkmaya başladığı şu günlerde, çöldeki vahadan farksızdı.

En İyi Yönetmen Adayları
Peter Strickland (Berberian Sound Studio), Jaume Balagueró (Sleep Tight), Sean Durkin (Martha Marcy May Marlene)

Peter Strickland, birkaç yıl önce Argento’nun kendisinin bile deneyip kotaramadığı bir işe imza atarak dört başı mamur bir giallo filmiyle yılın en iyi yapımlarından birine imza attı. Ancak yönetmenin marifetlerinin sınırları bu janra nitelikle bir saygı duruşunda bulunmanın çok daha ötesindeydi şüphesiz. Bir korku filminde sesin ve atmosferin ana karakter kadar önemli olabileceğinin, tüyler ürperten bir hikayeye ihtiyaç duymadan da iyi bir korku filmi çekilebileceğinin ispatını ortaya koyarak, bu iddialı girişimden hepimize kendine hayran bırakarak çıktı. Az buz şey değildi bunlar.

En İyi Senaryo Adayları
Peter Strickland (Berberian Sound Studio), Alberto Marini (Sleep Tight), Joss Whedon, Drew Goddard (The Cabin in the Woods)

Film, kimilerine göre abartılı bir curcunadan ibaretti. Bu iddiayı tamamen yalanlayabilmek pek de kolay değil ama, bu çok renkli panayırın sinefillerin damak zevkine uygun olmadığını iddia etmek de basbayağı acımasızlık olur. Joss Whedon ve Drew Goddard ikilisinin, kağıtları parçalayan kalemlerinin de kuvveti ile, sevenini de, nefret edenini de filme karşı kayıtsız bırakamayacak delişmen bir hikaye çıkmıştı ortaya. The Cabin In The Woods’u bu kadar cazip kılan, yeni yetmelerin aklına belki de defalarca gelmiş bir hikayeyi “gerçekçilik” kasıntısından fersahlarca uzakta ve kelimenin tam anlamıyla umursamazca kanatlandırmalarıydı.

En İyi Erkek Oyuncu Adayları
Vincent D’Onofrio (Chained), Luis Tosar (Sleep Tight), Ethan Hawke (Sinister)

Şunu söylemekte fayda var, bu adaylardan hangisini seçersek seçelim gözümüz arkada kalmayacaktı. Üç aktör de bambaşka incelikler taşıyan oyunculuklarıyla hafızalardan kolay kolay çıkmayacak karakterlere hayat verdiler bu yıl. Ancak canlandırdığı karakteri filmin süresi boyunca duygu kutupları arasında başarıyla dolaştıran yetenekli İspanyol Luis Tosar, sıra dışı performansıyla bir adım öne çıktı. Bu dalda aday olduğu Goya ödülünü Jose Coronado’ya kaptırmış olsa da bizden aldığı bu ödülün Sleep Tight’ın Cesar’ını bir nebze ‘’mutlu edeceğini’’ umuyoruz.

En İyi Kadın Oyuncu Adayları
Elizabeth Olsen (Martha Marcy May Marlene), Rebecca Hall (The Awakening), Noomi Rapace (Babycall)

Bu yıl herkes Jennifer Lawrence’dan konuştu ancak 2012’nin yıldızını en çok parlatan genç oyuncularından biri de Elizabeth Olsen oldu. Saçındaki ilk beyaz telle bir süre önce tanışanlarımızın Full House’dan kolaylıkla hatırlayabileceği Olsen ikizlerinin küçük kız kardeşi olan aktrist, Uruguay filmi La Casa Muda’nın başarısız yeniden çevriminin başarılı olan tek parçası olarak dikkat çekerek kariyerine iyi bir başlangıç yaptı. Hemen ardından son dönemin bağımsız hitlerinden Martha Marcy May Marlene ile, ablalarının aksine, sevimli bir yüzden fazlası olduğunu ziyadesiyle kanıtladı. Bipolar bozukluklarla bezeli bir karakteri oldukça sade ancak bir o kadar gerekçi performansıyla kuşatarak saf bir tür filmi olarak kategorize edemeyeceğimiz yapımdaki örtülü gerilimin seyirciye geçmesinde kilit bir rol oynadı.

En İyi Animasyon Adayları
Frankenweenie, ParaNorman, Hotel Transylvania

Animasyon dünyasının korku sinemasına gösterdiği rağbet bizler için bu yılın en güzel sürprizlerinden biri oldu. Biz de bu rağbete kayıtsız kalamadık ve izlediğimiz nitelikli örneklerin verdiği cesaretle animasyon filmleri için başlı başına bir bölüm oluşturduk. Seçimimizi yaparken iki film arasında uzun uzun düşündük. Biri, stop-motion harikası Coraline’den itibaren sıkı bir takibe aldığımız bir ekibin elinden çıkan ParaNorman idi, diğeri ise bu alanda kanıtlanmış bir başarısı olan Tim Burton’ın son filmi Frankenweenie… Sonuç itibariyle 2012’ye enikonu bir fiyaskoyla (Dark Shadows) başlayan Burton’un bir kez daha köklerine dönerek korku külliyatı referanslarıyla bizi kolayca avladığı Frankenstein güzellemesi Frankenweenie burun farkıyla da olsa ipi göğüsledi.

En İyi Görsel Efekt Adayları
Prometheus, Grabbers, Sinister

Bu kategorinin kazananı, tartışmaya pek de mahal vermeyecekti orası kesin! Bayağı bir green box şaheseri olan Silent Hill: Revolution ya da kendini tekrar etme konusunda bir kademe daha atlayan Resident Evil 6: Retribution gibi filmler, listede kendilerine yer bulamadılar. Grabbers’ın görece kalbur üstü sayılabilecek görsel numaraları ve Sinister’ın pek de çizgi üstü olmayan altyapısı da, Prometheus’un sağlam görsel işçiliğine olan hayranlığımızı sarsmayı başaramadı.

En İyi Makyaj Adayları
Citadel, Resident Evil: Retribution, Silent Hill Revelation

Citadel ağız dolusu ‘’iyi’’ diyebileceğimiz filmlerden değil, hatta kendi içinde ne derece tutarlı ve ikna edici bir evren kurgulayabildiği pekala tartışılır; ancak distopik dünyasındaki klostrofobik atmosferden hasarsız çıkmanın mümkün olmadığını söyleyebiliriz. Bir de makyaj konusunda son derece sönük çalışmalara rast geldiğimiz bir yılın sonunda, düşük bütçesine karşın bizi bu alanda en çok tatmin eden çalışmalara bu İrlanda filminde şahit olduğumuzu…

En İyi Müzik Adayları
Accurst (Sinister), Lucas Vidal (Sleep Tight), Marco Beltrami (The Woman in Black)

Geçtiğimiz yıl müzik kategorisinde yaşanan çekişmenin bir benzerini bu yıl göremedik. Lucas Vidal ve Marco Beltrami fazlasıyla güçlü seçenekler olmalarına rağmen, kategorinin kazananı Accurst oldu. Yine de Sinister’ın konsept müzikal tınılarının, kolektif hafızamızda uzun süreliğine yer edeceğine dair derin şüphelerimiz yok değil.

En İyi Kısa Film Adayları
Yellow, The Captured Bird, The Narrative of Victor Karloch

Ryan Haysom’un Yellow’u birçok ‘iyinin’ bir araya geldiği bir kısa film. Yönetmenlik, atmosfer, müzikler ve özel efektler..  Yellow, kendi kimliğini yaratırken, aynı zamanda eski klasik giallo filmlerini de selam çakıyor. Bu janrın tüm temel parçaları mevcut olsa da, bu öğeler üzerinden kendini genişleterek bir sanat filmi hissini yakalıyor. Bu film hem Noe, Haneke ve Lynch gibi uç film yapımcılarına hem de Bava, Fulci ve Argento gibi giallo ustalarına rahatlıkla uyuyor. Ryan Haysom ve Jon Britt, 25 dakikalık kısa filme sığdırdıklarıyla büyük ödüller almayı hak ediyorlar. Bu ikiliden uzun metrajlı bir film yapmalarını ve zaman sınırlaması olmadan yaratabileceklerini görmeyi sabırsızlıkla bekliyoruz.

En Kötü Adam Adayları
Vincent D’Onofrio (Bob/Chained), Luis Tosar (Cesar/Sleep Tight), John Hawkes (Patrick/Martha Marcy May Marlene)

Derinlik sahibi kötü karakterini ve onu canlandıracak yetenekli bir oyuncuyu çekip aldığınızda pratikte sürpriz sonlu bir gerilim filminden çok uzaklara konuşlanamayacak bir film olan Sleep Tight, tam anlamıyla bir villian filmiydi. Ama ne villian! Kötücüllüğünün tüm kudretini diğer insanların mutluluklarından alan Cesar sırf bu yönüyle bile kanımızı dondurmaya yetti. Hala ikna olmadıysanız, Cesar’ın oteli terk ederken yaşlı kadına çektiği o uzun nutku hatırlamanızı öneriyoruz. Ya da işimizi garantiye alalım, doğrudan final sahnesini izleyin siz.

En Kötü Film Adayları
Dabbe: Bir Cin Vakası, Laz Vampir Tirakula, [Rec 3] Genesis

Söz konusu “en kötüler” olduğunda, kategorilerin altına aday toplamak hiç de zor değil. Korku Sitesi ekibinin önüne getirilen bir düzineden fazla kötü film adayı olduğunu da dipnot olarak eklemek gerekir. Argento’nun Dracula hüsranını görmezden gelmek ya da bütün kaçıklığına rağmen [Rec3] Genesis, sanki hiç çekilmemiş gibi yapmak da oldukça hırpalayıcıydı. Ama kabul edelim ki Dabbe : Bir Cin Vakası kategorinin yıldızı olmaktan kurtulamadı. İki buçuk saatlik bir found footage olduğu düşünülürse, bu janrın seyir süresi rekorunu da elinde bulunduran film, en azından bu açıdan dünyada bir ilk olmasına rağmen, kategorinin ipini göğüslemekten kurtulamadı.

En İyi Dizi Adayları
The Walking Dead, American Horror Story: Asylum

Hemen hemen her listede, dizi kategorisinin tartışmasız kazananı olan The Walking Dead’den bir süreliğine de olsa ayrı kalmanın vakti geldi de geçiyor bile. İlk sezonu ile tam olarak hak ettiği ilgiyi göremediğine inandığımız American Horror Story’nin ikinci sezonu olan Asylum, biraz da editoryal ittirme ile, kategorinin yıldızı olmayı başardı. Her sezonda ayrı bir Amerikan korku klişesini evirip çeviren dizi, Asylum ile birlikte, adından da anlaşılacağı üzere, “lanetli akıl hastanesi” mevhumuna elini daldırıyordu. Brad Falchuk ve Ryan Murphy ikilisinin yarattığı bu şaheser, gün geçtikçe daha fazla korku – gerilim severin radarına takılıyor, büyüyor, gelişiyor ve kolları ile bizi sımsıkı sarıyor!!!

En İyi Çizgi Roman Adayları
Caligula, Crossed, Deadpool Kills

Preacher gibi üst perdeden psikopat işi bir çizgi romanın yaratıcılarından Garth Ennis ve Jacen Burrows ikilisinin ortak mahsulü olan, 10 bölümlük çizgi roman serisi, insanların içindeki tüm kötülüğü ortaya çıkartıp, kurbanlarını tecavüzcü ve psikopat katillere çeviren bir salgının dünya insanlarını etkilemesini konu alıyor. Bu çerçevede de alışık olduğumuzun dışında bir post apokaliptik hikaye ile çıkıyor karşımıza. Elbette hikayenin vahşet kısmını da unutmamak gerekiyor. Neticede Ennis ve Burrows ikilisi, kendilerinden bekleyeceğimiz türden bir öykü ile gözlerimizi kan banyosuna doyururken, çizgi roman kategorisinde de Caligula ve Deadpool Kills gibi azılı rakipleri geride bırakarak zirveye zıplıyorlar!

En İyi Video Oyun Adayları
The Walking Dead, Resident Evil 6

Telltale Games’in öncül çalışmalarından biri olan Back To The Future’un ardından, The Walking Dead oyununa yaklaşımımızın pek de iç açıcı olduğunu söyleyemem. Dizinin ve çizgi serinin kaymağını yemeye kanalize sıradan ve sığ bir macera oyunu beklerken; Telltale’in suratımızda tokat misali patlayan cevabı, ayağımızı denk almamız için gerekli etkiyi yaratmıştı. Silent Hill serisinin son oyunu olan Downpor’un oyun severlere gark ettirdiği hayal kırıklığını bir tarafa bırakırsak eğer; Resident Evil ailesinin altıncı oyunu dışında, bu kategorinin hakkını layıkı ile taşıyabilecek pek fazla seçenek yoktu ortalarda. Bu indie game patlaması dahilinde, Deadlight’ın da adını anmadan geçmek olmaz tabi. Uzun lafın kısası, topyekün bir yaşayan evren olma yolunda ilerleyen The Walking Dead’in video oyun piyasasında da sancağı elinde tutması, pek çoğumuzu şaşırtmadı… Şaşırtamadı…

En İyi Afiş Adayları
Berberian Sound Studio, The Cabin in the Woods, The Woman in Black

Sadece basit tasarım hilesi kombinasyonu olmanın çok daha ötesinde olan filmin afişi, izleyicinin de ters köşeye yatmasına malzeme hazırlayan bir görsel curcunaya sahip. Belki de afişi ilk gördükleri anda, güney dolaylarında geçen, teen slasher sosuna banılmış, dört başı mamur bir The Cube kırması bekleyen sinefiller, çok da yanılmış sayılmazlar. Ama filmi izledikten sonra, afişin ekstra lezzet ve anlam kazandığını da söylemeden geçmemek lazım!

Korku Sitesi Özel Ödül Adayları
Pera Müzesi (İspanyol ve Meksika Korku Filmleri Gösterimleri), Fatih Danacı (Vampir Manifestoları ve Korkunun Canavarları Kitaplarının Yazarı), Anadolu Korku Öyküleri Yazar Grubu (Demokan Atasot & Galip Dursun & Koray Günyaşar & Kayra Küpçü & Ayşegül Nergis & Işın Beril Tetik)

2011 yılı sonlarında ard arda çıkardığı iki kitap ile klasik korku sinemasına Türkçe kaynak anlamında büyük katkı yapan Fatih Danacı, Korku Sitesi Özel Ödülünün sahibi oluyor. Korkunun Canavarları adlı kitabında korku sinemasının tarihini farklı bir bakış açısıyla anlatan Danacı, sinemanın sessiz döneminden itibaren yarattığı en meşhur on canavarı önce kökenlerini sonra da tarihsel serüvenini anlatarak korku sineması tarihine ışık tuttu. Vampir Manifestoları’nda ise usta yazar Giovanni Scognamillo’nun 80’li yıllarda yazmaya başladığı ancak tamamlanmayan kitabını Aylin Ünal ile birlikte yaptıkları ve yaklaşık bir yıl süren çalışmalar neticesinde tamamladı. Böylelikle kollektif ilk çalışmasını Giovanni Scognamillo ile gerçekleştirmiş oldu. Her iki kitabı da birer ay arayla satışa sunuldu.

Önceki Sonraki

27

Paylaşım

Yazar: Yasin Karakaya

Tüm Yazıları
9 Eylül 1977’de İstanbul’da doğdu. İlkokuldan Üniversiteye kadar ki eğitimini burada tamamladı. Korku filmlerine olan ilgisini ilk defa memleketi Aydın’da ki bir kahvehanede videodan izlediği Elm Sokağında Kabus filmi ile keşfetti. O sıralar 8 yaşındaydı. 80’lerin kanlı video kültürü ile yoğrulan beyni ilerde yapacağı bu site için ilk kıvılcımı çakmıştı bile. Bundan sonraki dönemde korku sineması ile ilgili herşeyle ilgilenmeye başladı. Geniş bir film arşivi ve korku figürleri koleksiyonu yapmaya başladı. 2003 yılında tamamen kendi çabasıyla korkucu.com sitesini kurdu. 5 yıl boyunca kendi yağı ile kavrulmaya çalışsa da pek başarılı olamadı ve bu konuda tıpkı kendisi gibi rahatsız ve inatçı olan Murat Özkan ile tanıştı. İkili 2008 yılında Murat Özkan’a ait olan Gerilimhatti.com sitesi ile korkucu.com’u birleştirme kararı aldı…

Yorumlar (22 Yorum)

YORUM YAZ