Eskiden iyilikle aldığımı, sonsuza dek intikam ile alacağım! Tooth Fairy - Darkness Falls (2003)

Juan of the Dead

Korku Film Arşivi

Korku Sinema

Fatih Yürür

19 Haziran 2012

0 Adet Yorum

0

Juan de los Muertos
Yönetmen: Alejandro Brugués
Senaryo: Alejandro Brugués
Imdb Puanı: 6.5/10
Yapım: 2011, İspanya/Küba, 92 Dakika
Oyuncular: Andrea Duro, Jorge Molina, Luis Alberto García, Blanca Rosa Blanco, Alexis Díaz de Villegas, Elsa Camp, Jazz Vilá

BIKAMAM ISIRILMAKTAN!

Bu yazıda kesinlikle ama kesinlikle “gün geçmiyor ki” ile başlayıp, mevzuyu zombilere bağlayan sıkıcı cümlelerden, son yıllarda bu furyanın ne kadar revaçta olduğundan, bir parodi malzemesi olarak zombi klişesinin barındırdığı potansiyelden bahsetmeyeceğimi bilmenizi isterim sevgili sinefil dostlarım.

Haaaa. Bunu yaparken, Juan Of the Dead‘i, Shaun Of the Dead ile kıyaslama gibisinden bilindik numaralara da başvurmaya niyetim yok. Keza, Zombieland, Fido ya da ne bileyim Ada : Zombilerin Düğünü gibi parodileri de yazıma konuk etme taraftarı değilim. Önümüzde duran öğün Juan Of The Dead… E hadi yumulalım o halde!

Öncelikle senarist-yönetmen Alejandro Brugués’i bilmeyenler için bir iki kelam etmek istiyorum…Bunlardan ilki, bu filme kadar ben de hakkında iki kelam edecek bilgiye sahip değildim… İkincisi ise, 76 doğumlu yönetmen, farkına varmadan emsalleri arasından haspel kader sıyrılabilecek bir zombi hitine imza atmış olabilir. Her ne kadar yönetmenin takipçileri, kendisinin ilk filmi olan, Personal Belongings çok daha başarılı bulunsalar da; Juan Of The Dead, kesinlikle kendisine şans tanınması gereken, keyifli bir yapım.

Yönetmen Brugués, zombi filmi parodilerinin yanı sıra, dolaylı yoldan da olsa Pontypool ya da Rammbock gibisinden eklektik fikirlere, kendi fikirlerini ekliyor. Bu fikirlerin en parlağı, hiç kuşkusuz Juan ve saz ekibinin, zombiler konusunda kara cahil olması. Meseleye, popüler kültür rüzgarına tutulmamış bir münzevi kadar uzak duran (buna daha kaba bir tabir yakıştırmak lazım…Dağdan inme?) kafadarlar, zombi istilasına karşı iç güdüsel olarak karşı koyuyorlar! Elbette düşmanlarının yürüyen ölüler olduklarından habersiz bir şekilde!

Bu sefer saldırının vuku bulduğu ülke Küba ve zombiler de kominist müritler olarak resmediliyor perdede. Bu kargaşanın kahramanları ise, kocaman göbeğine rağmen enerjisi ile göz kamaştıran Lazaro ve iflah olmazbir Ip Man delisi ve ruhu neredeyse bedeninden çekilip çıkarılmış olan Juan. Ana karakterlerin istilaya yaklaşımı, Rammbock’daki Michael’ın dazlak şaşkınlığı hemen hemen aynı. Tabi Juan ve ekibi, işin şaşkınlık süresni uzatmayıp, kısa sürede zombi istilasına adapte oluyorBbir taraftan zombi avlama işini kazançlı bir oyuna çevirirken, diğer yandan adrenalin açlıklarını gideriyorlar adeta!

Kullandıkları metotlar ve teçhizatlar ise yeterince çeşitli. Aslında karakterlerin her birinin Left 4 Dead‘den fırlamışçasına, başlarının çaresine bakma konusunda uzman olduğunu söyleyebiliriz. Kimi zaman satırlarla, kimi zaman ekmek küreği ile, zombi topluluğunun arasına korkusuzca dalabilecek kadar da durumu kabullenmiş gözüküyorlar üstelik!

Zombi istilasını Amerika dışında, dünyanın herhangi bir yerine taşımak, bambaşka kültürlere adapte etmek, mizah açısından olumlu sonuçlar doğuruyor kuşkusuz. İstilanın bir latin ülkesinde vuku bulmasına ve zombi = kominist makyajına rağmen, temeli fazla doldurulmuş bir film değil Juan Of The Dead. Bu malzeme üzerinden öyle ahım şahım kapitalizm dersleri vermeye ya da duyarsızlık, tüketim ya da bencillik gibisinden konulara kendini bulamaya girişmiyor. Elbette zekice dokundurmalar ve ışıltılı esprilere sahip ama politik doğru -ya da yanlış- sularına dalıp çıkmaktan ziyade, izleyicisinin keyif alacağı bir seyir kimyası tutturmak için çabalıyor. Bunu da büyük ölçüde başardığını iddia edebilirim. Juan Of The Dead, aksiyon ve komedi ikilisinin, kafi miktarda kırmızı bir fonda sunuyor bizlere…

Emsallerinin bu kadar çok olduğu bir dönemde Juan Of The Dead’i sevimsiz, hatta gereksiz bulanlar da olacaktır elbette. Ama türün meraklılarının her halükarda keyif alacağı bir film olduğunu söylemek ve hakkını teslim etmek lazım. Tıpkı şarap gibi, zaman içerisinde daha fazla değerlenmesi de muhtemel… İyi Seyirler…

Korkusitesi için yazan Fatih Yürür

Önceki Sonraki

27

Paylaşım

Yazar: Fatih Yürür

Tüm Yazıları
1987 yılının, diş takırdatan bir Şubat gecesinde, garip bir kapsül ile dünyaya düşmüştür bu kişi. Nitekim yıllar sonra gerçek ailesinin dünyalı olduğunu, uzaylılar tarafından kaçırıldığını anlayacak, ama uzaylıların iyi tarafını alıp, kalan bütün enerjisi dünyalı olmaya harcayarak gezegen hayatına adapte olacaktır. Üniversite yıllarına kadar neler yapıp ettiği ile ilgili hafızasında net anılar yoktur (atmosferin yan etkisi) fakat yirmili yaşlarının civarını fazla hızlı yaşamıştır. Kocaeli Üniversitesi’nde, Görsel İletişim Tasarımı öğrenimi gördüğü süreçte, kah müziğe dadanarak, kah sinema üzerine yazılar yazarak, kah grafik tasarım işine bulaşarak, kah da çizgi hikayeler kaleme alarak oradan oraya savrulmuş ve bünyesi karman çorman olmuştur. Hangi kulvarda olursa olsun hikaye anlatmayı sever, kitleyi bulursa coşar, bulamazsa da kalbi kırılır ama hissettirmez. Sinemanın, müziğin, edebiyatın, mizahın, çizgi romanların ve tiyatronun her türünden tarifi tanımsız bir keyif alması, bilinen en önemli özelliklerindendir. Aynı “demokratik tavırlarını” yeme-içme alışkanlıkları, giyim kuşam ya da İngiliz usulü mimari tasarımlar konusunda gösterememesi ise büyük bir talihsizliktir.

YORUM YAZ