Hepimiz ara sıra deliririz! Norman Bates - Psycho (1960)

Jeffrey Dahmer

Seri Katiller

MuratÖzkan

22 Kasım 2008

6 Adet Yorum

6

Kurban: 17
Jeffrey Dahmer´ın ölüme, vücütlara, ete ve kemiğe duyduğu hastalıklı ilgisi genç yaşlarda başladı. Konserve kutularda ölü böcekler biriktiriyordu. Daha sonra ezilen küçük ölü hayvanları eve getirmeye başlamıştı. Ohio´daki evinin arka bahçesinde çocuklar bir sopaya çivilenmiş ölü bir köpek kafası bulmuşlardı, ama bunu yıllar sonra Dahmer tutuklanana kadar söylememişlerdi polise. Komşular da ağaçlara bağlanmış veya çivilenmiş kedi ve kurbağalar buldular. Annesinin dediğine göre, ölü hayvanların etlerini kemikten ayırmak için asit kullanıyordu. Aslında onun hayvanlara eziyet ettiği veya öldürdügü pek gerçekçi gelmiyor çünkü küçükken kendi de kedi, köpek ve balık beslemişti ve onları çok severdi, onun asıl ilgisi ölmüş olanlaraydı.

İlkokulda sınıf arkadaşları yere düştüğü veya yaralandığı zaman sadece gülerek ve acıma duygusu olmadan izlerdi. Liseye gitmeye başladığı zamanlarda o kadar garip bir insandı ki, kimse onunla muhattab olmak istemiyordu. Okul takımında tennis oynuyordu ama pek popüler bir öğrenci sayılmazdı. Kızlara karşı çekingendi ama otorite ve yönetime karşı agresivdi. Okulda ve yakındaki alışveriş merkezinde sara krizi taklidi yapardı. Ortada cesetler varmış gibi yolunu değiştirirdi. Adı alkoliğe de çıkmıştı ve okula içki getirirdi. Zaten içki sorunu hiç bitmedi.

Hayvanlarla ilgilenmediği zaman ise odasından çıkmaz ve genelde kimseyle konuşmazdı, pek arkadaşı da yoktu. Gelecekle ve iş hayatıyla ilgili herhangi bir düsüncesi veya beklentisi de yoktu. Ailesiyle arasında herhangi bir çatışma ve ya kavga konusu da olmazdı, çünkü onun için kavga etmeye değecek birşey yoktu. 18 yaşındayken ailesi boşandı ve babası başka biriyle evlendi. Ne üniversite ne de iş hayatı ilgisini çekmeyince ailesi onu askere yolladı, burda da alkol sorunu devam etti. Babası onun her duruşmasında avukatını ödedi, herseferinde onu tedaviye yollamaya çalıştı ve iyileşeceğine inandı, ama en sonunda cinayetten tutuklanınca, artık yapacak birşey kalmadığını anladı.

İlk cinayetini 1978´de, 18 yaşındayken işledi. Sıcak bir öğleden sonra, 18 Temmuz´da, 19 yaşındaki Steven Hicks bir Rock konserinden eve dönmek için otostop çekiyordu. Genç, sarısın bir erkek tarafından arabasına alındı, bu kişi Jeffrey Dahmer´di. Beraber ailesinin evine gidip bira içmeyi teklif etti, Hicks de kabul etti. Evde bira içip, müzik dinleyip muhabbet ettiler, taa ki Steven´ın eve dönme vakti gelene kadar. Jeffrey kalması için ısrar etti ama Steven mutlaka gitmek istiyordu. Jeffres bunun üzerine bir halter alıp Steven´ın kafasına vurdu. Sonrada halter tutacağını boğazına baştırarak boğdu. Cesetini evin altındaki depoya sürükledi ve orada parçalara ayırarak çöp torbalarına doldurdu. Torbaları arabasının arka koltuğuna atıp, parçaları atabileceği bir yer aramaya başladı çevrede. Yerel polis tarafından alkol testi yapılmak için durdurulduğunda, torbaların ne olduğu sorulunca, soğukkanlılıkla sadece çöp olduğu ve çöplüğe götürdüğünü söyleyerek çevirmeyi geçmeyi başardı. Eve dönen Dahmer torbaları arka bahçede sığ bir çukura gömdü. Ancak askerden dönünce artıkları çıkardı, eti kemikten ayırdı ve kemikleri baltayla unufak ettikten sonra evin arkasındaki kayalıklardan ormana doğru aşağıya attı.

Dahmer bir homoseksüeldi ama bunu uzun yıllar boyunca saklamayı başardı, hatta okulda ve askerde homoseksüellere ve siyahlara karşı nefretiyle tanınıyordu. Cinayet kariyerine başladığı zaman ise birine veya heri iki kategoriye de giren kişilere karşı daha bir acımasız davranıyordu. Hatta çocuk-tacizi suçlamasıyla hapise girdiği sırada siyahların grupça tecavüzüne uğradığını iddia etmişti.

1987 de ikinci cinayetini işledi. Tam olarak nasıl olduğunu hatırlamıyor, ama bir sabah uyandığında Steven Toumi yanında ölü yatıyordu ve Jeffrey´in ağzında kan vardı. Bedenini bir bavula koyarak büyükannesinin bodrumuna indirdi, orada cesetle cinsel ilişkiye girdi, üzerine mastürbasyon yaptı, sonra parçalayarak çöpe attı. Üçüncü kurbanının adı Jamie Doxtator´di, onunla da şehir dışında bir gay barında tanışmıştı.Bu noktadan itibaren cinayetleri rutinleşmeye başladı; bir gay barında biriyle tanışıyor, onu birşeyler içmek veya para karşılığında fotoğraflarını çekme bahanesiyle evine götürüyor, sonra ilaç vererek uyutuyor, bağlıyor ve öldürüyordu. Cesetle cinsel ilişkiye giriyor ve üzerine mastürbasyon yapıyordu, daha sonra parçalara ayırıyor, bazısını saklıyor, bazısını da çöpe atıyordu.

1988´in Mart´ında dördüncü kurbanı olan Richard Guerrero´e de aynı yöntemi uygulamıştı, tek farkla ailesi oğullarının kesinlikle heteroseksüel olduğunu iddia ediyordu. Yaza kadar 4 erkek daha öldürdügü belirlendi. 26 Şubat 1988 de 13 yaşındaki Latin bir çocuğa fotoğraflarını çekme karşılığında 50 $ teklif etti. Onu da ilaç vererek uyuttu, ama sadece okşamakla yetindi, herhangi bir şiddete başvurmadı veya cinsel ilişkiye girmedi. Bu çocuğun adı Sinthasomphone´du, yanı 1991´de öldüreceği çocuğun abisiydi. Ailesi onunla ilgili bir sorun olduğunu farketti, soruşturmalar sonucunda Dahmler reşit olmayan kişilere sarkıntılık ve tacizden 1989´da 8 yıllık bir hapis cezası aldı, ama bunun sadece 10 ayını yatarak Mart 1990´da tahliye olmuştu. Savunması öyle ustaca yapılmıştı ki bütün suç alkolün üzerine atılmıştı ve aslında psikopat değil sadece hasta olduğu iddia edilmişti. Tedavi görürse ve bir işe girip düzgün bir hayat kurarsa düzelebilirdi. Ama düzelmedi… Çıktıktan sonraki kurbanı Anthony Sears´di. Kafatasını kaynatıp temizledikten sonra griye boyadı, böylece bir heykel gibi duracaktı. Polislere daha sonra kafatasının önünde zevk için mastürbasyon yaptığını itiraf etti.

Doktarlara göre o sıra dışı bir katildi… Genelde katiller kurbanı bağlamaktan, acı çekmesinden ve yalvarmasından zevk alır. Öldürürken kendilerini güçlü, dominant ve büyük hissederler ve kurban öldükten sonra dururlar. Ama Jeffrey için asıl eğlence ölümden sonra başlıyordu.

1990 Mayıs´ında kendi evine taşındı ve bunu takip eden 15 ay boyunca toplam 12 kişinin canını aldı. 1991 Mayıs-Temmuz arası cinayetlerinin sıklığı arttı ve neredyse haftada bir kurban almaya başladı. 3´ü hariç hepsi zenci, homoseksüel ya da biseksüeldiler. En kücügü 14 en büyügü 31 yaşındaydı.

Cesetle ilişkiye girer, üstünde mastürbasyon yapardı. cesedi parçalara ayırmak, vücudun içini incelemek hoşuna gidiyordu. Daha sonra bu parçalara değişik kimyasallar ve asitler uygulayarak eritiyor, böylece tuvaletten veya küvetten rahatça akıp gidebiliyordu. Genelde cinsel organlarını ve kafataslarını da hatıra olarak saklıyordu. Hatta onların etlerini de yemişti, onların kendi içinde yaşamaya devam edeceklerine inanıyordu, bu sebebten dondurucusu insan eti doluydu. Kanlarını da içmişti ama tadı hoşuna gitmemişti. Onların evine girmesinden parçalar halinde çıkmasına kadar her adımı fotoğraflarla belgeliyordu, bunun bir çeşit sanat olduğunu düşünüyordu. Kontrol tutkusu sebebiyle kurbanlarına ilaç verip bağladıktan sonra, kafataslarına bir delik açıp içeri asit döküyordu, böylece beynin bir kısmının eritip onları zombileştirerek kontrol edeceğine inanıyordu, hatta bir kurbanı 2-3 gün yaşamayı başarmıştı. Kendisinin bir yandan Şeytan kadar kötü olduğuna inanıyor, bir yandan da tanrısallaştırıyordu. Biriktirdiği kafataslarının ona maddi olarak ve sosyal hayatında şans getireceğini düşünüyordu.

Dahmer´ın en genç kurbanının, 14 yaşındaki Konerak Sinthasomphone´un ölümünde polis çok büyük eleştirilere maruz kalmıştı. Bu cinayetten 1 saat önce Dahmer´le konuşmuşlardı. 27 Mayıs 1991´de Dahmer genç Konerak´i eğer ona birkaç resim için poz verirse karşılığında para vereceğini söyleyerek evine çağırdı. Ne ilginçtir ki, bu kişi 2 yıl önce kaçırdığı kişinin küçük kardeşiydi. İç çamaşırına kadar soyunmuş çocuğun birkaç tane polaroid resmini çekti. Daha sonra video seyrederken içeceğine uyku hapı atarak uyumasını sağladı. Bilinçsiz Konerak´a oralsex yaptı. Evde bira kalmadığını hatırlayan Dahmer, çocuğun daha uyanmayacağını düsünerek markete almaya gitti. Ama bu arada Konerak uyandı, paniklemiş bir şekilde evin içinde hala sersem halde dolandı ve deli gibi sokağa fırladı. Tam bu sırada eve dönen Dahmer onu yolda karşıladı. İki Meksikalı komşunun çağırdığı iki polis memuru onların yanına geldi. Dahmer onlara arkadaşının 19 yaşında olduğunu ve maalesef fazlaca viski içtiğini söyledi. Memurlar da meksikalı komşular yerine beyaz bir gence inanarak, onlara evlerine kadar eşlik ettiler. Polisler evden ayrılınca Konerak´ı bağladı, öldürdükten sonra cesediyle cinsel ilişkiye girdi ve fotoğraflarını çekti. Ama sadece bu kadarla kalmadı… Kafatasını alıp temizledi ve anı olarak sakladı.

22 Haziran 1991´de Dahmer´in dehşete düşüren kariyeri bir sona vardı. Sol elinden kelepçeler sallan siyah bir adam iki polis memuruna geldi. 31 yaşındaki Tracy Edwards yakındaki evinde onu kelepçeleyen garip bir kişiden söz etti onlara. Hatta yatağının altında uzun bir bıçağının olduğunu ve onu bıçaklamak istediğini de iddia etti. Edward “şeytanla birlikte olduğunu” söyledi. Bunun üzerine Polisler Edwards´la eve kadar gidip araştırmayı kabul etti. Oxford Apartman Komplexine girer girmez ağır ve acımsı bir koku dikkatlerini çekti. Jeffrey onlara kapıyı açtı. İçerde onları duşta asılı parçalanmış cesetlerin, kafataslarının ve iskeletlerin polaroid fotoğrafları karşıladı. Evin içini araştıran memur buzdolabında ona bakan bir insan kafatası buldu. Yakındaki dondurucuda ise folyeyle sarılmış 3 kafatası ve büyük bir tepside kaynatılmış el ve ayaklar ve erkek cinsel organları vardı. Ocaktaki tencerede domates sosu içinde insan beyinleri yüzüyordu. Yaklaşık toplam olarak evde 18 tane ceset bulundu o gün. Banyoda da formaldehid içinde saklanmış erkek cinsel organları yüzüyordu. En temiz olan ve parfüm kokan yatakodası dışında heryer leş kokuyordu.

Jeffrey Dahmer 15 ayrı davadan toplam 957 yıla mahkum edildi ve Wisconsin´deki Columbia Hapishanesine yollandı.Başka bir duruşmada Steven Hicks cinayeti ile yargılanarak ömürboyu hapis aldı.

Hapishanede örnek davranışlarıyla yetkilieri, başkalarıyla daha çok birarada olmaya ikna etti. Ortak bölümlerde yemek yiyor, hatta ufak tefek işler bile üstleniyordu.

Bir gün 2 başka mahkumla beraber çalışmak üzere görevlendirildi. Neden bu iki kişi seçildi bilinmiyor, cünkü bir tanesi Jesse Anderson, karısını öldürmüş ve suçu bir zencinin üzerine atmıstı ve diğeri Christopher Scarver, zenci ve şizofrenik manyak, kendini tanrının oğlu saniyor ve birinci-dereceden cinayetten yatiyordu. Scarver´in bu kadar zenci öldürmüş Dahmer´e ve Anderson´a nasıl baktığı tahmin edilebilir….. Felaket bir kombinasyon oluşmuştu.

28 Kasım 1994 sabahı gardiyanlar bu 3 mahkumu yalnız bıraktı…20 dakika sonra geri geldiklerinde Jeffrey´in kafası ezilmişti ve Anderson´un vücudu ölümcül yaralarla doluydu. Kanlı bir süpürge sopası, Scarver´ın yerine konuşuyordu. Jeffrey Dahmer sabah saat 09:11 de ölü ilan edildi.

Çeviri: Burcu Erbakan
Lütfen isim ve kaynak göstermeden alıntı yapmayınız kullanmayınız

Önceki Sonraki

27

Paylaşım

Yazar: Murat Özkan

Tüm Yazıları
Korku ile 7 yaşında yanlışlıkla seyrettiği Cannibal Holocaust ve Evil Dead filmleri ile tanışan Murat Özkan 1982 yılında İstanbul’da doğdu. O yaşından beri iflah olmaz bir korku fanatiği olan Murat Özkan, resime ve çizime olan düşkünlüğünü her korku ile birleştirmesinde “psikolojisi bozuk çocuk” muamelesi gördü ama yılmadı. Bu alanda bir çok başarısız site açma girişiminde bulundu. Başarısız oldu çünkü o zamanlarda bu işe her elini attığında “Korku”yu bir öcü ve yasak gibi gören zihniyetle karşılaştı. Yine yılmadı! Bir gün, kendisi gibi çocukluğunda psikopat muamelesi görmüş Yasin Karakaya ile tanıştı ve Korkucu.com sitesinin temelleri o anda atıldı.

Yorumlar (6 Yorum)

YORUM YAZ

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.