Gerçeklerin sizi çıkaracağı yolculuğa hazırlık yapamazsınız. 8 MM (1999)

Kokan Çoraplar: 5-D’de Tahammül

Özel Dosya

BurakBayülgen

29 Kasım 2013

0 Adet Yorum

0

cinema5d-1

3-D sinemanın en etkin pazarlama stratejilerinden biriyken, eğlence sektörü 5-D ile de kitleler üzerinde merak uyandıran ilginç bir deneyim için şu sıralar beşer dakikalık görsellikler ve bu görselliği tamamlayan bir nevi lunapark aktiviteleri sunmaktadır. Şu an 5-D’nin bu aile boyu sevimli yüzünün ilerde sinemanın en etkin silahı olabileceğini bir filmin tür sineması olarak tolere edilip edilemeyeceğiyle de değerlendirmek gerekecek ki, 2-D ve günümüzde iyice belirginleşen 3-D ekranlarda bir gore film seyretmek ne kadar kolay olsa da, ceset ve organlı filmleri tüm duyu organlarıyla seyredebilmek sadece belirli bir türe atfedilecek bir cesaret girişimi olarak değerlendirilemeyecektir.

İronik bir biçimde içinde osuruk bombalarının, ilginç karışımlı sos ve yemeklerin, kirli çorapların ve ayakkabıların olduğu ama yine de dünya üzerinde genel-geçer kanıyla didaktik ve etik anlayışa sahip olan çocuklar için çizgi animasyonların da 5-D bir ekran ve ortamda seyredilmesi ve özellikle deneyimlenmesi, güç olan görsellikleri belki de gore filmlerle eşdeğer tutacaktır.

cinema5d-2

Mesela Beter Böcek’in yemyeşil duman çıkaran ayağını büyük bir keyifle koklaması… (Beter Böcek animasyon serileri) Böyle bir örnek de tıpkı gore gibi vıcık vıcıktır, üstelik leş gibi kokmaktadır çünkü 2-D bir ekranda bir gore filmi belirlemenin 3-D’de ve 5-D’de görme biçimine verilen tepki kadar duyu organlarıyla deneyimlenmesiyle de tolere edilebilirliliği ölçülebilecektir. Deneyim sürecinde ister gore film olsun, ister Rugrats Bebekleri gibi yaramaz, çileden çıkaran ama seyirciye göre oldukça sevimli gelen(!) karakterleri içeren bir animasyon olsun, prop olarak adlandırdığımız, eserde belirgin rol oynayan nesnelerin tahammül edilebilirliği spesifik bir janra ya da çocuklara özgü, kulağa komik gelen bir takım düşüncelere, hayal ürünü komik imgelere (tıpkı, yazının başlığında kullandığımız kokan çoraplar gibi) bağlı değildir.

cinema5d-3

Örnek olarak; Arnold’un Amcasının kestiği ayak tırnağının kameraya fırlaması; yani, 5-D olarak seyircinin o ayak tırnağıyla (o hissi veren bir prop ile) temas halinde olması… (Hey Arnold) Böyle bir görüntünün, ekranda iki yahut üç boyutlu bir vizyon ve algılama biçimiyle komik gelen kısmı; imgenin çağrıştırdığı etik platformun ötesinde deneyimlenmediği için, bedenin ve belirli parçalarının kirliliği, artıkları ve hijyenden yoksun oluşu ancak hayali bir imgede komik kısma denk düşmektedir. Koku ve temas ile deneyimlendiği taktirde hayali imgenin komik kısmının kendi içinde; tür sineması babında yine bir komikliği ve de esprisi olacak ama tolere edilebilirliliği ancak bugün çocuk sineması ve animasyon filmlerine yüklediğimiz etik değerle ölçülebilecektir; bu genel-geçer tür sineması içeriklerinin izleyicide yarattığı tutum ve ilgi, bir gore filmin tüm uzuvlarca deneyim zorluluğundan farklı olacağı, temas, hijyen ve koku algılarında daha masum olacağı anlamına gelmez.

cinema5d-4

5-D: en, boy, derinlik, hareket ve efekt kategorilerini içerir. Efekt kategorisinin aşağıdaki 3 algı ve duygu durumuna şu anda sadece eğlence babında odaklanması sayesinde dehşetengiz ikonografiler henüz izleyicilerine fiziksel bir zarar vermemektedir:

a. Koku (Smell-o-vision bir parça bunu yaptı)
– Rocco’nun köpeğinin Spunky’nin bir tepeyi andıran dışkısı… (Rocco’s Modern Life)
b. Hijyen (yaş ve kuruluk hissi de buna dahil olmalı)
– Problem Çocuk 3’te Lunapark aletinde herkesin birbirinin üzerine kusması…
c. Dokunma ve dokunulma
– 3 boyutlu filmlerde kalıplaşmış cümle: Oklar bana isabet edecekti sanki…

Öyleyse gore ya da vıcık vıcık leş gibi kokan filmler janra ikonografilerinden ziyade insan deneyimlerinin ve özellikle uzuvlarının eksik olarak eseri net deneyimleyememesiyle tolere edilebilir hale gelmektedir. Kötü bir müzik duyduğumuzda ya da tonaliteye; majör ve minör gamlara alışmış kulağın on iki tonla bestelenmiş bir müzikle karşılaşmasında verdiği tepki kültürel olsa da, tüm uzuvlarımızın devreye girdiği gore bir film seyretmek için ille de bir korku filmine bilet almış olmak gerekmeyecektir. Bir sinema metninin seyredilebilirliği ve dayanılabilirliği özellikle bazı efektlerin; özellikle koku, hijyen, dokunma ve dokunulmanın duyu organlarından soyutlanmasından kaynaklanmaktadır.

Önceki Sonraki

27

Paylaşım

Yazar: Burak Bayülgen

Tüm Yazıları
9 Haziran 1983’te doğan Burak Bayülgen 7 yaşında korku filmleri ile tanıştı. İlkokulda hayallerinde korku sinemasını meslek edinip Freddyler ve Jasonlar ile iç içe bir hayat düşleyerek bir kaçış yaşayan Burak aynı zamanda ironik bir şekilde Walt Disney klasiklerine de ilgi duydu. Lisansını ve yüksek lisansını Sinema-TV üzerine tamamladıktan sonra en çok yapmak istediği işe yani yazı yazmaya koyuldu. 1 sene konservatuvarda yarı zamanlı opera/şan bölümüyle de haşır neşir olmuş olması Burak’a film müzikleri yapma şansını da doğurdu. Pek çok öğrenci/festival filminin müziklerini yapan Burak en hüzünlü filme bile korku temalı müzikler yaparak tepkiler alsa da mutlu ve huzurludur. Çocuklar için de masal kitapları yazmasına rağmen korku sanatları üzerine incelemeler yazmayı bırakmamak için and içmiştir.

YORUM YAZ