Kumlar havalanacak. Gökyüzü yarılacak. Güç serbest Kalacak... The Mummy (1999)

IT “O” (2017)

Korku Film Arşivi

BurçinYapıcı

09 Ekim 2017

0 Adet Yorum

0

Yönetmen: Andy Muschietti
Senaryo: Stephen King (Kitap), Chase Palmer, Cary Fukunaga, Gary Dauberman
Tür: Korku
IMDb Sayfası ve Puanı: 7.9/10
Yapım: 2017, ABD Süre: 135 Dakika
Oyuncular: Bill Skarsgård, Jaeden Lieberher, Jeremy Ray Taylor, Sophia Lillis, Finn Wolfhard, Jack Dylan Grazer, Chosen Jacobs, Wyatt Oleff, Nicholas Hamilton

Maine’nin küçük bir kasabası olan Derry’de okullar yaz tatiline girer. Fakat kasabada yaşayan yedi çocuk için tatil pek de eğlenceli geçmemektedir. Derry’de bir süredir çocuklar ortadan kaybolmaktadır ve yetişkinler bu durum karşısında tuhaf bir umursamazlık içindedir. Çocukların hayatta kalabilmek için tek şansı peşlerine düşen korkunç palyaço Pennywise ile tek başlarına mücadele etmektir. Ancak gerçekte ne olduğunu bile bilmedikleri bu yaratığı alt etmek hiç de kolay olmayacaktır.

Gösterime girdiği andan itibaren korku severlerin yoğun ilgi gösterdiği “IT” gişe başarısıyla rekor kırmaya devam ediyor. Filmin bu denli sevilmesinin ardında yatan en önemli faktör elbette Stephen King’in güçlü kalemi. Ancak sinema/TV uyarlamalarının çoğu zaman kitabın gölgesinde kalması da aşina olduğumuz bir durum. Burada yönetmenin hikâyeyi nasıl yorumladığı, hayal gücü ve elbette tecrübesi devreye giriyor. Andy Muschietti bir diğer başarılı filmi Mama’dan sonra IT ile de umut vaat eden bir yönetmen olduğunu ispatladı. Filmin başarısının ardında yatan diğer faktör ise elbette oyuncu seçimi. Çocuk oyuncular gösterdikleri muazzam performans ile herkesi büyülemeyi başardı.

Kısa sürede fenomen haline gelen “IT” Stephen King’in aynı adlı romanından uyarlama. Stephen King’in dört senede tamamladığı yaklaşık 1200 sayfalık roman ilk kez 1986’da sadeleştirilerek basıldı. Bunun sebebi yayınevinin bu kadar kalın bir kitabın satılacağına inanmamasıydı. Ancak altta yatan esas neden sansürsüz romanın içeriğiydi. Kitap vahşet, çocuk istismarı ve cinsellik içeriyordu. Toplumun vereceği tepkiden çekinen yayınevi gelen satış rakamlarından öylesine memnun kaldı ki bir sene sonra kitap yeniden bu kez sansürsüz olarak basıldı. Daha önce bir çok hikayesi uyarlanan ve izleyiciden olumlu tepkiler alan yazarın bu kitabı da çok geçmeden yapımcıların dikkatini çekti. 1990 senesinde iki bölümlük bir TV serisine uyarlandı. Hikayenin bel kemiği sayılan katil palyaço karakteri usta oyuncu Tim Curry tarafından başarıyla canlandırılırken dönemin popüler çocuk oyuncusu Jonathan Brandis de kadroda yer aldı. TV serisi bazı çevrelerce olumsuz eleştirilere maruz kalmasına rağmen akıllarda yer etmeyi başardı. Diziden tam 27 sene sonra ise yeni bir uyarlama haberi geldi üstelik bu kez sinema filmi olarak izleyiciyle buluşacaktı. Karar aşamasından çekimlere kadar her türlü detayı merakla takip eden sinemaseverler sonunda film ile buluştuğunda ise yapılan işten oldukça memnun kaldı. Film gösterime girdiği hafta daha önce Paranormal Activity filminin elinde bulunan rekoru kırarak “ilk haftasında en çok gişe yapan doğaüstü korku filmi” oldu. Bugüne kadar Eylül ayında gösterime giren tüm filmler arasında ilk hafta en yüksek gişeye sahip ikinci film olurken, ikinci haftada birinci sıraya yerleşti. Şu anda ise “tüm zamanların en çok gişe yapan korku filmi” ünvanını bugüne kadar elinde bulunduran 1973 yapımı The Exorcist filminin rekorunu da kırmış bulunmakta. Film ekibinin zafer sarhoşluğu devam ederken IT Chapter 2’nin gösterim tarihi de şimdiden belli oldu: 6 Eylül 2019.

Elbette bu ilk film herkes tarafından çok beğenildi demek doğru olmaz. Özellikle Stephen King okurlarını ikiye bölen bazı unsurlar da yok değil. Çünkü film çoğu noktada kitaptan ayrılıyor. Ancak şunu da unutmamak gerekir ki 1200 sayfalık bir kitabı iki bölüm olsa dahi sinema filmine uyarlamak oldukça zor bir iş. Diğer yandan IT yazarın en sert kitaplarından biri ve içinde bugün bile izleyicinin görmeye hazır olmadığı, cinsellik ve şiddet içeren bazı bölümler bulunmakta. Hele de bazı izleyicilerin Beverly karakterinin cinsel kimliğinin ön planda tutulduğunu düşünerek getirdiği eleştirilere bakılırsa bu bölümlerin filme alınmaması yerinde bir karar. Ancak unutulmamalı ki bu filmde Beverly ensest mağduru bir kız çocuğu. Üstelik toplum onu kurban değil suçlu olarak görmekte. Toplumsal bir yaranın filmlerde yahut kitaplarda işlenmeyişi onların yaşanmadığı anlamına gelmez. Bu anlamda yönetmen en azından ensest konusunu filme dâhil ederek bu soruna dikkat çekmiştir. Bir diğer konu ise O’nun gerçekte ne olduğu veya nereden geldiği; bu sorunun yanıtı kitapta uzun uzun verilmişse de her iki uyarlamada da tam olarak aradığımız cevapları bulamadık. Devam filminde bu konuya bir açıklık getirilecek mi bilinmez ama en azından şunu söyleyebiliriz ki O farklı bir evrenden dünyamıza gelen bir yaratık. İnsan gözü gerçekte O’nun neye benzediğini tam olarak algılyamaz. O korkudan beslenir hatta korkunun ta kendisidir. Bu sebeple korkunuz her ne ise O da odur.

Eleştirilen konulardan biri de Mike karakteri ve ırkçılık. Kitapta Derry ırkçı bir kasaba olarak tasvir edilir. Mike ve ailesi bu konu yüzünden epey sıkıntı yaşar. Lakin unutmayın ki kitapta Mike’ın çocukluk günleri 1958’de geçer. O dönem Amerika’da ırkçılık yaygın bir sorunken 1980’li yıllarda bu durum neredeyse ortadan kalkmıştı. Dolayısıyla filmde bu kısım es geçildi. Yalnız bize göre de çok haklı olan bir eleştiri var ki Mike aslında grup içerisinde daha aktif bir karakter olmasına rağmen filmde bunun tam tersi bir durum söz konusu. Örneğin tv dizisini izleyenlerin de hatırlayacağı gibi Derry’nin tarihini araştıran Ben değil Mike’tır. Yetişkinliğinde de kasabada kalır ve kütüphanede çalışır. Sinema filmi bize Mike’ın karakteri hakkında çok fazla bilgi vermese de en azından kitaptan onun ne kadar muhlis biri olduğunu biliyoruz. Ancak yönetmenin Mike ile ilgili farklı planları olduğunu da belirtelim. Devam filminde Mike Hanlon daha karanlık bir tipleme olarak karşınıza çıkarsa şaşırmayın derim. Filmde Bill Denbrough karakterinin işlenişi de yine kitabı okuyanlar tarafından beğenilmeyen bir nokta; çünkü kitaptaki Bill filmdekinden daha etkileyici ve karizmatik. Ancak filmde Bill gruba liderlik yapamayacak kadar pasif bir karakter. Stanley de yine beğenilmeyenler arasında. Burada eleştiriyi alan ise oyuncunun rol kabiliyeti. Aslında kitaptaki Stanley tam olarak böyle sönük, içine kapanık bir karakter. Ne kadar bir gruba dahil de olsa tam olarak asla oraya ait hissedemeyen ve gerçekten korkan bir çocuk. Ki bunu Stanley yetişkin bir adam olduğunda verdiği karardan ötürü çok daha iyi anlayacağız.

Film beğenilsin veya beğenilmesin yapılan iş Stephen King’in içine bir hayli sinmiş gözükmekte. Verdiği bir röportajda ‘Yapılan değişiklikleri gördüm ve beğendim’ demiştir. İkinci filmi sabırsızlıkla beklerken sizlere bu ilk filmde gizlenen belki gözünüzden kaçmış olabilecek bazı ayrıntıları da derledik. Özellikle bu kısımlar yüksek SPOILER içermektedir. Filmi izlemediyseniz okumaya devam etmemenizi tavsiye ederiz.

!!! YAZININ BU BÖLÜMDEN SONRASI YÜKSEK SPOILER İÇERMEKTEDİR !!!

• İlk detay çoğu korku severin zaten bildiği Pennywise’ın her 27 senede bir ortaya çıkması. Orjinal hikâyede olaylar 1957’de başlayıp 1958’de Pennywise’ın ortadan kaybolmasıyla kesiliyor. 1984 senesinde ise tekrar başlıyor. Filmde Ben kasabanın tarihini araştırırken bu durumu fark ediyor ve arkadaşlarına anlatıyor. Böylece biz de ikinci filmin günümüzde geçeceğini öğrenmiş oluyoruz. Bu arada gözden kaçıranlar için ufak bir detay: Tv serisi ile sinema filmi arasında da tam 27 senelik bir zaman dilimi bulunmakta.

• Derry Kasabası yazarın kurguladığı bir kasabadır. Insomnia, 22/11/63 ve Dreamcatcher kitapları da yine bu kasabada geçer.

• Pennywise, Derry kurulmadan çok önce oraya gelmiş ve kasabanın iliklerine kadar işlemiştir. Bu detayı Ben’in araştırmalarında karşımıza çıkan palyaço çizimlerinden anlıyoruz. Ancak o sahnede çoğu kişinin gözünden kaçan bir detay var: Ben kütüphanede Derry tarihini araştırırken buldukları karşısında dehşete kapılmaktadır. Tam da bu esnada arkasında duran kasabalı yaşlı bir kadın suratında tekinsiz bir gülüşle onu izlemektedir. Yine başka bir sahnede Ben, Bowers ve çetesi tarafından Öpüşme Köprüsü’nde sıkıştırıldığında yoldan geçen bir arabadan yardım ister. Arka koltuğunda kırmızı bir balon gördüğümüz araba içindeki yaşlı çift umursamaz bir şekilde yollarına devam eder. İşte bu yüzden kasabadaki yetişkinler bir tuhaftır, Pennywise bir şekilde hepsini etkisi altına almış adeta hipnotize etmiştir.

• Stephen King dünyasında bir karakterin farklı bir kitapta da karşımıza çıkması alışıldık bir durumdur. Pennywise da bunlardan biri. 22/11/63,  Insomnia ve Dreamcatcher’da çok kısa da olsa ondan bahsedilir. Ne de olsa kasabanın yerlisi.

• Bir diğer kitap şöhretimiz de kaplumbağa Maturin’dir. Kara Kule serisini ve O’yu okuyanlar Maturin’i gayet iyi anımsar ancak bilmeyenler için kısaca anlatalım. Maturin; evreni yarattığına inanılan varlık. Pennywise’ın en büyük düşmanı ve ondan bile eski. Pennywise ne kadar kötüyse Maturin o kadar iyi. Tv dizisinde bu karakterden hiç bahsedilmedi ancak Andy Muschietti satır aralarında bizlere o yaz çocukları koruyan bir başka gücün olduğunu hatırlattı. İlk olarak çocuklar hep birlikte yüzerken suyun içinde bir kaplumbağa olduğunu fark ederler. İkinci olarak ise Bill’in kardeşi Georgie’nin odasına girdiği anda karşımıza çıkar. Hem de iki kez. Birincisi, Georgie’nin odasındaki kaplumbağa desenli duvar kâğıtları. İkincisi Bill’in odada bulduğu lego kaplumbağa figürü. Hatırlarsanız kardeşinin hayalini gören Bill elinde o oyuncak ile odadan çıkıp bodrum katına iniyor ve gördükleri karşısında dehşete kapılıp oyuncağı düşürünce kaplumbağa tamamen paramparça oluyordu. Bu figürün özellikle Bill’in yalnız olduğu sahnede kullanılmasının da bir sebebi var; kitapta Maturin ile temasa geçebilen tek kişi Bill.

• Henry Bowers’ın başı çektiği serseri çetesi malum. Çocukların başına açtıkları işler saymakla bitmez. Ben’i kovaladıkları gün kaybolan arkadaşları Patrick Hocksetter, oğlanı aramak için tünele girer ve ona doğru gelen kırmızı bir balon görür. Balonda “I HEART DERRY” yazılıdır. Sonrasında kaybolan çocuklar ile karşılaşır ve huzurlarımızdan ayrılır. Aslında burada çok önemli bir detay gizli. Kitapta Adrian Mellon adında eşcinsel bir karakter kasabalı bir grup homofobik tarafından saldırıya uğradığında başında “I HEART DERRY” yazan bir şapka takılıdır. Grup Adrian’ı feci şekilde döver ve meşhur Öpüşme Köprüsü’nden aşağı atar. Elbette Pennywise aşağıda kurbanını bekliyordur. Öpüşme Köprüsü’nü filmde Ben’e saldırdıkları yer olarak hatırlarız. Bir diğer ayrıntı ise kitapta Patrick Hocksetter’ın gizli bir eşcinsel oluşu. Muschietti detayların arasına toplumsal mesaj eklemeyi de ihmal etmemiş.

• Henry Bowers ve çetesi 1978 model mavi bir Pontiac Trans-am kullanır. Bu araba bir başka Stephen King uyarlaması olan Sleepwalkers filminde temiz görünüşlü canavarımız Charles Brady tarafından da kullanılıyordu.

• Filmin ortalarına geldiğimiz esnada hala Richie’nin neden korktuğunu öğrenemeyiz. Aslında film boyunca da bundan tam olarak emin olamayız. Ama kitapta Richie, Derry’nin sembollerinden biri olan baltalı kahraman Paul Bunyan’ın statüsünden korkar. Çünkü heykel canlanıp ona saldırır. Filmde bu sahne yok ama çocuklar şehir merkezinde Pennywise ve korkuları üzerine konuşurlarken arka planda Paul Bunyan heykeli gözükür. Tam da bu esnada gösteri yapan bir palyaçoyu gören Richie korkusunun ne olduğunu açıklar; palyaçolar.

• Richie’den devam edelim. Çocuklar izbe ev yani filmde geçen adıyla wellhouse’a, Pennywise’ın izlerini aramak için gittiklerinde Richie dalların arasında kendi kayıp ilanını görür ve dehşete düşer. Devamında palyaço oyuncaklarıyla dolu olan bir odaya girer. Richie korku içinde oda içinde ilerlerken Tim Curry’nin Pennywise figürü görüş açımıza girer. Bu sahne sanatçıya bir saygı duruşu niteliğindedir. Bir diğer ayrıntı da Pennywise ve Richie arasında yaşanır. Pennywise oğlana “Bip Bip Richie” diye seslenir. Her ne kadar filmde duymamış olsak da aslında bu Richie çok geveze olduğu için arkadaşları tarafından ona takılan lakaptır. Susması gereken zamanlar da Bip Bip Richie derler. Ancak Pennywise bunu dalga geçmek için kullanır.

• Filmin diğer Stephen King uyarlamalarına selam gönderdiğini daha önce de belirttik. Bunlardan biri de Christine. Bir sahnede Eddie’nin üzerinde Christine’i andıran canavar bir araba baskısı olan bir tişört görüyoruz. Bir diğer sahnede Billy “Trucker Brothers” yazan tişört ile karşımıza çıkıyor ki bu isim yazarın Derry’de geçen başka kitaplarında da mevcut. Elbette O romanında da firma hakkında birkaç paragraf bulunmakta. Bir diğeri ise serseri çetesinden Belch Huggins’in okul koridorunda gözüktüğü sahnede üzerinde bulunan Anthrax tişörtü. 1980’li yılların popüler trash-metal grubu Anthrax’ın Among the Living şarkısı The Stand filminde çalınır. Çocuklar film boyunca başka King uyarlamaları olan Carrie, Pet Semetary ve The Shining’e atıfta bulunan tişörtler giyerler.

• Filmin en can alıcı sahnelerinden biri Beverly’nin kanlı banyosuydu. Aslında bu sahnede A Nightmare on Elm Street serisinin ilk filminde Glen’in (Johnny Deep) ölüm sahnesinden esinlenilmiştir. Kitapta ve tv serisinde bu olay daha az kanlıdır ancak sinema filminde banyo sahnesi oldukça ürkütücüdür. Bu sahnenin devamında Beverly’nin babasının kanları görememesi de bize yine Pennywise’ın Derry’deki tüm yetişkinleri etkisi altına aldığını gösterir. Burada eklememiz gereken bir ayrıntı daha var. Yönetmen Pennywise’ı Elm Sokağı Kâbusu serisinin meşhur canavarı Freddy Krueger’a benzettiği için eleştiri alır. Ancak her iki hikâyeyi de düşündüğümüzde zaten benzerlikler olduğunu fark ederiz. Her ikisi de korkudan beslenen canavarlardır ve hedefleri de çocuklardır. İki hikâyede de kasaba halkı tuhaftır ve çocuklar adeta kaderlerine terk edilmişlerdir. Bu arada yönetmen bu benzetmeden hiç rahatsız olmadığını belirtmiştir.

• Beverly banyodaki kanı göstermek için Kaybedenler’i evine davet eder. Çocuklar kanı temizleyip evden ayrılacakları esnada Ben kızın odasına bir göz atar ve Kurbağa Prens kitabını fark eder. Filmin sonlarına doğru bu bilgi çok işine yarar. Gerçek aşk ile verilen bir öpücük kurbağayı prense çevirebilir. Bazen de süzülen kızları kurtarır ki Ben’in kızı öperek kurtardığı sahneyi hatırlarsınız. Süzülmek demişken “We all float down here” Altın Kitaplar’dan çıkan her iki kitapta da (Sansürlü/Tam metin) “Burada her şey uçuyor.” Şeklinde çevrilmiştir. Cümle dizinin dvd/vcd formatlarında aynı şekilde geçmektedir. Ancak sinema versiyonunda “Hepimiz süzülüyoruz.” olarak değiştirilmiştir. Ki bu çocukların havada süzüldüğü sahneyi göz önüne aldığımızda en doğru çeviri sayılabilir.

• Beverly pennywise tarafından kaçırıldıktan sonra kitapta ‘deadlights’ olarak geçen O’nun gerçek formunu görür ve katatonik bir şekilde havada süzülmeye başlar. Bu aslında Kaybedenler’in yetişkinlik dönemlerinde Bill’in karısı Audra’nın başından geçmesi gereken bir durumdur. Bir diğer konu ise Henry Bowers’ın ölümü. Hem kitap hem dizide Henry, IT’in saldırısından sağ kurtulur ancak kasabada işlenen tüm cinayetler ve kayıplar onun üzerine kalır. Ama saldırı esnasında zaten aklını kaybettiği için ceza almaz ve tımarhaneye kapatılır. Pennywise geri döndüğünde ise Henry’nin zihnini kontrol ederek artık birer yetişkin olan kaybedenlerin üzerine salar. Ancak bu filmde Henry, Mike tarafından kuyuya atıldı ve biz cesedini görmediğimiz için akıbetini şimdilik bilemiyoruz. Yine de bu ve bunun gibi bazı değişiklikler bize Chapter 2’de farklı bir hikâyeye tanık olacağımızı gösteriyor.

• Kitapta olaylar 1957 senesinde başlar ve 1958 yazında devam eder. Çocukların o dönemde korkuları klasik canavarlardır; kurt adam, mumya vs. Dolayısıyla da Pennywise onlara bu karakterlerden herhangi biri şeklinde saldırır. Ancak sinema filmi 1989 yazında geçer ve o dönem çocuklar klasik canavarlardan korkmayı çoktan bırakmıştır. Sinema filminde bu tiplere rastlamayışımızın sebebi budur. Yine de bir sahnede Pennywise’ın ellerinin kurtadam pençesi gibi gözüktüğüne de şahit olduk. Böylece klasik canavarlara da bir selam çakılmış oldu.

• Derry sinemasında 1989 yazında üç film gösterime girmiştir; Haziran ayında Batman, Temmuz ayında Lethal Weapon 2 ve Ağustos ayında A Nightmare on Elm Street: The Dream Child.

• Bill’in odasında da iki film posteri dikkatimizi çeker; biri Beetlejuice diğeri Gremlins. Burada şu nokta göz önüne alınmalı eğer orijinal hikâyeye sadık kalınırsa Bill yetişkinliğinde korku kitapları yazan ünlü bir yazar olacak. Korku türüne duyduğu merakın o yaşlardan başladığını odasındaki posterler aracılığıyla bize gösterip yetişkinliği için bir referans veriyor olabilirler. Ayrıca her ikisi de çocuk dostu korku filmlerinden ve o dönemin en beğenilenleri.

• Çocuklar Bill’in evinin garajında polaroid kamera ile fotoğraflara bakarken aile fotoğrafı açılır ve Bill’in annesinin görüntüsü yavaş yavaş değişerek Pennywise’a dönüşür. Bu sadece King’in sadık okurlarının hatırlayabileceği bir ayrıntı. Gece Yarısını Dört Geçe kitabında yer alan Güneş Köpeği adlı kısa hikâyede 15. doğum gününde ailesi tarafından polaroid fotoğraf makinesi hediye edilen bir çocuktan bahsedilir. Büyük bir hevesle makinesini kullanmaya başlayan çocuk kimi veya neyi çekerse çeksin makineden hep aynı siyah köpeğin fotoğrafı çıkar. Üstelik köpek her pozda biraz daha yaklaşmaktadır. Kevin adlı bu çocuk fotoğraflardan dışarıya hafif bir rüzgâr estiğine de yemin edebilir. İşte Pennywise’ın fotoğrafta esen rüzgârla beliren görüntüsü King hayranlarına bu hikâyeyi anımsatır.

• Son olarak paylaşacağımız detay ise filmin finalinden; çocuklar Pennywise’ı alt ettikten bir süre sonra tekrar bir araya gelir. Beverly onlara katatonik haldeyken gördüğü bir hayalden bahseder. Bu hayalde hepsi birer yetişkindir ve tekrar O ile karşı karşıya gelmişlerdir. Hikâyenin bu şekilde devam edeceğini herkes biliyor. Ancak Beverly yaşadıklarını unutmaya başladığından da söz ediyor ki aslında orijinal hikâyede bu durum kasabadan ayrılmalarıyla birlikte gerçekleşmeye başlıyor. Bir diğer gizli detay ise söz verdikleri esnada yaşanır. Çocuklar Pennywise yeniden döndüğünde gelip savaşacaklarına dair bir söz verir. Verilen sözün bir nişanesi olarak da avuçlarını kesip elele tutuşurlar. Kamera onlardan uzaklaşırken biz Eddie ve Stanley’in ellerine odaklanırız. Özellikle de Stanley’in kan içinde kalan eli kameranın görüş açısındadır. Elele oluşturdukları halkadan ilk ayrılan da Stanley olur. Ardından da Eddie. Peki, tüm bunlar ne anlama geliyor? TV dizisini izlediyseniz Mike’ın 27 sene sonra tüm arkadaşlarına tek tek telefon edip O’nun geri dönüşünü haber verdiğini hatırlarsınız. Bunu duyan tüm grup üyeleri Derry’e döner, biri hariç; Stanley. O yaz yaşadığı olayların baskısını kaldırmakta güçlük çeken Stanley telefonu kapatır ve evinin banyosunda bileklerini keserek intihar eder. Banyonun duvarına da kendi kanıyla bir mesaj bırakır: IT… Kaybedenler Kulübü’nün ikinci merhumu ise Eddie olacaktır. Pennywise ile yüzleşen yetişkin kaybedenler bu kez kasabadan bir kurban vererek ayrılacaktır. Filmin finalinde çemberden ilk ayrılanların Stanley ve Eddie olması devam filminde hikâyenin bu kısmına sadık kalınacağına dair bir izlenim yaratıyor.

Korkucu.com için yazan Burçin YAPICI

Önceki Sonraki

27

Paylaşım

Yazar: Burçin Yapıcı

Tüm Yazıları
Korku türü ile 6 yaşındayken bir cuma gecesi izlediği Elm Sokağı Kabusu ile tanıştı. O günden sonra çocukluğunun büyük bir bölümünü Freddy Krueger'a aşık olarak geçirdi. Korku filmlerine olan tutkusu diğer ebeveynlerin aksine annesi tarafından her zaman teşvik edildi ve birlikte sayısız defa korku film izlediler. Sadece korku sinemasına değil Korku Edebiyatına ve Paranormal olaylara ilgi duyan Burçin sıkı bir Stephen King hayranıdır. Aynı zamanda film ve eski fotoğraf koleksiyonu yapmaktadır.

YORUM YAZ