Annem bana bunu asla yapmamamı söylemişti. The Hitcher (1986)

Kapalı Kapılar Ardında GOTİK

Burak Bayülgen

Korku Sinema

Sine-Makale

Yazarlarımız

MuratÖzkan

24 Aralık 2009

0 Adet Yorum

0

Dişi Gotik, Vampir Miti ve Kadın Erkek Rol Değişimi

Her bir türün filmlere ve film teorisine getirileri, karakterlere, mekana ve konuya verdikleri misyonlarda yatar. Buna ek olarak bir türü tanımlarken ikonografiden yardım alınır. Gotik, bir bakıma tanımlaması zor bir türü oluşturur. Tek başına bir esere Gotik demek biraz muğlak bir zemini oluşturmaktadır ancak bir eserin içindeki Gotik imgeleri ve özellikleri seçmek mümkündür. Bu öğeler özellikle mekan, Gotiğin en belirgin karakteristiği olan ölüm ile yaşam arasındaki belirsizlik ve aristokrasidir ki bu bizim meşhur vampir mitimizi oluşturacaktır. Bununla beraber kadın ve erkek rolünü belirleyen bir öğe daha vardır ve Gotiğin en belirgin kavramlarının başında gelir:  Seksüel kavram. Kuşkusuz Gotik de diğer türler gibi seksüel kavramdan payını almıştır ve erkek ile kadına yüklediği görevleri ve rolleri birbirinden ayırmıştır. Dişi Gotik (female Gothic) olarak adlandırılan alt-türde bile kadın karaktere yüklenen misyonlar gerçek hayatta kadına yüklenen misyonların beyazperdeye yansımış halidir. Bu nedenle Dişi Gotik diye bir alt-tür adı duymak şaşırtmamalı. Gotikte ve Dişi Gotikte kadın daima bütün olayı etkileyerek kaos getiren terörün meraklı kaynağı olarak yer edinir. Kadın meraklı olmakla birlikte kaos getiren, hem çevresini hem de kendini tahrip eden öğedir. Bu belirgin anlayışa ek olarak vampir mitinin de bu anlayıştan beslendiği gözlemlenebilir. Cinsiyet ve seksüel konular devreye girdiğinde vampir miti bile sadece bir metafordan ibaret olup, genelde Gotik anlayışa hakim olan kadın ile erkek rolü dağılımında genel Gotiğin söylediği şeyleri söylemektedir. Üstelik farklı bir metotla Gotiğin kadın ve erkek rol dağılımı değişiminde bile aynı söylem içinde olduğu görülür. Dolayısıyla vampir mitini ele alırken sadece aristokrasiyi değil, kadının Gotik sanatın içinde nasıl ele alındığına da değinmek gerekir. Bu formları detaylı inceleyebilmek tarih sahnesinden de örnekler verilecektir ancak önce bir filmi Gotik yapan unsurları belirlemek lazım.

Gotik nedir? Gotik diye bir film türü var mıdır ?

Gotiğin sözlük anlamları:

1. Gotlara ait, grotesk, barbar, korku
2. Orta Çağa ait olan, ilgilendiren, (Medieval).
3. 12. yüzyıldan 15. yüzyıla dek Batı Avrupa’yı etkisi altına alan mimari stil.
4. Grotesk, gizemli, harap konuları ilgilendiren kurgu türü
5. Barbar, kaba.

Yukarıdaki ifadeler Gotiğin daha çok bir sıfat olarak tanımlanmasıdır. Gotik aynı zamanda film dilini de ilgilendiren bir isim olarak ortaya çıkar: Gotik sanat ve edebiyat. Eğer Gotik mimariden bahsedilebiliniyorsa, neden Gotik filmden de bahsedilmesin? Sürpriz bir şekilde, Gotik sinema ya da Gotik film diye yer etmiş bir tür yoktur. Gotik imgeler, Gotik konu ve Gotik karakterler ve hatta filmlerde Gotik stil vardır ve hepsi de korku kategorisi sınırlarına dahil olan parçalardır. (KAVKA, 2002)

Gotiğin tanımından ve Misha Kavka’nın ifadelerinden anlaşılıyor ki Gotik kavramını bir filme ya da bir film türüne uygulamak biraz güçtür fakat film izleyicisini Gotik izlenimlerden oluşmuş bir film seyrettiğine dair bilinçlendiren Gotik öğeleri seçmek mümkündür. Bu durumda Gotik ile korku türünün (horror) birbirlerine geçişinden söz etmek gerekir. Dolayısıyla filmlerdeki Gotik öğeler aynı zamanda korku türünü de ilgilendirmektedir. Eğer Gotik öğeler aynı zamanda korku öğeleri olarak adlandırılıyorsa, korkunç sırlarla döşeli malikanelerin yer aldığı bir film Gotik midir yoksa bir korku filmi midir? Korku türünün yarattığı canavar figürleri toplumun bastırdığı ve bizi bütün ile parça ilişkisine yönlendiren bir düzlemde ilerlemektedirler. Gotik klasikten uzak gizemli ve kaba konseptler içerdiğinden sadece ikonografilere başvurarak bir filmi Gotik yapan özellikler sıralanamaz. Konuya, karakterlere ve karakterleri çevreleyen mekanlara da ihtiyaç duyulur. Sadece ikonografilerden yola çıkılırsa, o zaman korku türüyle ister istemez çakışılır. Halbuki Gotik bir mekan, karakter ve karakteri çevreleyen ortam gibi öğelerin bir bütünü olarak ele alınırsa, o zaman Gotik ile korku arasında fark bulunabilineceği gibi filmlerdeki Gotik imgelerin de rahatça farkına varılır.
Gizemli ve kaba form Gotiğin ana karakteristiklerindendir. Bu form karakteri çevreleyen ortam ve mekanı da bünyesinde barındırmaktadır. Bu formlar sayesinde Gotik kendini ve kendisini çevreleyen mekanı yozlaştıran ve yok eden karakterlerle ilgilenir. Korku türünün aksine Gotikteki malikane imgesini daha da korkunçlaştıran şey karakterlerin doğruyu bulma arzuları, fantezileri ve üstü kapalı olanı açığa çıkarmadaki istekleridir. Korku türü ise bu imgelere özgün bir irade verir. Gotikteki karakterlerin aksine korku türünde malikane kendi başına, kendi iradesiyle korku yayar. O halde Gotik karakterlere ve karakterleri çevreleyen mekana ve ortama dayanır.

Gotik korku öğeleriyle beslenirken, doğa üstü olaylarla da ilgilenmek durumundadır. Bu şekilde Gotik bir sanat türü olarak da ele alınacaktır. Bu durumda iki form ile karşı karşıya kalınır:

1) Kendi başına gerçekleşen doğa üstü olaylar
2) Sahte olduğu kanıtlanmış doğa üstü olaylar

Gotiği korku türünden ayıran özelliklerden birisi de hikayenin gidişatının sunumudur. O halde şöyle bir öneride bulunulabilinir: Hikayenin gidişatında sunulanlar Gotik, bu sunumların formatı ise korku türüdür. Yani, nerede Gotik varsa orada korku vardır ancak nerede korku varsa orada her zaman Gotik olmak zorunda değildir.

Kapalı kapılar ardındaki gerçeği, nesneyi ya da kişiyi bulma gibi görevler karaktere verildiği gibi bu görev sadece karakterlere değil tabanında korku, paranoya ve terör olan hikayenin kendisine de verilmiştir. Gizli kalmış sırrı ortaya çıkarmak uğruna karakter hem kendini hem de çevresini yozlaştırır ve yok eder. Bu misyon Dişi Gotik olan alt türü incelemeyi gerektirir.

Dişi Gotik

Dişi Gotik yine kadın tarafından yaratılan kaotik atmosfere dayanan kadın fantezisi ve arzusuyla ilgilenir. Bu kaotik yapının mimarı, kayıp olan objeye ya da kişiye karşı duyulan çözümleme isteğidir. Çözüm ise kadının hem kendini hem de çevresini yok etmesiyle sonuçlanır. Genelde Dişi Gotik dendiği zaman akıllara büyük sırlarla dolu bir malikane imgesi gelir. Erkek bu sırlara duyarsız kalabilirken, kadın üstü örtülü geçmişe ve sırların açığa çıkmasına ilgi duyar. Bundan dolayıdır ki sırlara gömülmüş geçmişten ziyade kadının olayı çözümleme isteği gerçek gizemi ortaya koyar. Kayıp olan nesne veya kişi artık gizemini yitirmiştir çünkü kaos yaratan gizem bu kayıp nesne ya da kişi değil, kadının bu sırrı açığa çıkarırkenki durumudur. Bir bakıma Dişi Gotiğin film-noir’ın esas yapısını oluşturduğu da söylenebilir. Film-noir’da da kadının gerçeği açığa çıkarma istemi kaos yaratır. Arada bir fark vardır: Film-noir kadınları büyük şehrin yozluğundan payını almışken Gotik türün kadınları ise kendi başına yozluğu oluştururlar. Her iki türde de fantezi ve arzu vahşeti getirir.

Eğer Dişi Gotikte kayıp bir nesne ya da kişi varsa, bu sırrı açığa çıkarmak erkekten ziyade kadının görevidir. Dişi Gotiğe bahşedilen ise yozluğun bu istek ve fantezi yüzünden ortaya çıkmasıdır. Her iki Gotik formunda da yozluk filmin anlatısını ve anlatımını şekillendirir ve bu yozluk korku ile bağlantılıdır. Gotik film korku ile insan vücudu etrafındaki mekan yozluğu arasındaki belli başlı bağlantıyı yeniden oluşturur. (KAVKA, 2002)

Korkudan bahsederken Dişi Gotik aynı zamanda psiko-analitik öğelerden beslenir. Korku yozluk ile bağlanırken, kayıp olan nesne ya da kişi aynı zamanda kayıp ve eksik penisi oluşturur. Kadının sırrı açığa çıkarma arzusu aynı zamanda eksik ve kayıp penisin tamamlanması demektir. Dişi Gotikte arzu ve gizem olmadıkça kadın kendini tamamlanmış bir bütün olarak hissedemez.

Vampir Miti ve Kadın Erkek Rol Değişimi

Gotiğin ölüm ile yaşam arasındaki belirsizliğin en önemli simgelerinden biri de vampir mitidir. Vampir hikayeleri Gotik türün bir parçası olarak ele alınırlar. Bram Stoker’ın meşhur romanı Dracula esasen kurgunun gidişatı açısından bir detektif hikayesine daha yakın durmaktadır ancak Dracula’nın korkunç şatosu ve Transilvanya tam anlamıyla Gotik imgelerdir. Vampir metinlerinde de kadın ve erkeğe bir takım karakteristikler yüklenmiştir. Vampir miti kan emmeyle bağlantılıdır. Aynı zamanda sınıf farklılığı ve aristokrasinin kibirli duruşuyla da ilişkilidir. Kurbanın kanını emme aristokrat vampirin alt sınıfa işkence çektirmenin metaforlaşmış halidir. Vampir dişlerinin bedene kenetlenişi seksüel ilişkiyi çağrıştırdığı gibi, vampir figürü daima aristokrat olduğundan aristokrasinin burjuvazi üzerindeki himayesini de çağrıştırır. Bir başka bakışla erkeğin kadın üzerindeki himayesinden bahsedilir. Neticede vampir tarafından ısırılan kadınlar bir başka erkek tarafından kurtarılabilmektedirler. Bu da kuşkusuz kadının özgün iradesine darbe vurur. Dracula, Jonathan Harker’ın gelinine aşık olduğu zaman, gelinin bu vahşetten kendi kendine kurtulma şansı yoktur. Tam tersi, Dracula tarafından baştan çıkarılan kolay avın ta kendisidir. Halbuki Dracula’nın, Jonathan Harker’ı baştan çıkarıp ısırabilmesi için çok daha fazla çaba göstermesi gereklidir. Her ne kadar Jonathan Harker bile Dracula’nın bir avı olsa da, vampiri öldüren ve gelinini kurtaran kişi sonuçta yine Jonathan Harker’ın kendisidir. Böylelikle bu döngüde vampire, kadına ve erkeğe belirli özellikler verilmiştir:

Vampir: Baştan çıkarıcı, aristokrat, terörün kaynağı.
Erkek: Baştan çıkarılabilen ama efor isteyen, orta sınıf, terörün kaynağını yok edebilecek güce sahip, korumacı.
Kadın: Özgün iradesi olmayan, kolayca baştan çıkarılabilen, korunmaya muhtaç.

Kadın vampir görmek fazla yabancı kaçmaz çünkü vampir filmlerinde ve edebiyatında pek çok kez vampir tarafından ısırılıp vampire dönüştürülen kadın karakterlere rastlanmıştır. Ancak buna rağmen Dracula gibi terörün kaynağı olarak ifade edebilecek kadın vampir karakterine sıkça rastlanmaz. Ancak bir örnek ile bu ifadeye yeni açılımlar kazandırılabilir: Elizabeth Bathory. Gotik sanat türleri Kanlı Kontes olarak adlandırılan Elizabeth Bathory hakkında pek çok eserler vermişlerdir. Bakireleri kazıklarda ezerek kanlarıyla yıkanan Bathory sonunda idam edilmiştir ancak Dracula’dan sonra Transilvanya’nın en korkunç figürü olmuştur.

Bakireleri kazıklarla ezme eylemi de ister istemez seksüel ilişkiyi çağrıştırmaktadır ancak Bathory örneği terörün kaynağını kadınsal özelliğinden ayrıştırır ve erkekleştir. Bu durumda Elizabeth Bathory erkeğin himayesine muhtaç ve erkek tarafından baştan çıkartılan kadın figüründen oldukça uzaklaşır. Bu sefer bir kadın olarak Bathory baştan çıkaran ve burjuvaziye duygusal açıdan işkence yapan kişi konumuna gelir. Gotikte kadın psiko-analitik bir okumayla eksik ve kayıp penisin peşinde koşarken, Bathory erkeklere bahşedilmiş olan penise sahip olur. Bu sayede kadın karakteri cinsiyet ve baştan çıkarma mevzularında erkekleştiren özelliği görülür. Bu bakış açısıyla vampir metinlerinde kadına ve erkeğe verilmiş olan görevler artık ayırt edilebilinir ancak Elizabeth Bathory gibi bir örnek sayesinde kadın rolleri ile erkek rolleri görev değiştirip, konuyu cinsel açıdan kadın baştan çıkarıcılığına getirir.

Gotik Film kendi başına bir tür olarak adlandırılmakta zorluk çıkarıyorsa bile, bir filmi Gotik yapan öğeleri bularak film metinlerinin içindeki Gotik özellikler ortaya çıkarılabilir. Bu özellikleri bulabilmek için metinlerin içindeki ölüm ile yaşam arasındaki belirsizliği, aristokrasiyi ve kadın erkek rollerini incelemek gerekir. Bununla beraber erkek ile kadın rollerinin değiştiğinde de aynı sonuç ile karşılaşabilinir. Dolayısıyla kadın ile erkek rollerinin değişimi bu metinlerde yine aynı metodolojiyle çalışacaktır. Kadın erkek özelliğini kazandığında Gotikte erkeğe bahşedilen özelliklere sahip olacak, erkek ise kadınsal özelliğe sahip olduğunda kadının korunmacılığına ihtiyaç duyacaktır. Sistem yine aynı şekilde işleyecek, sadece sunulan figürler farklı cinsiyetlerde olacaklardır.

korkucu.com için yazan: Burak BAYÜLGEN

Kaynakça:
* Jerold E. Hogle, “Introduction: The Gothic in Western Culture,”in The Cambridge Companion to Gothic Fiction (Ed. Hogle; Cambridge University Press, 2002), pp. 1-20.
* John Fletcher, “Primal Scenes and The Female Gothic,” Screen, 36, no: 4 (1995), pp. 341-369.
* Kaya Özkaracalar, “Gotik,” (L&M Yayınları, 2005).
* Misha Kavka, “The Gothic on Screen,” in The Cambridge Companion to Gothic Fiction (Ed. Hogle; Cambridge University Press, 2002), pp. 208-228

Önceki Sonraki

27

Paylaşım

Yazar: Murat Özkan

Tüm Yazıları
Korku ile 7 yaşında yanlışlıkla seyrettiği Cannibal Holocaust ve Evil Dead filmleri ile tanışan Murat Özkan 1982 yılında İstanbul’da doğdu. O yaşından beri iflah olmaz bir korku fanatiği olan Murat Özkan, resime ve çizime olan düşkünlüğünü her korku ile birleştirmesinde “psikolojisi bozuk çocuk” muamelesi gördü ama yılmadı. Bu alanda bir çok başarısız site açma girişiminde bulundu. Başarısız oldu çünkü o zamanlarda bu işe her elini attığında “Korku”yu bir öcü ve yasak gibi gören zihniyetle karşılaştı. Yine yılmadı! Bir gün, kendisi gibi çocukluğunda psikopat muamelesi görmüş Yasin Karakaya ile tanıştı ve Korkucu.com sitesinin temelleri o anda atıldı.

YORUM YAZ

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.