Bazen ölü kalmak daha iyidir! Pet Sematary (1989)

Karanlık Çökünce

Korku Genel

Korku Kitap

Soner Yıldırım

Yazarlarımız

YasinKarakaya

26 Ağustos 2009

10 Adet Yorum

10

Orjinal Adı: Just After Sunset
Yazar: Stephen King
Çeviren: Esat Ören
Yayıncı: Altın Kitaplar

Altmış yaşını devirmesine karşın hızından ve üretkenliğinden hiçbir şey kaybetmeyen Stephen King’in yayımlanan son kitabı Karanlık Çökünce tam on üç hikâyeden oluşuyor. Hayaletlerden psikopatlara, iflah olmaz hayvanlardan kötü güçlerin etkisi altına girmiş nesnelere kadar King dünyasından olmazsa olmazları diyebileceğimiz pek çok unsuru bulabileceğimiz kitapta genel olarak öne çıkan duygu ise yaşlanma korkusu ve ölüm olmuş. Karakterlerin çoğunun hayatta ona en yakın olan canlıyı (bu canlı hikâyelerin kiminde eş, kiminde bir çocuk, kiminde ise bir köpek olabiliyor) kaybetmiş kişilerden oluşuyor olmasını da düşününce, bu duygulara sevdiklerinizi kaybetme korkusunu da ekleyebiliriz.

Yazar kitabın sonunda hikâyelerinin yazılma ve kitaba dâhil edilme aşamasında yaşadıklarına dair bilgiler içeren Günbatımı Notları adını verdiği küçük notlar yayınlamış. King’in öyküleriyle ilgili kısa yorumlarına da içeren notlar kitaba farklı bir tat katmasının yanı sıra yazarın mizahi anlatımıyla okunması eğlenceli bir hal de alıyor. Yazarın bu notlarda yaptığı gibi biz de hikâyeleri tek tek ele alalım en iyisi…

Willa
Öykü yazmakta zorlandığı uzun yılların ardından bitirebildiği ilk öykü olması açısından Stephen King için özel bir hikâye Willa. Onun için bir ilk özelliği taşıdığından Karanlık Çökünce’nin ilk öyküsü olarak onu seçmeyi uygun görmüş. Ancak konusunun ilk’ler için biraz eski olduğunu söylemek gerek. Ölümden sonraki yaşam temasını işleyen Willa’nın en güzel tarafı, sıradan bir konudan nasıl iyi bir hikâye çıkarılacağını çok iyi bir biçimde gösteriyor olması. Kısa, naif ve dozunda bir aperatif…

Koşa Koşa
Bebeğinin ölümünün ardından hayatı alt üst olan Emily kendini toplamak için Meksika Körfezi’ndeki sakin bir adada bir süre tatil yapmaya karar verir. Sorunlarıyla baş edebilmek için elinde olan tek bir şey vardır. Koşmak… Koşmak onun için bir nevi terapidir. Ancak kısa bir süre sonra dertlerini unutmak için değil, hayatta kalabilmek için koşması gerekecektir.

Kitabın öne çıkan hikâyelerinden Koşa Koşa’nın temposu bir hayli yüksek. Okurken, Emily koştuğunda olduğu gibi soluk soluğa kalabilirsiniz.

Harvey’in Rüyası
Rüyalar anlatılınca mı gerçek olur, anlatılmayınca mı? Bu sorunun cevabını biliyorsanız bile bu hikâyeyi okuduktan sonra eskisi kadar emin olamayacaksınız. Hele ki o sabah bir kâbusla uyandıysanız.

Yazarın görmüş olduğu bir rüyadan esinlenerek yazdığı Harvey’in Rüyası, kitaptaki diğer öykülere göre epey sönük kalıyor, ancak ilginç olduğu da yadsınamaz.

İhtiyaç Molası
Uzun bir yolculuktasınız. Bir mola veriyor, mesanenizi boşaltmak için tuvalete doğru yola koyuluyorsunuz. Tam arabanıza dönecekken sert bir tartışmaya(!) tanık oluyorsunuz. Gördükleriniz, birazdan burada kötü şeyler olacak, diye düşünmenize sebep oluyor. Gelin görün ki pek de cesur bir adam sayılmazsınız. Ne yapacaksınız? Müdahale edip olayı önlemek mi, üç maymunu oynayıp toz olup gitmek mi? Sadece iki seçeneğiniz mi var? Hayır! King üçüncü bir seçenek yaratıyor ve hikâyesini de tam olarak bu yolla okunası kılıyor. Yine de yolun sonunda kitabın vasat hikâyelerinden biriyle karşılaşmanız engellenemiyor.

Egzersiz Bisikleti
Serbest ressam Richard Sifkitz’in başı kilolarıyla dertte! Doktoru onu bu konuda uyarıyor ve artık kırk yaşını da aştığından bu şekilde beslenmeye devam etmesi halinde daha fazla kilo almaya başlayacağını, sağlığının tehlikeye gireceğini söylüyor. Neden mi? Çünkü doktorun benzetmesiyle, Sifkitz’in kolesterolünü düşürmek için vücudunda çalışan görünmez işçiler artık daha az çalışacaklar da ondan.-Tam da ince fikirli bir ressamla paylaşılması gereken bir benzetme!- Kendine derhal bir egzersiz bisikleti alan Sifkitz hızla kilo vermeye başlıyor. Ancak bu durumdan rahatsız olan ve ressamı daha fazla kilo kaybetmemesi konusunda ikna etmek için gayet etkili yöntemleri olan birileri var: İşçiler!

King’in egzersiz bisikletlerine duyduğu nefretten filizlenen hikâye, yazarın uçsuz bucaksız hayal gücünün en iyi ve en yeni örneklerinden biri. Ve kesinlikle tatmin edici…

Geride Bıraktıkları Şeyler
Scott Staley Dünya Ticaret Merkezi’ndeki felaketten sağ salim kurtulabilmiştir. Şimdi ise birden bire evinde beliren anlamsız eşyalardan kurtulması gerekmektedir. Peki, bu eşyalar nerden gelmiştir? Yoksa 11 Eylül’de ölen iş arkadaşlarına mı aitlerdir?

11 Eylül’le ilgili Stephen King’in de söyleyecekleri var! Aslında bu konuda bir şeyler yazmaya pek hevesli değilmiş yazar, ancak ikiz kulelerin yıkılmasından iki ay sonra aklına gelen bu öyküye daha fazla direnememiş. Kitabın vasat hikâyelerinden, ama çok güzel bir sonu var.

Mezuniyet Günü
1999 yılında geçirdiği trafik kazasının ardından kullanmaya başladığı bir ilacın yan etkileri sonucunda zaman zaman anlamsız hayaller görmeye başlamış King. Bu hikâyede o hayallerden biri sonucunda doğmuş. Girişini sınıf farklılığından yapan Mezuniyet Günü’nün çıkışı, ölüm karşısında hepimiz eşitiz, oluyor. Lakin bu hikâye kitaptaki diğer öykülerde eşit etkileyicilikte olamamış, diye düşünmeniz kuvvetle ihtimal.

N.
Psikiyatrist Johnny Bonsaint Obsesif Kompulsuf Bozukluk’lar taşıyan hastası N.’i tedavi edebilmek için elinden geleni ardına koymuyor. Ancak bir süre sonra kendisi tedavilik duruma geliyor. Korkunun soyutluğu ve saplantılar üzerine mükemmel bir eser olan N.’in anlatımında mektupların, notların ve gazete kupürlerinin kullanılması ise hikâyeye ayrı bir gizem ve gerçeklik katıyor. Kitabın en uzun hikâyesi olan N. ile ilgili daha bir dizi ‘en’ sıralamak mümkün.

Kitaptaki ‘en’ özgün hikâye…

Kitaptaki ‘en’ yeni hikâye…

Kitaptaki ‘en’ usta yazılmış hikâye…

Kitaptaki ‘en’ rahatsız edici hikâye…

Ve evet, kitaptaki ‘en’ iyi hikâye…

Cehennemden Gelen Kedi
Kobay olarak kedileri kullandığı bir ilaç fabrikası olan Bay Dragon evinden bir türlü def edemediği kedisini öldürmek için bir kiralık katil tutar. Tuhaf değil mi? Ne var ki, katilimizin işi sandığı kadar kolay olmuyor.

Bu öyküye iki grup özellikle bayılacak: Bir, eski tarz King hikâyelerini sevenler. İki, kedilerden nefret edenler.

Stephen King’in esasından 70’lerde bir erkek dergisi için yazdığı Cehennemden Gelen Kedi kitaba son anda dâhil olmuş. İyi ki de olmuş, zira ufak inandırıcılık sorunlarına rağmen tadı damağınızda kalan, enfes bir hikâye. Hikâye bittikten sonra, okuyucuda gerçek anlamda şok etkisi yaratan sonu üzerine dakikalarca düşüneceğinize emin olabilirsiniz.

The New York Times: Özel İndirimli Abonelik
İsmi gibi ilginç bir hikâye… Öldükten sonra yakınlarıyla iletişeme geçen ruhlarla ilgili onlarca film, onlarca öykü anımsamak mümkün. Ama yine de King yorumuyla böyle bir hikâye okumak son derece keyif verici. Kalburüstülerden…

Sağır Dilsiz
Monette hayatla ilgili sorunları yüzünden pek de iyi gitmeyen yolculuğunda sağır ve dilsiz bir otostopçuyu arabasına alır. Misafirinin kısıtlılığından cesaret alarak içinde ne var ne yoksa anlatmaya başlar. Peki, anlattıkları ne derece önemlidir? Daha da önemlisi, bu esrarengiz otostopçu gerçekten sağır ve dilsiz midir?

King’in otostopçu hikâyelerini ne kadar sevdiğini Riding The Bullet’tan biliyoruz. Bu seferki hikâye o kadar karanlık ve derin değil belki, ancak yaşanmış bir olayı dinlermiş gibi hissetmenizi sağlayacak kadar gerçekçi bir anlatıma sahip. Birkaç yıl içinde bir sinema ve tv filmi olarak karşımıza çıkarsa kimse şaşırmasın. Kitabın en iyilerinden…

Ayana
Mucizelere inanır mısınız? İnansanız iyi olur; çünkü Ayana bu konuda oldukça iddialı.

Ölümüne kesin gözüyle bakılan yaşlı bir adam bir gün daha önce hiç görmediği Ayana isimli gözleri görmeyen siyahî bir kız tarafından ziyaret edilir. Küçük kızın adamın yanağına bıraktığı öpücükten sonra hastamız iyileşmekle kalmayacak, otuzlu yaşlarındaki kadar sağlıklı bir hale gelecektir. Yeşil Yol’dan ufak izler bulabileceğiniz hikâye son derece etkileyici.

Çok Zor Bir Durum
Portatif bir helanın insanın başına böylesi belalar açabilmesi hakikaten korkunç. Klostrofobisi olanlar ve midesi sağlam olmayanlar bu öyküden uzak durmalı. Zira kahramanımız kapalı kaldığı tuvalette klozetin içinde bulunan türlü şeylerle haşır neşir olmak durumunda kalınca, onun kadar sizler de Çok Zor Bir Durum’da kalabilirsiniz.

King hikâyeyi Edgar Allan Poe’nun Ölmeden Gömülen isimli hikâyesinden feyz alarak yazmış ve yazarken oldukça eğlenmiş. Bazı bölümleri yazarken kendinden iğrendiğini de inkâr etmiyor. Yani… Birazcık…

Kapanışı Stephen King’e bırakıyorum: Böylece size şimdilik veda edeceğim. Eğer mucizeler gerçekleşmeye devam ederse, yine karşılaşırız. Bu arada, hikâyelerimi okuduğunuz için teşekkür ederim. Umarım, en azından bir tanesi ışıklar söndükten sonra bir süre uykunuzu kaçırır.

Soner ‘Korkuluk’ Yıldırım

Önceki Sonraki

27

Paylaşım

Yazar: Yasin Karakaya

Tüm Yazıları
9 Eylül 1977’de İstanbul’da doğdu. İlkokuldan Üniversiteye kadar ki eğitimini burada tamamladı. Korku filmlerine olan ilgisini ilk defa memleketi Aydın’da ki bir kahvehanede videodan izlediği Elm Sokağında Kabus filmi ile keşfetti. O sıralar 8 yaşındaydı. 80’lerin kanlı video kültürü ile yoğrulan beyni ilerde yapacağı bu site için ilk kıvılcımı çakmıştı bile. Bundan sonraki dönemde korku sineması ile ilgili herşeyle ilgilenmeye başladı. Geniş bir film arşivi ve korku figürleri koleksiyonu yapmaya başladı. 2003 yılında tamamen kendi çabasıyla korkucu.com sitesini kurdu. 5 yıl boyunca kendi yağı ile kavrulmaya çalışsa da pek başarılı olamadı ve bu konuda tıpkı kendisi gibi rahatsız ve inatçı olan Murat Özkan ile tanıştı. İkili 2008 yılında Murat Özkan’a ait olan Gerilimhatti.com sitesi ile korkucu.com’u birleştirme kararı aldı…

Yorumlar (10 Yorum)

YORUM YAZ

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.