Prime Time'a hoş geldin, sürtük! Freddy Krueger - A Nightmare On Elm Street 3: Dream Warriors (1987)

Jaws

Korku Film Arşivi

YasinKarakaya

14 Nisan 2009

11 Adet Yorum

11

Yönetmen : Steven Spielberg
Senaryo: Peter Benchley (Roman), Carl Gottlieb
Imdb Puanı: 8.1/10
Yapım: 1975, ABD, 124 Dakika
Oyuncular: Roy Scheider, Robert Shaw, Richard Dreyfuss, Lorraine Gary, Murray Hamilton, Carl Gottlieb

Büyük beyaz bir köpekbalığı, küçük tatil kenti Amity’yi kendi özel beslenme alanı yapmaya karar verir. Bu durum, kentin polis şefini oldukça endişelendirir ve köpekbalığı sorununu ortadan kaldırmak için plajları kapatmak ister. Çabaları kentin valisi tarafından engellense de, başka hiçbir şeyin işe yaramadığını gören vali sonunda yumuşar. Üç kahraman; polis şefi, bir bilim adamı ve emektar yaşlı bir balıkçı, canavarı öldürmek için denize açılırlar.

Sinema sitelerinde dolanıp dururken dikkatimi çeken bir şey oldu; Sinema tarihinin en iyi ve aynı zamanda en korkunç filmlerinden biri olan Jaws (kendi fikrim tabii ki) hakkında doğru düzgün yerli bir içerik olmadığını fark ettim… ve korkucu olarak bunu kendimize misyon edinmemiz gerektiğini düşünerek film hakkında ayrıntılı bir inceleme yapmaya karar verdim. Tabii ki filmi yeniden izleyerek işe koyuldum ve filmin aradan geçen 40 yıla rağmen etkisinden hiçbir şey kaybetmediğini büyük bir keyif içinde yeniden gördüm.

Jaws, tüm diğer filmleri ölçmek için kıstas kabul edilen ilk hasılat rekortmeni filmdir. Sinemanın Michael Jordan’ıdır: Bu film, filmlerin yapılış ve pazarlanış biçimini çok derinden değiştirdiği için hiçbir zaman bir Jaws daha olmayacak.

Peter Benchley’in çok satan romanından uyarlanan Jaws, kendini çok büyük bir beyaz köpekbalığının yarattığı korku içinde bulan Kuzey Atlantik adası Amity’de geçiyor. Kahramanımız Martin Brody, ailesini şehrin dışına taşımak için Amity polis departmanının şefi olmayı kabul etmiş olan ve kendisini beklenmeyen korkunç bir krizin ortasında bulan bir New York polisi.

Film, bariz biçimde bir köpekbalığı saldırısının kurbanı olan genç Christine Watkins’in bedeninden arta kalanların plajda bulunmasıyla başlıyor. (filmin açılışında yer alan bu ölüm sekansı, sinema tarihinin efsaneleşmiş sahnelerdendir). Bu durum üzerine polis şefi Brody plajları kapatmak ister, ancak Amity’de gerçekleşen bir köpekbalığı saldırısı haberinin, ekonomisi yaz turizmine bağlı olan kentin hayatını tehdit edeceğinden korkan Vali Larry Vaughn ve Amity’nin seçkinlerinden izin alamaz. Vali, polis Şefi Brody’yi bu tür olayların her zaman tek tük olduğuna dair ikna eder ve bu konularda deneyimsiz olan Brody istemeyerekte olsa sessiz kalmayı kabul eder.

Sonuçta köpekbalığı yeniden (ve yeniden) öldürür ve Şef Brody kendini hem ilk köpekbalığı saldırısı hakkında sessiz kalmayı kabul ettiği için duyduğu suçlulukla, hem de tek sorumlunun kendisi olduğu çok büyük bir toplumsal kaos ile başa çıkma göreviyle karşı karşıya bulur. Bu konuda yalnız kalan Brody’ye ilk yardım, uzmanlığıyla katkıda bulunmak üzere Amity’e gönderilen, deniz bilimci Matt Hooper’dan (kendisini yıldızlaştıran bu rolde, Richard Dreyfuss) gelir. Hooper ve Brody birlikte hem köpekbalığıyla hem de kentin ekonomisi için plajları kapatmayan Vali Vaughan’la savaşırlar. Brody ve Hooper, Amity’nin en çok korkulan ve saygı duyulan köpekbalığı avcısı olan Quint’i de yanlarına alarak, köpekbalığını bulup öldürmek ve kenti mali bir krizden kurtarmak için denize açılırlar.

Sonuç olarak ortaya çıkan, Herman Melville ve Joseph Campbell’in gururlarını okşayacak nitelikte “insan canavara karşı”nın bilinen hikayesidir. Kahramanlarımız, köpekbalığının ortalama boyutun çok çok üstünde, tekmeyi basıp ta geçemeyecekleri kadar yüksek hızda ve son derece akıllı olduğunu gördüklerinde işler daha da sarpa sarar. Bilim adamı Hooper, denizlerin King Kong’uyla karşılaşmış olmaktan dolayı hayranlık içinde kalakalır; ciddi bir düello isteği duyan emektar balıkçı Quint, yeteneğinin en üst sınavıyla karşı karşıya olduğunu anlar; pek yüzme bilmeyen ve sudan korkan Brody, hayatta kalmak ve canavarı alt etmek için kendine hakim olmak ve bu korkuyu yenmek zorundadır.

Jaws, Steven Spielberg’ın kariyerini başlatan iki filmden biridir (diğeri Duel) ve onun en iyi filmleri arasında yer alır. Yüksek ölçüde hasılat rekoru kıran filmlerinden ötürü, Spielberg’in fenomen derecesinde akıllı ve sanat dolu bir yönetmen olduğunu bazen unutabiliyoruz. Zamanlaması süperdir, korku ve komediyi parlak bir etki yaratacak biçimde buluşturur, aktörlerinden harika performanslar elde eder ve özel efektler konusundaki sevgisi ile başarısı, bu filmde olduğu gibi öykü ve karaktere verdiği önemin önüne hiçbir zaman geçmemiştir.

Konuyu anlattıktan sonra birazda filmin perde arkasına bakmak gerek. Özel efekt ekibi, film çekimleri başladığı sıralarda hala mekanik köpekbalığı ‘Bruce’ un hatalarını tam olarak gidermeye uğraşıyordu. Kısıtlı bütçenin ve büyük stüdyo baskısının altında çalışmak zorunda kalan ekip, mekanik köpekbalığını kuzey Atlantik’in soğuk ve çürüten deniz sularında çalıştırmak için çabalarken, Spielberg’in filme start vermekten başka şansı kalmamıştı. Çalışmayan sahte köpekbalığının yokluğunu telafi etmek için Spielberg, başlangıç sahnelerinde köpekbalığı varmış gibi bir hava yaratmak adına, köpekbalığının bakış açısından çekimleri, John Williams’ın efsaneleşmiş iki notalı müzikal tınısı ile birlikte kullandı. Neyse ki ekip Bruce’u, filmin sonunda görülen büyük karşılaşmanın çekileceği zaman çalışır duruma getirdi. Bu arada bazı sahneler Avustralyalı su altı videosunun öncüleri Ron ve Valerie Taylor tarafından çekilen, canlı köpekbalığı çekimleriyle doldurularak geçiştirildi. Sonuç olarak bu yöntem oldukça işe yaradı ve filmin çoğunda köpekbalığını görememeleri nedeniyle seyircilerin korkusu büyüdü. Quint’in balıkçı teknesinde insanla canavarın karşı karşıya gelmesindeki heyecanın zirve noktasına yönelik merakı da beslemiş oldu.

Jaws neredeyse her seviyede başarılı oldu. Anlamsız olmadan korkutucu ve inanılmaz olmadan çarpıcı olmayı başardı (köpekbalığı size biraz sahte gibi görünüyorsa, Jaws’ın sinemalarda gösterildiği yıllarda bilgisayarlı grafik tasarım teknolojisinin en ileri noktasının Uzay İstilacıları filmi olduğunu ve Discovery Channel’daki gibi Köpekbalığı Haftası gibi bir şey olmadığını unutmayın). Roy Scheider’in Brody karakteri, kendisini sıra dışı durumlarda bulan ve karşısına çıkan zorlukla başa çıkmaya çalışan sıradan bir insan. Dreyfuss’un Hooper karakteri, kendini beğenmiş görünmeyecek kadar küstah, cesur ve Brody ile kurdukları arkadaşlık filmin omurgasına dönüşüyor (Spielberg ve senarist Carl Gottlieb, romanda Brody’nin can düşmanı olan Hooper karakterinden zeki bir biçimde sapıyorlar). Robert Shaw’ın Quint karakteri ise modern zamanların bir Kaptan Ahab’ı, canavar köpekbalığına karşı eşit olabilecek bir rakip. Filmde beliren merak duygusu son derece etkili, aksiyon ürpertici; mizah, duygu ve karakter gelişimi bu filmi, bir hasılat rekortmeni olmaktan çok daha fazlası yapıyor ve sinema tarihinin zirve noktasına oturtuyor..

Bunları Biliyor musunuz? (Spoiler İçerir)

– Steven Spielberg, Quint’in rolü için Sterling Hayden’ı istedi. Ancak Hayden’ın, vergi borcu yüzünden Vergi Dairesiyle başı dertteydi. Hayden’ın aktörlükten gelen tüm gelirinin Vergi Dairesi tarafından hacze konu olmasını bertaraf etmek için bir deneme yapıldı. Fikir şuydu; aynı zamanda bir yazar olan Hayden’a aktörlüğü için sendikanın belirlediği liste fiyatını ödemek, ancak ondan büyük bir meblağ karşılığında bir öykü satın almak.. Vergi Dairesinin bu planı fark edeceği sonucuna varıldığı için onun yerine Robert Shaw seçildi.

– Robert Shaw’ın da başı vergi dairesiyle beladaydı ve sahneleri tamamlanır tamamlanmaz ülkeyi terk etmesi gerekti.

– Canlı köpekbalığı çekimleri Avustralya, Seal Rocks’da çekildi. Gerçek bir beyaz köpekbalığı parçalanarak yakın çekimler için “genişletildi”.

– Quint’in kayıkevi, terk edilmiş bir alandaki Martha’nın Üzümbağı’nda inşa edildi. Belediye meclisi prodüksiyon ekibine, film çekimleri bittikten sonra kayıkevini yıkacaklarını ve çöpleri toplayarak her şeyi buldukları gibi bırakacaklarını belirten bir anlaşma imzalattı.

– Ön gösterim izleyicileri, köpekbalığının başının teknenin altındaki delikten göründüğü sahnede çığlık attılar. Seyircilerin “daha yüksek sesle çığlık atmalarını” istediği için, yönetmen Steven Spielberg sahneyi editör Verna Fields’ın yüzme havuzunda yeniden çekti.

– Yazar Peter Benchley, filmin son sahnesine itiraz ettiği için setten kovuldu.

– Massachusetts’teki Martha’nın Üzümbağı’nın Amity Adası olarak kullanılmasının ana sebebi, karanın 18 km açığında olmasına rağmen dip derinliğinin sadece 10 metre olması, böylelikle mekanik köpekbalığının çalışabilmesiydi. Bağırmaları ve kumsalda koşmaları için bölge sakinlerine figüran olarak 64$ ödendi.

– “İnsan yiyici” sanılarak limanda öldürülen ilk köpekbalığı, aslında Martha’nın Üzümbağı’nda yeterince büyük bir köpekbalığı olmadığı için Florida’da öldürülen gerçek bir köpekbalığıydı.

– Brody’nin filmdeki köpeği, Steven Spielberg’in gerçek köpeğiydi.

– Mekanik köpekbalığı filmin çoğunda bozuktu ve belirli çekimler için kullanıma hazır değildi. Bu durum Steven Spielberg’i kamerasını “köpekbalığı” olarak kullanmak ve köpekbalığının bakış açısından çekim yapmak zorunda bıraktı. Çoğu kimse, köpekbalığının orijinal öyküde olduğu gibi çok gösterilmemiş olmasının filmin “ürpertici” niteliğini artırdığına inanıyor.

– Alex Kintner’in ölüm sahnesi o kadar korkutucuydu ki bir x derecesi alabilmek için kesilmesi gerekti. Sahne, yüzenlerin arasında Alex’in bir kuklasının olmasını gerektiriyordu, sonra köpekbalığı sudan fırlayacaktı.

– Roy Scheider’ın batan Orca teknesi içinde kısılı kaldığı sahneyi doğru çekebilmek için 75 çekim yapmak gerekti. Scheider, acil bir durum olursa özel efekt ekibinin onu kurtaracağına güvenmediği için, gerekirse diye kabine baltalar ve kapaklar gizledi.

– İki ekibin kıyıya çektiği Susan Backlinie’a iki adet 130’ar kiloluk ağırlık bağlıydı. Bir grup sağa, diğer grup sola çekiyordu. Bu sahneyi çekmek üç gün sürdü.

– Köpekbalığı yapıldıktan sonra, suda hiç test edilmeden Martha’nın Üzümbağı’nda suya kondu ve konar konmaz okyanusun dibine battı. Sudan çıkarmak için bir dalış ekibi gerekti.

– Filmde plajdaki deniz feneri, filmin çekildiği Martha’nın Üzümbağı’ndaki gerçek bir deniz feneri. Sahnedeki bir reklam panosu yüzünden, deniz fenerinin post-prodüksiyonda özel efektlerle “taşınması” gerekti.

– Köpekbalığı patladıktan sonra, cesedinin batma sahnesi sırasında çıkan inleme efektleri, Spielberg’in ilk filmi, Duel’de tırın uçurumdan aşağı düşerken çıkarttığı seslerle aynı. Bu ses efektleri ilk olarak Creature From Black Laggon (Kara Gölün Canavarı) filminde kullanılmıştı.

– Steven Spielberg köpekbalığına avukatının adını verdi, “Bruce”..

– Orijinal senaryoda Quint boğularak ölmüştü. Köpekbalığına ateşlediği zıpkının ipi ayağında dolanmış ve köpekbalığı tarafından, Brody’den bıçağı vermesini isteyerek suyun altına çekilmişti. (Aynı zamanda kitaptaki karakter de böyle ölüyordu ve Steven Spielberg’le bu sahne üzerine yapılan bir röportaja göre Moby Dick’te Ahab da böyle ölür.) Ancak, Quint’in köpekbalığı tarafından yenmesine karar verildi, böylece senaryo filmdeki gibi değiştirildi.

– 1916’da Jersey Beach’de meydana gelen gerçek köpekbalığı saldırılarında (filmde Hooper’ın bundan söz ettiği gibi), saldırıların sırası filmdekine benzer: Sörf yapan bir yüzücü; bir köpek; bir çocuk ve gel-git çamurunda bir adamın ayağı.

– Uzun zamandan beri beklenen 100 milyon dolar (toplam hasılat 260 milyon dolar) seviyesinde gelir elde eden ilk film buydu.

– Robert Shaw, Richard Dreyfuss’a katlanamıyordu, sürekli kavga ettiler; bu durum Hooper ile Quint arasında gerçek bir gerilime yol açtı.

– Martha’nın Üzümbağı’nın ortalama yaz turist nüfusu filmden önce yaklaşık 5.000 kişiydi. Filmden sonra bu nüfus 15.000’e erişti.

– Post-prodüksiyonda boğulan bir kadının sesini yaratabilmek için Susan Backlinie bir mikrofonun önünde baş aşağı konumlandırıldı ve yukarıdan boğazının içine su döküldü.

Önceki Sonraki

27

Paylaşım

Yazar: Yasin Karakaya

Tüm Yazıları
9 Eylül 1977’de İstanbul’da doğdu. İlkokuldan Üniversiteye kadar ki eğitimini burada tamamladı. Korku filmlerine olan ilgisini ilk defa memleketi Aydın’da ki bir kahvehanede videodan izlediği Elm Sokağında Kabus filmi ile keşfetti. O sıralar 8 yaşındaydı. 80’lerin kanlı video kültürü ile yoğrulan beyni ilerde yapacağı bu site için ilk kıvılcımı çakmıştı bile. Bundan sonraki dönemde korku sineması ile ilgili herşeyle ilgilenmeye başladı. Geniş bir film arşivi ve korku figürleri koleksiyonu yapmaya başladı. 2003 yılında tamamen kendi çabasıyla korkucu.com sitesini kurdu. 5 yıl boyunca kendi yağı ile kavrulmaya çalışsa da pek başarılı olamadı ve bu konuda tıpkı kendisi gibi rahatsız ve inatçı olan Murat Özkan ile tanıştı. İkili 2008 yılında Murat Özkan’a ait olan Gerilimhatti.com sitesi ile korkucu.com’u birleştirme kararı aldı…

Yorumlar (11 Yorum)

YORUM YAZ